6 Kasım 2017 Pazartesi

Nostaljik Pazartesi

Bugünkü nostalji blogda yazım tarihi itibariyle 12 sene öncesinden gözükmekle birlikte aslında 26 sene öncesine ait Can'a yazdığım gerçek bir mektup :) Nostaljinin dibine vurdum yani :D

18 Eylül 2005 Pazar

Mektup

“Her şey “an“ meselesi. “Bir an” da oluyor bitiyor her şey. Aşklar, doğumlar, ölümler, bütün duygular, mutluluklar, üzüntüler, heyecanlar. Her şey, her şey an meselesi. Elimizi uzatsak
tutabilsek, yakalayabilsek o anı, geçtikten sonra ardından bakmak yerine yaşasak, “keşke” lerle doldurmasak şu yaşamı.
Birisi “Hoş bir anın bedelini ödemenin tek yolu tadını çıkartmaktır” demiş. Bu deli dolu ile tadını çıkartacak anlar yaratmaya ne dersin? Onları yakalamaya, tutmaya. Peşlerinden sürüklenmek yerine yan yana, elele koşmaya. Ne kadar süreceği, nerede biteceği önemli değil, zaman geçip de baktığında, tozlanmış eskilerin arasında parıldayan anlar, yani tatlı anılar yaşamaya ne dersin? Nefes almaya. Gerektiğinde göklere haykırmaya.
Ben “Martı” dan ne öğrendim biliyor musun? Bu dört duvar arasında durduğum anlarda, odamın gittikçe daralıp üzerime üzerime yürüdüğü zamanlarda, bir anda bulutların üzerine çıkabileceğimi. Bir anda deniz kıyısında dalgalarla ıslanabileceğimi. Bu gece kutuplarda buluşmaya ne dersin? Veya kutup yıldızında. Elimizde duman tüten sıcacık çaylarımız. Ateş saçan bakışlarımız. Ve kahkahalarımız. Ya da o koskocaman ormanına gelmeme ne dersin? Sık yapraklı, yukarı bakıldığında gökyüzünün görülmediği o ormanda saklambaç oynayalım mı? Elma dersem çık. Armut dersem… Çık. Erik dersem, muz dersem, çilek dersem, portakal dersem çık. İçimizdeki o sevinci çıkartmaya ne dersin?
Belki uzun belki kısa sürer bu beraberlik ama sesler hiç kaybolmazmış uzayda. Ve şarkımız sonsuza dek yankılanır dünyada. Bir avuç sonsuzluk yaşamaya ne dersin?
Diyorsun ya hep yollarımız ayrı diye. Kesiştiği o köşe başına neden kırmızı bir gül dikmeyelim? Kokusu yıllar ötesine ulaşsın. Rengi hep göz alsın.
5 Ekim 1991

20 yorum:

  1. ❤️ yorumlayamayacağım kadar uzun hissiyatım. Üzerinde sohbet edilir bu yazının,yorumlanamaz öyle kısacık....

    YanıtlaSil
  2. Romantik, duygusal, gençlik izleri var..Okuması çok güzel bir mektup..Tarih dikkatimi çekti bende aynı yılın bir sonraki yani şimdi içinde bulunduğumuz ayında tanımıştım hayat arkadaşımı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1991 ikimize de uğurlu gelmiş Mehtap :)

      Sil
  3. Ne yazsam yakışmayacak��

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı yazılara ben de yorum yazamıyorum Gözde :)

      Sil
  4. Ayyy çok iyi geldi Pazartesi sabahi okumak. Harikasin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi geldiğine sevindim, teşekkürler Derya :)

      Sil
  5. çok güzelmiş..bayıldım...

    YanıtlaSil
  6. Sustum kaldım ♥ Ne desem az bu mektuba...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adamı böyle tavlamışım Şebo :)

      Sil
  7. Ne desem az bu mektuba.. Çok güzel... Çok romantik vihuu <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi yaz romantik bişey desen yazamam Kerime, gençlik işte :)

      Sil
  8. Handan'cığım arkadaşımmmmm...sen bu mektuplarını kitaplaştırsan bestseller olur valla. Ne güzel yazmışsın, hayran kaldım. Çooook tatlış...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Müjdecim, kırkyılda bir çıkıyor kalemimden birşeyler işte :)

      Sil
  9. Yanıtlar
    1. Ben neymişim bir zamanlar Kadriye, şimdi romantik film bile izleyesim gelmez :)

      Sil
  10. Ben yazarim yorum. Yüzsüzümdür ben:))

    Valla Nostaljik Pazartesin'in Top5'inde acik ara birinci olmus bu mektup.
    Daha da birsey diyemeyecegim. Yüzsüzlügün de bir sınırı var yane:))

    YanıtlaSil
  11. Hahahaha, teşekkür ederim Ayşecim :)

    YanıtlaSil