8 Mart 2012 Perşembe
7 Mart 2012 Çarşamba
Cin Fikir
Çocuklar küçükken dışarıda yemek yediğimiz zamanlarda, özellikle de tatil için gittiğimiz yerlerde beni çok rahatlatan buluşumu paylaşayım sizinle :)
Masaya asla oturmayan çocukların ardından koşmaktan bunaldım, biraz yerinde dursa diye hayallendiğiniz çocuğunuz varsa, siz de benim gibi küçük bir kutunun içine sürpriz yumurtalardan çıkan oyuncakları toplayıp gittiğiniz her yere onları taşıyabilirsiniz.
Bu oyuncaklar, hem sürekli el altında olmadıkları için çocuklara değişik geliyor, hem bozulup yapılabildiği için oyalıyor hem de kaybolsalar da hiç üzülmeyeceğiniz için her yere rahatça götürülüyorlar.
Böylece yanınızda oturup onlarla ilgilenen bir çocuk varken siz de rahatlıkla onu yedirebiliyor, lokantada koşturmaktan kurtuluyorsunuz :)
Bir dönem o kutu olmadan asla dışarı çıkmadığımı biliyorum ben :)
5 Mart 2012 Pazartesi
"Yok Artık" Demek Yok :)
Unutkanım.
Meselâ okuduğum kitapları tekrar tekrar keyifle okurum, unuturum çünkü aradaki bir sürü olayı.
Meselâ sevdiğim filmleri tekrar tekrar seyrederim, çünkü sahnelerin çoğu silinmiştir aklımdan.
Hadi bunlar önemli değil.
Ama isimleri daha da ötesi yüzleri unutmam sorun teşkil etmekte.
Yani gelip size yorum yazarken bile bazen yazının altındaki isme yeniden bakıyorum. O derece.
Bakın neler gelmiş başıma bu yüzden :)
*Dersaneye giderken iki arkadaşım vardı. Dilek'le Gülçin. Bak hatırlıyorum isimlerini onca yıl sonra. Buraya kadar iyi hoş da, hangisi Dilek hangisi Gülçin.( "Yok artık" demek yok demiştim, hişt... ) Bazen birisine bir şey söyleyeceğim zaman yanlış isme seslenince bozuntuya vermiyordum :)
*Okulda, bir ders bitimi üst sınıftan birkaç kişiyle uzun uzun sohbet etmişiz. Yarım saat sonra onlardan birisi ile merdivenlerde karşılaşmışım, ama tanıyan kim.
*Mahallede voleybol oynuyorduk . Her akşam mahallenin gençleri toplanırdık orada. Bir gün voleybol oynadıklarımızdan birisi "Sen neden okulda bana selam vermiyorsun?" gibilerinden bir şey dedi. "?????. Sen benim okuluma mı gidiyorsun?" Aynı fakültedeymişiz, ama hiç haberim yok.
*Yine mahallede bir akşam çocuğun biri "Merhaba Handan ne haber?" dedi ben de cevapladım ama onu da hiç hatırlamıyorum. Bir müddet böyle selamlaşmalar devam etti. En sonunda çatladım artık utana sıkıla "Biz seninle nereden tanışıyoruz?" diye sordum. "Tanışmıyoruz ki..." !!!!!!!
He canım, hepsi yaşanmış hikâye.
Yolda falan karşılaşırsak da selam vermezsem kimse darılmasın anacım :D
Herkese günaydın.
Cin gibi bir haftaya açılsın sabahımız :)
Meselâ okuduğum kitapları tekrar tekrar keyifle okurum, unuturum çünkü aradaki bir sürü olayı.
Meselâ sevdiğim filmleri tekrar tekrar seyrederim, çünkü sahnelerin çoğu silinmiştir aklımdan.
Hadi bunlar önemli değil.
Ama isimleri daha da ötesi yüzleri unutmam sorun teşkil etmekte.
Yani gelip size yorum yazarken bile bazen yazının altındaki isme yeniden bakıyorum. O derece.
Bakın neler gelmiş başıma bu yüzden :)
*Dersaneye giderken iki arkadaşım vardı. Dilek'le Gülçin. Bak hatırlıyorum isimlerini onca yıl sonra. Buraya kadar iyi hoş da, hangisi Dilek hangisi Gülçin.( "Yok artık" demek yok demiştim, hişt... ) Bazen birisine bir şey söyleyeceğim zaman yanlış isme seslenince bozuntuya vermiyordum :)
*Okulda, bir ders bitimi üst sınıftan birkaç kişiyle uzun uzun sohbet etmişiz. Yarım saat sonra onlardan birisi ile merdivenlerde karşılaşmışım, ama tanıyan kim.
*Mahallede voleybol oynuyorduk . Her akşam mahallenin gençleri toplanırdık orada. Bir gün voleybol oynadıklarımızdan birisi "Sen neden okulda bana selam vermiyorsun?" gibilerinden bir şey dedi. "?????. Sen benim okuluma mı gidiyorsun?" Aynı fakültedeymişiz, ama hiç haberim yok.
*Yine mahallede bir akşam çocuğun biri "Merhaba Handan ne haber?" dedi ben de cevapladım ama onu da hiç hatırlamıyorum. Bir müddet böyle selamlaşmalar devam etti. En sonunda çatladım artık utana sıkıla "Biz seninle nereden tanışıyoruz?" diye sordum. "Tanışmıyoruz ki..." !!!!!!!
He canım, hepsi yaşanmış hikâye.
Yolda falan karşılaşırsak da selam vermezsem kimse darılmasın anacım :D
Herkese günaydın.
Cin gibi bir haftaya açılsın sabahımız :)
3 Mart 2012 Cumartesi
İmdat :)
Yapmış olduğum bilet koleksyon defterini beğenmediğimden yeniden yapmaya karar verdim ama o kadar üşeniyorum ki. Biletlerim zarar görmesin diye direk yapıştırmadan onlara cep yapmaya çalışıyorum. Bunun için de şeffaf bir defter kabını şeffaf bir dcfix ile yapıştırmam gerekiyor ki çileden çıkartan bir uğraş. Aklına daha pratik bir fikir gelen varsa tüm tekliflere açığım :)
Sevgili Ayşe
Bloğunda arkadaşının ardından yazdığın yazı beni çok etkiledi. (Bknz) Ve yeniden düşündürdü, gidenlerin ardından ne güzel yazabildiğimizi ama kalanlara söyleyecek sözleri bir türlü bulamadığımızı...
87 yazında bulmuştuk birbirimizi... Ne güzel bir yazdı o değil mi? Sen, Zeyfi, Oyastiyan dördümüzün birlikte geçirdiği. Fırt dergisi alıp Erayinman olduğumuz günler. Parkımız o sene açılmıştı. İyi ki de açılmış, nasıl birbirimizi bulurduk yoksa. Nasıl bunca senedir birlikte olurduk.
Üniversite heyecanını yaşadık birlikte.
İşe ilk başladığımız gün bile aynı. Ne heyecanla gitmiştik. Ben çabuk pes ettim gerçi sen hâlâ aynı heyecanla devam ediyorsun :)
Tanıdığım en sakin, sevgi dolu, çalışkan, titiz, güvenilir, güzel insanlardan birisin. Ha bi de saçlarını kıskanıyorum, onu da araya ekleyeyim :)
Arkadaşım olduğun için çok mutluyum.
Nice yıllara Ayşecik....
87 yazında bulmuştuk birbirimizi... Ne güzel bir yazdı o değil mi? Sen, Zeyfi, Oyastiyan dördümüzün birlikte geçirdiği. Fırt dergisi alıp Erayinman olduğumuz günler. Parkımız o sene açılmıştı. İyi ki de açılmış, nasıl birbirimizi bulurduk yoksa. Nasıl bunca senedir birlikte olurduk.
Üniversite heyecanını yaşadık birlikte.
İşe ilk başladığımız gün bile aynı. Ne heyecanla gitmiştik. Ben çabuk pes ettim gerçi sen hâlâ aynı heyecanla devam ediyorsun :)
Tanıdığım en sakin, sevgi dolu, çalışkan, titiz, güvenilir, güzel insanlardan birisin. Ha bi de saçlarını kıskanıyorum, onu da araya ekleyeyim :)
Arkadaşım olduğun için çok mutluyum.
Nice yıllara Ayşecik....
2 Mart 2012 Cuma
Sığırcıklar :)
Sabah kahvaltıda misafirlerimiz vardı :) Cıvıltılarından tanıdım kim olduklarını. İsimlerini bilmiyordum daha önce Şehirde Yaban'dan öğrenmiştim geçenlerde.
Herkese günaydın.
Unutmayın, bugün Yaşasın Cuma :)
Yaşadığımızın farkına vardığımız, harika bir hafta sonuna açılsın sabahımız...
Herkese günaydın.
Unutmayın, bugün Yaşasın Cuma :)
Yaşadığımızın farkına vardığımız, harika bir hafta sonuna açılsın sabahımız...
1 Mart 2012 Perşembe
Abbas
Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalb ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.
Cahit Sıtkı Tarancı
Diğer şiirin tamamını yayımlamak isterken , bu şiire de rastladım.
Dün Any ile konuşurken aklımıza gelmişti.
Bir gün diplomalarımızı almak bahanesiyle sabah 7:45 Beşiktaş vapuruna binip nostalji yapmayı düşünüyorduk. Düşüncesi bile içimi sıcacık yapıyor. O, son anda gelmeli iskeleye ve kesin vapur kartını kaybetmiş olduğundan çılgınca çantasını alt üst etmeli. Ben daha uyanamamış olmalıyım, onun anlattıklarına kafa sallayıp hı demek suretiyle idare etmeliyim durumu. Üst arka açıkta olmalıyız, ya da alt arka açıkta pervanelerden çıkan köpükleri seyretmeliyiz.
Neyse işte bu hayallere dalmışken bu şiir döküldü direk dudaklarımızdan.
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalb ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.
Cahit Sıtkı Tarancı
Diğer şiirin tamamını yayımlamak isterken , bu şiire de rastladım.
Dün Any ile konuşurken aklımıza gelmişti.
Bir gün diplomalarımızı almak bahanesiyle sabah 7:45 Beşiktaş vapuruna binip nostalji yapmayı düşünüyorduk. Düşüncesi bile içimi sıcacık yapıyor. O, son anda gelmeli iskeleye ve kesin vapur kartını kaybetmiş olduğundan çılgınca çantasını alt üst etmeli. Ben daha uyanamamış olmalıyım, onun anlattıklarına kafa sallayıp hı demek suretiyle idare etmeliyim durumu. Üst arka açıkta olmalıyız, ya da alt arka açıkta pervanelerden çıkan köpükleri seyretmeliyiz.
Neyse işte bu hayallere dalmışken bu şiir döküldü direk dudaklarımızdan.
Gün Eksilmesin Penceremden
Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah, aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!
Cahit Sıtkı Tarancı
Ne halden anlayan bulunur;
Ah, aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!
Cahit Sıtkı Tarancı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






.jpg)
