7 Aralık 2018 Cuma

Köln 2. Gün


Pazar günü açık mağaza olmaması sayesinde alış veriş düşkünü ikilimize müze gezmesi yaptırabildiğim gündü :D


Heheh sonraki günler de gittik ama neyse :D


Güne eski yerleşim bölgesi Alter Markt 'taki noel pazarı ile başladık.


Buradaki standların dış görünüşü ahşap ve nostaljikti.







Şu minicik geçitte Metehan'ın fotoğrafını çektim çünkü diğerlerimiz orada dursa geçit gözükmezdiiii :)




Şu evlere bayılıyorum, beş gün boyunca her gördüğümde tekrar başında durup bakmışımdır :)



O pazardan biraz ileride yeniden Köln Dom 'un önüne vardık. Ki her gün de en az iki kere bu hattı dolaştık denebilir.

Dom , Köln'deki en uzun ikinci binaymış. Dışarıdan görüntüsü gerçekten de çok heybetli. Ama içine girmeden önce önündeki müzeye bakacağız.


İlk müzemiz Roman-German Museum (Romisch-Germanisches Museum) .



Doğrusu Romalılar, gladyatörler falan gibi bir havada girdiğimiz müze Paşabahçe Mağazası kıvamında olunca bizi pek kesemedi :)


İngilizce açıklamaları da yetersizdi.









Bakın haksız mıyım Paşabahçe demekle :D


Ama tabi Köln'ün Roma İmparatoru Claudius tarafından kurulmuş olduğu gibi küçük keyifli bilgiler öğrendik.

Bu müze kişi başı 9 € gibi tutuyordu, bilet satan adam aile kartı ister misiniz dedi. Tabii ki isterdim daha ucuza geliyordu dört kişi ama bizim oğlanlar 16 yaşından büyük olduğundan alamam zannetmiştim. Adama üç kere falan oğlanlar büyük demişimdir herhalde :D Olsun dedi. Böylece ucuza (30 €) girdik.

Ama asıl sürprizi sonradan fark ettim, bu biletle üç gün boyunca 7-8 müze gezilebiliyordu, hahaha.

Müze çıkışı hemen yanındaki Köln Dom'a geçtik.


İçerisi de ihtişamlıydı ama dışarıdan görüntüsünü daha sevdiğimize kanaat getirdik :)


Beş yüz küsür basamaklı kulesine tırmanmadık tabii ki, aklım kalmadı değil :D




Katedral çıkışı elimdeki üç günlük biletteki bir müzeyi daha ziyaret etmeye karar verdik. Hahahaha ben verdim yani. Bedava olmasa gitmezdim ihtimal ama :)

Museum of Applied Art Cologne

Ne demekse :)

İki sergi vardı müzede.


Andy Warhol sergisinde fotoğraf çekmek yasaktı. Yarım saat dolaşmanın sonunda pop art tan kesinlikle bir şey anlamadığımızı anladık :D Albüm kapakları güzeldi ama bana otel odası resimleri de güzel gözüktüğünden aradaki farkı anlayamıyorum :)

Diğer sergi 34x Dizayn adı altındaydı.

Neredeyse her parçanın fotoğrafını çekmiş olabilirim.


Eski tarihli bu tasarımlara bakarken hepsinin de hâlâ kullanılabilir olmasına şaşırdım. Şimdi satılsa alırım çoğunu. Teknolojik olanlar sadece eski kalıyor.



Şu yemek takımının tasarımı çok keyifli değil mi ? Hem de kullanışlı. 1971 yılına aitmiş.



Ya bu açılıp kapanan bahçe koltuğuna ne demeli. 1968


Telefonlardan bile alırdım :)


Televizyon 1948 yılındanmış.


Fotoğraf makinasının güzelliği.


1930 lu büyük büyük babasıyla benimkini çekmesem olmazdı:)

Böylece ikinci müzemizden de çıktık.


Otelimize giderken Ren kıyısından dolaştık.


Gece ışuklarla çok güzel gözüküyordu.


Ertesi gün pazartesi. Bizim alış veriş çılgınları mağaza dolaşırken ben gözümü pazartesi günü açık ender müzelerden birisine dikmiş olabilirim. Ama onun da hikâyesi sonraya kalsın :) Fazla müze çarpmasın bir anda :D


6 Aralık 2018 Perşembe

Anlatacak Çok Şey Var, O Zaman Baştan Başlayalım :) Köln 1

Köln dünya üzerinde ahhh keşke görsem şehirlerinden birisi tabii ki değildi. Ama malum benim görmek istemediğim bir yer de yok :D

Geçen sene sevgili Ayşe bloğunda bana harika gözüken bir noel pazarı paylaşmıştı. Teee o zamandan aklımda bu kış oraya gitmek vardı. Tabi bundan Ayşe'nin haberi yoktu :D

Bu hikâyenin yanında bir de Bilgehan hikâyesi anlatmam gerekiyor. Hayran olduğu bir şarkıcı var. Ne zamandır konserine gitmek istiyor. Geçen senelerden birinde Malezya'ya konsere gönderin beni diyecek kadar gözü dönmüştü. Şarkıcının şöyle bir özeliği var ki kendisi gerçek değil, sanal :D Dolayısıyla oğlum merak etme ne zaman olsa gidersin diyerek onu yatıştırmaya çalışı duruyordum.

Neyse işte bu Mikucuğumun  nihayet Avrupa Turnesi'ne çıkacağını öğrenince bizim oğlan yerinde duramaz hale geldi.


Aralık gibi olduğunu öğrenince ben de dedim ki konser bileti parasını biriktirebilirsen ben de zaten o aralar Almanya düşünüyorum, seni de konsere götürmüş oluruz.

Köln ile Dortmund arası yakın olunca oradan bilet almaya karar verdik.

Metehan'la parasını biriktirmesi için ne kadar uğraştığımızı anlatmayayım. Adam yüz defa başka bir şey almaya kalkıyor. En son bilet satışı üç gün ertelendi diye harcamaya karar vermişti parasını.

Neyse bizimkisi bilet aldı. Yaz sonuna doğru en de Ayşeciğime plânlarımdan bahsettim ama o Türkiye'ye bilet almış çoktan. Hımmm. E o zaman direk Köln'de kalalım madem dedik. Diğer noel pazarına Ayşesiz gitmenin bir anlamı yok .

Konser salı akşamı olunca da bizim gezi tam beş günlük plânlanmış oldu.

Can'ın normal şartlarda o kadar boş gün ayarlaması mümkün olmuyor ama çok mu istedim ne , "Olmaz o iş, daha kısa plânla, ben izin alamam" falan derken beş günü de vermişler :D Doğrusu işlerim hep yolunda gider benim. Daha da doğrusu gitmese de bir hayır vardır diyerek mutsuzluk yapmadığımdan ben öyle hissediyor da olabilirim :D

Ayy daha anlatmaya başlarken bu kadar sürdü , devamını tahmin edin artık :D Bayacağım biraz , dileyen biraz bloğumdan uzak kalabilir :D


Cumartesi sabahı erkenden yola çıktık. Bir gün önce Ayşe ile mesajlaştığımda bizim cumartesi günü geleceğimizi öğrenince bir buluşma hayali kurduk hemen zira o pazar geliyormuş Türkiye'ye.

Sağ olsun, hiç üşenmeden bir sürü işinin arasında kalkıp yanımıza geldi. Akşam yemeğini birlikte yedik. Biraz hasret giderdik. Blog arkadaşlıklarının bambaşka olduğunu bir kere daha düşünerek onu yolcu ettik.



Gece daha bitmemişti, noel pazarlarının cıvıl cıvıl hali bizi hemen içine çekince yorgunluğumuza rağmen o renkli ve masalsı ortamda vakit geçirdik.

En çok da hiç telefonuna bakmayan insanların, soğuk moğuk demeden ayak üstü bir şeyler yiyip içerek sohbet etmeleri beni benden aldı. Bizdeki gibi tepelerinden 100 derece sıcaklık veren sobalar (Bunu da hiç anlayamıyorum çünkü o kadar sıcak güneşten gelince de aynı insanlar 10 derece soğutulmuş ortamlarda oturuyoruz, nedir derdimiz bilmem) olmadan, ha babam fotoğraf çekip sosyal medyada paylaşmayan huzurlu ve keyifli insan yüzleri daha da masaldıydı benim için.

Şimdi sizi noel pazarına bırakıyorum. Çok fazla fotoğraf koyamadım, zira zaten yayımlamıştım bu pazarı :) Yarın gezecek müzelerimiz var :)









Kış Okuma Şenliği



Kış gelmişşş. Atölye yapacağız, doğumgünü plânlayacağız derken bakalım bu sefer kaç kitap okuyabileceğim. Sevgili Nilgün yeni kategorileri yayımlamış, şimdi enn sevdiğim uygun kitap bulma kısmına bakayım.

Kategoriler;

1.Kategori (10 puan):  İsminde KIŞ mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların KIŞ mevsiminde geçtiği bir kitap.



2.Kategori (10 puan): Adında DİLEK kelimesi geçen bir kitap.



3.Kategori (10 puan):  Necati Cumali veya Ahmet Hamdi Tanpınar'dan bir kitap.

Ay Büyürken Uyuyamam / Necati.Cumalı / Çağdaş Yayınları / 256 sf

4.Kategori (10 puan): Ömer Hayyam'ın hayatı yada onun yazdığı yada konusunda geçtiği bir kitap.


5.Kategori (10 puan): Polisiye / Gerilim türünde bir kitap.

Doktor Uyku / Stephen King / Altın Kitap / 541 sf

6.Kategori (10 puan): Türk / Dünya Klasiklerinden bir kitap.

Uğultulu Tepeler / Emily Bronte / Koridor Yayınları / 476 sf


7.Kategori (10 puan): En az 600 sayfa olan bir kitap.

Gülün Adı / Umberto Eco / Can / 601 sf Kralların Merhameti / Ken Liu / İthaki /600 sf

8.Kategori (10 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ile ilgili bir kitap.

Mustafa Kemal /Yılmaz Özdil / Kırmızı Kedi /514 sf

9.Kategori (10 puan): İzlediğiniz bir Film'de yada Dizi'de gördüğünüz bir kitap.


Böyle Buyurdu Zerdüşt / Nietzsche / Akış Yayınları / 357 sf

10.Kategori (10 puan): Psikoloji / Felsefe türünde bir kitap.


Ufak Şeyleri Dert Etmeyin / Richard Carlson / Beta Kitap / 191 sf

11.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Yaşadığınız Şehrin adının birinci ve son harfleri ile başlayan iki kitap.

İskandinav Mitolojisi / Neil Gaiman / İthaki / 259 sf

Labirent / Burhan Sönmez / İletişim /123 sf

12.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Kapağındaki baskın rengi SİYAH / KIRMIZI / YEŞİL / BEYAZ olan dört kitap.

Siyah : Cinder /Marissa Mayer /Artemis 421 sf
Kırmızı : Yatak / David Whitehouse/ Domingo/ 287 sf
Yeşil : Araf / Sofi Oksanen / Pegasus /384 sf
Beyaz : Kusurlu / Cecilia Ahern / Dex /384 sf

13.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Baş harfleri Alfabeye göre sıralanan 4 kitap.

Dört Oyun/ Bernard Shaw / İş Bankası / 433 sf
Ev Anası / Birgül Özcan / Sel / 115 sf
Feo ve Kurt / Katherine Rundell / Domingo / 278 sf
Gazeteci Çocuk / Vince Vawter / Kırmızı Kedi /211 sf

14.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Kendizin belirleyeceği bir temaya uygun dört kitap.

Ortaya karışık, elime geçip okuduğum kitaplar :)

Muhtelif Evhamlar Kitabı / Ömür İklim Demir / YKY / 105 sf
Yaprak Fırtınası/ Gabriel Garcia Marquez / Can / 127 sf
Glow / Ned Beauman / Domimgo /269 sf
Kadim Türklerin Mitolojik Hikâyeleri /Fuzuli Bayat / Ötüken / 186 sf



Bundaki kitapları okudukça yazacağım :)

Bakalım bu sefer kaç kitap okuyabileceğim :) Uçakta ilk kitabı bitirdim bile :)

Bir Şehirde Beş Gün Kaldıysak İşin Suyunu Çıkartabiliyoruz :D

Bir arkadaş kavuşması, üç noel pazarı, bir katedral, beş müze, iki konser ve bol yürüyüş sonrası evimize döndük. Anlatacak çok şeyim var, bekleyin anacım :D


5 Aralık 2018 Çarşamba

Bizim Ailenin Palladium'a Gitme Halleri :)

İstanbul'da önünden geçtiğimiz ama hiç girmediğimiz Palladium AVM var. Bilgiç'e hep bir gün de buraya geliriz diyoruz ama o gün hiç gelmiyor .

Evelsi akşam burada Hozier konserine giderken Bilgiç dedi ki " Sonunda şu Palladium'a gidiyoruz anne."  Köln sokaklarında ilerlerken çok güldük .  Zira konser Palladium diye bir yerde yapılıyordu.

Uzun bir yürüyüş sonrası binanın kapısına geldik. İn cin top oynuyor, bir tek görevli var. Konser nerede dedik. Yer değiştirmiş, başka bir binaya almışlar. Bütün yürüdüğümüz yolu geri giderken birden kafamıza dank etti.

E biz yine gidemedik Palladium'a.

Hahahaha :)

1 Aralık 2018 Cumartesi

Evet Kışın Ortasında Dört Kocaman Adamın Eşyalarını Bir Küçük Sırt Çantası ve Bir Küçük Valize Sığdırabiliyorum

Üzerimizdeki pantolonlar yeter, beş gün aynı pantolon giyilebilir. (Anne hariç, o ikinci bir tane götürebilir. Büyük ihtimal giymeden döner ama : D)

İçlikler gece pijama yerine geçer, hem hafif hem az yer kapladıklarında çantanın bir köşesine sığarlar.

Terlik otelde yoksa diye eskiden kalma otel terlikleri incecik .

El ve yüz kremi, diş fırçası , diş macunu ve deodorant dışında bir de ruj yeter.

Bir kitap. Aslında o da telefondan okunabilir ama lüksüm olsun :)

Duş için otel şampuanlarını kullansak saçlarımız üç günde dökülmez.

Herkese iki polar kazak iki ince sweatshirt. İki çift çorap. Çok gerekirse yıkanıp kurutulur.

Zaten bot ve çizme giyilecek, sokaklarda başka birşeye gerek yok.

Kıyafetler su geçirmiyor şemsiye kimse taşımaz. Çok gerekirse alınır.

Burun damlası, nezle ilacı, vitamin ve asprin olmazsa olmaz.

İki deste oyun kâğıdı da sığdıralım bir köşeye belki pis yedili oynanır.

İşte bu kadar :)

Biz biraz tatile gidiyoruz anacım. Arayanlar Köln'de bulabilir.

Burnum da akmaya başlamış ama dua edin de hasta pasta olmadan keyifle geçsin.

Yakınlarda oturanları bekleriz efendim. Bak sonra vıy Handan sen buraya mı gelmiştin, ayy neden haber vermemiştin demeyelim :D

Öptüm sizi.