Dün sabah yılın ilk kahvaltısını birlikte bizde yaptık. Heheh bir gece önce kalan ne varsa eve getirdiğim için pek zor olmadı hazırlamak :D
Nasılsa fotoğraf çekmemişim hiç, hayret :D
Günün kalanı evse ne kadar cips, pasta, abur cubur bulduysam yiyip bilimum film izleyerek geçti.
Geçen gün Bıçaklar Çekildi'yi izlemiştik, bu sefer de Gizemli Bir Serüven'e baktık. Sonra Can rus mafyalı bir şey seyretti. Derken Yüzücüler'e geçti falan.
Bugün Bilgehan'la diyetimizin ilk günüydü. Kalkıp pilates yaptım. Annemle yürüyüşe çıktığımızda yakındaki bir hastaneye gidip onun çekilmesi gereken akciğer grafisini yapıyorlar mı diye öğrenelim dedim. Yapıyorlarmış ama özel sigortaya on bir bin lira gibi bir rakam. Sigortası ne kadarını karşılar öğrenme şansımız olur mu diye bakarken dediler ki sgk ile doktora muayene olup da ona yazdırırsanız doktor sekizyüz işlem yediyüz elli lira tutar. E güzel.
Üç saat sonraya doktora randevu verdiler, eve döndük.
O arada ortopedistten randevu alayım dedim. Tabi ay sonuna kadar doluymuş. Neyse asistanı bana döndü haftaya pazartesi gününe verdi randevu. Tek sorun Can'ın da kolundaki bezeyi göstermek istiyorduk, haftaya pazartesi o uçuşta . Neyse artık dedim.
Doktor saatine kadar mutfağa gireyim diyerek çorba ve kinoa pişirdim . O arada ortopedistimin asistanı tekrar aradı, gelebilirseniz 15.40 a randevu açıldı diyerek. Hımmm 14.30 da buradaki randevudan çıkıp oraya yetişebilir miyim ki acaba dedim ama randevuyu da aldım.
Annemle doktora gittik. O arada ilaçlarını geçen haftadan beri içmediğini öğrenip şok oldum. Bunu ikinci kere yapıyor. Haberim olsa neyse, haberim de yok. Başına bir şey gelse ilaçları alıyor diyeceğim :/
Neyse orada işimiz çabuk bitti, çarşambaya grafi randevusunu alıp diğer hastaneye gittik.
Omzum için bol buz tedavisi verdi. Bir de ilaç. Kalçamdaki şey için de menüsküs gibi yırtık olabilir dedi. Film çektirmem gerek. Can'ın da kolunun ağrısı yağ bezesinden değilmiş ağır kaldırıp indirirken tenisçi dirseği olmuş.
Dönüşte yapı markete uğrayıp anneme musluk ve klozet aldık. Pandemide evine hemen hiç girmeyince eksiklerini de görememişiz. Yarına usta ayarladık, takacak hepsini .
Böylece düşündüğümün ötesinde çılgın verimli bir gün oldu.
Diş rontgenini çektirip diş doktoruna da gitmeyi başarıp. Üzerine grifiyi kalp doktoruna gösterip. Bir de katarak ameliyatını ayarlarsak. Hahahahaha. Neyse birer birer gelin .
Anneme diyorum ki. Sana bu kadar masraf yapıyorum bak, en az elli yıl daha durmak zorundasın, parasını çıkartsın . Hahaha. Beni dövüyor :D
Yalnız eve dönünce salondaki koltukta kitap okurken elimden düştü, uyuya kalmışım. İnsan kitabı okurken uyuyakalır mı yav ? Yani uykun gelir kitabı bırakırsın da, cümleyi okurken elimden düşmesi pek komikti.
İşte böyle başladık yıla.
Dur yazı fotoğrafsız kalmasın. Metehan'ın dün pişirdiği bolonez soslu makarna ve patates kızartmasını koyayım buraya.
Döndüğünde mutfağa benden başka birileri de girecek sanırsam artık, pek heyecanlıyım :)
Burası da yılbaşı gece yarısı gittiği tapınak. İlk dua için gidiyormuş insanlar. Biz de o sırada whatsapptan yanındaydık . (henüz akşam altıydı burada ) Gonglarla yeni yıla girdiler .
Ay bak şunu da koyayım. Geçen hafta arkadaşının evine geleneksel mochi yapımına gitmişti. Haşlanmış pirinci uzun uzun tokmaklarla döverek yaptılar . İnternette tatlı olarak gördüm hep ama bizimkiler o gün pirinç hamuru parçalarını çeşitli soslara atarak normal yemek olarak yediler.
Şu yaşadığı deneyimi hiçbir değişimle oraya eğitime giden öğrenci yaşamamıştır. Onlar daha çok kendi aralarında iletişim kuruyorlar. Metehan katıldığı okulun dans klübü sayesinde Japon kültürünü de çok güzel gözlemliyor.
Yine daldan dala konup, hastanede başlayıp Japonya'da biten bir yazı yazmayı başardım, aferim bana:D
Üşenmeyip Budapeşte yazısı da yazsam yakında iyi olacak.
Şimdilik iyi gecelerrr.