26 Temmuz 2017 Çarşamba

Meiji Tapınağı (Tokyo 5. Gün)

Meiji Hanedanı Japonya'nın batıya açılmasını sağlayan hanedanmış. Shibuya'da onlara adanmış büyük bir orman ve içinde tapınak var. Orman ülkenin dört bir yanından halkın getirdiği ağaçlarla oluşturulmuş . Şehrin ortasında kocaman ve harika bir yer.

Tapınağa giriş kapısından değil arka taraflardan gitmeye karar verince şehrin gökdelen olmayan bir mahallesiyle de karşılaşmış oluyoruz. Hayranlık duyduğum bir mimari değil, hepsi iç içe yapılmış, birbirlerine benzemiyorlar ve sanırım deprem bölgesi olmasından dolayı her yerden sarkan kablolarla bana çocukluğumu anımsatıyorlar biraz :)






Bu kapıdan girmekle çok iyi yapmışız aşağının kalabalığı yok, ormanda keyifli bir gezinti moduna geçiyoruz hemen..





Dışarda yemek yenilen bir yer bulmanın şaşkınlığı içindeyiz, keşke yanımızda bir şeyler olsaydı da piknik yapsaydık :)



Sonunda tapınağa geliyoruz. Bir şinto tapınağı burası. Meiji zamanında budizm ve şintoizm birbirinden ayrılıp şintoizm  devletin dini kabul edilmiş.


Ve pazar sabahı gittiğimiz için çok şanslıyız, bir düğüne de rastlıyoruz.



Oradan çıkışta botanik bahçesine gidiyoruz. Sanırım para verdiğim için en çok üzüldüğüm yer burası oldu. Çiçeklerin mevsimi geçmişti ve nilüferli bir göl dışında pek bir şey göremedik. Neyse bol bol nilüfer fotoğrafı çektim üzüntümden :D







Tapınağın giriş yolunda (Biz çıkıyoruz o arada :) sake ve şarap fıçıları var. Sakeler rengârenk pek neşeli görünüyorlardı :)


Yan taraftaki Yoyogi Park'a gitmeye halimiz kalmadığından Tokyo'ya gittik gideli göremediğimiz kalabalığa karışmak üzere Takeshita Caddesi'ne geçiyoruz.


Aşırı sıcakta bu aşırı kalabalık içine dalıyoruz..


Gençlerin muhiti buraları. Neyse ki bizim gençler buralara gelelim istemediler diyerek şükrediyoruz. Bir saat yetip  de arttıyor bize :)

Şans eseri Metehan'a bir sene öncesinden söz verdiğim yılanlı yüzüğü buluyorum, yüzüğü daha da anlamlı oluyor :) (Sonra çekip fotoğrafını koyarım )



Yan tarafta bir tapınak görünce kalabalığı ardımızda bırakıp sessizce uzaklaşıyoruz :)




Ana caddeye geçer geçmez de kendimizi bizim mahalleye götürecek olan trene atıyoruz.


Sanırım Tokyo'nun en sakin mahallesinde otel bulmuşuz. Aferim bana :D

Bitmediiii, devam edecek :) Akşama uçağa binecek olmak Handan'ı gezmekten alıkoyar mı, hayııır :D

Şöyle Bir Evi Olsa İnsanın Ömrüne Ömür Katılır Sanki


Balkonda sabah kahvesine beklerim efendim, denize nazır, mis kokulu,  huzur dolu...

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Sen Hâlâ Çok Güzelsin İstanbul


Niye Bu Sabah Bu Kadar Uykum Var Hiç Bilmiyorum

Yürüyüşe gittim, kahvaltı hazırladım falan ama gözümü kapatsam uyurum.

Bu hafta İstanbul tadı çıkartma haftası oldu.

Moda'da bir arkadaşımla buluştum, Any ile Şile - Ağva kaçamağı yaptık bir gecelik, lise arkadaşlarımla boğaz hattına binip Sarıyer'e gittik, Sadberk Hanım Müzesi'ni gezdik, pek yakında yemişim Japonyasını yazısıyla boğaz turu yapacağız blogda :) Bugün de Can'ın boş günü olunca bir geceliğine Büyükada'ya gidelim dedik. Genel itibariyle her yerle ilgili kötü yorumlar var ve fakat bakmadan anlaşılmaz diyerek yola çıkıyoruz.

Kendime bir gezi bloğu açmaya karar verdim. Doğrusu pek üşendim bu konuda ama sanırım en mantıklısı bu olacak, buraya yazdıkça hem diğer konularımı yazamıyorum anlatacaklarım bitene kadar hem de aralarda kayboluyor geziler. Japonya yazılarımı taşıyarak başlayacağım. Ardından vakit buldukça gezdiğim bütün diğer yerleri anlatacağım.  Siz ne dersiniz, açsam mı ?

Gezip tozmaktan kitap okuyamadığım doğrudur :) Okuma şenliği bitene kadar bir iki kitap bitirseydim bari.

Bu arada mimlendim ama Japonya yazıları bitmeyince ona da sıra gelmedi. Yalnız güncel hiç bir şarkı bilmediğimi fatk ettim, hahaha en son Any ile oturduğumuz kafede bile Black 'in Wonderfull Life'ı çalıyordu,  ve paso nostaljik şatkılar vardı, kendimizden geçtik. (Number 1 Slows du galiba)

Dün ütüyle geçti. Saçımı boyatmayı başardığım için gururluyum. Neyse ki hep şapkayla dolaşıyorum da iki parmak beyazım gözükmüyor.

İşte böyle anacım.

Hepinize günaydın.

Huzur dolu bir haftaya açılsın sabahınız.


23 Temmuz 2017 Pazar

Asakusa , Sensoji Budist Tapınağı(Tokyo 4. Gün)

Müze çıkışı karnımızı doyurduktan sonra yeniden yürümeye başladık.

Yolumuzun üzerindeki cam müzesini arama çabalarım ne yazık ki camdan eşyalar satan bir dükkânda sonlandı, oysa ne hayaller kurmuştum.

Sonunda Asakusa'ya vardığımızda akşam olmak üzereydi. Şimdi düşününce iyi ki bir müze daha yokmuş aksi halde diğer tarafa kapanmadan yetişemezmişiz :)

Asakusa'da bir tapınak var ama benim daha da merak ettiğim Nakamise Caddesi. Burası otantik görünüşlü dükkânların yan yana dizildiği bir cadde. Alış verişle pek alâkam olmasa da ortamı görmek istiyordum.

Beni bile cezbeden şeyler oldu, dükkânlar kapanmadan katana şeklinde mektup açacağından kalemime hoşuma giden bir kaç parça hediyeliğimizi de aldık .

Buyurun Sensoji Tapınağına..















Dördüncü günümüzün sonunda bu eğlenceli kızlarımızı da uzaktan biraz izleyip gülümsedikten sonra geri dönmeye başlıyoruz.


Tepesinde komik bira köpüklü bina ile ay dedenin zıtlığını da fotoğraflayalım tabi.

Ha gayret son iki gün kaldı arkadaşlar :)