11 Eylül 2020 Cuma

Uzun Zamandır Dinlemediğim Bir Şarkıya Rastlayınca Şarkı Falı Yapmaya Karar Verdim






 

Hayaller Gerçekler

Dün için hayallerim vardı.

Can ile Kadıköy'e gidip vapurla Beşiktaş oradan da Sarıyer'e gidip dönerek deniz havası almayı hayal ediyordum. Ne zamandır hayal ediyorum da dün iyice niyetlenmiştim.

Teyzem koli gönderince hayalim suya düştü. Saat kaçta gelir bilemediğimden evden ayrılamadım.

Üzerine Can'ın yeğeni kahvaltıya geldi. Sabah oğlanları kaldırdıktan sonra koli gelene kadar uyurum hayalim de böylece uçtu gitti.


Günün tek sakin ânı Aynur'la Kürşad'ın kek yemek için balkonlarına davet ettikleri andı. Orada bir saat keyif yaptım.

Sonrasında iki saat tereyağ yıkadım. Yıka yıka b


itmedi.

Carrefour'dan siparişim bir saat geç ve yine eksik geldi. Sırf Reis baldo pirinç için oraya sipariş veriyorum yoksa Migros'un servisi katbekat daha güzel. 

Siparişler gelince bu sefer onları yıkafım furdum.

Bir sürü de eksiğim kalmış, yine sipariş vermem gerekiyor ama veresim yok.

Şimdi gidip koca bir kap dolusu taze fasülyeyi ne yapacağımı bulmam gerekiyor. Beş tencere fasülye pişiremeyeceğime göre saklama formülü bulmalı.

7 Eylül 2020 Pazartesi

7997 7920

Bu da bu senenin hatırası olarak dursun burada.


Arka bahçe kutlamalarına bir tane daha eklemiş olduk :) Bu sefer düzgün fotoğraf çekeyim diye etraf dağılmadan makinayı kurdum ama masa örtüsü faul :D 



 Amaaaan benden bu kadar. ( Bakmamaya çalışıyorum şu an, simetri deliliğimi tetikliyor :D) 

Buraya akşam çektiğim fotoğrafı da ekleyeceğim. Fotoğrafı çektim,makinanın pili bitti :D


İşte böyle. 23 yılı geride bıraktık. Daha doğrusu 23 yılı kendimize kattık. Biraz azaldık, bolca çoğaldık. O zaman anlaşamadığımız  ne varsa hâlâ anlaşamadık. Bıraktık dağınık kalsın. 

Birbirimize deli olduk, sinir olduk. Ama ne olursa olsun güldük bol bol. Bazen kavgamızı evde bırakıp gezmeye gittik, döndüğümüzde kaybolmuştu ortadan. Bazen evirdik çevirdik çözemedik, attık bir köşeye. Kıyısından dolaşıp üstünden atladık. 

Evlilik işte. 

Özen ister, emek ister.  

O koltukta televizyon izler, sen masada yapboz yaparsın. İçeriden delikanlıların sesleri gelir. İçiniz sıcacık olur. Çay ister misin diye sorar?  Tabii ki dersin. Balkona çıkarsınız çaylarınızla. Sessizce oturursunuz bazen. Kahkaha atarsınız kimi zaman. Bilirsiniz yalnız değilsiniz hayata karşı. 



6 Eylül 2020 Pazar

Pazar Pazar Günü Kurulmasa da Ben de Arada Sakin Pazar Sabahı Moduna Girebilsem :)

Sabah yedide kalktım. Enerjim tükenmeden mutfağa girip börek pişireyim dedim. Kolayına kaçıp peynirlisinden hazırlayıp fırına sürdüm. 

Sekiz gibi arka bahçeye birileri geldi. Çim biçme makinasının bıçağını iğrenç tırnak cızırtısı sesiyle bileylemeye başlamışlar, bu ne ya diye fırladım. Pazarmış, sabahmış umruda değil kimsenin.

Sekiz buçukta böreğimi yedim.

Dokuzda pazara gittim. Dönüşte incirlerim arabadan düşmüş. Ben pazar arabasını durdurup yokuşta düzgünce tutana kadar sağolsun gören aile alıp verdi çantamı. Ama tabi yola saçılanları toplamadan ayrılamadım oradan.

Eve geldim, arabanın tekerleğini çamaşır sulayıp içeri aldım.

Hemen mutfağa geçtim. Öğleden itibaren çok sıcak oluyor mutfak.

Semizotu yıkayıp pişmeye koydum. Pazı yıkayıp haşladım. Meyveleri,  sebzeleri ne bulduysam yıkadım. Maydonoz dereotu yıkayıp saklama kabına aldım.

O arada Can'ı uyandırdım. Kahvaltısını yapıp uçuşa gitti. Oğlanları kaldırdım. 

Mantar soyup dilimledim. Attım buzdolabına. Akşama pazıyı kavurup mantarları pişireceğim ama artık yoruldum.

Bulaşık makinasını çalıştırdım. 

Şimdi gidip uzanacağım biraz anacım.

Daha ütülenecek çamaşırlar ve pişirilecek yemekler var ama onlar da ikinci perdeye kalsınlar.

Tepsi

Gereksiz hiç alış veriş yapmam. Cicili bicili sevdiğim bir şey olursa  hediyelik alırım. Çok çok ender olarak da baktıkça gülümseyeceğim şeylere harcarım paramı. Çok çok ender, zira baktıkça gülümsediğim şeyler çoğunlukla satılık şeyler değil :)

Geçen gün market alış verişi yaparken indirim kısmına bakıyordum. Bir tepsi gördüm. Tepsiye ihtiyacım yoktu ama 13 lira gibi bir şeydi ve ben renklerden kendimi alamıyordum. Sipariş verdim.



Masamın üzerinde duruyor, nereye koyacağımı bilmiyorum ama onu gördükçe içim sıcacık olduğundan mutluluk veriyor.

Az önce instagramda gezerken reklamlı bir hesap çıktı izlediklerim arasında.


Bu renkler ve teknik çok tanıdık diyerek tepsime koştum. Evet ressam aynıymış.

Geçen sene bu zamanlar vefat etmiş.

Evime mutluluk getiren hiç tanımadığım biri için hüzünlendim sabah sabah. 

Resimlerinin renklerinde kendimden geçerek uzun uzun baktım sayfasına.

Duygusal halim geçtiğinde şu soru belirdi aklımda. Bu hesap benim listeme neden eklendi? Verdiğim siparişin bununla alakası var mı?  Zira tepside ismi geçiyor.  

Neyse. 

Huzur içinde yat Leonid Afremov. 



5 Eylül 2020 Cumartesi

Canım Deniz


Evet, sabah ezanıyla uyanıp yağmur altında bir saat yürümeye değdi.

 İyot kokusu,  asılı duran bulutlar,  deniz, martılar,  karabataklar, şehir hatları vapurları, çay, müzik ve tabii ki canımın içi.  

Çok şükür.







4 Eylül 2020 Cuma

...

Yemekler yendi, bulaşıklar yıkandı, alışveriş geldi, yıkandı yerleşti, anneme gidildi, onun alışverişi teslim edildi. Bu arada ağaçtan dört beş incir kopartılıp mutlulukla eve dönüldü. 

Çayımı alıp balkona geçtim, keyif zamanı dedim. 

Olmadı. 

Sebastiyan şöyle şu dünyaya beni dürtüp durmasın, tersim pistir. 

Göbek Yine Pırtlamış :(

Sabah saatim çalmadan yarım saat kırk dakika önce gözümü açıyorum. Sonrasında saatin alarmını kapatıp kalkıyorum mecburen. Zira o son yarım saat uyumaya kalksam dön sağa dön sola saate bak şeklinde geçecek. Ve fakat  bir türlü dinçleşemiyorum.

Kalkalı üç saat oldu. Çocuklara kahvaltı hazırladım. Kendime hazırladım. Kahvaltımı yaptım. Mutfaktaki bulaşıkları topladım. Öğleden itibaren mutfağa girmek bunaltıcı olduğundan ve bizimkilerin acıkma hızına yetişemediğimden pirinç suya koydum. Karpuz kesip dolaba koydum, Can kahvaltıda yumulur artık. Yeşil mercimek haşladım. Bi ara pişiririm gün içinde. Geceden kuşbaşı et çıkartmıştım,  onu soslayıp dolaba kaldırdım. E pirinci pişireyim de pilav olarak dursun bari dedim. Saat 11.00 de sporum var. 12 gibi bittiğinde Can'ın kahvaltısı oğlanların yemeği hepsi birbirine karışacak. Akşama da market siparişim gelecek. Yemek pişirme işi sonraya kalırsa hepsi bir arada soldan soldan gelirler bana.

Bu kadar işi yapan insan açılır di mi. Gözlerimi zor aralıyorum. Hayır ayın muayyen günleri de geçti. Bahanem de yok. 

Spora bir saat kaldı. Kalkıp şu odayı süpürmekle, kıvrılıp yatmak arasında kalmış durumdayım. Vakit geçene kadar kitap okuyayım dedim, onu bile yapamıyorum, beynim kaymış. 

Bi yarım saat gözlerimi kapasam kendime gelir miyim acaba? 

Bu arada bi milyonuncu rejimime başladım (Hayır açlıktan değil bu uyku hali tıka basa dolu midem, devasa bir omlet yedim) yine ibre almış başını gidiyor. Bi küçülemedi şu mide yaaa. 21 günmüş de alışkanlık olurmuş da. Pöh. Öncesindeki bilmem kaç 21 günlük alışkanlık öööle bi defada geçmiyor, benim işkembe küçülüp hali selim bi hal almıyor. 

Dün psikiyatriste gittik . Bir saat konuştular. En sonunda bu sene üniversite sınavı stresine sokmayalım, kendi sevdiği şeylerle uğraşsın demez mi kadın?  Allahım sana sığınıyorum. Yahu zaten üniversite sınavı stresine soktuğumuz yok, okuluna git, dersini dinle, ödevini yap demekten öte bişey istemedik ki. O arada lütfederse iki gününü de sınava ayırıversin diyoruz. 

Neyse. Nereye baksam elimde kalıyor. Bn kalkıp şu evi süpüriim, spor yaparken ağzıma burnuma kıl tüy dolmasın. Yapabileceklerine odaklan Handan. Sen kendini toparla gerisini sal gitsin Handan. Ay aç şu gözlerini Handan, beni deli etme, uyudun kaç saat,  uykun muykun olmaması lâzım.

2 Eylül 2020 Çarşamba

Huzurlu Kitap Fotoğraflarına Huzuruz Yazı


Üç ay evde durduk, komik bir maaş aldık ama olağanüstü bir hal oldu dedik.



Sonraki üç ay, komik bir maaş aldık ama neyse çalıştığı gün sayısı da az, idare ederiz dedik.



Sonra bi baktık bizim maaşlar %50 düşürülmüş. İster kal ister git diyorlar.



Kalması gitmesi değil mesele. Hepsi birden gitmiyor, düşünüyor, oyalanıyor, bir bütün halinde ses çıkartmıyor ya ona üzülüyorum.



Öyle olunca her türlü tavır müstehak oluyor. 

Maaşları % 50 düşürün diyen şahıs kendi maaşını da düşürsün, derim ki zor zamanlar. Anlarım. 

Aynı işi yapan diğer şirketler hep beraber yapsın böyle bişi, sektör çok kötü derim. Anlarım.

Geçici falan değil. Yarım vardiya çalıştırıp yarım vardiya ödeyeyim değil.

Durumdan istifade, üzerine yatma.

Deli olmamak mümkün değil bu memlekette.

Maaşı kesenlerden çok o maaşa karşı bir araya gelemeyenlere sinirleniyorum, o da ayrı mesele.

Tamam hepimiz gidiyoruz deseler.

Offf.
 

1 Eylül 2020 Salı

Yaz Okuma Şenliği Sonu

Zamanla yarışa girip kitap bitirme moduna geçtiğimi fark edince kendimi duraklatarak başlamıştım şenliğe. Sonrasında kitapların ağırlığında ezildim. Dört kitabı bitirmişim sadece. Üç kitap da yarılanmış. Şu an haftalardır elimde sürünen kitapları bitirme azmi içindeyim. Sonrasında yeni aldığım kitaplarıma kavuşup, blog arkadaşlarımınkini okumayı planlıyorum. Sonrasında da macera kitaplarına dalmalıyım. Gerçek hayatın gerçekleri beni gerdi. Fantastik dünyanın eğlencesi, macerası ve ne olursa olsun çıkış noktası bulan pozitif hallerine ihtiyacım var