6 Ocak 2023 Cuma

Budapeşte 2. Gün / Nasıl Her Zaman Kafam Dağılıyor Bilmiyorum \°/


Eveet akşamdan kahvaltılıkları alınca sabah güzel oldu. Akşam dediğim tabi saat farkından dolayı dokuz buçuk gibi sızmışım ben, sabah da altıda hortladım :)


Gelelim dağılan kafama. Göya şu gördüğünüz tepeye çıkmayacağıdım da onun yerine saraya gideriz diyordum. Ama sen şabalak Handan, saraya ulaşacağın yolda nevrin dönsün, elindeki haritaya baka baka çık tepeye. Hayır bir yandan çıkıp bir yandan da Allah Allah saray da aşağıda gibi gelmişti diyorum. Basiret bağlanması böyle bir şey olmalı. Harika plânlar yapıyorum ama hep bir saçmalıkla işimi bozuyorum. Ya ayzaymır geliyorum Handan diyor ya da Allah burnum daha fazla büyümesin diye kafama vuruyor. 


Neyse biz günümüze bakalım. İlk olarak Bilgehan'ın bakmak istediği dükkâna gitmek üzere yola çıktık. O arada böyle kapalı çarşıdan geçtik. Biberi ünlüymüş Macaristan 'ın, pul biber. Süslü püslü torbalarda satıyorlardı. Hediyelik alalım dedik ama suratsız satıcı teyze yuroya fahiş fiyattan çevirince vazgeçtik.


Bilgehan sevdiği figürleri satın aldı. Oradan şehrin Buda tarafına geçtik. Şu köprü çok zarif değil mi ?


Ehehe, kırmızı ışık yanınca şöyle bir halini de çekebildim.


Burada fotoğraf sırası karışmış aşağıdaki bina girdiğimiz kapalı çarşı.



İşte saraya gidiyorum diye özgürlük heykeline yükselen Handan'ın manzarası. Neyse ki hava kıştı, paltomu koluma takıp yürüdüm, yazın düşünemiyorum bile.






O tepeden sonra artık saraya gidecek mecalimiz kalmamıştı. Üstelik saat ikide bir restoranda rezervasyonumuz vardı. 





Restorana giderken postaneye rastlayıp mutlu olduk. Hemen kendimize kart attık :D Evet gittiği her yerden kendi evine kart atan aile biziz :D




Getto Gulyas'ı bir sitede okumuştum. Gulaşı güzel diyordu. Google haritadan bakarken rezervasyon yapıldığını görüp dur deneyeyim demiştim. 


Doğrusu öylesine yaptırmıştım rezervasyonu, iyi ki yaptırmışım, bir saat önce gittik, yer yoktu. Doluymuş bayağı:D Çok merkezi yerde de değildi ama herkes biliyormuş demek. 


Ünlü gulaş da bizim haşlama et yemeğinin aynısı :D


Şu ekmeği en çok sevdik diyebilirim. Neyse içerisinin havası da diğer yemekler de güzeldi. Dinlendik bir güzel .


Oradan çıkışta Bilgehan , bana bu kadar yetti diyerek otele döndü. Can benim elime kaldı :D


Önce Macar Ulusal Müzesi'ne gittik. 140 liraydı kişi başı .




Kanuni'nin fethi kısımları pek bir tanıdık geldi :)




Müzeden çıktığımızda manzaramız şuydu.



Bir kafede sıcak çikolata içip sokakların tadını çıkartmaya devam ettik.


Aslında bu retro müzesini Bilgehan sever diye seçmiştim ama o sıcak odadan çıkmak istemedi. 


Komünist dönem ağırlıklı geçmiş yıllara bakış müzesiydi. O yıllarda Macaristan'la ortak tek ürünümüz Lüx sabunmuş.



Bir de televizyok üzeri dantel .




Keyifli bir müzeydi ama o kadar para vermeye gerek de yoktu bence. Can duymasın :D


Oradan çıkınca yine noel pazarlarına daldık. İşin ilginci bir gün önce çok az kimse varken o akşam gayet kalabalıktı. Tatilleri bitmişti de geri mi dönmüşlerdi, yoksa tatil mi başlamıştı anlamadım ama mutlu oldum kalabalığı görünce .


İşte böyle geçti iki gün. Akşam yine dokuz buçuk gibi tuş olduk. Sabah odada kahvaltı yaptıktan sonra havaalanına gitmek üzere yola çıktık.





 İstanbul'a böyle bir manzara ile merhaba diyerek evimize döndük.


4 Ocak 2023 Çarşamba

Budapeşte 1. Gün

Topu topu iki gün zaten ama yine de baktım çok fotoğraf var ikiye ayırayım dedim :)

Bu sene Can'ın kışlık izninin bir parçası aralığın sonuna denk düştü. Noel pazarı hayali kurmaya başladım ben de zira çok seviyorum o ortamı. Sevgili Ayşe'nin Handan sen bayılırsın buraya demesi sayesinde ilk defa onun yanına Dortmund 'a gidip görmüştüm ve gerçekten de bayılmıştım. (Dortmund etiketine tıklayıp o gezime de bakabilirsiniz ) 

Bu sene merak ettiğim şehir olan Budapeşte 'ye gelelim dedim. Gerçi iznimiz noelden sonra olunca pazarlar duruyor mu acaba diye endişelenmiştim ama yılbaşına kadar durması gerekir diye geçirmiştim aklımdan.

Bookingden otellere bakarken merkezde olanlarından seçmek istedim. Otelden çıkış dolaşalım ve vasıta falan aramadan dönelim dedim. Macaristan çoğu Avrupa ülkesinden uygun fiyatlıymış sanırım. 247 euro tuttu, üç kişi iki gece konaklama. Tam merkezde bir binanın en üst katında yaklaşık 30 metrekarelik mini daireydi tuttuğumuz. Mutfağı kullanışlıydı. Bilgehan'ın yattığı çekyat rahattı. Bizim yatak da öyle. Banyosu yerden ısıtmalıydı. Soğuk bir iklim olduğundan otelinizin ısıtması iyi olsun diyorlardı, bizimkisi sımsıcaktı. Sahibi giriş saati 15.00 olduğu halde bir saat öncesinden bize yeriniz hazır diye mesaj atmış. 

Öğlen uçağına binmiştik. Saat farkı sayesinde bindiğimiz saatte indik :D Havaalanından otobüs 75 lira gibi bir rakam tutuyordu kişi başı. Yaklaşık yarım saat kırk dakika gibi merkeze varıyor. Ondan inip yürüyerek otele ulaştık.


Şu merdivenlerin güzelliğine bakar mısınız.  Tabi asansör olması da başka güzel :D


Eşyalarımızı odamıza bıraktığımız gibi dışarı attık kendimizi.



Hemen Tuna Nehri'nin kıyısına gidip hava kararmadan orada yürüyüş yaptık.








Sonra hava karardığında yola çıkan tekne turuna bilet alıp bir de onunla bir saatlik tura çıktık. Bilet kişi başı 250 liraydı.









Hava buz gibi olduğundan içeride durmak zorunda kaldık, dışarıdan manzara daha da güzeldi eminim. Ama en azından camlar temizdi.

 

Karnımızı doyurduktan sonra kendimizi noel pazarına attık. Oldukça boştu pazar. Tıklım tıkış olmayınca biraz hüzünlendim zira kalabalık yerleri hiç sevmem ama noel pazarları kalabalık keyifli oluyor .







Pazarda keyifle dolaşıp, çıntı pıntı birşeyler alıp sıcak şarabımızı da içtikten sonra otelimize döndük.




Dönüşte markete uğrayıp kahvaltılık şeyler aldık . Her yere yakın olmak nefisti.

Haa otelimiz Holiday Concept'ti. Otel olmadığından haritada gözükmüyor bookingden bakabilirsiniz ama. Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. 

İşte ilk günümüz böyle geçti :)

2 Ocak 2023 Pazartesi

İlk İki Gün Gayet Verimli Geçti

Dün sabah yılın ilk kahvaltısını birlikte bizde yaptık. Heheh bir gece önce kalan ne varsa eve getirdiğim için pek zor olmadı hazırlamak :D

Nasılsa fotoğraf çekmemişim hiç, hayret :D

Günün kalanı evse ne kadar cips, pasta, abur cubur bulduysam yiyip bilimum film izleyerek geçti.

Geçen gün Bıçaklar Çekildi'yi izlemiştik, bu sefer de Gizemli Bir Serüven'e baktık. Sonra Can rus mafyalı bir şey seyretti. Derken Yüzücüler'e geçti falan. 

Bugün Bilgehan'la diyetimizin ilk günüydü. Kalkıp pilates yaptım. Annemle yürüyüşe çıktığımızda yakındaki bir hastaneye gidip onun çekilmesi gereken akciğer grafisini yapıyorlar mı diye öğrenelim dedim. Yapıyorlarmış ama özel sigortaya on bir bin lira gibi bir rakam. Sigortası ne kadarını karşılar öğrenme şansımız olur mu diye bakarken dediler ki sgk ile doktora muayene olup da ona yazdırırsanız doktor sekizyüz işlem yediyüz elli lira tutar. E güzel. 

Üç saat sonraya doktora randevu verdiler, eve döndük.

O arada ortopedistten randevu alayım dedim. Tabi ay sonuna kadar doluymuş. Neyse asistanı bana döndü haftaya pazartesi gününe verdi randevu. Tek sorun Can'ın da kolundaki bezeyi göstermek istiyorduk, haftaya pazartesi o uçuşta . Neyse artık dedim.

Doktor saatine kadar mutfağa gireyim diyerek çorba ve kinoa pişirdim . O arada ortopedistimin asistanı tekrar aradı, gelebilirseniz 15.40 a randevu açıldı diyerek. Hımmm 14.30 da buradaki randevudan çıkıp oraya yetişebilir miyim ki acaba dedim ama randevuyu da aldım.

Annemle doktora gittik. O arada ilaçlarını geçen haftadan beri içmediğini öğrenip şok oldum. Bunu ikinci kere yapıyor. Haberim olsa neyse, haberim de yok. Başına bir şey gelse ilaçları alıyor diyeceğim :/

Neyse orada işimiz çabuk bitti, çarşambaya grafi randevusunu alıp diğer hastaneye gittik.

Omzum için bol buz tedavisi verdi. Bir de ilaç. Kalçamdaki şey için de menüsküs gibi yırtık olabilir dedi. Film çektirmem gerek. Can'ın da kolunun ağrısı yağ bezesinden değilmiş ağır kaldırıp indirirken tenisçi dirseği olmuş.

Dönüşte yapı markete uğrayıp anneme musluk ve klozet aldık. Pandemide evine hemen hiç girmeyince eksiklerini de görememişiz. Yarına usta ayarladık, takacak hepsini .

Böylece düşündüğümün ötesinde çılgın verimli bir gün oldu.

Diş rontgenini çektirip diş doktoruna da gitmeyi başarıp. Üzerine grifiyi kalp doktoruna gösterip. Bir de katarak ameliyatını ayarlarsak. Hahahahaha. Neyse birer birer gelin .

Anneme diyorum ki. Sana bu kadar masraf yapıyorum bak, en az elli yıl daha durmak zorundasın, parasını çıkartsın . Hahaha. Beni dövüyor :D

Yalnız eve dönünce salondaki koltukta kitap okurken elimden düştü, uyuya kalmışım. İnsan kitabı okurken uyuyakalır mı yav ? Yani uykun gelir kitabı bırakırsın da, cümleyi okurken elimden düşmesi pek komikti.

İşte böyle başladık yıla.

Dur yazı fotoğrafsız kalmasın. Metehan'ın dün pişirdiği bolonez soslu makarna ve patates kızartmasını koyayım buraya. 


Döndüğünde mutfağa benden başka birileri de girecek sanırsam artık, pek heyecanlıyım :)


Burası da yılbaşı gece yarısı gittiği tapınak. İlk dua için gidiyormuş insanlar. Biz de o sırada whatsapptan yanındaydık . (henüz akşam altıydı burada ) Gonglarla yeni yıla girdiler . 

Ay bak şunu da koyayım. Geçen hafta arkadaşının evine geleneksel mochi yapımına gitmişti. Haşlanmış pirinci uzun uzun tokmaklarla döverek yaptılar . İnternette tatlı olarak gördüm hep ama bizimkiler o gün pirinç hamuru parçalarını çeşitli soslara atarak normal yemek olarak yediler.


Şu yaşadığı deneyimi hiçbir değişimle oraya eğitime giden öğrenci yaşamamıştır. Onlar daha çok kendi aralarında iletişim kuruyorlar. Metehan katıldığı okulun dans klübü sayesinde Japon kültürünü de çok güzel gözlemliyor.



Yine daldan dala konup, hastanede başlayıp Japonya'da biten bir yazı yazmayı başardım, aferim bana:D

Üşenmeyip Budapeşte yazısı da yazsam yakında iyi olacak. 

Şimdilik iyi gecelerrr.

1 Ocak 2023 Pazar

Sarılalım Sıkı Sıkı

Annemin içeride bizim dışarıda durduğumuz nice buluşmalardan sonra dün gece ilaç gibi geldi. 

Çünkü sarılmadıkça kaybettiklerimizin virüsten de beter olduğunu hissettik artık.