6 Aralık 2012 Perşembe

Şok Şok Şok Handan Evinin Kapısını Blog Okurlarına Açıyor :)




Burası kapıdan girer girmez ilk görülen yer. Aslen kapı önüne ayna koyunca enerjiyi gerisin geriye yolluyormuşsun ama napalım dolabı ters mi koyayım :) Arada aklıma gelirse kapakları ters kapatıyorum ama zaten bu dolabın kapağının kapalı olduğu ender   zamanlardan birisi bu.İster istemez kaçıyor enerji biraz artık :D


Bu da çıkmadan önce son gördüğümüz hali :D Çerçeveler ikeadan. Duvarı delmeyeyim diye patafiksledim ama her an bir gümbürtü sesi gelebiliyor oradan :) Sanırım yenilerini alıp bu sefer çiviye asacağım.
 
Portmantoyu bir ara gözüm dönüp beyaza boyayabilirim :D


Salon bizim evin tam ortasında. Karnıyarık ev deniliyor bunlara. Evin üçte biri salon. Büyük olması güzel. Ama biraz da diğer odalara ayırsalarmış fena olmazmış :D

Ortadaki ikili koltuğun adı rüzgârlı koltuk. İki balkon kapısı arasında olması sebebiyle yaz aylarında her daim  eser orası :)

Bir de halı bulsam istediğim gibi. Sade olsun istiyorum. Daha rastlamadım beğendiğim bir halıya. Fotoğrafta belli olmasa da şimdikinin içinde koltukların aynı tonu var ama çok karışık.


15 yıldır bu eşyaların üzerindeyiz. Eskimiyor anacım. Bir daha kaliteli mal alanın :)
Oradaki yeşil koltuk aslen diğer odanın. Orada kalanlar olup da yatak açıldıkça buraya taşıyıp geri götürmekten sıkıldığımdan şimdilik o köşede.

Aslında bu odanın düzeninden pek memnun değilim, ama bir çözüm de bulamadım.


Burasının adı oturma odası ama bilgisayar odası ve misafir yatak odası olarak hizmet vermekte kendisi. Biz 15 yıldır salon dışında bir yerde hiç oturmadık  :) Bir ara yeşil ve turuncuya takmıştım. Şimdi biraz fazla geliyor gözüme ama neyse yıkana yıkana soldular biraz :D


Bu koltuk hem tek kişilik hem iki kişilik hem de iki ayrı tek kişilik yatak olduğundan pek kullanışlı. Yalnız ikeada  bir divan var, onu çok istiyorum. Dur bakalım.


Evde bizi büyük bir yükten kurtaran yegâne dolap. Yıllarca bir sürü gömme dolabı olan evlerde oturduktan sonra burada ne yapacağımızı şaşırdık zaten :)


Küçük ama ferah. Mutfağımı seviyorum. Evyesi de kocaman. Fırın tepsileri bile rahatlıkla yıkanıyor. Yalova'da biraz canım çıkmıştı da bu konuda :)




Mutfağa masa koyamayız diye üzülmüştüm ilk gördüğümde. Fakat küçük masamıza dördümüz sığabiliyoruz :D


Çocuklarının odasının kapısı. İçeri girilecek halde değildi her zamanki gibi, onların odasını bir gün içinde debelenip düzelttikten sonra çekebilirim ancak :)


Yatak odası çok küçük olduğundan açık renk mobilya tercih ettik. Hem bu renk mobilyada hiç toz gözükmüyor. Harika :)

İyice sıkışık olmasın diye dolaplar da küçük, sığmak için  bayağı bir kıyafet temizliği oldu :)

Bu fotoğrafta gözükmüyor, aslında camdan manzarası harika, gündüzleri evin her köşesi gürültülü olduğunda kitabımı alıp yatağa uzanarak kâh kitap okuyup kâh pencereden dışarıyı izlemeye bayılıyorum.



Şimdiye kadar hep kirada oturduk. Ama bu, evin benim evim olmasını hiç engellemedi. İçime herşeyiyle sinmesini isterim evin. İçinde yaşayan benim sonuçta. Orada huzur bulup mutlu olmam gerek :)
 
Geldiğiniz için teşekkürler, yine bekleriz efendim :)


5 Aralık 2012 Çarşamba

Sadece Okuyup Geçme...



Bugün uzun zamandır konuşmadığın bir arkadaşını ara.

Ya da bir akrabanı.

Söyleyecek birşeyin olmasa ne olur , bir "Merhaba" bile yetmez mi bazen.

Bugün bir üst sokaktan git işine. Iki durak önce in otobüsten veya. Küçücük bir farklılık da olsa hisset . Masanın üzerine çıkmadan da değişik açıdan bakabilirsin dünyaya :)

Bugün bırak o herşeyi, otur oyna çocuğunla. Arabaları diz yanyana. Barbie bebeklere elbise dik meselâ. Çamaşır sepetin top yaptığınız çorapları atın. Çocukların en basit şeylerden gelen mutlulukları sarsın seni.

Bugün çık tek başına sinemaya git. Birisine ihtiyacın yok ki film seyrederken. Çevrendekileri izle, dinle. Bırak hayat sarsın seni.

Bugün uzun zamandır düşündüğün ama paraya kıyamadığın o şeyi al kendine. Belki biraz şımarmaya ihtiyacın var.

Bugün öyle bir gün olsun işte.

Küçücük bir dokunuşla kocaman aydınlansın.

Yapamam ki deme, vaktim yok, imkânım yok deme.

Biliyorum yapabileceğini...

4 Aralık 2012 Salı

Mağara Arkadaşları


Ayfer TUNÇ

Biraz Araştırdım da

Selencim yorumunu silmişsin ama merak ettiğim bir meyveyi öğrendim sayende :)

Geçenlerde Can bana bir meyve getirdi. Otelde ikram etmişler o da bir tanesini atmış çantasına.

Büyük bir hevesle kestim. Ortası ful çekirdek. Dışı, odunumsu birşey, yenecek gibi değil.

Allah Allah bunun nesini yiyorlarmış ki diye düşündük. Çekirdeklerin tadına baktım. Kavun çekirdeği yemek gibi  geldi. Velhasıl çöpü boyladı meyve :)


İşte o meyve buydu. Passiflora meyvesiymiş. Ho ho ho. Bilsem hepsini siler süpürürdüm.

Can yine o otele gidiyor, söyleyeyim de atsın çantasına üç beş tane :D

Bu arada benim çiçek yıldız çiçeğiymiş. Bir kaktüs kendisi. Evet kokuyor biraz. Daha çok suda kalmış çiçek sapı gibi bir kokusu var. Balkonda olduğundan pek duyulmuyor.

Ödümü Kopartan Çiçek :)

Annemin komşusu teyzelerden birisine ev gezmesine gittiğimde balkonundaki saksıdan bir kök söküp, çok güzel açıyor bu diyerek bana vermişti. Güneş çok istemez dediği için gölge balkonuma dikmiştim. Bütün yaz geçip bitki uzayıp kısalmayınca oradan alıp güneşli balkona diktim bu sefer. Dikmemden bir iki hafta sonra da üzerinde minicik bir tomurcuk belirdi.

Aaa ne güzel minik minik açacak böyle her halde dedim. Ama o minicik tomurcuk açmıyor, büyüdükçe büyüyordu. Ben de merakla ne açacak diye bekliyordum.

Bir akşam üzeri çamaşır asarken gözümün ucuyla saksıyı gördüğümde yerimden zıpladım. Saksıda kocaman. böcek mi desem kelebek mi desem , bir şey vardı. Hayır ikisinden de korkmam ama bunun ne olduğunu algılayana kadar zıplamışım işte :)

Resmen bir iki dakika sürdü ne olduğunu anlayışım. Manasız manasız bakarken saksıya bir anda uyandım, çiçek açmıştı :D


Cep telefonunu burnunun dibine kadar soktuğumdan net çıkmamış ama renge bakar mısınız haksız değil miyim ürkmekte? 3-4 parmak kadar da büyük kendisi, çiçekten çok böceğe benzemekte :D

Bakalım bir daha ne zaman açacak...

Ağaçların Altında...

Dün sabah yürüyüş yaparken dayanamayıp çektim bu cânım yaprakları. Doğanın ne çok güzelliği var önümüze serdiği... Şu yolda yürümek kırmızı halıda yürümekten güzel ve büyüleyici geliyor bana...


Dalları topladığımdan yapraklara da saldırmayayım artık dedim ama yine de bir şekilde yanıma aldım gördüğünüz gibi :)


Hayat aynen bu fotoğraf karesindeki gibi... Herşey önümüzden hızla geçerken küçücük bir noktaya odaklanabiliyoruz yalnızca...


Bu incir ağacının dallarından düdük yapardı babam bize.. (Nasıl yapardı öğrenseydim keşke, ben de yapardım çocuklarıma...)  Eski bir dostum gibidir kendisi.. Yaşlı ama hâlâ elinden geleni yapıyor. Güneş de vurmuş pek güzel gözüküyordu dayanamadım ona da :)



Dün güneşli bir gün vardı İstanbul'da.. Ağaçlar pırıl pırıl, dallar, yapraklar.. Rüzgârla dans edip insanın aklını başından alıyorlardı...


Tadını çıkarttım ben de ...

3 Aralık 2012 Pazartesi

Yılbaşı Süsü :)

Kurumuş dallar ve kozalaklara falan bayılıyorum :) Bu sabah yürüyüş yaparken dün geceki fırtınadan kırılmış dalları topladığımı görenler hakkımda ne düşündüler bilmem ama ben gayet mutlu oldum :)



Üzerine kar spreyi sıkıp minik renkli kağıtlara dilek yazarak asmak istiyorum.


Bu dalı da geçen gün çıktığımızda kopartmıştık. Fırsat bulursam biraz daha toplayıp yılbaşı soframıza koyacağım :)

2 Aralık 2012 Pazar

Günlük Temizlik, Ütü, Yemek, Ütü, Temizlik, Yemek, Ütü Çemberinin Dışına Çıkamıyorum :(

Güya sabahtan akşama evdeyim. Çocuklarım büyüdü yirmi dört saat bana muhtaç değiller. Biraz vaktim olur diye düşünüyorum ama nerdeee...

Bu işlerin sonu yok diyerek kitabıma falan gömülüyorum. Bu sefer de ev evlikten çıkıyor. Ev dağınıkken huzurlu olamıyorum. Ev dağınık olmasın diye uğraşırsam da o huzur için vakit kalmıyor zaten.

Ben mi tembelim, işler mi bitmiyor anlamadım ki..

Allahım ya daha enerjik bir insan olsaydım ya da daha umursamaz...

İkisini birden bir bünyede barındırmak çok zor çok.

Bitti :)

Annem bu yapbozu bana verirken yapması keyifli demişti , haklıymış. 1000 parçalı olmasına rağmen renklerinden dolayı 200 parçalı 5 yapboz yapmak gibiydi.

Isteyen varsa gönderebilirim. Yapılmış halini değil tabi, bozup kutusunda göndereceğim :)