27 Mayıs 2017 Cumartesi

Ramazan Düşünceleri

Tuhaf mı bilmem, ramazanda oruç tutmanın sevabını günahını falan hiç düşünmedim ben. Bizim zamanımızda böyle şeyler söylenmezdi de zaten.

Ramazan gelirdi,  evde farklı bir hava eserdi. Sahura kalkmak isterdik biz çocuklar olarak. Gözlerimiz uykulu o sofraya oturmak bambaşka bir keyifti.

Öğlene kadar tutardık orucumuzu. Akşama kadar tutacağım diye ilk tutturduğumda ilkokul birinci sınıftan ikiye geçtiğim yazdı sanırım. Ağustos ayının en sıcak günleri. Öğlen bozmayınca babam akşama kadar tutarsın o zaman,  bozamazsın demişti. Saat beşte susuzluk başıma vurmuştu. Babam elimden tutup bakkala götürmüştü beni. İstediklerimi almıştı. Gazoz, dondurma, soğuk sulu ne varsa :)

Akşam ezanın okunmasına kadar geçen son yarım saatin hiç ilerlemediğini hatırlıyorum. Ki ben o yaşımı hiç hatırlamam neredeyse.

Ezan okunana kadar radyo açık olurdu. Bugünkü gibi bir sürü televizyon kanalı yok tabi, bir tane var. Radyoda şimdikiler gibi vıcık vıcık olmayan güzel bir program olurdu. İnsanlar sakız çiğnemek orucu bozar mı diye sormazlardı.  Ezandan sonra dua edilirdi, program orada biterdi.

Ramazan benim için huzur ayıdır, Allah rızası için oruç tutabilmenin verdiği gurur ve mutluluk ayıdır, kalabalık, keyifli sofralar ayıdır. Nasılsa mutfak çok bereketlidir, işlerim her zamankinden çabuk biter, bir mutluluk vardır yüreğimde.

Düşündüm de,  sanki şu kadar sevap falan dendiği zaman pazarlık yapıyormuşum gibi hissediyorum. Sanki güzelliğine gölge düşürüyorum yaşadıklarımın. Ben sadece o mutluluk ve huzuru,  bedenimi ve ruhumu dinlendirip bu bir ay elimden geldiğince nefsime söz geçirmenin başarısını yaşamak istiyorum. O kadar.

Klişe



Klişenin aynı zamanda " basımevinde, baskı işinde kullanılmak ereğiyle üzerine kabartma ya da oyma resim, şekil, yazı çıkarılmış metal kalıp." olduğunu biliyor muydunuz?

Ben bilmiyordum :)

Bu video da gülümseyen bir sabah için olsun.

Günaydın.

26 Mayıs 2017 Cuma

...

Hâlâ senden şiir bekliyorum dedi arkadaşım. Yazamıyorum ki artık ben dedim. Yazarsın yazarsın dedi.

Düşünüyorum o zamandan beri. Gerçekten de aklıma gelmiyor.

İçimde bir yerde yazmaya aşık bir kadın yaşıyor, sanki söyleyecek çok şeyi var, büyük cümleler değil ama küçük, basit kendi halinde cümleler. Çırpınıyor onları ortaya çıkartmak için.  Biliyorum, hissediyorum, delice istiyorum. Ama olmuyor.

Kapıları mı kapattım, duygularıma mı çizgi çektim, kendimi çok mu korumaya aldım, aklımı kaçırmamak için bir yerlere mi hapsettim benliğimi?

Yazı yazmak istiyorum.

Ama sanırım ana fikir olmayınca yazı da olmuyor.

Bir de bunu içimdekine anlatabilsem.

Sen gören,  koklayan, dinleyen, gördüklerini toplayan, seyreden, yaşayan bir kadınsın. Yazamıyorsun. Bunu da böyle kabullen işte.







25 Mayıs 2017 Perşembe

Tamam İşte, Her Zamanki Köşene Geç Böyle


Bakalım bu sefer yumurtamıza sahip çıkabilecek miyiz?

Yalnız o rahat çimenlerin arasına totosuna batacak dalları koyup da yumurtlamasına hastayım :)