17 Eylül 2018 Pazartesi

Nostaljik Pazartesi

Yaz tatili bittiyse blog da biraz düzene girip haftalık yazılarını yayımlasın artık :)

Günün anlam ve önemine uygun olarak okul sabahları kahvaltı seçeneklerini yazdığım yazıya bakalım bu sabah :)

2 Eylül 2014 Salı

Çocuklar Kahvaltıda Ne Yiyor?

Benimkiler hayatlarının ilk beş altı senesinde sadece omlet yediler anacım. İçine bol peynir, biraz sucuk falan doğruyordum. Biraz mısır unu da çok güzel gider. Yanında süt ve bir dilim de şokellalı ekmek. Bir ara gözüm kapalı omlet yapabiliyordum.

Neyse kaşar peynirle tanıştılar da peynir ekmek yapma lüksüne ulaştım sonradan. Şimdi de dilimli kaşar ve sandviç ekmekleri okul zamanı imdadıma yetişiyor:-)

Bir de peynirli ekmek var. Eğer acele hazırliyorsam- ki çoğunlukla öyle- bayat ekmeğin üzerine peyniri dizip fırına sürüyorum. Vakit yeterliyse, rendelenmiş beyaz peynirle yumurtayı karıştırıp ekmeklere sürerek yapıyorum.

Kedi yemeğimiz var. Ufak doğranmış bayat ekmekler yumurtayla karıştırılıp tavada pişiriliyor.

Krep. Kimisi peynirli kimisi şokellalı.

Daha erken kalkmayı başardıysam geceden hazırladığım milföy böreğini pişiriyorum.

Tabii ki tost. Sucuklusunu tercih ederler ama okula giderken kokmanın alemi yok, kaşarlısı iyidir:-)

Bu sabah biraz yağlısından gittik, fransız usulü tost yaptım. Yumurtalı ekmek anlayacağınız.



Okul zamanı yaklaşırken var mı sizin aklınıza gelen pratik kahvaltılar?

Haa.. Tabi biz anneler ne yapıyoruz? Bunları yemiyoruz... Yaramaz onlar bize yaramaz:-) 

16 Eylül 2018 Pazar

Sabah Yürüyüşü Rotası Okul Olacak

Okul zamanı geldi.

Delikanlıların ikisinin de okulları yeni olduğundan sabah plânlamamız yeniden yapılacak.

Metehan'ın ders programı henüz kesinleşmedi. Çoğu dersi seçmeli olduğu için bayağı uğraştı birbirine çakışmayanları bulmaya.

Bilgehan'ın okuldaki üçüncü senesinde okulu üçüncü kampüse taşındı. İlk sene eve kırk dakika mesafedeydi. Hatta oğlum trafikle birlikte günde üç saatin yolda geçecek başka okul seçsen daha iyi olmaz mı demiştik. Bir sene günde beş bölüm anime izledi yollarda.

Geçen sene yirmi dakika mesafeye taşındılar. Tabi servis evden bir saat önce alıyordu. En azından tek otobüsle okuluna gidildiğinden haftasonları etkinliklere kendisi gitti.

Bu sene yürüyerek yarım saat mesafeye geldi. Servis kullanmak istemedi. Her sene servis kavgalarından daralmış bünyeye nasıl iyi geldi bilemezsiniz.  Eğer çocuğunuz güncel çıstak müzik dinlemiyorsa ciddi sorunlar yaşayabiliyor serviste. Kullanmak istemedi de  minibüs yolun yarısına gidiyor. Bizimki sabahları zombi gibi oluyor. Aklım kalacak diye düşünüyordum ki "Ben neden onunla yürümüyorum ki? "dedim.

Sabahları onları yolcu ettikten sonra zaten yürüyüşe gidiyordum.  Şimdi oğluşla okuluna yürüyeceğim. Hem bu arada bol bol sohbet ederiz. Okul yolu sohbetleri her zaman keyifli olmuştur . Ve sabah konuşmaları eminim onu çok mutlu edecek. Her zaman anlatacak milyon şeyi var zira.

Çocuklar büyüseler de bize hâlâ ihtiyaçları var. Özellikle ergenlikte yanlarında olmamıza , onları dinlememize, gözlerinde büyüttüklerini onları küçümsemeden önlerine sermemize hâlâ ihtiyaçları var. Hayallerden, kitaplardan, filmlerden, şarkılardan sohbet etmeye ihtiyaçları var. Dersini yap, sınav nasıl geçti, odanı topla, düzgün otur, duş al , düzgün konuşların haricinde sözler duymaya, birlikte gülmeye,  birlikte planlamaya,  birlikte izlemeye,  dinlemeye ihtiyaçları var.

Küçüklüklerindeki gibi bizim yönlendirmemizden çok onların yönlendirdikleri konularla ilgilenmemiz, dinlememiz, anlamaya çalışmamız, sürekli öğüt vermeden yaptıkları güzel şeyleri takdir etmemiz, unuttuklarını hatırlatmamız, bol bol kucaklamamız, düşmelerine, çuvallamalarına izin vermemiz, ve o anlarda yeniden kalkmaları için yanlarında olmamız gerekiyor.

Gençlerle birlikteyken büyüklüğümüzü hatırlatıp durmak yerine gençliğimizi anımsayalım.

Hava

Benim Adım Mayıs'ı okuduğumda üniversite öğrencisiydim. Yüreğime dokunduğunu hissetmiştim.


Arkadaşım Şehir Romantiği'nin Günlüğü'nü hediye ettiğinde Metehan doğmuştu. Ve ben en kıskandığım yazar olarak Buker Uzuner'i seçmiştim. O, benim kolayına kaçtığım şeylerin önünde pes etmemişti.


Okuduğum her romanında kendisine başka hayran oldum. Defne Kaman'ın maceralarının yeri ise bambaşka. Bir kere Su, Kadıköy'de geçiyor, daha ne olsun. Sonra Toprak'ı okuduğumdan beri Çorum'u görmek istiyorum. Ve uzun zamandır heyecanla Hava'yı bekliyordum . Hem maceralarının heyecanı hem de her cümlede yüreğimden geçenleri görmem, bu kitapları tekrar tekrar okuyacağımı söylüyor bana.


Geçen haftalarda imza gününü öğrenince kesin gitmeliyim dedim. Tabii ki annemi de cezbettim bu fikirle. Erkenden gidip en önlerde yerimizi kaptık. Ve kitaplarımızı mutlu mutlu imzalattık.

Ve hemen ilk alıntıyı yazayım, beklerken dayanamayıp okumaya başladım zira :)

"İnsanın kendi zihnini temizlemesi bu dünyadaki en zor temizliktir"

Yine harika bir kitap beni bekliyor :)

Parkta Bir Tur Atalım






Pazar şarkınız için beğendiğiniz fotoğrafı tıklayın :)

13 Eylül 2018 Perşembe

Hâlâ Dolap Düzenleyemedim Ben Ama Mazeretim Vardı Örtmenim

Pazar gecesi ütüyle geçti.

Pazartesi sabahı erken kalkıp ütülediklerimi yerleştireyim derken telefonuma mesaj geldi,  yurt dışında yaşayan bir arkadaşım bizim evin yakınlarında olduğunu fark edince bana uğramak istemiş.

Çok sevindim.

Motor takmış şekilde evi toparladım.


Birlikte kahvaltı yaptık,  uzun uzun sohbet ettik, sonra dışarı çıktık.


Sekiz senedir burnumun dibinde olan Hababam Sınıfı Müzesi'ne girdik. Müze de diyecek bir yanı yok ya işte , çok daha güzel olabilirdi. Akşamı etmişiz.


Salı günü Metos'un arkadaşı geldi. Pizza yaptım onlara. Ev toparladım falan. Akşama arladaşlarımla buluştuk.



Özlem giderdik.

Dün Metos arkadaşlarıyla buluşacaktı. Biz de peşine takılıp Taksim'e çıktık. Japon restoranına gittik. Bilgiç azıcık hareket etsin diye ne yapacağımı şaşırdım artık.


Sonra buluşma planları bozulunca oralarda birlikte dolaştık. Salt 'ı gezerken dizlerim iyice kötü oldu. Basamaklar çok zorluyor bugünlerde.

Dönüşte eve kendimi atmak istedim ama alış veriş de yapmak gerekiyordu.  Kadıköy'e geçtik. Bilgiç'i resim kursuna yazdırdım, haftada iki saat, başlasın bakalım. Resme merak sardı ama kursa gidesi de yoktu . Dene, sevmezsen bırakırız dedim.

Dün dizlerim o kadar ağrıdı ki bir kaç gün bir şey yapmadan dinlenmeye karar verdim.

Bilgiç arkadaşını çağırdı. Sabah ev toparla. Yemek yap , bulaşık yıka. Dolanıp durdum. Şimdi oturdum. Daha akşam yemeği pişecek.

Can'ın arkadaşları vardı, cumartesi onları yemeğe çağıralım dedim bir baktım o iş de yarına döndü. Bugün ev yeniden battığından artık ev mi temizlerim yemek mi yaparım bilmiyorum .

Şu an camı açıp towandaaa diye bağrınasım var.

Çiviler Ağzına Batmaz mı Senin?


Sözü kulaklarımda yankılandı ayakkabıcı amcayı görünce. Bizimkilere söyledim hemen. İkisi de hatırladılar hikâyeyi. Refik Halit Karay'ın Gurbet Hikâyeleri 'den Eskici. İnsanın yüreğine işleyenlerden.

Dün Taksim'e gittiğimizde meydan bilimum festivalle doluydu. Bir yanda havada uçanlar diğer yanda tarihe karışmak üzerr olanlar.


Havada uçanlara pek bakmadım ama


Memleketin her köşesinden gelmiş zanaatkârların standlarına bayıldım.


Bakarken fotoğraf çekmek aklıma pek gelmedi. Biraz da çalışanları rahatsız etmek istemedim.

Ama ağzında çivilerle ayakkabı yapan amcayı görünce izin alıp fotoğrafladım hemen.


Delikanlılarımla müzeye gelmiş gibi hissettik. Dokuma tezgâhları, sedef kakma yapanlar, kuklalar, takılar, oymalar, bastonlar.



Hele bunu daha geçen hafta bir videoda görmüştüm, bir anda karşımıza çıkınca ne şaşırdım.

Yalnız koyun kırkıp yün yapmayı, pamuktan ip üretmeyi anlarım da Allah aşkına ipek böceği kozasını kaynar suya atıp ip çıkartmayı kim nasıl icad etmiş ? İnanılır gibi değil.


Havalar da tam gezmelikken Taksim'e çocuklarınızla uğrayın bence. Hem siz zamanda yolculuk yapın hem çocuklar kolay kolay göremeyecekleri şeyleri görsünler.

Zanaatkârlar hep olsunlar, hiç kaybolmasın bu güzellikler.

İpek olmasa da olur ama :D

12 Eylül 2018 Çarşamba

Evrenin Titreşen Işıkları


Salt Beyoğlu yeniden açıldığından beri gitmeyi istiyordum. Bugün oğluşlarla uğradık.

Güncel serginin ismi beni cezbetmişti. Cisminden de birşeyler anlayabileydim iyiydi :D

Salt'ın sitesine giderseniz (tık) konuyla ilgili açıklamaları okuyabilirsiniz. Benim için ışık oyunlarını fotoğraflamak adına keyifli bir gezi oldu ama beynim oradakilerle anlatılanlar arasında bir bağlantı kuramadı.

Olsun. Yine de modern sanatı düşünmemi sağladığı için seviyorum . Kendimi şabalak hissettirmesi de güzel, egomu indiriyor biraz aşağı :D












Bu son iki fotoğraf Robinson Crusoe 389 Kitabevi'nden. Bak orada kendimizi çok daha iyi hissettik :)



Derin Bir Nefes Alıp Yeniden Başlıyorum Hayata Her Sabah :)








Beğendiğiniz fotoğrafı tıklayıp şarkınızı almayı unutmayınız :)

10 Eylül 2018 Pazartesi

Limonata Tadında Film Maratonu Son İki Film

Dün akşam ütü masasını kurup televizyonun karşına geçtim. İki film bitti ütü bitmedi. Sanırım filmleri izlemeye ütüden fazla daldım :)

Baktım kimse benimle birlikte seyretmiyor, fantastik filmleri bırakıp onların sevmeyeceklerini seçeyim dedim.



Mucize filmini çok izlemek istiyordum. Tam düşündüğüm gibi insanın içini sıcacık yapan bir filmdi. Herkesin bakış açısından olaylara bakmasını sevdim. Ama doğrusu gençlik filmi modundan öteye çok geçememiş gibi geldi. Biraz fazla toz pembe gözüktü sanki.

Yıllar önce izlediğim Mask beni daha çok etkilemişti. (Bknz)


Çember çok bir şey beklemediğim bir filmdi. Bu bağlamda beni şaşırttğını söyleyebilirim. Yok artık yaa diyerek sonunda kalakalmayı beklemiyordum. O nasıl sondu öyle ? Ama iyi anlamda değil.

Hayatımızın her anını dünyayla paylaşmak,  gizli saklı işler yapma şansımızın olmaması bizi daha iyi bir insan mı yapar?  Hımmm.

İşte benim film maratonum böylece bitti . İlk hazırladığım listeden 7 , toplamda ise 18 film izlemişim. Umarım kalan filmleri de yıl sonuna kadar tamamlarım.

Son olarak Mucize filminden çok sevdiğim kısmı da buraya koyayım.



9 Eylül 2018 Pazar

Limonata Tadında Film Maratonu Ortaya Karışık

Yine listemin dışından filmlerle karşınızdayım. Sanırım bugün etkinliğin son günü, bir film daha izlersem yarın son halini yayımlayacağım .

Şimdi izlediklerime bakalım.


Flavors of Youth Netflix'te rastlayıp çocuklarla izlediğim bir animeydi. Üç hikâye vardı içinde. Çocukluğunun yemeğinden bahseden birisi, ünlü bir model ve kız kardeşi ve son olarak da bir önceden dinlemeyi unuttuğu kaset kaydıyla kaçırdığı şeyi fark eden bir genç.

Doğrusu düşündüğüm kadar etkileyici değildi. Sonuna kadar izledik ama çok da etkilenmedik.


Milky Road bir Emir Kusturica filmi desem çok şey anlatır herhalde. Görüntüleri beni benden aldı.

Yugoslavya'da köyden cepheye süt taşıyan bir adamın hikâyesi.  Uçuk, kaçık, absürt,  komik, hüzünlü her şey var içinde. Ve bol bol hayvanlar. Yoldan giderken süt içtiğini görünce her gün süt döktüğü yılan , şahin, ortalıkta dolaşan kazlar, telef olan koyunlar, beyaz kelebek, ayı, domuz. Yok yok :) Kahramanımız savaştan önce müzisyenmiş, ona aşık olan hanım kızımız jimnastikçi, kaçırdıkları gelin gizemli,  onun peşine düşen subay manyak. Anlatılmaz yaşanır bir film yani :)


İnanılmaz Aile 2: Uzuuuun zamandır beklediğimiz devam filmi. Sinemaya gelir gelmez gittik :) Oldukça feminist bakış açısıyla beni mest etti :) Doğrusu kötü karaktere çok da kızamadım.


2:22 :Bu filmin fragmanını görüp merak etmiştim. Ancak dün seyredebildim. Ne yazık ki bayık bir filmmiş. Macera zannetmiştim ben gizemli olaylar çıktı ortaya. O da pek mantıklı sona erişmeyince izlemek fuzuli oldu :)


Sevgisiz: Bu filmi de çok merak ediyordum. Ama beklentimin çok ötesinde kaldı. Boşanmak üzere olan çiftimizin tek derdi çocuklarını kimin alacağıdır. Ya da almayacağı diyebiliriz, ikisi de istememektedir çünkü. Kavgalarını duyan oğulları ertesi sabah evden okula diye çıkar . Bir sonraki gün annesi okuldan iki gündür gelmedi telefonu alana kadar çocuğunun olmadığının farkında bile değildir.

Çok güzel şeyler çıkabilecekken ne yazık ki kırık dökük bir film çıkmış ortaya. Gereksiz uzun sahneleri ileri sardığımı söyleyebilirim. Ki ben festival filmlerinin durgunluğunu seven bir insanım.

Eveet işte en son izlediklerim bu kadar. Başarabilirsem bugün ütü yaparken bir belki de iki tane daha eklerim listeme.