8 Kasım 2013 Cuma

Afacan Beşler Gecesi

Afacan üçlerin Afacan Beşler gecesi geldi:-) Sandviçler, kekler, kuruyemişler, şekerler sıralandı.İçecekler de.

Çatlayana kadar yenilip kitaplar okunup bitirildi. Yok, hepsini yiyemedik masadakilerin ama orada olduklarını bilmek güzeldi.

Başka güzel olan neydi biliyor musunuz, bu fikri ortaya attığımda benimle aynı keyfi alan çocuklara sahip olmam.




Bu arada, ilk defa şu kitabı ağzımız sulanmadan okuyabildik ya, oh be:-)

7 Kasım 2013 Perşembe

:-)

Allahım, ya dağınık olmasaydım ya da umrumda olmasaydı dağınıklık ne güzel olurdu... Peki ya o kadar kâğıt kalem düşkünlüğü, yazı yazma hevesi olup da hiç doğru dürüst bir şey yazmayı başaramamaya ne demeli. Zaten ud çalan metalci, raket tutmayı beceremeyen tenis delisi, çok gülen bunalımlı, boyamayı seven resim yapma özürlüyüm de aynı zamanda.

Bir kararsızlık anına mı rast geldim ne:-)

Yağmur Keyfi

Dünkü kısa kollu incecik tişörtle dolaştığım havanın ardından yağmur geleceğini biliyordum tabi. Istanbul'da lodos esince ardından hava soğur çünkü.

Şu an bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Metehan'ı okula gönderdim. Bilgehan kahvaltısını yaptı. Çayım demli. Birazdan kendime sandviç hazırlayacağım. Sonra da ver elini koltuk. Pencere de biraz aralansın. Hımmm nefis.


Şu manzaraya karşı, bu kitabı okuma keyfi yapayım biraz....

Herkese günaydın. Büyülü bir güne açılsın sabahınız....

6 Kasım 2013 Çarşamba

Bizim Handan'ın Geveze Halleri

Oğlanlar cami avlusunda bulunmamışlardı tabi zamanda yolculuk yapalım biraz.

Finansman dersi, tabii ki en önlerde oturan Handan ve arkadaşları tahtaya birşeyler yazan öğretmenin her lâfına birşeyler söyleyip kendilerince eğlenmektedirler. Ha babam birşeyler yazıp duran adam bir ara sınıfa dönmeden bunların sorularını sakince yanıtlayıp işine devam edince şok geçiren zıpır kızlar bir saattir söylemiş oldukları herşeyi duyduğunu anlayıp sus pus olmuşlar:-)

Handan'ın haftada bir matematik dersi vardır. Matematik hocası Ayazağa'dan gelip bunları pek tanımamaktadır haliyle. Bir ara bir kaç hafta dersi eken Handan girdiği ilk derste hocaya birşey sorunca " Derslere girseydiniz cevabı bilirdiniz" yanıtını aldığında hocanın derse girip girmediğini nereden anladığını düşünür. Sonra ampul yanar, e girdiği her derste susmadan her işlemi sürekli söylerse haliyle girmediğinde bir sessizlik olduğundan anlaşılmıştır:-)


Bizim Evin Sesi Kısılmaz Halleri

Susmuyorlar anacım sus mu yor lar. O da bir şey değil ev kare gibi bir şey uzağa kaçmana imkân yok. Onu da geçtim sesi kalınlaşan bir ergenim var ki bangır bangır kapalı kapılar ardından taşıyor geliyor. Evde konuşulması yetmiyormuş gibi bir de skype açık " Abi...." ile başlayan cümlelerle içeride futbol takımı var sanırsin.

Ana geveze, baba ondan geveze olunca , çocuklar da cami avlusunda bulunmadılar tabi haliyle de.... Oy , insanın başı tutuyor bu yaşta, geç doğurdum anacım ben bunları, geç:-)

5 Kasım 2013 Salı

Boş Veeerrrr Demiş

Aslında yakınacak olsam sabah akşam mutfak toparlamaktan bıktığımdan avaz avaz yakınabilirim. Ya da ütü yapmaktan.

Yakınacak olsam dağınık evimle başa çıkamamaktan yakınabilirdim. Ya da banyo temizlemekten.

Aslında yakınacak olsam pasaklı erkeklerimden yakınabilirdim. Çekilmeyen sifonlardan, yerdeki pis çoraplardan.

Yakınacak olsam her an bozulan eklemlerimden yakınabilirdim. Belime saplanan ağrıdan. En ufak bir işte ağrıyan bileğimden.

Bozulup duran musluklardan. Arka balkona konan kuşların pisliğinden. Kabaran duvarlardan.

Yok yakınmıyorum bu bahaneyle:)

Sadece hani sürekli olumlu şeyleri yazdığımdan bazen pek mükemmel görüntüsü çizmeye çalışıyormuşum gibi geliyor. Yok anacım öyle bir derdim.

Yakınarak bir yere varan görmedim ben. Musluğu tamir ettirirsin, mutfağı toplarsın, kuşlara kıyamadığından balkonun yarısını *ok götürmesini umursamazsın. Erkeklerinin gülümseten hareketlerini düşünürsün. Çamaşır ütülerken oturup film keyfi yaparsın.Ağrılarını bahane edip süpürgeyi bırakıp kitabına dalarsın.

Olmadı, arada çığlık atarsın şarkı söylüyor gibi yaparak, ağlarsın filmi bahane ederek. Her an gülemezsin elbet ama her an yakınmanın da bir manası yok.

Arada bırak dağınık kalsın.

4 Kasım 2013 Pazartesi

Biz Buna Bayıldık :)


Kısa Kısa

*Bir önceki hafta kitap listesi oluşturup, o kitapların yayınevlerini bulmakla başladık işe. Aklınızda bulunsun yayınevini bilmeden orada kitap bulmak çok zor. Oğluşların kitap listesi oluşturmalarını izlemek bile keyif:-)

*Sabah yürüyüşte anneme sen kitaplarını seçtin mi diye sorduğumda cebinden çıkarttığı listesini severim ben. Hazırlamış bile çoktan:-)

* Kitap fuarı malum İstanbul'dan çok Tekirdağ'a yakın olduğundan hazır oraya geçmişken muhakkak birilerine de uğramak gerek. Bu sefer Can'ın ağabeyine uğradık.

* Ama oraya kadar gitmişken teyze kızımı da görmek istedim. Fuarın kapısında aradım onu, biz buraya geldik, hadi siz de gelin demek için, ohooo hatun kızını da almış yoldaymış zaten:-)  Bozacının kuzeni şıracı:-)  Uğraşsak böyle buluşamazdık.

*Benim kesin bir kütüphane falan açmam lâzım, ciddi ciddi düşünmeye başladım bunu.

* Yine önce kitaplara yumulduğumuzdan diğer sergileri omuzumuzdaki yüklerle gezemedik tabi. Seneye ya pazar arabası ya çek çekli bavul götürmeli, kesin... ( Bakınız fuardaki son fotoğraf.)

* Yalvaç Ural çok tatlıydı , sakın beni yaşlı çıkartmayın diye fotoğraf çekiliyordu:-)

* Cuma akşamı "Afacan Beşler" akşamı yapmaya karar verdik Metehan serinin yeni kitaplarından alınca. Okuyanlar varsa bilir çok hain bir kitaptır o, sürekli fırından yeni çıkmış turtalar, jambonlu salamlı sandviçler, zencefilli gazozlar, ev yapımı limonatalar falan ağzının suyu akar okurken. Biz de ne varsa hazırlayacağız önce masaya sonra kitaplarımızı okurken bir taraftan da yiyeceğiz. Nasıl plan ama :)