25 Eylül 2016 Pazar

Başımı Alıp Gidesim Var


Belki bir çiçek tarlasına atarım kendimi..


Renkleriyle


Güzellikleriyle


Kokularıyla büyülenirim..


Belki bir köprüden geçip bambaşka bir diyara ulaşırım


Bir su değirmeninin tatlı mırıltılarıyla huzura bakarım..


Belki çocuklar gibi koparım dünyadan,  bir hayale dalarım.




Bir göletin kıyısında zamanın akışını izlerim tembelce.


Belki gün geceye kavuşurken bir kuzey ülkesinde büyüyü yakalarım.


İki yakanın tam ortasında öylece kalırım.


Herkesten uzakta doğanın içine saklanırım belki..


Işık oyunlarını izlerim


Hayatın mucizelerine bakar


Masal alemine girerim.


Belki bir oyuncakçının vitrinine yapışır kalırım..


Baş role kendimi koyarım sadece.


Gülümseten ayrıntıları fark ederim


Yemeğimi paylaşırım nazlı güzelliklerle


Hayran hayran izlerim onları


Hayatın renklerine açarım gözlerimi


Siyah beyazdan uzaklaşıp rengârenk oluveririm.



Eski dostlarla da buluşmadan olmaz tabi


Bağıra çağıra şarkı söyleriz belki


I want to break free


Uzanıp yatıveririm sereserpe hayatın içine


Zamanın ortasında bir minicik nokta


Geçmişten geleceğe ufacık bir an


Olduğumun bilincinde


Belki de insanların arasına karışır bambaşka diyarlara atarım kendimi belli mi olur.




Çok sıkılırsam kalabalıktan


Yeniden sessizliğin örtüsüne sarınıveririm


Hayal gücünün ortasında


Ah kendimi yollara atasım var..


Hesapsız kitapsız hiç düşünmeden bir denizin kıyısında oturup


Günü geceye kavuşturasım var , sessizce...

24 Eylül 2016 Cumartesi

Gündem


Ne enteresan bir ülkede yaşıyoruz. Mevcut öğretmenlerin çoğu işten uzaklaştırılmışken diğer kısma da el atmaktan vaz geçilmiyor, kredi notu düşüp turistler kaçarken tek derdimizmiş gibi kış saatine dönülmüyor, bilimum padişahlar anıla anıla bir hal olurken Anıtkabir'e çocuk parkı yapılıyor.

Bütün abuklukların içinde tek mantıklı olay metrobüs kazası. İnsanlarda ne huzur ne sabır ne incelik kalınca, o çok doğal geldi.

23 Eylül 2016 Cuma

Hatırlıyorum

Seni hatırlıyorum çılgın simitçi. Seni hatırlıyorum at arabasıyla dolaşan zerzevatçı amca. Seni hatırlıyorum omzundaki sopadan asılan tepsilerle dolaşan yoğurtçu. Seni hatırlıyorum içiçe geçmiş ölçü kapları ve güğümünle sütçü amca.

Seni hatırlatıyorum ilk defa kendi başıma bakkalına gittiğimde beni kucaklayan Mustafa Amca. Seni hatırlıyorum sevın ap yok ama yedi up var ister misin diyen Hüseyin Amca. Seni hatırlıyorum şimdi park olan toprak arazinin ortasında minicik bakkal dükkanıyla Ali Amca. Seni hatırlıyorum sabahları gazete ekmek aldığım, bisküvi kutuların, bakliyat çuvallarınla Yusuf Amca.

Seni hatırlıyorum elime para geçtikçe kitaplarında kendimi kaybettiğim mahallemizin yegâne kırtasiyesi. Seni hatırlıyorum annemin saçlarını kısacık kestireceğim diye götürdüğü Adil Kuaför. Ben ucundan azıcık kesilecek sanmıştım da meğer erkek traşıymış o :) Seni hatırlıyorum gençliğimde saçlarımı emanet ettiğim, aramızdan çok erken ayrılan Levent Ağabey.

Seni hatırlıyorum omzundaki çantasıyla mektuplarımızı taşıyan postacı amca. Gece sesinden küçükken korktuğum büyüdükçe sevdiğim bozacı amca. Düdük sesiyle güven duyduğum bekçi amca.

Seni hatırlıyorum beyaz saçların ve ciddi duruşunla Sevgi Öğretmenim. Seni hatırlıyorum defterime yaptığın çiçeklerle Naime Öğretmenim.



Hepinize günaydın.

Sabahın ilk saatlerinde arkanıza yaslanıp bu güzel şarkıyı dinlerken siz de hatırlayın...