5 Kasım 2006 Pazar

Çocuklarla

Baktım ütünün biteceği yok. Ev süpürülecek. Öğle yemeği vakti geliyor. Ev kadını olmanın en zor tarafı paydos saati olmaması sanırım. İşler bitsin de şunu yapayım derseniz hiç şansınız yok iş bitmiyor. Bitmiyor...

Neyse, ütüyü fişten çektim, çamaşır selesini ve top haline gelmiş çorapları alıp çocukların yanına gittim.

"Beş dakika mola veriyorum, kim benimle çorap basketbolu oynamak ister?"

Cevap gülümseyen yüzlerde belliydi zaten.

Her zaman düşündüğüm gibi, kocaman modern oyuncaklar değil çocuklarımızın istediği aslında.

Çok eğlendik o kısacık sürede.

Ama söylemedi demeyin, bu küçük kaçamaklardan önce oyun bittiğinde çocuklara sunacak cazip bir seçeneği de bulmanız gerek. Örneğin ben "Molam bitti şimdi size üç boyutlu film açmamı ister misiniz?" dedim böylece "Biraz daha oynayalım..." , "Gitmee..." gibi karşılıklı sinirlerimizi bozup tadımızı kaçıracak manzaralar olmadan oyunumuz tamamlandı.

3 Kasım 2006 Cuma

Daha Dun Annemizin...

Ben biraz daha yanimda kalsin diye burnumun ucundan ayirmak istemezken, kucuk oglusum krese gidecegim diye tutturdu resmen. Her sabah benim kresim acilmadi mi anne diye soruyor, krese gotureceklerini cantasina koyuyor. En sonunda pes ettik. Bugun okuluna gidiyor oglusum.

Annelerin minik ogluslari ne kadar da cabuk buyuyor canim.

konuyla alakasiz not : Cannnn bu bilgisayarin turkce karakterlerine ne yaptin bakiimm....(Unlemi de bulamadim)

31 Ekim 2006 Salı

Sabah

Kapıları sonuna kadar açtım, yağmur sonrası mis gibi toprak kokusu dolsun diye içeriye. Ve kuş sesleri...

Huzurlu bir sabah var İzmir'de.

Derin bir nefes almayı unutmayın :)

Herkese günaydın.

30 Ekim 2006 Pazartesi

Keyifli

Havalar soğuyunca kışlıkları saklandıkları yerden çıkartmak ne kadar keyifli oluyor. (Sonra o kışlıklar üzerimize olmadığında biraz bozuluyoruz ama bu konuya girmeyeceğim :)

Tı tı tı...

Suç Mercedes'in değil aslında. O çok güzeldi. Koyu renk, spor model. Zarif ve güçlü.

Kırmızı ışıkta dururken içindeki gayet modern görünüşlü genç adam ağzındaki cikleti usta bir manevrayla dışarı atıverdi. Sonra yanında duran kadının ağzındaki cikleti de alıp fırlattı dışarı.

Yok, zannetmiyorum ben Mercedeslerin kültablasının olmadığını. Kirletmeye kıyamadılar herhalde.

34 xx x00 (Annemin yoğun ısrarları üzerine plakayı silmiş bulunuyorum. Oldu mu anneciğim:), bakma sağa sola öyle, sana diyorum evladım, hiç yakıştıramadım...

29 Ekim 2006 Pazar

İstiklâl Marşı

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma' bedimin göğsüne na-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

27 Ekim 2006 Cuma

:)

- Annee, şeker bayramı bitti mi?
- Bitti canım.
-(Büyük bir ciddiyet ve endişeyle) Bütün şekerleri bitirdik mi?
...............................

- İstanbul'a gelince Metehan anneannemle yatıyor, ben dayımın yatağına yatıyorum, dayım da yan komşuya gidiyor.
(Bilmeyenler için açıklama : Yan komşu, dayısının evi aslında :)

...............................

19 Ekim 2006 Perşembe

Hadi Beni Güldür Biraz


Ogün Sanlısoy'un bu nefis şarkısı burada, sizlere bayram armağanım olsun :)

Eee, ben geldim, hoş geldin yok mu?

(Şarkının sözlerine baktım da , "ısdırap" ne demek bilmem, kopyala yapıştır yaparsan böyle olur, ama bir daha uğraşamayacağım, idare ediverin. )

(Kendi kendime konuşmuyorum di mi? Hâlâ birileri var orada di mi?)