17 Mayıs 2022 Salı

Kitap Salı


 Tanrı , tekrar okuduğum bir kitaptı. Üniversite yıllarımda bir ara Woody Allen kitaplarına düşmüştük . İçlerinde en sevdiğim. Biraz Sofi'nin Dünyası 'nın kısacık , komik ve absürt hali gibi. Böyle deyince neresi benziyor diyebilirsiniz :D Okuyun görün.

Herkes Herkesle Dostmus Gibi de Bir Deliler Evinin .. kitabına beniziyor . Onun aşırı kısa ve başsız sonsuz hali :D Hahaha. Yani anlatımı onun gibi daldan dala konarcasına kişiden kişiye akıyor ama Ayfer Tunç'un o uzun ve nefis kitabından sonra beni bu kesmedi sanki.

Kalbinizdeki Buzları Eritin kitap alış verişimde hediye gelmişti . Pek bana hitap etmedi ,arada güzel bir kaç cümle vardı ama ne bileyim bir yüzeysellik vardı sanki . Zaten zor beğeniyorum kişisel gelişim kitaplarını.

Değiştirilmiş Karbon'u izleyin daha iyi,kitabı neden bitirdim bilmiyorum. Önceden dizisini izlemiş olmasam hiç anlamayabilirdim, cidden kitap çok acemice dizi gayet güzel :))

Yüzüncü Kraliçe keyifle okunan çıtır çerez bir macera kitabıydı,elime almamla bitmesi bir oldu. Tavsiye ederim.

Cinayet Sınıfı Başkanı , hayal kırıklığı oldu. Hani gençlik çıtır çerez kitabı diyeceğim ama +18 . Boşverin .

Kör Baykuş , içim daraldı bitiremedim . Ay düşününce bile daraldı.

Perg Efsaneleri, keyifle okudum. Barış Müstecaplıoğlu okumayı seviyorum. Yalnız Serinin son kitabı yok, eski yayın evindeki tükenmiş , yenisi basmamış. Niye ki?

Küçük Şeyler güzel bir kitaptı. Eski dönem kitapları ayrı seviyorum zamanda yolculuk yaptırıyor. Okuyunuz. Özellikle çantaya atıp dışarılarda okunabilir.

İnsan Neyle Yaşar. Tolstoy kitaplarının hepsini okumak istiyorum. Bunu da çok sevdim .


Uzun zamandır yazmamışım okuduğum kitapları . Kısaca değineyim bari dedim. Haftaya yeni okuduklarımda buluşmak üzere :)

.

15 Mayıs 2022 Pazar

15 Mayıs'ta Blog Açanlar Burada mııı ?

Sene 2005. İki küçük çocukla evden çıkamamaktayım. Kendimi unutmuşum koştururken. Yazılar yazan, sabahlara kadar müzik dinleyip defterler dolduran, kitap okuyan Handan çok gerilerde kalmış. 

Gazetenin Pazar ekinde bir blog yazarıyla sohbet var. İnternette günlük. Hımmmm. Kendimi bildim bileli günlük tutarım,  tam benlik bu iş. 

Blogger henüz böyle türkçeleşmemiş. Göbeğim çatlıyor kurana kadar. Özene bezene yazıyorum ilk yazımı.

Takip etme,  birbirinden haberdar olma halleri de yok. Blog kardeşliği diye bir site açılmış. Ona üye oluyorum. Html kodunu temama ekliyorum. Böylece üye olan diğerlerinin yazılarından random düşüyor bloğuma. Oralardan, yorumlardan falan insanları görüyorum.  Ama internetten ilk yorumu alana kadar vakit geçecek.

Blogcularla da tanışıyorum bu arada. Onların sitesi türkçe. Derken kendimi blog yarışmasında buluyorum. Neden?  Blogcular birbirlerini oyladıklarından yarışmaya katılmalarına izin verilmemiş, beni aday gösteriyorlar :D Hahaha. Ne de özenli yazıyorum o sıralar bir görseniz. Ve fakat safi bunalım. 

Yarışmada ikinci oluyorum. Ama bir sürü blogla tanışıyorum.  Yeniler geliyor dostum dediğim kimileri hiç ses vermeden yok oluyorlar zaman zaman üzülüyorum. Tamam blog yazmayı bırakabilirsin ama her sabah selâm verdiğin insana iki sözü olmaz mı diye düşünüyorum.

Benimle aynı gün açan bir sürü blog var. Şimdi sevgili Evren'in Günlüğü'ndeki en eski bloglar listesine baktım da benden öncekiler son bir senedir yazmamış gözüküyor, bilmiyorum belki site açmışlardır kendilerine. Yani aralıksız yazan en eski bloğum diyebilir miyiz bana artık :D

17 sene.

Ben 17 yaşımdayken üniversiteye başlamıştım :D

Bloğu açtığımda doğanlar genç olmuşlar, ergen olanlar çoluğa çocuğa karıştılar :D

Hiçbir zaman çok gelen gideni olan, tıklanma sayısı yüksek bir blog olmadım. Her telden çalan bloğum daha çok kendim ve çocuklarım için bakıp gülümsemelik bir hatıra olsun diye yazılıyor.

Kaybolup gidenlerin ardından gelen bir sürü dostlarım oldu. Sanki aynı mahallede birlikte büyümüşüm gibi hissettiklerim var, yılbaşı zamanı posta kutumu kartlarıyla şenlendirenler var, arada buluşmayı başarıp sohbete doyamadıklarım buluşup sohbet etmeyi hayal ettiklerim var.

İyi ki açmışım bloğumu :)

13 Mayıs 2022 Cuma

Ortaköy Yolcusu Kalmasın (Gerçi Fazla da Fotoğraf Yok Ama )


Neredeyse üç seneden sonra Ortaköy'e kumpir yemeye gidelim dedik. İki oğlumla dışarı çıkmayı da ayrı özlemişim. Bunca zamandır pandemi sayesinde benden paçayı kurtarmış evse mutlu mesud yatıp duruyorlardı :D


Şu pozu vermeyi bile özlemişim. 


Araya reklâm da gireyim. Metehan'ın yeni yüzüğü. Bu yüzükten hiçbir yerde bulamamıştık. Derken üniversite arkadaşım geldi aklıma. Sadekârlık kursuna katıldı, gümüş takılar yapıyordu. Dedim Güldenciğim bize yılan yapar mısın?  Hiç yapmadım ama deneyeyim dedi. İki tane harika yüzük yapmış. Tabi ikisine de bayılıp aldık :) 

Üsttekine Damien, alttakine Frisk ismini koydu Metehan. Arkadaşımın instagram hesabına gidip nefis gümüş takılarına bakmalısınız. Taşları da başka güzel. (Tıkla) 




Hayran hayran denize, kuşa, dalgaya,  vapura bakarak geçtik karşıya.


Beşiktaş'tan en sevdiğim yolu yürüyerek ulaştık Ortaköy'e.


Beltur'un yerini seviyorum orada. Denize sıfır. Hemen yanında yer bulamasak da olduğum masadan denizi ve insanları izlemek çok keyifliydi.


Yalnız kutu kola 25, kumpir 75 lira olmuş. Pandemi bitti diye çok da açılıp saçılamayacağız anlaşılan.


 Neyse. Bu seferlik böyle bir kaçamak yaptık. Devamı da gelecek :)






12 Mayıs 2022 Perşembe

Bizim Can'ın Zamansız Halleri :D

Can : O bölgenin hepsi İş Bankası Blokları'ymış. 

Handan : Biz orada kar topu oynamıştık bir kere seninle.

Can : Evler var mıydı o zaman? 

Handan : Ya niye ev olsun, boş arsaydı tabii ki,  niye soruyorsun ki bu saçma soruyu? 

Can : O kadar yeni miymiş o evler? 

Handan : Hayır canım biz o kadar eskiyiz :D

8 Mayıs 2022 Pazar

Metamorfoz


Önce sarıp sarmalamayı öğreniyorsun anne olunca sonra geri çekilip özgür bırakmayı öğrenmen gerekiyor.

Kimseye muhtaç olmadan ayakları üzerinde duran, çevresine faydalı, çalışkan, huzurlu, mutlu insanlar olduklarını görmek en güzel anneler günü hediyesi. 

Hayatımın iki dikiz aynası, farklı açılardan gösteriyorlar beni. Gördüklerim bazen hoşuma gidiyor bazen gitmiyor. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım, dikkat edersem edeyim bir çok yanlış yapıyorum. Doğrusu yanlışı bir ince çizgide gidiyor çünkü. En azından onları ne çok sevdiğimi biliyorlar. 

İyi ki doğurmuşum :)

7 Mayıs 2022 Cumartesi

Mutfakta Olmasını Kesinlikle İstemediğim Şeyler

Orda bir ev var uzakta,  o ev bizim evimizdir. Taşınamasak da,  içine başımızı sokamasak da.... 

Lalalala laaa. 

Böyle arafta yaşarken insanın hiçbir şey yapası gelmiyor,  bu eve de alışmak istemiyorum (zaten kendi evimde hırsız gibi parmak uçlarında yürürken alışılmıyor da) gideceğim eve de gidemiyorum. Ben de kafamdan mutfak banyo planları yapıp dolaplara ve bilimum ıvır zıvıra bakarak geçiriyorum vaktimi. Zira ev öyle kötü durumda ki her yeri yıkıp yeniden yapmamız gerekecek girmeden önce. Bir bakıma da iyi, kendi zevkime göre yapacağım, eğer kötü durumda olmasaydı bulduğumla yetinirdim ihtimal. Zaten kötü durumda olmasa alamayabilirdik de :D 

Neyse lâfı çok uzattım konuya geçelim. 

Mutfakta bana göre kullanışsız şeylerin listesini yaptım. 


Birincisi mutfak küçük olduğundan karar verdiğim bir konu ama diğerlerini hiçbir şekilde istemem :)

1. Evye. Şu anki evde ikili kocaman evye var, bir önceki evimde de sol üstteki fotoğraftaki gibiydi evye.  Evyeye bu kadar yer gitmesindense tezgâha yer kalmasını tercih edeceğime karar verdim.  O ikinci kısımların bana kazandıracağı ekstra bir değer yok. Bulaşıklık gibi olan kısmının da yok. Tezgâha bulaşık kapatabilirim ama o kısmı kullanamam. Evye büyük olsun, özellikle fırın tepsisi sığdırayım içine zira fırında çok şey yapıyorum ama ikili olması gerekmez. 40 cm lik bir tane yeter.

Bir de evyenin tezgâhın altında olmasını istiyorum.  Son iki evimde de üzerindeydi. İçine doğru suları kırıntıları atamamak sinir bozucu geliyor. Hele sular evye içine akacağına yere doğru dökülmüyor mu... 

2. Çekmece içinde gizli çekmece.

3. Kapaklı dolap içinde çekmece

4. Çekmece içi yemek hazırlama kaşıklığı, bıçaklık falan. 

Bu üçü de pratiklik açısından istemediğim şeyler. Tek bir çekmece ya da dolap kapağı açarak ulaşabilecekken kapağı açıp ya da bir çekmeceyi açıp  sonra bir çekmece daha açmak bana gereksiz ekstra iş olarak gözüküyor. Yemek pişirirken kullandığım aletlerin de tezgâhın üzerinde elimin altında olmasını tercih ediyorum. 

5. Büyük raylı erzak dolabı.

Bunlardan istiyordum ama bu evde görünce hantal ve kullanışsız olduklarını fark ettim. Kocaman dolabı çekmesi bir dert (belki daha kaliteli olanlar vardır ama yine de gerek yok bence),  içine ağır şey koyarsan hepten dert, benim raflar da çıkmıyor, içine dökülenleri temizlemek başka dert, raflar ızgara şeklinde dökülenler her yere yayılıyor. Dolayısıyla ben o dolaba hafif ve kırıntılı olmayan,  çok sık kullanmadığım şeyleri koydum. Hayalimdeki gibi olmadı.

6. Yukarı açılan kapak.

Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyulmuş bilmem. Yana açılanların nesi varmış. Hem de menteşesinin yalama olup kafana düşme tehlikesi de yok yana açılanların. Koca kapağı yukarı doğru tam itmeye çalışmak da başka dert. İstemem.

7. Açık raf.

Yok mutfağı daha ferah gösteriyormuş da yok öyleymiş de. Iıh     istemem. Aspiratörü ne kadar çalıştırırsan çalıştır mutfakta her şeye yağlı buhar sarıyor.  Raftakileri sürekli yıkayıp duramayacağım şimdi. Rafların kirlenmesi de cabası. Kapaklı dolapları tercih ederim. 


Mutfağımda istediğim şeylere gelirsek.

1. Şu derin tencere konulan çekmecelere bayıldım,onlardan isterim. 

2. Dediğim gibi geniş evye.

3. Tezgâh altı çöp kutusu istiyorum . Tezgâhtakileri içine atıvereyim, ortalıkta da gözükmesin.

4. Minik raylı baharatlık. Büyüğünü ne kadar sevmediysem bunu da o kadar sevdim. Hemen elimin altında,  çok işe yarıyor.

Bunlar dışında tezgâhta az eşya istiyorum ama ekâbirliğim buna izin vermiyor. Çaydanlık, ekmek kızartma makinası, mutfak robotu ve kaşıklık hep orada durunca mecburen kalabalıklaşıyor etraf. Ama bu konuda da elimden geldiğince kapalı alan yaratmaya çalışacağım. Bakalım.

Bu arada evin mutfak balkonunu kapatıp mutfağa katmışlar. İyi hoş da hem mutfakta bir işe yaramamış, hem de evin bir odasının penceresi o balkona açılırken mutfağa açılır hale gelmiş.. Onun da değişip yeniden balkona çevrilmesi gerekiyor. Küçücük bir yer zaten, bari odaya temiz hava gitsin.

Sizin aklınıza gelen Handan şu çok güzel  ya da kesin şunu yapma dediğiniz şeyler varsa söyleyin anacım. Elbet bir gün o ev boşalacak.


Not : Fotoğraflar internetten alıntıdır.

5 Mayıs 2022 Perşembe

Nane Molla Yok Lale Molla :D

Bugün Ortaköy'e gitme plânı yapmıştık ama ben pek nane molla olunca evden çıkasım gelmedi. Ateşim de yok ama ellerim sıcak, kılımı kıpırdatasım yok. Kaldı bizim gezi.

Ama Şebo'nun laleleri görmek istiyorum  diye yazdığını okuyunca laleri buraya koymadığımı fark ettim. Geçen hafta cuma günü gitmiştik ya Göztepe Parkı'na. İyi ki de gitmişiz, laleler geçiyordu artık, biraz daha geç kalsak göremeyebilirmişiz.

Haydi lalelere ve tabii ki içlerine sakladığım şarkılara bakalım biz. 













4 Mayıs 2022 Çarşamba

Çabuk Çabuk, Ay Geçip Gitmeden Bana Yapacak Birşeyler Söyleyin

Mayıs ayında gezip tozacağım, evde oturmayacağım demiştim ama depresyona girmişim, kılımı kıpırdatasım yok. İnstagram ya da youtube taki saçma kısa video izleyip saçma oyunlar oynayarak günlerimi öldürüyorum. Acilen kendimi gıpraştırmam lâzım. 

İstanbul'da olsam şunu yapmak isterdim dediğiniz şeyleri bana yazsanıza,  kalkıp yapayım. 

Ya da hadi şu gün buluşup birlikte birşeyler yapalım derseniz o fikre de açığım.

Zorlamadan yapamayacağım ben bu işi, bi el atıverin.


Bayramın ikinci günü fotoğrafı ile yazıma son verirken önerilerinizi dört gözle bekliyorum.

2 Mayıs 2022 Pazartesi

Belki Çocukluğunun Bayramlarından Değildir Bu Ama Bayrama Kabahat Bulma Sadece Büyüdün


Bizim evin ritüelleri bellidir. Sabah Bugün Bayram diyerek uyanmak.



Eğer şanslıysam bir bayram fotoğrafı çekilmek.



 Annemde kahvaltı. Mezarüstünü ziyaret.

Pandemiden beri yengeme gidemiyoruz. Yoksa oraya gidip dönüşte de legocuya uğruyorduk.

Bizim oğlanların geriye dönüp  baktıklarında hatırlayacakları güzel bayramlar var bence. Ramazanlar da var.

Yani mızmızmız yapma da bayramı bayrama çevir anacım.

Tüm vefat edenleri gülümseyerek an. Tüm yaşayanları ara bir konuş. Üstünü başını düzelt. Ailenle fotoğraf çektir. Tek başına mısın git bir kek pişir, mis gibi kokusu dolsun evine. Bayram harçlığı ver her sabah rastladığın temizlik görevlisine, sucuya, markete. Askıda bir ekmek bırak fırına. 

Yeter ki iste.

Mutlu bayramlar.

Kaybettiklerimize değil elimizdekilerin güzelliğine odaklandığımız bayram olsun bu.