9 Kasım 2006 Perşembe

Güneşin Olsun Gönlünde



Ve herşey güzel olacak :)

Işıl ışıl bir güne açılsın sabahımız.

Günaydın...

Aç Parantez (İngilizce Öğretmenim Mrs.G'nin kulakları çınlasın, sabah uykulu uykulu otururken sınıfa girer, büyük bir enerjiyle "Good Morning everybody..." diye bağırırdı, tabi bizde pek cevap olmazdı.Bir sabah yine bu manzarayla karşılaşınca dayanamadı artık: "Good Morning dedim be everybody yahu, bi cevap versenize..."

Bu da böyle bir anıydı işte. Kızım sana diyorum :)

Kapa Parantez )

Yaş

Kendini 50 yaşında gibi hissettiğini düşündü. Sonra 50 ne ki dedi 60 yok yok 80.

Birden anlayıverdi , yaşlı hissetmenin yaşla bir alâkası yoktu. Umutlarını tüketip hayallerini kaybedince yaşlanıyordu insanlar.

7 Kasım 2006 Salı

İz


Bizden dünyaya kalan...

Sadece Bir Adım Daha Atmak

FRP kitapları çok severim. (Yüzüklerin Efendisi tarzı yani) Beni masalsı bir dünyaya taşırlar. Günlük hayattan uzakta keyifli bir yolculuk olur.

Bu kitaplarda kahramanlar hiç bırakmazlar ipin ucunu. Her yol kapalı olsa da ilerlerler. Hiç umut olmasa da harekete geçerler. Yorgundurlar, üzgün, umutsuz, aç... Karanlıktır, soğuktur... Ama durmazlar hiç. Bir adım daha atarlar yaşadıkları sürece.

Çıkmaz sokağın sonunda küçük gizli bir patika vardır belki. Belki gün doğumuyla bambaşka bir çözüm çıkacaktır ortaya. Kim bilir , bir kuş kanadına alacaktır hiç ummadığın anda. Ya da korktuğun yağmurlar sel olup taşıyacaktır seni istediğin yere....

6 Kasım 2006 Pazartesi

Fotoğrafların içine gömülmüş bloğun arkaplanını daha iç açıcı hale nasıl getiririm diye uğraşırken Ayşem sana şablon yolladım diye haber vermiş. İnsan daha önce yollar da ben de uğraşıp durmam di mi? Tı tı tı...

Gerçekten bayıldım şablona, hemen kullanıyorum.

İnsanın kendisini tanıyan arkadaşları olması ne güzel.Teşekkür ederim Aylin.

Tamam duygusallaşmaya gerek yok, çekilebilirsin artık :) Ho ho ho...

Hey, hava soğuk, kendinizi denize atmaya kalkmayın, ama sahilde oturup dalgaları seyredebilirsiniz :)

5 Kasım 2006 Pazar

Çocuklarla

Baktım ütünün biteceği yok. Ev süpürülecek. Öğle yemeği vakti geliyor. Ev kadını olmanın en zor tarafı paydos saati olmaması sanırım. İşler bitsin de şunu yapayım derseniz hiç şansınız yok iş bitmiyor. Bitmiyor...

Neyse, ütüyü fişten çektim, çamaşır selesini ve top haline gelmiş çorapları alıp çocukların yanına gittim.

"Beş dakika mola veriyorum, kim benimle çorap basketbolu oynamak ister?"

Cevap gülümseyen yüzlerde belliydi zaten.

Her zaman düşündüğüm gibi, kocaman modern oyuncaklar değil çocuklarımızın istediği aslında.

Çok eğlendik o kısacık sürede.

Ama söylemedi demeyin, bu küçük kaçamaklardan önce oyun bittiğinde çocuklara sunacak cazip bir seçeneği de bulmanız gerek. Örneğin ben "Molam bitti şimdi size üç boyutlu film açmamı ister misiniz?" dedim böylece "Biraz daha oynayalım..." , "Gitmee..." gibi karşılıklı sinirlerimizi bozup tadımızı kaçıracak manzaralar olmadan oyunumuz tamamlandı.

3 Kasım 2006 Cuma

Daha Dun Annemizin...

Ben biraz daha yanimda kalsin diye burnumun ucundan ayirmak istemezken, kucuk oglusum krese gidecegim diye tutturdu resmen. Her sabah benim kresim acilmadi mi anne diye soruyor, krese gotureceklerini cantasina koyuyor. En sonunda pes ettik. Bugun okuluna gidiyor oglusum.

Annelerin minik ogluslari ne kadar da cabuk buyuyor canim.

konuyla alakasiz not : Cannnn bu bilgisayarin turkce karakterlerine ne yaptin bakiimm....(Unlemi de bulamadim)