Kar Keyfi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kar Keyfi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2025 Pazar

Kar ve Salep ve İstanbul

 Kendime sözüm vardı ilk kar yağdığında vapura binip salep içecektim. Hayatımın yedi senesi her gün Kadıköy Beşiktaş vapuruna binip okula gittim. Vapurda çay içtiğimi hiç hatırlamam. Ama kar yağdığında salep alıp , üst arka açığa oturup , ellerimi ve içimi saleple ısıtırken denizin sadece kar yağdığı zaman aldığı o su yeşili benzersiz tonunu karlı İstanbul manzarası eşliğinde seyretmek en sevdiğim şeylerdendi. Ve her düşündüğümde içimi sıcacık yapar. 

Kendi kendime dedim ki, evet on yedi yaşının o heyecanı ve pırıltısına geri dönemeyeceksin ama Allah aşkına İstanbul'dasın, vapurlar da orada, kar yağdığında üşenme de kalk git salebini iç :)

İlk kar tam hastanedeyken yağdı. Yine de çıkışta üşenmeden Üsküdar'a indik ama orada yağmur vardı ve deniz boz bulanık bir renkteydi. O rengi sevmediğimden değil ama hayalim başka :) Geri döndük.

Evelsi gün ben yarın gidiyorum vapurda salep içmeye dedim. Can tabii karıcım hemen gideriz demedi tabiii :D Ben gelmem, oğlunla git, bu soğukta ne işimiz var falan gibi klasik Can sözlerini sıraladı yine. "Eeee, dedim, fazla naz aşık usandırır, gelmezsen gelme, ben tek gider içer salebimi gelirim!" Hahaha, tabi biliyorum geleceğini . Tabi o da biliyor gelmezse de benim gideceğimi :D

Dün sabah on dakikada br hava değişiyor, bir yağıyor, bir açıyor, bir güneşli, bir karanlık. Şansımıza ne düşerse artık diyerek yola koyulduk. 

Beşiktaş vapuruna daha yarım saat varmış derken bir baktık Ortaköy 'e kalkacakmış bir tane. Hem de Üsküdar 'a uğruyormuş. Oh, daha uzun deniz keyfi yapıp üzerine bir de kumpir yemiş olduk :)

Unutulmaz anılarımıza bir tane daha eklendi.




















Not: Fotoğraflara kıpır kıpır şarkılar sakladım , tıklayıp dinlemeyi unutmayın :)

Sonradan Noy: E salep fotoğrafımı koymayı unutmuşum. Oturma yerine dikkat ederseniz orada kar var :D


Bunu da ekleyeyim.


Ve son olarak.




22 Şubat 2025 Cumartesi

Bi Çılgınlık Yaptık

Elli yaşından sonra çılgınlık kavramı da bi değişiyor gerçi ama :D

Geçen hafta Abant'a gitme plânı yapıyorduk . Hafta sonuna doğru kar yağacak denildiği için, hem de Bilgehan'ın okulunun olmadığı bir gün gideyim istediğim için perçembe gidelim diye karar verdik.

Derken kar alarmları, yola çıkmayın duyuruları fakan gelmeye başladı.

Çok ciddi söylüyorum benim için en güvenli zaman bu uyarıların yapıldığı zamanlar, zira karayolları teyakkuz halinde oluyor :D

Ve fakat bir taraftan da acaba hazır İstanbul'da da yağıyorken buranın mı keyfini çıkarsak diye aklımdan geçirdim.

Dün sabaha kadar beyler de bi türlü karar veremedi. Ben tamam iptal edeceğiz kesin dedim. Kocam diye demiyorum kararsızın önde gideni. Ahmet desen ondan beter :D

Perşembe sabahı kalktık, kar yok. Sonra yağdı. Sonra eridi. Sonra yağdı. Eridi. Saat on buçuk gibi gidelim ya, burada tutacağı yok dedik.

Bir saat sonra hazırlandık iki çift olarak yola çıktık.

Abant'a kadar yolda doğru düzgün kar görmeyince bir an boşuna mı yola çıktık dedik ama ...


























Not: Fotoğraflara şarkı sakladım, tıklayıp alabilirsiniz :)

11 Ocak 2019 Cuma

Sadece Üç Günde de Keyifli Tatil Yapılabilir

Otelimize vardığımızda bahçesinde mangal yapılıyordu. Her şeyi bırakıp giriş bile yapmadan mangal başına geçtik. Gerçi yolda kalın giyinmediğimizden ve o sırada hava -7 dereceyi gösterdiğinden donduk ama. Sadece biz de donmadık, kolam içerken kutusunda dondu, salata dondu, yoğurt dondu. İnanamadım. İlk defa böyle bir şey gördüm doğrusu (ki bu dağda , karlar arasında yaptığımız ilk mangal değil ),  pek eğlenceliydi. Fakat soğuk denilen şey ısırıyor gerçekten. Bunu ilk Kars'ta fark etmiştim. Orada kat kat termallerin,  kayak kıyafetlerinin içinde de ısırıyordu, güneş gider gitmez.


Neyse ilk gün, mangala takılınca sadece bir tur kayabildik. Telesiyejler kapandı.

O akşam otelin sinemasında Dangal oynuyordu. Erkeklerim izlememişti, haydi izleyelim dedim. Türkçe dublaj olmasaydı daha iyiydi tabi ama ben de oturup tekrar keyifle izledim. Metos bayıldı filme.


Ertesi sabah rüzgâr hızı yüksek olduğundan telesiyejler açılmadı. Can demişti zaten o gün kayılmayacak diye. Ben de demiştim ki kayılııır, ben hava bükücüyüm, hallederiiim


Uludağ'da bizim otel dışında her yer kapalı kaldı ama bizim pistin uç kısmı korunaklı olduğundan oraya kadar olan yeri açtılar öğleyin :)

Komik kısmı son ana kadar başka yere gitmek üzere ayarlama yapmıştık, son dakika burada yer bulunca değiştirmiştik.

Hemen giyinip dışarı attık kendimizi.

Pist kısacık olsa da hevesimizi aldık biraz.


Akşam bir tatil klasiği olarak scrabble başına kurulduk :)

Pis yedili de oynayacaktık ama bizim destelerin boyutları birbirine uymuyormuş. Kendimize yeni , güzel deste alacağım en kısa zamanda.


Bu sabah biraz yorgun hissettiğimden acaba kaymasam da oda mı toplasam dedim ama sonra kendimi zorladım çıkmak için.


Rüzgâr azalmıştı ama kardan göz gözü görmüyordu. Kar da buz taneleri şeklindeydi, yüzüme iyi masaj yaptılar doğrusu :)


Aslında hava koşulları işimize yaradı, pistte fazla kimse yoktu. Küçük bir yer olduğundan aksi halde keyifsiz oluyor.


Telesiyej kartlarımızı bitirince öğleyin odamıza dönüp hazırlandık ve yola çıktık.



Kısa kaçamak gayet uzun tatil modu yarattı bize.

Bir de geceleri uyumayıp Amerika'daki arkadaşıyla konuşma krizine giren Bilgehan sinirlerimi harap etmeyeydi iyiydi. Hayattaki sınavım bu oğlan benim. Nirvanaya ulaşacağım sonunda , dur bakalım, ya da nirvana bana ulaşacak.

İşte böyle.

Can kayarken kameraya almıştı, bir bakayım, çok spastik durmuyorsam onu da yayımlarım :D

Şimdi evde dinlenmek zamanı.

Boğazım hâlâ ağrıyor, burnum hâlâ akıyor, ama yakında geçer bence :)


21 Ocak 2018 Pazar

Tatil Fotoğrafları


Cumartesi gecesi Ankara'da Can'ın ağabeyinde kaldık. Kuzeni de gelince böyle kalabalık bir gece geçirmiş olduk.


Ertesi sabah erkenden yola koyulup Erciyes'e vardık. Kayakları askeri tesisten kiralayacağımızdan ona yakın bir otelde yer ayırtmıştık ama hiç de yakın değilmiş. Daha doğrusu yakın ama o karda kışta yürünecek kadar yakın değil. Üzerine bir de abuk subuk konuşup bir türlü odalarımızı bize verememeleri üzerine orada sadece bir gece kaldık. Sonrasında göçebe hayatımız başladı.




Ertesi gün Can'ın devre arkadaşı küçük kızıyla geldi. Teleferikte (gondol diyorlardı ismine ne hikmetse) böyleydik :) Can'ın yeğeni Selçuk da bizimleydi. Henüz kayaklarla imtihanı başlamamış, pek umutlu :)


İlk gün neşeyle başladı,


Bilgiç'in karlı bir yerde evlere şenlik uçuşuyla kanlı bitti. Neyse ki dudağını ısırmış. Etraftaki kan miktarıyla eyvah moduna girmiştim. Zaten benim herhalde en çok dua ettiğim zaman dilimi kayarken. Her sene ödüm kopuyor birisine bir şey olacak diye.


Neyse ertesi sabah bir önceki güne göre çok güzel bir hava vardı. Bizim kazazede de bir gün öncenin korkusunu yenmek üzere pistte yerini almıştı.


Bu da ağabey oğluşun fiyakalı pozu :)



Bir hafta boyunca çektiğim tüm fotoğraflar bunlar. Ben de ne kadar az çektğime inanamadım.




Beni de çek beni de çek şımarık pozuyla Handan'ı da koyalım şuraya.


Tatilin kahramanı Can. Her gün  üşenmeden benim kayak ayakkabılarımı giydirmesiyle bu ünvana hak kazandı. Niye uğraşıp duruyorsa :) O uğraşmasa kaymayacaktım bu kadar ben.


Son gün dışarıda gözgözü görmüyordu. Çaresiz içeride bekledik.


Eh beklerken eğlenmeyecek değildik herhalde. Pis yedili oynayan pis yedili olarak keyfimiz yerindeydi :)


Napolyon falı bakan Metehan, poz ver dediğimde yere çökerek Napolyon 'un boyuna inmese ona benim oğlum demezdik zaten. Fotoğrafları kesip biçmeye üşendim öndeki kartı görmezden geliniz anacım. Aslında ünlü "Para para para" sözüne  bi gönderme var orada :P


O akşam Kayseri' ye iniş yaptık. Zaten her gece iniş yapıyorduk da çocuklar ve Sabriler de geldiler. Bu arada şunu da belirteyim, Kayseri'de kalıp günü birlik yukarı çıkıp inmesi çok kolay. Arabayla yirmi dakika kadar sürüyor. Yol dört şeritli ve her an temizleniyor.


Kayseri 'de o akşam kar başladı. Kocaman pamuklar şeklinde yağıyordu.



Bu ikilinin seneler önce başlarında karla sütüdyoya girip çektirdikleri bir fotoğrafları vardı. Aynısından çektik :)


Net çıkmasa da en sevdiğim fotoğraflarımdan oldu bu. Belki de net çıkmadığı için güzel gelmiştir :D



Ertesi sabah karlar altında bir şehre uyanıp, kahvaltı sonrası hemen yola çıktık.



Yol dediğin dans ederek daha keyifli olur :)

Şu an evde iki hastamız var. Hapşu hupşu ve öhöler arasındayım ama olsun. Tatilimizi yapabildik en azından.

Şimdi artık pazara gitmeliyim. Bunca hastaya bir çorbası tasta yapmak lâzım. Görüşürüz :)