Pazar günü gidilir mi Koçtaş ' a . Güya erken gidip kalabalıklaşmadan halledecektik her bi şeyi. Olmadı. İçerideki kalabalık arttıkça ben psikolojik olarak her türlü korona belirtisini hissetmeye başladım. Maskemi taksam dedim ama Can efendi rahat rahat dolanırken benim takıp durduğum maskeler pek işe yaramıyor, Nasrettin Hoca'nın türbesi gibi kapı kapalı ama diğer her yer açık : D
Neyse konumuza dönelim.
Dün eksik kalan eşyaları almaya gittik. O arada içimize sinmeyen banyo dolabını da değiştirdik.
O dolabı beş defada seçmiştik ama olsun. Bu sefer daha küçük daha az dolabı olan bişey seçtik. Umarım sığacağız içine. Böylece bin lira kâr da etmişiz, yeni aldığımız daha ucuzmuş.
Klozetlere gittik. Geçen sefer aldığımız klozet beş yüz lira pahalanmış! Demiştim Can' a alalım diye o zaman.
Bir daha klozet bakma çilem varmış çekecek : D Ay adam bu sefer kanallı bir tanesini almaya kalkmaz mı? Biz geçen sefer bi saat yutub videosu izlediydik sifon suyu nerden akıyor diye de şimdi kanallı modeli niye seçtin ki dedim. O da öyle akmıyor mu diyor. Hey ya Rabbim. E akmıyor tabi. On dakika ona ikisinin aynı olmadığını açıklayıp, bana göre hava hoş ama eve gidince bu niye dönerek akmıyor diye bana soldan soldan gelmelerine neden olma diye ekledim. Araya çok konu girince bizim çocuk ilk konuları unuttu tabi, sınavdan çakacak.
Diğeriyle aynı marka olmayan başka bi klozeti seçip ( çok da sevmedim diye diye ) aldıktan sonra küçük tuvalete lavabo baktık. Dar , yandan musluklu, altı dolaplı, şirin bişey bulduk. Sığar umarım diyerek aldık. Her halde en kısa sürede seçtiğimiz bu oldu:)
Sonra duşakabinlere gittik. Yıllarca 70*70 duşakabinle sağa sola çarparak idare etmişken şimdi 90*90 küçük geldi gözüne. E banyonun da bi boyutu var. 90*100 de zorla sığabilir, onlara bakalım dedim. Bakmadık. Eve dönerken 90*100 alsaydık keşke demekteydi.
Banyonun fayanslarını da değiştirmeye karar verdik bu arada, yeyyy. Daha doğrusu fayansları döküp badana yapacağız oraya. Bir tek duşakabinin içine fayans döşeyelim dedik. Bir saat fayans seçemedik. Az biraz renkli neşeli bir şey bulsan metrekaresi 700 liraya kadar çıkıyor. Haydi yer az diye yine de alayım desen duşakabinin camını buzlu cam istediğim için gözükmeyecek bile. Zaten çok çok sevip paraya kıyalım diyeceğimiz bi model de görmedik. En sonunda indirimde olan bir fayansı beğendik. Metrekaresi 150 lira mıydı neydi. İyi oldu.
Bu arada artık yorgunluktan bittik. Açken sen sen değilsin moduna giren bir Can' la daha fazla dolaşmanın da tehlikesi yüksek olduğundan duşun musluk takımını , boya falan koyduğumuz arabamızla kasaya doğru yöneldik.
Bu arada bir de teslimat sorunu var. Banyo dolapları ay sonuna ancak gelecek. Klozet fayans felan erken gelsin bari deyince ayrıca fatura açıp, başka ödeme yapmamız gerekti. Neyse ilkini yaptık. İş dolaplara gelince fatura almış başını gitmiş. Nasıl ya? İptal ettiğimiz dolaptan mıdır nedir önceki alışverişin faturası da duruyor içinde, oy, o kalabalıkta, yorgunluktan ölürken bir daha içeri girip yeniden fatura kestirmesi günün son sürpriziydi.
İşte böyle bir pazar günü geçirdik.
Bugün elektrik açtırmaya gitmem gerekiyor.
Bilgehan'ın mevcut şifonyerini beyaza boyayacağız vakit kalırsa. Bembeyaz oda içine renkli ışıklı fütüristik bir oda plânladı. Beyaz şifonyer bakacaktım ama 24 senelik şifonyer hâlâ kütür kütür duruyor. Daha büyük model alsam mı sorusuna da zaten bit kadar odayı iyice küçültmeyeyim cevabını verince boyamaya karar verdik. İstediğimiz gibi boyayamazsak yenisin alacağız : D
Can' ın bugün uçuşu var. Sonra dört gün boş. Ona göre banyo dolapları gelmeden biz eve taşınmış olacağız. Zira ay sonunda yazlık izninin kalan on günü vardı. O arada tüm işleri bitirmek ve taşınmak istiyor. Benim acelem yok. Bakalım ne olacak .























