8 Haziran 2020 Pazartesi

Kurulamayan Hayal :D


Balkona çamaşır toplamaya çıktığımda esen serin rüzgâr tatile gitmişim hissiyatı uyandırdı bende.

Hani sabah erkenden kalkıp sahile inersin, gün boyunca yakıp yandıran hava o sıra henüz kendine gelmemiştir, kumlar serindir, üzerindeki şala sarınır oturursun. Dalgaların sesini dinlersin.

Gerçi benim şu anda fonda darbeli matkap sesi geliyor ama neyse artık :/


Bu da ben yazımı yazarken gelip aspiratör borusuna konan minik serçe. 

Şimdi almış olduğum kiloların üzerine hıyarlı suyumu içerkene fondaki sesi duymazdan gelip serçelere odaklanayım. Ufuktaki denize dalayım biraz.

Bu yazıya bu niyetle başlamamıştım ama darbeli matkap böyle yaptı. 

Günaydın.

7 Haziran 2020 Pazar

Pazar Günü Film Önerisi



Dün şarkı falı yaparken aklıma geldi bu şarkı, sonra da film. Çok keyifli ve düşündürücü bir filmdi, izlemediyseniz pazar keyfi olarak şans verebilirsiniz. Hafiften müstehcen konuşmalar var aklınızda olsun.

6 Haziran 2020 Cumartesi

Yakın Plân

Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki
Yeni okula başlamışız
Yeni sevmişiz

Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına
Yarın bitecek sanki her şey
Yarın ölecek gibiyiz.

Daha doymamışız yaşamasına
Günlerimiz dün bir, bugün iki
Sakın bir şey bırakma yarına
Yarın yok ki.

Özdemir Asaf


Yakın plân derken aklıma bu şiir geldi. Çok da severim.


Düşündüm okurken. Bugünlerde her şeyi sonraya bırakıyoruz malum. Saçlarımın dibindeki beyazlar sonraya kaldı boyatmak için. Tatiller sonraya kaldı. Festivaller, konserler sonraya kaldı. Maçlar, olimpiyatlar. Annemle oturup birlikte yemek yemek bile sonraya kaldı.


Ama isyanlarda değilim.


Gündoğumları sonraya kalmadı. Günbatımlarının gözalıcı renkleri de. Kitaplarım,  müziklerim, filmlerim sonraya kalmadı. Lezzetli yemeklerim de.


Yüzyüze görüşemesem de sohbetlerim yarına kalmadı. İçimde kalmadı sevgi sözcüklerim. Kuş sesleri, çiçekler, ağaçlar da yarına kalmadılar.


Bahar yarına kalmadı. Gördüğüm kadarıyla yaz da kalmadı, sımsıcak sarmaya başladı.


Sözlerim yarına kalmadı, yazılarım da. Fotoğraflarım kalmadı yarına, bir küçücük balkonda bile sabah akşam bir sürü kare yakaladım.


Sevmeklerim yarına kalmadı. Bütün felâket tellalcılarına inat umudum da yarına kalmadı. Aynada kendime gülümsemem, sevgilime sarılmam, çocuklarımı hayran hayran izlemem de.

Çok şükür. Pek bir şey bırakmamışım yarına. Şu dünya üzeride yapabileceğim ne varsa yapmışım işte. Gerisi Allah kerim.


Not: Fotoğraflarda şarkı gizli, tıklayıp almayı unutmayın.

5 Haziran 2020 Cuma

Akşam Sefası

Güneş papatyalarımın üzerinden geçerken oturup izledim. Papatyalar dediysem bir kök papatya aslında. Senelerdir satın aldığım papatyaların sarı tohumlarını serperim saksıların üzerine. İlk defa bu sene minik bir tane gördüm,  nasıl mutlu oldum. Derken o bir tane büyüdü büyüdü, minicik bir papatya bahçesi yarattı. İşte o minicik bahçeme, sabahın ilk, akşamın son saatlerinde güneş vuruyor. Bana verdiği hediye için doğaya teşekkür ederek seyrediyorum ben de.


Balkonum katalog balkonları gibi değil. Saksılarım doluda kırıldı. Yeni aldım güya ama sonra o kırık hallerini sevdiğime karar verdim. Yukarıdan suladıkça alttaki saksıya süzülmesini sevdim, bir tanesini kalbe benzemesini sevdim. Çiçeklerim şıkır şıkır değil. Sokuşturduğum çekirdeklerden çıkan fidanların ne olduğunu bilmiyorum örneğin bu defa.


Dışarıdan toplayıp toplayıp getirdiğim akşam sefaları, kocaman bahçelerim varken hiç çıkmamışlardı, bu balkonu sevdiler. Afacanlar bütün saksılara da yayıldılar. Şimdi onların büyümelerini izliyorum. Sardunyalar bir açıp bir soluyorlar.



Kayagülü nereden nasıl geldi bilmiyorum. Karanfilin bir tanesini bir dal karanfilden köklendirdim.



Başına buyruk bitkilerim var.

Onlara dokunmayı, koklamayı, öpmeyi seviyorum. Her birisinin ayrı ayrı büyümelerini izlemeyi, farklı mevsimlerde topraktan başlarını çıkartmalarını, sanki kaybolup gitmişler diye düşünürken yeniden dal verip büyümelerini seviyorum. Otların arasından değişik bir yaprakla karşılaşınca heyecanla neye benzeyeceğini beklemeyi seviyorum.



Balkonumda şıkır şıkır mobilyalarım yok. Ama oturduğum sandalyem başımı da yaslayabileceğim kadar yüksek arkalıklı ve rahat. Masam seneler öncesinden kalma ama boyu tam uyuyor.

Mutluluk aldığım gıcır mobilyalarda değil.

Biliyor musunuz, taa ilkokuldayken öğretmenimiz bize fakir birisinin evinden bahsetmişti. Ben ilkokul zamanlarımı çok hatırlamam, bayram törenleri,  aktarma günleri gibi özel anları hayal meyal.  Ama o anlattığını unutmam hiç. Evde eşya pek yokmuş ama tertemiz,  örtüleri eski de olsa pırıl pırılmış. O yaşımda güzelliğini görmüştüm o evin. Bu yaşımda hâlâ güzelliğin bambaşka şeylerde olduğunu düşünüyorum.

Güzellik, orada otururken beni heyecanlandıran toprağın bereketinde, güzellik karşımdaki ağaçlarda, güzellik elimdeki çayın buğusunda, güzellik Can'ın komikliklerine attığımız kahkahalarda, güzellik bunalıp çıktığımda içime çektiğim nefeste, güzellik kuşların seslerinde.

İşte böyle.

Benü uzaylılar kaçırıp yerime kopyamı koymuş olmalı, uzun uzun yazmaya başladım son zamanlarda. Hiç böyle yapmazdım. Çeneme vurdu iyice :)

4 Haziran 2020 Perşembe

Sadece Şimdide Olmak.

Sanırım en zorlandığımız şey bu.

Hayat bir gündür o da bugündür falan gibi sözleri ayıla bayıla okuyoruz ama bugünü yaşamaya gelince ne kadar başarabiliyoruz?

Biraz önce kendimi, yatak odasına girip kapımı kapatmak suretiyle aile bireylerinden izole ettiğimde elimde Yalnızca Yavaşladığınızda Göreceğiniz Şeyler kitabı vardı.

Yaş ilerleyip okunulan kitaplar arttıkça ilk okuduklarımızın muazzam etkisine sahip olamayabiliyor sonradan gelenler. Meselâ Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak kitabını okuyarak tanışmıştım kişisel gelişim kitaplarıyla. Harika bir kitaptır. Ondan çok etkilenmişimdir. Sonradan okuduklarımın çoğu onun gölgesinde kalsa da zaman zaman kendimi mutsuz ve kaybolmuş hissedersem başka başka kitaplara da şans tanıyorum. Bu kitaplar,  eğer güzel anlatımları varsa, bana yeni bir şey öğretmeseler bile hatırlatıp yeniden düşündürüp tekrar irdelememi sağlayabiliyorlar.

Elimdeki kitap,  cümleleriyle olduğu kadar kapağıyla ve içindeki resimlerle de güzeldi. İsmine vurulmuştum zaten.

Yatağıma gömülürken, kendime ait bir odam olduğu için şükrederken buldum kendimi. Yaşım ilerledikçe olan bir şey daha, sürekli şükrediyorum. Geçen Can bile irdeledi, sen eskiden de öyle durup dururken çok şükür der miydin diye sordu bana. Demezdim ihtimal. O zamanlar "Lay lom laylooom" diye dolanırdım ortalıklarda :D

Kitabı yavaşça okumaya başladım. Sonra şu sayfaya rastladım.


Kitabı kapattım. Odama baktım. Pencereden dışarıdaki ağaca. Aralık camdan gelen kuş seslerini dinledim. Şifonyerin üzerindeki küçük heykele, ferforje mumluk üzerindeki pembe muma.

Bir dakika falan sürdü ihtimal. Ama yaşadığım bir dakikaydı o.

Uyuklamakla kalkıp akşam yemeğini ayarlamak arasındaki çizgide gidip gelirken,  bir anda yataktan kalktım. Zira enerjisizliğim sıkıntı duymamdandı. Kitap okurken uykum gelmediğine göre aslında kalkıp yemek de hazırlayabilirdim. Bir dakikalık durma sanki yeniledi beni.

Makarna suyu koydum ocağa. Odaya geri dönüp yatağımı yaptım. Ama hızla değil. Aklım başka yerde olarak değil. Sadece yatağımı düşünerek yaptım. Yatak örtümü gülümseyerek serdiğimi fark ettim sonra. Zira seviyorum o örtüyü çok. Özenle düzelttim üzerini.

Etraftaki dağınıklıkları toparladım.  Şurada bir atlet, burada bi tişört.

İşte benim felsefem de buraya kadar arkadaşlar, ben oradan yazlıkları çıkartıp kışlıkları kaldırma işine nereden geçtim o kısım muamma :D

Ve fakat onu bile keyifle yaptım. Üstelik o ara içine sığdığım bir pantolonumu keşfettim.  Pembe pembe, yazın giyerim :)

Tamam,  dağıldık biraz, günü yaşama konusuna dönersek.

Belki de günü yaşamak sıradan şeylere dönüp bakmak, bakıp görmektir. Önünden geçerken saksıdaki çiçeğin açtığını fark etmek, çocukların odasında yerdeki çoraba söylenmek yerine yerdeki çoraplı çocuk odasının leş kokusunu bile özleyebileceğini düşünerek gülümsemektir. Belki de günü yaşamak sadece durup bakmaktır bazen. Belki de tatilde olmanın keyiflerinden biri de budur, sadece durup bakmaya kendimize izin verdiğimiz ender yerlerdendir tatiller. Belki de balkonumda güneşe oturup, gözlerimi kapatarak kuş seslerini dinlemek aynı etkiyi yaratabilir kendimi diğer bütün anlardan soyutlarsam.

Şimdi sen de bu yazıyı okuman bitince telefonunu kapat, kafanı kaldır ve etrafına bak. İki dakika. Sadece bak. Bakarken başka birşeyler düşünmeden, odanın içinde olarak, tatile gitmişsin de otel odasına ilk girdiğinde inceliyormuşsun gibi. Sonra bana gördüğünü ve hissettiğini yaz.

Not : Etrafa bakarken müzik dinleyebilecek bir ortamdaysan fotoğrafa tıkla, harika bir şarkı eşlik etsin sana. İki dakikayı dört dakika yapmakta sakınca yok bence :)

3 Haziran 2020 Çarşamba

Sağdan Say

Ben bir aralar blogda sayım yapıyormuşum. Çoook zaman olmuş yapmayalı.

Bakiim kimler sıkı takipçimmiş.

Gelen kişi yorumlarda sağdan saysın :D


Not: Katılan herkese öpücükler. 28 kişi okuyormuş, elli olur mu acaba dediydim ama uçmuşum tabe :D :D

2 Haziran 2020 Salı

Kitap Salı

Başlayıp da bitirmediğim kitabım var bu hafta. Sanırım ikinci yarısının olmaması içimdeki şevki kırdı, belki başka zaman okurum,  Selma Lagerlöf'ün anlatımı seviyorum çünkü.



" Ölmek istiyormuş! Demek istediğin bu?  Hayatta olsaydın belki de buna şaşmazım. Fakat şu geberik vücuduna, kuvvetsiz kollarına ve bacaklarına, sönük gözlerine bak. Sanki öldürecek neyin var? Ölmüş olmak için zifir gibi bir karanlıkta yatmak ve tabut kapağının altına girmek şart mı sanıyorsun?  "

Peki koca hafta (hatta haftalar geçen hafta da yazmamıştım)  ne okudum derseniz Olanaksızın Fiziği. Antimaddeler, kuantum fiziği abuklukları, herşeyin teorisi arayışları, zaman yolculukları, alternatif evrenler, daha neler neler.

Dün bulmaca kitabını elimden bırakabilseydim yeni bir kitaba başlamış olabilirdim ama onca fiziğin ardından biraz dinlenme moduna girmiş olabilirim :)

Aynadaki Kadın


Sabah elimi yüzümü yıkarken gözüme güneş kaçtı :)

1 Haziran 2020 Pazartesi

Yaz Okuma Şenliği 2020


Sevgili Nilgün, Yaz Okuma Şenliği kategorilerii duyurdu. Bakalım neler varmış.

Kategoriler;
1.Kategori (10 puan): İsminde “YAZ” mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların “YAZ” mevsiminde geçtiği bir kitap.

Gümüş Yaz / Buket Uzuner / Everest Yayınları / 412 sf

2.Kategori (10 puan): Kapağında/adında/konusunda “Erkek/Adam/Baba” olan bir kitap.



3.Kategori (10 puan): İbni Sina’yı anlatan yada İbni Sina’nın yazdığı bir kitap.

4.Kategori (10 puan): Can Çocuk Yayınlarından bir kitap.

5.Kategori (10 puan): Türk Klasiklerinden bir kitap.

Bir Filiz Vardı / Orhan Kemal / Varlık Yayınları / 291 sf

6.Kategori (10 puan): Hasan Ali Yücel Klasiklerinden bir kitap.

Denemeler / Montaigne / İş Bankası Yayınları / 272 sf

7.Kategori (10 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ile ilgili bir kitap.

8.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 30 puan): Bir Üçleme, yada daha uzun bir serinin üç kitabı.

9.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 30 puan): Thomas Man, Franz Kafka, Alexandre Dumas’dan birer kitap.

Üç Silahşörler /Alexandra Dumas / Oğlak Yayıncılık / 817 sf


10.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 30 puan): Bir Fransız, bir Rus ve bir Polonyalı yazar tarafından yazılmış birer kitap.

Yaşam Sanatı / Zygmunt Bauman / Versus / 196 sf
Korku / Pierre Mannoni / İletişim Yayınları / 124 sf
Usta ve Margarita / Mihail Bulgakov / İş Bankası Yayınları / 505 sf


11.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 30 puan): Adının baş harfleri Y, A, Z ile başlayan 3 kitap.

Yalnızca Yavaşladığında Görebileceğin Şeyler / Haemin Sunim / Pegasus / 265 sf
Ateş Canına Yapışsın / Sezgin Kaymaz / İletişim Yayınları / 238 sf
Zahir / Paulo Coelho / Can Yayınları / 316 sf

12.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 30 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uygun üç kitap.

Adı veya soyadı " O" harfi ile başlayan yazarlar.

Sıfır / Onur Caymaz / Kırmızı Kedi / 596 sf
Bir Ömür Nasıl Yaşanır / İlber Ortaylı / Kronik / 274 sf
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil / Destek Yayınları / 408 sf

Polonyalı yazar Alman'a çevrilmiş ama ben bulmuştum, üstelik de merak ediyorum, şimdilik böyle bıraktım.

Üçleme kitabı şimdilik yazmadım, iki tane seri var elimde hangisine başlarım bilemiyorum.

Kitaplarım kalın bakalım bitirebilecek miyim :)

Herkese iyi okumalar.

Tarihte Bugün :)


On beş yıl önce bugün İstanbul'a gidiyormuşum. (Bknz)


On dört yıl önce bugün bu varmış yayında.


On üç yıl önce bugün yaz geldiii haberini vermişim. Söylemesem kaçırabilirdiniz netekim :) (Bknz)


On iki yıl önce bugün neyse dişe dokunur bir kaç şey yazmışım. Piknikler, doğumgünleri, mangallar falan:) (Bknz)


On bir yıl önce bugün bişi yazmamışım. 3 Haziran'da Osho'dan alıntı yapmışım . O kadar olmuş mu o kitabı okuyalı ya. (Bknz)



On yıl önce bugün Manga 'nın Eurovision şarkısını beğenmişim. (Bknz)




Dokuz yıl önce bugün Marlyn Monroe'nun doğumgününü yazmışım. Ama sanırım o Takvim bloğumdan aktarma. Biz yine ayın üçüne bakalım. (Bklm)



Sekiz yıl önce bugün şarkı falı yapmışım ama şarkıların çoğu kapanmış bir kaç tanesi kalmış, olsun :) (Bknz)




Yedi yıl önce bugün Gezi zamanıymış. (Bknz)



Altı yıl önce bugün doğumgünü partimizin ardından konuşuyormuşum. (Bknz)



Beş yıl önce bugün Paris'ten dönmüşüm,  yazmamışım bir şey. Ayon 2 sinde yapılacaklar listesi sıralanmış :) (Bknz)



Dört yıl önce bugün Kayseri'den dönmüşüm. (Bknz)



Üç yıl önce bugün birşeu yazmamışım,  ayın 2 sinde tepemin tası atmış :) (Bknz)



İki yıl önce bugün bahar okuma şenliği sonucumu yazmışım. (Bknz) Vayyy, rekorumu kırmışım o sene.



Gelelim geçen seneye, mayo ararken yine zıplamış sinirlerim :) (Bknz)