23 Haziran 2017 Cuma

Liste Yapmayınca Tersim Dönüyor :)

Neyse nihayet saçımı boyatmayı başardım ama daha bir sürü yapılacak işim var.

* Dişçi kontrolu. Hepimizin gitmesi gerek.
* Göz doktoru. Yine hepimizin gitmesi gerek.
* Psikiyatr, beni götürsünler anacım :D
* Vitrin tozu alınmalı. Bugün yapsam ne güzel olurdu.
* Koltuk yıkama ayarlanacak.
* Evin kapıları hâlâ boyatılamadı. Güya boyattığım ama hepsi soyulan boyalarla iğrenç duruyorlar.
* Cep telefonumun camı açıldığı için tamirciye verip anteni bozularak geri aldığımdan telefon özelliğini kullanamamaktayım, adamı boğsam mııı anten takmasını mı beklesem bilemedim şimdi.
* Ramazan sonrası üşenmeden sık sık havuza gidilecek. Dışarıya çıkılacak. Bizim maymunlar bilgisayara bağlı yirmi dört saat yemeden içmeden oturabileceklerini kelimenin tam manasıyla ispatladılar.
*  Arkadaş buluşmalarıı. Ciddiyim çok arkadaşım var, hepsini de çok seviyorum :)
* Hâlâ göndermediğim paketlerim var, buluşup veririm demiştim ama ramazanda beceremedim, onları göndermeli ya da vermeliyim.
* Çamaşır makinası çalışmayı kesene kadar bir model seçmeliyim. Öf ya, bu kadar çok model olmasaydı keşke. Ama karar verdim motor yanana kadar su akıta akıta kullanmaya devam edeceğim.
* Mutfakla salonun camını da sileydim iyiydi ama, dur bakalım.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, bakalım ne zaman yapılacaklar :)

22 Haziran 2017 Perşembe

Ayna Dergisi Aralık 1970 Sayısı :)

Annem gösterince bayıldım, hemen fotoğraflarını çekip yayımlamak için el koydum :)


350 kuruşa dolu dolu bir dergi.



Sizi bilmiyorum ama ben eski reklâmları çok seviyorum :)


Vaaav, yeni teknolojiii.


Aşk her şeyi affeder miiii :)


Geniş konu yelpazesi her yöne ulaşıyor.



Bu sayfaya bakarken bilgisayara Roma yazıp da milyonlarca fotoğrafa ve yazıya ulaşamadığımız günler geldi aklıma. Roma'yla ilgili tek bilgimizin böyle bir dergi ya da ansiklopedi sayfasında sınırlı olduğu günler.

Şarkıların sözlerini öğrenmek için Hey dergisini beklediğimiz günler. Kimileri yabancı dergileri alabilirdi, onlarda çok daha güzel resimler olurdu :)


Aşktan ressamlara, ressamlardan şehirlere, şehirlerden tarihe :)


Biraz da hayat bilgisi :)



Bu dergiyi okuyanın öğrendiği şeylerin çeşitliliğine ve güzelliğine bakar mısınız?



Falsız da olmaz tabi :)



Dilimizi düzgün kullanalım köşesine de bayıldım.


Gazeteleri eleştirmişler.





Ve yine reklâmlar :)

Resimli romanlar, dergiler, dil kursları. Sigorta reklâmı bile nasıl eğitici :)

91 sayfalık dergi, zamanda yolculuk yaptırdı bana :)

Suyun Altında

Dalmak gibi bir hayalim yok ama maske şnorkelle gezmeyi seviyorum. Hele bunun gibi bir ortamsa akvaryumda gezmek gibi oluyor :)


Bu karagöz sürüsü tatil boyunca bizim yanımızdaydılar. (Bizimkilerin balık tutmaya çalıştıkları sabah saatleri hariç :)


Onların peşinden yüzmek o kadar keyifliydi ki..


Doğanın güzelliklerini gördükçe şükretmemek elde değil. Dünyayla bütün olmak, o anı yaşamak...


Suda en sevdiğim iki şey, balık takip etmek bir de kabarcık yapıp onları izlemek :)


İnsan balıklara bakarken hayatı sorguluyor biraz da.


Ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler demiş şair... Bilmek gerekir mi ki acaba,sadece hissedip yaşanamaz mı ?



Neyse derin konuları bırakalım, tatildeyiz, yapacak çok daha eğlenceli şeyler var :)


On yüz bin baloncuk yuttum :D

Siz de seçin bakalım fotoğrafınızı şarkınız gelsin efendim :)

Son olarak da çok sevdiğim şiirin son bölümünü paylaşayım, yazım tamamlansın :)

Heeey
Ne duruyorsun be, at kendini denize:
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere...

Orhan Veli KANIK

21 Haziran 2017 Çarşamba

Yaz İçin Öneriler



Sevgili Özlem beni mimlemişti,  yaz için önerilerimi vereyim dedim ben de :)

1- Çantanızda ince bir şal ya da uzun fular olsun. Yaz sıcağından bunalıp da klimalarla kış ortamına çevrilmiş kapalı yerlere girdiğinizde ( Aynı ortamlarda kışın, dışarısı o derece soğuk olsa kalorifer yanar ama ne hikmetse yazın palto giyecek kadar soğutulur.)  hemen çantanızdan çıkartıp omzunuzu boynunuzu koruyabilirsiniz. İstanbul'da minibüs ve otobüsler bile buz gibi oluyor.


2- Dün kendime Carrefour'da buldum ben de, plaj için ince pantolon. Adı da vardır onların ama bilemeyeceğim şimdi. Benim gibi kilo aldıysanız mayo üzerine pareoyla dolaşmak bacaklar birbirine sürttüğünden acı verici bir deneyim oluyor. Bu pantolonlar harika :)



3- Tatile giderken yanınızda stilex iniz ve Exipial Lipo'nuz olsun. Biri haşaratlar tarafından ısırılırsanız diye ( denizanası sokmasına da etkili. Denizanası değerse önce sirke sürüyorsunuz ardından stilex anında geçiyor acısı) diğeri de güneşte çok kalanlara kızarıklara birebir. Hele benimki gibi güneşle kabaran bir çocuğunuz varsa exipial lipo yanınızdan ayrılmasın, kaşınmaları da hemen alıyor, onunla rahat etmiştik biz.


4- Ev yapımı limonata. İçine biraz demlenmiş çay katarsanız ev yapımı buzlu çay da olur :)

Limonları küçük küçük doğrayıp içine şeker katarsınız. Sonra onları hepsinin suyu çıkıp şekerler eriyene kadar elinizle yoğurup dolaba atarsınız. İstediğiniz zaman sulandırıp için, kabukların mis gibi kokusuyla daha da serinletici oluyor.


5- Limonata derken bir fikrim daha geldi, buzluğa doldurduğunuz suyun içine nane yaprakları da koyun. Bu buzları limonataya attığınızda naneli limonatanız olsun :)



Şimdilik benden bu kadar :)


Her ne kadar yağmurlar ve sarı yapraklarla (Bakınız geçen akşam çektiğim üstteki fotoğraf :) sonbahar gibi hissetsek de,  ramazanın bize sunduğu kolaylık için bu serinlik diye düşünüyorum,  pek yakında ne sıcaak diye başlayacağız arkadaşlar, hiç merak etmeyin :)