Dün evin her yeri dandini ve Can yine misafir çağırma derdinde iken artık evimle ilgilenmek istiyorum diye höykürüp çocukların odasına girmişim.
Ne diye o odaya giriyorsam, aslında kendilerinin toplaması gerekiyor önce, masa üstleri kart, yerler lego dolu. Mantıken oranın kapısını çekip diğer kısımları süpürmem falan lâzımdı.
Keskin sirke küpüne zarar arkadaşlar, hayır misafir istemiyorum ev işi yapmam lâzım dedikten sonra adam bu sefer de dışarı çıkalım mı dediyse ne delleniyorsun. Bir baktım söylene söylene dolabın üzerindekilere saldırmışım.
Evdeki dağınıklığın üç erkeğimden kaynaklandığı kesin. Ve fakat ben de elime geçen her kutuyu sağa sola sokuşturmak suretiyle olaya hatırı sayılır bir katkı sağlamışım.
Hayır, yemek firmalarının sipariş kutuları, bulunmaz hint kumaşı da değil. Hani çok ihtiyacım olsa bir lahmacun ısmarlayıp eve getirtebilirim. Ama yıllarca medeniyyetten uzak yaşamış , ha demeye kırtasiye falan görememiş bünyem sekiz senedir şu mahalladeyim hâlâ kendine gelememiş.
Peki bunları getirdim de attım mı zannediyorsunuz? Hayıır, önümüz cadılar bayramı, bir şey yapar mıyım diye bakıyorum henüz.
Ama tam beş tişört azaltmayı başardım. Çocukların gardrobunda üç senedir duran Bilgiç'in ortaokul tişörtleri. Birinin paketi bile açılmamış. Hemen lise veli grubuna mesaj attım. Ortaokula giden oğulları varsa tişört verebilirim dedim. Ve beş dakika sonra tişörtler sahiplerini buldu. Oh.. Üzülüyorum kütür kütür kıyafetlere. Sıradan olsalar geridönüşüme vereceğim de okul olunca herkesin işine de yaramaz diye bekletip duruyordum.
Eveet kıyafet kısmı bitince Metos'un başucundaki rafa diktim gözümü. Ranzanın üzerinde yatıyor, oraya minik bir raf taktık. Ama mikrop yuvası deyimi daha güzel anlatır durumunu.
Oflaya puflaya ranzaya tırmandım. Ah ah, ben evlenene kadar ranzada yatmıştım , onbeşimde de evlenmediydim 27 yaşına kadar çıktım o ranzaya. Merdiveni bile kullanmaz, saniyede çıkardım. Hatta sabahları saatim aşağıda çalardı ve üçüncü notasında onu kapatmış olurdum. Neyse bu kısmı geçelim.
Rafta kalan son kullanma tarihi geçmiş pastilleri, boş su şişelerini falan toplayıp orayı silerken duvarın kiri battı gözüme. Neyse aşağı inmek zorunda kalmadım ,Metehan malzemeleri getirdi. Duvarı arap sabunu ile silip durulayıp kuruladım. Hazır yukarıdayken kütüphanelerinin tepesindekileri de düzeltip sildim.
Bit kadar odada biri geniş üçü dar dört kitaplık olarak kullanılan kitaplık iki geniş legoluk olarak kullanılan kitaplık var.
Hepsine bakıp moralimi bozmamaya çalışarak ders kitaplarının olduğu kısma daldım. Daldım diyorum azıcık düşünsem evden kaçacağım zira.
Metehan'ın dolabından hâlâ test kitapları çıkıyordu onları vermek üzere ayırdım. Zaten beni hep bu yazık olmasın birilerine vereyim duygusu mahvediyor. At kurtul be kadın. Yoook içim acır öyle yaparsam.
Bilgehan'ın dolabından da dokuzuncu sınıf testleri çıktı. Metehan'dan saklamışım, oğlan daha ders kitaplarını bile ellememiş ki geçen sene bunlara dokunsun. Hatta defterlerini de ellememiş, bak bu ekonomik krizde bizi defter alma derdinden kurtardı şimdi. Hepsi pırıl pırıl duruyordu.
Bu arada Şebocum, umutluyum, yarın test kitaplarını göndereceğim. Ve Yurdagül sana da çekiliş hediyeni göndereceğim.
Tabi ben bu yazıyı yazıyorum diye işler bitti sanmayın. Bugün bütün gün hâlâ aynı dolabın raflarındaydım. İçim daralıp kendimi dışarı atıyorum arada.
Tabi elime geçen nostaljiler de zamanımı alıyor.
Kendi çocuk kitaplarım.
Lise birincisi olmamı bu kitaba borçluyum, zira fizik sınavlarım hep berbat geçerdi, son sınavda geçmeyi başarırdım :D
Ahmet Buhan hatırlayanlar beri gelsin :) Çocuklar ilkokuldayken çok işime yaradı yine. X ler olmadan denklem çözmekleri buradan kopya çektim :)
Bilgiç'e arkadaşının hazırladığı 50 kapı oyun defteri . Ne değerli bir hediye :)
National Geographic Kids ve Bilim Çocuklar.
Hâlâ çok ıvır zıvırımız var.
Neyse iki oyuncak atma izni kopardım, bu da birşeydir.
Oyyy amma uzun yazmışım.
Eee bünye odaya dönmek istemiyor tabe :D
Haydi görüşmek üzere. Uzun süre benden ses çıkmazsa çocuk odasına bakın anacım :)