19 Haziran 2018 Salı

Maudie

Harika bir film izledim bu akşam, sımsıcak.  Üstelik de gerçek hayat hikâyesiymiş.


Görüntülerinin ve müziklerinin güzelliği yanı sıra Sally Hawkins ile Ethan Hawke'ın oyunculukları başladığınız anda sonuna kadar yüzünüzde bir gülümseyişle (ve biraz da hüzünle) izlettiriyor.


Bu da gerçek Maud Lewis. Kanada'lı ressam.


Eşiyle birlikte bu küçücük evde (hemen hemen 4x4 m) yaşamışlar.


Doğuştan hasta olup hareket kabiliyeti kısıtlı olsa da resim yapmayı çok seviyormuş. Bu resimlerle kıt kanaat geçinmişler. Evlerinin de içi dışı böyleymiş. Elime fırça alıp evimi Boyamak geldi içimden filmi izlerken.


Ama ben tüm hikâyeyi anlatmayacağım, bence kaçırmayın , izleyin :)

18 Haziran 2018 Pazartesi

E Ama Saat Üçten İtibaren Maç Başında Durursam İş Miş Yapmıyorum ki Ben

Sabah erkenden iş yapayım bari, bu böyle olmayacak :)

Dünya Kupası izlemeyi seviyorum. Ülke gündeminden kopup nostaljik mutluluklara sürüklüyor beni. Gerçi TRT  her an araya siyasi reklam koyarak tüylerimi diken diken yapıyor ama neyse maç biter bitmez sesi kapatarak bu kısmı atlatıyorum :)


Çok güldüm bu yazıya ve yürekten hissettim duyguyu :)

Acilen yaz tatili plânı yapmam gerekiyor. Metos bi ton istek sıraladı bana. Oğlum koca adam oldun git kendin araştır ne istiyorsan diyorum ama nerdeee, nasılsa anne araştırıp bakma uzmanı. İstekler de kickboxtan başlayıp yelkenle devam edip bir enstrüman çalmaya doğru gitmekte. Oyyy .

Ama bu isteklerden daha da beteri var. Bilgiç'in hiçbir şey yapası olmadan uyuklama halleri. Neyse Japonca kursuna devam edecekmiş. Haftanın bir günü tamam, diğer günler paso yemek yiyecek herhalde :/

Can'ın gelecek ayki programı çıkar çıkmaz tatil plânımı yapacağım.

Bir sürü doktor randevusu almam lâzım. En sevimsiz işler.

Bilgiç'in el değmemiş dokuzuncu sınıf kitaplarını ayırdım. İsteyen varsa söylesin, göndereyim ona. Cillop gibi kitaplar yazık olmasın.

Hiç kitap okumuyorum.

Ev temizliğine başlamalıyım. Güya bugün yatak odasından başlayacaktım, nerdeee. Bir tembellik bir uyku hali. Acilen silkinmem gerek.

Maça az kaldı, gidip şu mutfağı toplayayım bari o zamana kadar.

Nostaljik Pazartesi

Bugünkü nostaljimiz dokuz sene öncesinden . Can'ın telefonunda nasıl kayıtlıyım konusunu anlatmışım. Bu arada açıklama yapayım, bende Can ,Can diye kayıtlıdır. Öyle aşkım,maşkıma gelemem (Zaten aşkım dememişizdir bile birbirimize hiç, hahaha) :) Ama soyadı yazmak ne oluyor yav. Elli tane Handan tanısaydın bile benimki soyadı olmadan yazılmalıydı. Sanırım bilinç altı çift soyadlı olmama gıcık kapıp tek soyadına indirgemeye çalışıyor :)

26 Mart 2009 Perşembe

Bizim Evin Can Halleri

Demin Özii'nin yazısını okuyunca kendi Can'ım geldi aklıma.

Can'ım bana Handan der. Hadi bana Handan desin Handoş falan dese vururdum onu zaten de geçen senelerden birinde sinemada on dakikayı ararken bayağı güzel bir şey keşfettim. Cep telefonumu anneme bıraktığımız için (Tabi sırf telefonu bırakmadık, yanında çocuk da var:) Can'ın telefonundan kendimi aradım. Herkesin telefonunda "aşkım" , "canım", "sevgilim" falan diye kayıtlı olur eşinin ismi, benimkinde adım, onu da geçtim bir de soyadım yazıyor. "Bu ne hayatım" dedim? "Ben herkesi böyle yazıyorum ya seninki de öyle olmuş" dedi. İnatla bütün adres defterini aradım. Benden başka adı soyadı yazan tek bir Allahın kulu vardı orada. O da kendisi. Kendi cep telefonunun numarasını da aynı simkarta adı ve soyadı olarak kaydetmiş. İşte filmin ikinci yarısında ne olduğunu bu yüzden hâlâ bilmem. Gülmekten seyredemedim. Birisi Can'ın telefonunu bulursa, tabi bulduğunda Can'ın ismi de ona vahiy olarak gelip "Haaa, bu telefonun sahibi bu adammış derse, orada kayıtlı numarayı çevirip sonra da bekler durur artık: "Hep meşgul, hep meşgul" :D


17 Haziran 2018 Pazar

Can'a :)


Sizi bu akşam kim yatırsın dediğimde "Babaaaam" demelerini gün boyunca öğrettiğimi düşünsen de her akşam keyifle kitap okudun onlara,  pijamalarını yatağın üzerine bırakmamışsam sokak kıyafetleriyle bile yatırmış olsan da  bezlerini değiştirdin, dişlerini fırçalattın, okula kitap almaya gittiğinde bana telefon edip "Kaçıncı sınıfa gidiyordu bu oğlan" diye sorsan da , deli dolu ergenlikleriyle çıldırma noktasına gelsen de,  yemek masasındaki sandalyene sahip çıkamasan da çocuklarını çok seven, dana kadar oldukları halde gözünün önünden ayırmak istemeyen,  gördüğüm en eğlenceli babasın. (Tokken tabe 🤣🤣🤣)

Babalar günün kutlu olsun.

İyi ki doğurduk bu çocukları biz, di mi 😊

Bana Bir Masal Anlat Baba