1 Mart 2007 Perşembe

Reklâm:)



Kürşad, dün indirdim oyunu nihayet. Bak reklâmını da yapıyorum. Reklâm.

FRP oyunları seveniniz varsa içinizde, şuraya gidip indirebilir oyunu. ("O da ne" diyenler de gidip bakıp öğrensinler :) İnsanın kendi şehrinin içinde oyun oynaması da başka keyifli oluyor doğrusu. Ve muhakkak ama muhakkak, kafanızı kaldırıp çevredeki binaların güzelliğine bakınız. Kardeşim diye demiyorum, her zaman çok güzel resim yapmıştır zaten. Öyle fotoğraftan çevirme falan değil, bizzat el emeği göz nuru çizilmiştir her sokak. (İyi dedim di mi canım :)


28 Şubat 2007 Çarşamba

27 Şubat 2007 Salı

Gezinti


-Ben de bilmiyorum ki ne işim var burada...


-Senin şöyle sıkı bir tosa ihtiyacın var kendine gelmen için.


-Siyah üzerine beyaz çizgi mi beyaz üzerine siyah çizgi mi? Delinin zoruna bak, ne farkı var?


-Püf, sabahtan beri izliyoruz, hiç bir şey yapmadan duruyor, tembel şey..



-Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken...
Sonra nasıl koyun oluyoruz hayret!


-Görmemiş gibi yapayım ben en iyisi, şöyle cool bir duruş..


-Niye sinirli gözüküyormuşum!Bu tellerin ardında gel de sen dur ... Tı tı tı...


-Sonra ona dedim ki... Sen beni dinliyor musun?
-Uff, dır dır dır...


Bir sevgi filmi...

26 Şubat 2007 Pazartesi

:D


Arkadaşlar beş çayına geleceklermiş de hemencecik bir şeyler hazırlayayım dedim. Yabancılık çekmeyin canım, gelen buyursun :)

Kodak Tiyatrosundan Bildiriyorum

Gecenin bir yarısı kalkıp Oscar törenini izlemek hep çok keyifli olmuştur benim için. Yalnız son yıllarda , bir ay öne alındığından beri sanırım, filmlerin çoğu tören öncesi vizyona girmiyor. İnsanın bir favorisi olmayınca tören de biraz daha manasız kalıyor sanki. Hayır, filmleri seyrettiğimde de beğendiklerime mi oscar veriliyordu, yok öyle birşey, her zaman politika, gönül alma, destek , geçen sene verilmeyene bir sene sonra manasız bir rolde ödül verme gibi yöntemlerle gider oscar ama filmi seyretmeyince insan "Hadi canım o değil öteki almalıydı" bile diyemiyor ki seyretmenin en keyifli yanı yok oluyor bu durumda. (Nokta, dur bir daha okuyayım şu cümleyi, başını kaçırdım yazarken. Zaten uyku başıma vurmuş, sallanıyorum resmen yazmaya uğraşırken. Siz sevgili okuyucularım için bakın nasıl özenle çalışıyorum valla:)

Yalnız bir şey eklemeliyim ki tören keyifli geçti bu sene. Hele şu dansçıların gölge dansları çok hoştu.

Neyse bu üstün değerlendirmelerimden sonra kırmızı halıya gelirsek; en çok aşağıdaki hatunların kıyafetlerini beğendim. (Baktım da o kadar kıyafet içinde bula bula bu kadar bulabilmişim. Yok kıskanmadım ama :)





Erkekler mi? Onlar hep aynı şeyi giymiyorlar mı zaten?

Not: Kimlerin oscar aldığını da bakıp gazetelerden öğrenin bi zahmet, konumuzla ne alâkası var şimdi :)

23 Şubat 2007 Cuma

Biliyor musun?

Aslında hiçbir şey o kadar da önemli değil

Doğan güneşten

Işık saçan çiçekten

Dalındaki meyvadan

Gülümseyen bir bakıştan

Kocaman bir sarılıştan

Önemli değil öyle

Sevdiklerinle içilen bir fincan kahveden

Uyuyan bir çocuğu seyretmekten

Ekmeğini bandırdığın yumurtadan

Tahtalardan yapılan kuleden

Minik ellerden çıkan resimden


Ne olursa olsun

Derin bir nefes al

Gülümse

Yaşamak güzel...

22 Şubat 2007 Perşembe

Bahar


Eve ilk taşındığımızda eylül ayındaydık ve kapının yanındaki çalı hiç de hoşuma gitmemişti. Neyse ki onu oradan alacak vaktim hiç olmadı. Derken bahar geldi ve sarının en güzel açtı yanı başımda. O kadar canlı, parlak ışıl ışıllar ki gördüğümde gülümsemeden duramıyorum.

Bahar geldi buralara. Gerçi Mart ayında hava soğur yeniden ama kimin umrunda, havada çiçek kokuları var ya...

Güneşiniz olsun gönlünüzde. Günaydın....



20 Şubat 2007 Salı

Martı


"Sizler, kendinizi kanat uçlarınızdan tırnak uçlarınıza değin düşüncelerinizin sınırlandırdığı bir beden olarak görüyorsunuz" dedi. Oysa düşüncelerinize vurulan zinciri koparın, o zaman bedeninizin de özgürlüğe kavuştuğunu göreceksiniz.
R.Bach- Martı


(Fotoğraflar Can tarafından çekildi)