12 Kasım 2010 Cuma

´

Hem yaşasın cuma hem de ardından uzuuun bir tatil. Çifte kavrulmuş :)

Herkese günaydın.

Görebildiğimiz, duyabildiğimiz, hissedebildiğimiz bir güne açılsın sabahımız...

(Ay pek felsefikim bu sabah:)

11 Kasım 2010 Perşembe

OYUN

Eskiden çok oyun oynardık burada. İstop bile oynamışlığımız vardır :) (Bakınız şuraya )

Yok, bugün o kadar yormayacağım sizi.

Oyunun konusu şu:

Başını kaldır ve bak etrafa, gördüğün ilk güzel şeyi paylaş bizimle...

Kafasını kaldırıp birşey göremeyenleri pencereye alalım :) Camı açıp derin nefes alarak güzel bir şey seçsinler dışarıdan bizimle paylaşacak.

Hadi, bekliyorum bak.

10 Kasım 2010 Çarşamba

Mustafa Kemal'den Mektup


Öldü sanmayın beni
Biliyorum gelemem o yerlere bir daha
Mustafa Kemal olarak
19 mayıslar
Bensiz geçecek hep….
Fakat bilin ki
Kalbinizdeyim sıcak duygularınızla
Elinizdeyim verimli işler içinde
Başınızdayım düşünceler boyunca
Toprağı işleyen motorun sesindeyim
Gökleri yırtan kanat gürültüsündeyim
Beni öldü sanmayın
Nerde hamleniz varsa
Bıraktığım yerden ötelere
Nerde üstünse başarınız
Milletimin yüzünü güldüren
Bilin ki orda ben varım
Sizleri toprağımdan
Sizler kadar duyarım


Oğuz Kâzım ATOK

9 Kasım 2010 Salı


O kadar sıradan bir o kadar da eşsiz, insan dediğin...

Balkon Keyfi



Asla bencil değilimdir, bu güzel keyfe ortak olmak isteyen gelsin :D

8 Kasım 2010 Pazartesi

4 Kasım 2010 Perşembe

Kitap Fuarında

Bir kitapçı dükkanım olsun, küçük, şirin. Elimin altında kitaplar. Bir yandan okuyayım, bir yandan gelenlere önereyim . Kitap kulübü kurayım okunmuş kitaplardan. Paylaşalım okuduklarımızı.

Bütün kütüphanesindeki kitapları yanıma yığmış bir gün babam. Raflarda kalan son kitapta da gözüm kalmış :) Bugün de aynı öyleydim, hangi kitaba el atacağımı şaşırdım. Ağzım kulaklarımda dolaştım.

Başka bir yerde olsam, o kalabalık ve gürültüye hayatta dayanamaz kendimi dışarı atardım ama orada umursamadım bile. Gözüm sadece kitaplardaydı çünkü :)


Fotoğraf: Kitaplar ve kitap kurtlarım :D

3 Kasım 2010 Çarşamba

Dün

Özenerek yaptım ya. Mantar kızartması soğudu. Yemekler tuzsuz ama salata tuzlu oldu. Neyse ki asıl sipariş mısırlı pizza tam fırından çıktığında geldiler de sofraya oturuldu.

Yıllardır göremediğimiz eniştem geldi öncelikle. Sonra "kayısılı veya şeftali de olabilir" dimesi bakkalda aramama sebep olan tatlı cadı. Sonra Emünem ve Barbunyam. Ve annem. (Yakınız diyoruz ama en son doğum günümde gelmişti:)


Kalabalık sofraları seviyorum.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Haftasonu

Pazartesi yeniden :)

Uzun süredir göremediğimiz arkadaşlarımızı gördüğümüz keyifli bir hafta sonu geçirdik. Selma, Başak, en kısa sürede yine buluşalım arkadaşlar :)

Bu arada canımın içi bir arkadaşım da evlendi bu haftasonu. Ne yazık ki gidemedim yanına. Sürekli rüyama giriyor o yüzden. Çünkü ben evlenirken elinde saç spreyiyle gelen oydu , hazırlanırken heyecanımı paylaşan. Günsu , canım, tam yakınlaşıyoruz diye sevinirken, şimdi de sen uzaklaşıyorsun . Umarım çok mutlu olursunuz. Kocaman öpüyorum seni.

Bloğuma bayrak asarken Metehan da heveslendi yazmaya. Ona da bir blog açtık haftasonu: Mete99 Yılanlar ve canavarlardan korkmayanlar buyursun, hevesle okunmayı bekliyor :)

Bizim yakada son haberler bunlar. Bugün perde siparişi de verebilirsek eve yerleştik sayılır.

Herkese günaydın. Tatlı sürprizlerle dolu bir haftaya açılsın sabahımız...