Her şeyin suçunu da sana atıyoruz ama büyüleyicisin aydede :)
Fotoğraflara şarkılar sakladım, beğendiğinize tıklayıp şarkınızı dinleyebilirsiniz :)
İyi geceler..
Her şeyin suçunu da sana atıyoruz ama büyüleyicisin aydede :)
Fotoğraflara şarkılar sakladım, beğendiğinize tıklayıp şarkınızı dinleyebilirsiniz :)
İyi geceler..
Dünden kareler .
Sabah Metehan annemle bana kahvaltı hazırladı. Ona şımardık biraz.
Sonrası testembel geçti .
Ana kız evde bir o yana bir bu yana attık kendimizi. Bilardo turnuvası finali izledik ki beş saat sürdü :D
Öğlen Can geldi uçuştan. Mahalledeki İtalyan restoranında yer ayırttı akşam yemeği için. Herkes özel günlerde mideme çalışması gerektiğini öğrenmiş :D
Ana kız balkonda çay keyfi, tırnaklara oje sürme, azıcık makyaj yapma falan filan derken akşamı ettik.
Akşam dışarı çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı :D Neyse o arada çamaşır asıp kurutmayı başarmıştım ben.
İşte böyle bir gündü.
Şu aralar karman çorman geçen, soru işaretleri, tadilatlar, aksilikler, boynum, omuzum falan karmaşalarının arasında küçük bir vaha gibi oldu.
Dünya üzerindeki elli beşinci yılıma adım attım. Bu yılın sonunda gördüğüm 55 değişik yerin fotoğrafını paylaşmayı hedefledim. Yeni mekânlar, sergiler, yollar, şehirler. Ne bileyim arka sokakta yeni açılan fırın bile olabilir. Bakalım başarabilecek miyim.
Şimdi cadılar bayramına odaklanmalıyım. Zira başka şeyleri düşünmek istemiyorum.
"Bu sene önümde yeni bir yol açılmayacak, biliyorum ama içinde yürüdüğüm yolun tadını daha çok çıkartıp daha farkına varıp da yürümek istiyorum. Yirmili yaşlarıma dönmem imkânsız ama o yaşların heyecanı, merakı ve enerjisi beni sarıp sarmalasın istiyorum. Yeni yerler göreyim, yeni şeyler öğreneyim, yeni tadlar alayım. Bu arada içime yolculuk yapayım, kendimi bulayım istiyorum. Her sabah yüreğimde bir istekle uyanıp her akşam huzurla yatayım , sevdiklerime sarılayım, uzun sohbetlerle mutluluk duyayım. Bol kahkahalı, müzikli, danslı cıvıl cıvıl yaşayayım istiyorum. Yüreğimin sesini duyup anlayayım, kimi zaman çekip gideyim kimi zaman durup bakınayım, dünya üzerindeki zamanımı doya doya geçireyim istiyorum.
Canım babam.
Hiç istemediğim zamanlarda bile bizi çağırıp kutu oyunu oynadığın için teşekkür ederim.
Eve her gelişinde, çıkışında, yatarken, kalkarken birbirimize sarılıp öptüğümüz için teşekkür ederim.
Saatlerce sohbetlerimiz için teşekkür ederim.
Ben kızımı gerekirse ceketimi satıp okuturum dediğin için teşekkür ederim.
Bütün sevgini gizlemeden açıkça gösterdiğin ve hissettirdiğin için teşekkür ederim.
Ölmez yılan oyunlarımız için teşekkür ederim.
Her şeyimi tamir edebildiğin için teşekkür ederim.
Hayatım boyunca kimseye muhtaç bırakmadığın ve bundan sonra bile bırakmayacağın için teşekkür ederim.
Bana yaptığın besteler için teşekkür ederim.
Elime her udumu aldığımda kemanını ya da rebabını kapıp geldiğin, benimle çaldığın için teşekkür ederim.
İçine doğduğum yüzlerce kitabın için teşekkür ederim.
Çektiğin milyonlarca fotoğraf, saatler süren ses kayıtları için teşekkür ederim.
Birlikte geçirdiğimiz 29 yıl için teşekkür ederim.
Seni seviyorum .
Bu aralar çok gerginim. Tatilde bile rahatlatamadım kendimi. Vücudum dinlendi çok şükür ama içimi darlayan şeyler azalmadı. Ben kendimi âna odaklayayım dedikçe kaçışan karafatmalar gibi dağıldılar her köşeye düşünceler .
Geldiğimden beri çözümlemeye çalışıyorum kendimi. Sonunda en çok beni deli edenin annemin evinin tadilatı olduğunu anladım.
Annem küçük bir apartmanda oturuyor. Üç daire bir komşumuzun, iki daire bir diğerinin, çatıda bir ofis bir de biz. Ve komşuların hepsi annem dışında birbirlerine diş bilemekteler. Daha doğrusu üç daire sahibi hatun kimseyle düzgün geçinemiyor.
İşin komiği ben çocukken burada bambaşka insanlar otururlardı, hepsi manyaktı, birbirleriyle kavgalılardı, bir bizimkiler hepsiyle geçinirlerdi :D
Apartman en az atmış yıllık. Ev sahibi kendi oturmak için yaptığından sağlam inşa edilmiş . Duvara çivi çakamazdık. Ama tabi tadilat istiyor.
Annem yılların alışkanlığı ile orada yaşıyor, evi kentsel dönüşüme sokmak akıllarından geçse de komşularımız bizim için imkânsız dememi anlayışla karşıladılar çok şükür. Yaş ilerledikçe evinden çıkanların yaşadıklarını gördüğümüzden kardeşimin de benim de en büyük dileğimiz annemin oradan ayrılmaması. Zaten sokağın bir ucunda o yaşıyor, iki sokak yukarıda da ben.
Neyse , sözü çok uzattım. Tadilat konusunda hemfikir olundu, herkes yapılması gerekenleri sıraladı. Yıllardır birbiriyle kavgalı olan iki aile bir araya gelip bu toplantılar yapıldı. Amma velâkin bizim S ablanın ustaları pek nazlı, geliriz gelmeyiz , boyatmazsanız gelmeyiz falan gibi bilimum tafradalar. Başkasını bulsak o tatmin olmuyor, kurtulamayacağız dilinden. Ama kimse apartmanı boyatmak istemiyor (kendisi de dahil olmak üzere) zira apartman püskürtmeli bir taşla kaplı zaten boyanmıyormuş. Gelgelelim ustalar asıl parayı boyadan kazanacağız diye gelmem moduna girmişler. Çatıyı başka ustaya emanet edemeyen S abla da onlara hayır diyemiyor. Bu arada kimseye ditek bir şey söylemeyip her şeyi bana paslıyor söyleyeyim diye zira biliyor ki bana karşı çıkmaları ona karşı çıkmalarından zor. Ay anacım şiştim ben. Bu arada boyacı da benim evimi boyayan adam. Evi bitirmeden gittiydi en son Can'la ben boyadıydık. Bir görseniz evimin duvarlarını sıvası abuk, boyası abuk.
Şu gerilimi üzerimden atmam gerek.
Bir WhatsApp grubu oluşturayım diyorum, acaba birbirlerine girerler mi oradan diye açmadım.
Her derdim bitti bunların işleri kaldı başıma. Ona gerilip duruyorum. Hayır en kötü ne olabilir. Hepsi birbirine girer, iş iptal olur. Zaten benim tek derdim yukarıdaki terastan sızan su, gidip onu yaptırırım olur biter.
Ne bu yaa.
Neyse, geçti geçti. Bu işler benim korktuğum gibi olmayacak , her iş tıkır tıkır gidecek...
Ertesi Gün Güncellemesi : N Amca o tutarın içinde neler vardı dedi. Haydaaaa. Al başa döndük. Ustalara kapora ödenecek bizimkiler birbirleriyle görüşmediklerinden kabak bana patlıyor. Başıma bir ağrı saplandı bunu duyunca. Neyse açıklamaları yollayıp kalanını aralarında konuşmalarını söyledim. Bilmiyorum şu an konuşturlar mı, kavgalaştılar mı, iş devam mı, yattı mı ?
Geçen sefer yanımıza almayı unuttuğumuz scrabble bu sefer çantaya ilk girenlerden oldu. Eskiden Can'la kıran kırana savaşırdık, bu iki tip nereden geldi bilmiyorum. Ama dikkat ederseniz Can'la yan yana değiliz, neden ? Savaş çıkar da ondan. Birimizden birimiz diğerinin önünde olursa ona hiç göz açtırmaz. Hoş artık çocuklar da göz açtırmıyorlar , ana babalarından gördükleri gibi acımasızlar bu konuda :D
Tatillerde en sevdiğim çocuklarımı izlemek. Hele ikisi sohbet ediyorlarsa yüreğim sıcacık oluyor :)