Pazar günü açık mağaza olmaması sayesinde alış veriş düşkünü ikilimize müze gezmesi yaptırabildiğim gündü :D
Heheh sonraki günler de gittik ama neyse :D
Güne eski yerleşim bölgesi Alter Markt 'taki noel pazarı ile başladık.
Buradaki standların dış görünüşü ahşap ve nostaljikti.
Şu minicik geçitte Metehan'ın fotoğrafını çektim çünkü diğerlerimiz orada dursa geçit gözükmezdiiii :)
Şu evlere bayılıyorum, beş gün boyunca her gördüğümde tekrar başında durup bakmışımdır :)
O pazardan biraz ileride yeniden Köln Dom 'un önüne vardık. Ki her gün de en az iki kere bu hattı dolaştık denebilir.
Dom , Köln'deki en uzun ikinci binaymış. Dışarıdan görüntüsü gerçekten de çok heybetli. Ama içine girmeden önce önündeki müzeye bakacağız.
İlk müzemiz Roman-German Museum (Romisch-Germanisches Museum) .
Doğrusu Romalılar, gladyatörler falan gibi bir havada girdiğimiz müze Paşabahçe Mağazası kıvamında olunca bizi pek kesemedi :)
İngilizce açıklamaları da yetersizdi.
Bakın haksız mıyım Paşabahçe demekle :D
Ama tabi Köln'ün Roma İmparatoru Claudius tarafından kurulmuş olduğu gibi küçük keyifli bilgiler öğrendik.
Bu müze kişi başı 9 € gibi tutuyordu, bilet satan adam aile kartı ister misiniz dedi. Tabii ki isterdim daha ucuza geliyordu dört kişi ama bizim oğlanlar 16 yaşından büyük olduğundan alamam zannetmiştim. Adama üç kere falan oğlanlar büyük demişimdir herhalde :D Olsun dedi. Böylece ucuza (30 €) girdik.
Ama asıl sürprizi sonradan fark ettim, bu biletle üç gün boyunca 7-8 müze gezilebiliyordu, hahaha.
Müze çıkışı hemen yanındaki Köln Dom'a geçtik.
İçerisi de ihtişamlıydı ama dışarıdan görüntüsünü daha sevdiğimize kanaat getirdik :)
Beş yüz küsür basamaklı kulesine tırmanmadık tabii ki, aklım kalmadı değil :D
Katedral çıkışı elimdeki üç günlük biletteki bir müzeyi daha ziyaret etmeye karar verdik. Hahahaha ben verdim yani. Bedava olmasa gitmezdim ihtimal ama :)
Museum of Applied Art Cologne
Ne demekse :)
İki sergi vardı müzede.
Andy Warhol sergisinde fotoğraf çekmek yasaktı. Yarım saat dolaşmanın sonunda pop art tan kesinlikle bir şey anlamadığımızı anladık :D Albüm kapakları güzeldi ama bana otel odası resimleri de güzel gözüktüğünden aradaki farkı anlayamıyorum :)
Diğer sergi 34x Dizayn adı altındaydı.
Neredeyse her parçanın fotoğrafını çekmiş olabilirim.
Eski tarihli bu tasarımlara bakarken hepsinin de hâlâ kullanılabilir olmasına şaşırdım. Şimdi satılsa alırım çoğunu. Teknolojik olanlar sadece eski kalıyor.
Şu yemek takımının tasarımı çok keyifli değil mi ? Hem de kullanışlı. 1971 yılına aitmiş.
Ya bu açılıp kapanan bahçe koltuğuna ne demeli. 1968
Telefonlardan bile alırdım :)
Televizyon 1948 yılındanmış.
Fotoğraf makinasının güzelliği.
1930 lu büyük büyük babasıyla benimkini çekmesem olmazdı:)
Böylece ikinci müzemizden de çıktık.
Otelimize giderken Ren kıyısından dolaştık.
Ertesi gün pazartesi. Bizim alış veriş çılgınları mağaza dolaşırken ben gözümü pazartesi günü açık ender müzelerden birisine dikmiş olabilirim. Ama onun da hikâyesi sonraya kalsın :) Fazla müze çarpmasın bir anda :D



















