4 Şubat 2018 Pazar

Takoyaki Peşinde

Perşembe günü çocuklarla Japon restoranı peşine Taksim'e gittik. Orada deneyip çok sevdiğimiz takoyakilerden bulabilecek miyiz heyecanı içindeydik.

Japon restoranlarının öğlenleri iki saat açık olduklarını öğrendim bu arada, iyi ki gitmeden fark ettik. Aksi halde isyanları oynayacaktık gittiğimizde.


Masaya oturur oturmaz ilk sorduğum takoyakinin (İçinde ahtapot parçası olan kızartılmış hamur topu.) olduğunu öğrenince ağzımız kulaklarımıza vardı :D


Sonrasında spariş verirken biraz (!) abartmış olabiliriz.

Taksim'de Point Otel'in (Bknz) giriş katındaki Udonya'yı (Bknz)  japon yemekleri sevenlere veya merak edenlere tavsiye ederiz. Öğlen on iki ile iki arası, akşam da yediden sonra açık olduğunu unutmayın yalnız.

 

Yemekten sonra Metehan'ın laptopunu servise götürmek üzere Şişli'ye doğru yürümeye başladık. Zaten yürümesek hastanelik olabilirdik :)


Yolumuzun üzerindeki İstanbul Radyosu beni bambaşka zamanlara götürdü.


Bu yoldan geçerken (üniversite yıllarımda Maçka Taksim arasında dolaşıyorduk zaten hep)  babama uğradığım, konser kayıtlarını izlemeye girdiğim günler geldi aklıma. Kapıdan beni görmesiyle gözlerinin içi gülen, sevgi dolu bakışlarıyla beni sarıp sarmalayan babacığıma şimdi torunlarıyla uğramak vardı. Ne mutlu olurdu kim bilir.


Bu duygu yüklü anları geride bırakıp yolumuza devam ederken, asıl gezmeyi düşündüğümüz binaya ulaştık: Atatürk Müzesi.

Şişli'deki bu üç katlı şirin müze ücretsiz. Gezmesi fazla vakit de almıyor. Ana cadde üzerinde, önünden geçerken yarım saat ayırıp içini gezmenizi öneririz.


En çok da kütüphenesini sevdim. Raflarda Atatürk kitapları ortada da kocaman bir masası var.

Gezimizin bundan sonraki kısmı Şişli'de zannettiğimiz servisin Okmeydanı'nda olduğunu keşfedip uzun uzun uzun yürümeye devam etmemizle geçti. Neyse ki metrobüs durağının yanındaymış da dönüşümüz kolay oldu .


Aa, o arada girdiğimiz bir oyuncakçıda rastladığım şu oyuncakla yine nostalji moduna girdiğimi eklemeden geçmeyeyim. Bu setten bende de vardı. Ne severdim.

İşte bir günlük maceramız bu kadar.

Bir müze daha var gezdiğimiz, o da bir dahaki yazıda anlatılsın. Pışııık instagramda sorduğum soruya burada cevap vermem tabiii :D


20 yorum:

  1. Gülümseyerek başlayıp, ortasında hüzünlenip sonunda oyuncağı merak ederek bitirdim. :)

    Ay ben yiyemem ayrıca, ahtapot parçası dedin bir kere. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahtapotsuz olanları da var BT. Okonomiyaki verelim sana, masada ortada duran dilimlenmiş hamur. Onda istediğin şeyden yapıyırlar.

      Oyuncağın fotoğrafını koydum ya, tahta parçaları, çok severdim :)

      Sil
    2. Denemeli ya, yerini de öğrendik artık. :)

      Oyuncağı önce oyuncak ev gibi algıladım. Tahta parçalarıysa daha da güzelmiş o ya. Bayıldım...

      Sil
    3. Tahta parçalarıydı, evet BT, çok severdim, hâlâ da seviyorum :)

      Sil
  2. İstanbul radyosunu hemen tanıdım, çok eski hatıralarım canlandı gözümde:))ta 90'lı yılların başı ya da 80'li yılların sonları..o tahta oyuncaktan kızkardeşimde vardı unutmuştum sen resmini koyunca hatırladım:))attık biz onları yaa ne aptallık bazı şeyleri atmamak lazım:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte tam o yıllardı benim de babama uğradığım yıllar Müjde.

      Ben de oyuncaklarımı hep vermiştim, keşke dursaymış. Çok güzel oyuncaklsrımız vardı.

      Sil
  3. ben de geçmişe gittim. sanırım 78 yılı. çünkü üni. kaydı için annemle İst.da oturan teyzemlere gelmiştik. Kayıt işlemlerinden sonra bir gün Erenköy'den Kadıköy, vapurla Karaköy, tünel, Galatasaraydan Taksim ve Harbiyeye kadar hep birlikte yürümüş, gezmiştik. Gençlik, herkesin ayaklar henüz sağlamken. Şimdi ne anneciğim ne de teyzem var, babacığın gibi.
    Çenebaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neyse ki güzel anılarımız kalmış bize Çenebaz.

      Sil
  4. nasıl yediniz onu ama yaa :( görünüşü pek güzel gelmedi bana. aslında denemeden yorum yapma taraftarı değilimdir asla ama bana hiç çekici gelmedi. fakat bulduğunda ki sevincini instagramda takip ettiğimden çok da merak ettim. hamilelik sonrası deneyebilirim sanrım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hamur topu Büşra, üzerinde kurutulmuş zencefil ve barbekü sosu var. Tokyo'da gözümüzün önünde kızartıp veriyorlardı. Bu oradaki kadar harika değil ama gayet lezzetli :) Denemekten zarar gelmez :)

      Sil
  5. Hiç Japon yemeği yemedim. Pek ilgimi de çekmiyor açıkçası. Farklı lezzetlere açık değilim :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bol sebzeli etli makarna ve pilav aslında Şule. Deniz mahsüllerini de seviyorsan kesin seversin :)

      Sil
  6. Su cin ile japon yemekleri nedense kesin yememeliyim izlenimini verior bana bunu teyit ettim 😂 cünkü ben hayatta denizden cikam balik ve türleri disinda baska bisi yemem. 😂 Tamda görntüsüne hayran kalmisken ahtapot beni ezdi gecti. Ama önemli olan yiyenlerin begenmesi tabi 😂 afiyetler olsun abla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçi sade ve sebzeli olanlardan verelim Özlem, makarnalar pek lezzetli:)

      Sil
  7. Ayyyy bak o setin bir benzeri bende de vardı. Hatta Oytun küçükken çok aramıştım ben bu oyuncaktan ama bulamamıştım... Ne güzeldi köprüler evler yapmak bununla...

    Ay hala mı yanıt yok derken instagrama bakmak aklıma geldi şimdi :))) çok güldüm bak kendime :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok zevkliydi o oyuncakla oynamak Şebo, çocuklar küçük olsalar alırdım kesin.

      Hehehehe, aslında çok da manasız benzetmemişsin, delikli felan, iğne iplik düzeneği olabilirdi :D

      Sil
  8. yaaaa çok tatlısınız amaa..Resimleri gösterdim Cerene çok keyifli geçmiş dedi :) bir daha ki sefere umarım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel olurdu denk düşseydik :)

      Sil
  9. hastanelik olabilirdik neden dedin anlamadım yaa :) takoyaki tımıms gidicaam :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Midemizi aşırı doldurmuşuz ondan hastanelik olacaktık Deep, yürüyüşle hazmedebildik ancak :D Ama pişman değiliz. Yine olsa yine yeriz o kadar :D

      Sil