24 Temmuz 2006 Pazartesi

One More Cup Of Coffee Before I Go

Karar verirken herşey çok kolay gibiydi de veda yazısı yazması da ne zormuş. Bakıp duruyorum ekrana doğru.

Geçen sene blog yazmaya başladığımda elimde kalem kâğıt dolaşmaya başlamıştım sürekli. Nereye gitsem aklımda buraya ne yazacağım sorusu dolaşıyordu. Ama sonra fark ettim ki hayatın içinden çıkıyorum öyle düşünüp durdukça. Hayat sanki akıyor önümden ben seyredip not tutuyorum sadece. Defterle kalemi bıraktım ben de. Ama bu sefer buraya yazacak birşeyleri toparlayamıyorum. Boşver aklıma geldikçe yazarım dedim. O da olmadı düşünmeyince aklına da birşey gelmiyor insanın.

Velhasıl bitirmemin zamanı geldi artık.

Ben yokken derin nefes almayı unutmayın. Terli terli soğuk su içmeyin. Karşıdan karşıya geçerken önce sola sonra sağa sonra yine sola bakın. Yol tek yönlü bile olsa yapın bunu, arabaların nereden geleceği belli olmaz bu ülkede netekim :)

Biliyorsunuz:

"Şu anda kendi seçiminizde, kendi yarattığınız dünyadasınız. Yüreğinizden geçen doğru çıkacak, en çok neyi beğeniyorsanız öyle olacaksınız.

Evrende kaç hayat mı var?

BİR"
R.Bach


Hoşçakalın.

21 Temmuz 2006 Cuma

Of Of

O minicik kolda o kadar yük nasıl taşınır üç hafta?

Biz aylık hastane yolculuğumuzu yaptık, küçük oğluşun kolu alçıda. Hani yaramazlık yapsa da başına gelse bunlar neyse diyeceğim, bir de hiç yoktan olmuyor mu daha çok üzüyor beni.

Neyse ki oğluşum takmaz kafasına böyle şeyleri, tek kolu alçılı, çok güçlü bir transformers oldu şimdi. Umarım hayatta hep böyle olursun bebeğim, başına gelenlerin seni yıkmasına izin vermezsin.

20 Temmuz 2006 Perşembe

Nefes

Derin bir nefes al...

Oh...

Hayat güzel.

Gülümsemenizi giymeyi unutmayınız.

Herkese günaydın....

17 Temmuz 2006 Pazartesi

Ortaya Karışık Salata

Ya, biz mangal keyfi yaptık yapmasına da, bittiğinde geldi aklımıza fotoğraf çekmek. O sırada da yayıldığımız yerlerimizden kalkıp fotoğraf makinasına uzanmaya üşendik o ağırlıkla :) N'apalım artık.

Bugün Emel'le Jack Sparrow'u görmeye,


pardon pardon, Karayip Korsanları'nı seyretmeye gittik.



Beriş de gelseydi çok güzel olacaktı, belki onun için bir kere daha giderim. (Ya Can valla kendim için değil arkadaşım da gitsin, yalnız kalmasın diye.)

Geçen hafta nasıl Aslı ile buluşamadıysam bu haftasonu da Daisy ile buluşamadım. Telefonu çantada unutmanın azizliğini yaşadık. Bir gün öncesinden haber veresene şeklindeki azarlarıma buradan da devam ediyorum.

Biraz karman çorman oldu ama idare ediverin artık. Emel mutfakta kızarma yaparken kaçıp bilgisayar başına alelacele yazıyorum bunları. Karnım da aç zaten. Kokular da mis gibi geliyor.

Afiyet olsuunn, yok onu demeyecektim, hah, iyi akşamlar....

15 Temmuz 2006 Cumartesi

Güle Güle


Canım anneciğim, iyi ki benim annemsin.

Güle güle git, çok özletmeden yine gel.

14 Temmuz 2006 Cuma

Bir Kahvenin










Ülkenin ters köşelerine dağılmış olunabilir. İki senedir görüşülememiş de. Ama kaldığı yerden devam eder insan yeniden yanyana geldiğinde. Arkadaş olmak böyle birşey işte.

Hoşgeldin Emel. (Tamam tamam Sabri sen de hoşgeldin, cinsiyet ayrımcılığı yapmayayım şimdi :)

(Mangal da yapacağız fotoğraflarımızı bekleyin anacım :)

Ah Ah



Şimdi orada olmak vardı ... Neyse canım haftasonu geldi sayılır :) İzmir'de yaşamanın güzellikleri de yok değil... (Ben sörf falan yapamam ama seyretmesi de keyifli oluyor )

Hey, bugün yaşasın Cuma.. Gülümse biraz...

12 Temmuz 2006 Çarşamba

Şöhret


Yıllar sonra hâlâ aynı keyifle seyredilebiliyor ...

(Kanaltürk'te her akşam saat 7 de.)