28 Mart 2017 Salı

Sıyrılıp İçinden Bıraksam Bir Süreliğine


Yapılacaklar, yapılmayacaklar, gerekenler,gerekmeyenler.. Her şey üzerine üzerine geliyor.

Ve vücudunun her bir hücresi çığlık çığlığa sinyal veriyor sana.

Gece yatakta dönemiyor, nefes alamıyor ya tıkanmış ya da ağrı içinde uyanıyorsun. Elinin altındaki yumuşacık yatağına özlemle bakıyorsun.

Severek yaptığın uğraşların bile yük gibi geliyor.

Kendi kendine, nankörlük yapma, hayatına bir bak, şükret diyorsun.

Şükrediyorsun da.

Bir buz torbası alıp koluna, bacağına, dizine, eline, başına koyarken yoruluyorsun ama.

Sıyırıp atsan hepsini. Geçmişi, geleceği, karmaşık düşünceleri, ağrıyan eklemleri, tıkanan nefesleri.

Şu an, hiçbir şey yapmak zorunda olmadığın şu kısacık zaman diliminde, bütün sıfatları, zamirleri, edatları,noktalama işaretlerini bıraksan bir köşeye.

Hiçbir şey olsan.

Hatta

Onu bile olmasan..




27 Mart 2017 Pazartesi

Bahçede Kahvaltı Macerası :)


Dün sabah önce bahçeye uzun uzun kahvaltı hazırladık. Tam filmlerdeki gibi kalabalık ve kahkahalar eşliğinde sofraya oturduk. Fotoğraflar çekildik.

Derken yağmur başladı. Hahaha. Keyfimiz kaçtı mı, hayııır. 

Haydiii, bütün taşıdığımız eşyaları geri götürdük. Bir yandan da yiyoruz yalnız :) Eve girip kaldığımız yerden devam ettik.

Dört kız birbirimizi tanıdığımızda on yedi (hatta kimimiz on altı)  yaşındaydık. On iki kişi olmuşuz geçen otuz yılda, çok şükür hiç ayrılmadık, her geçen gün çoğaldık. 

Teşekkürler hayat..



Yağmurdan sonra biraz bahçede dolaştım. Evin sahibi Pastırma da bana mankenlik yaptı :) Lütfen masumca beklediği yere bakar mısınız :)







Hepinize günaydın.

Dostlarınızla buluşup kahkaha ve sevgi dolu zaman geçirdiğiniz bir haftaya açılsın sabahınız..

Fotoğraflardan beğendiğinize tıklayıp şarkınızı almayı unutmayın :)

26 Mart 2017 Pazar

On Sekiz

Yılların temalı doğumgünü yapma alışkanlığı var, illa hafiften birşeyler plânlıyorum.

Fotoğraflarda elimizde olan ayrıca kapımıza astığımız on sekizimiz buydu :)


Burası nostaljik köşemizdi. Fotoğraflar, eski partilerin daveteyeleri, ilk ayakkabı gibi baktıkça gülümseten şeyler :)




Doğumgünü çocuğunu şöyle baş köşeye alalım :)


Bol bol fotoğraf çekildik. Pastamız bu sefer donatlardan oluşuyordu :)



On sekiz pozlarımız :)






Dün gece dünya saati uygulaması vardı. ( Ne olduğunu merak edenler şuraya baksın) Saat sekiz buçuktan dokuz buçuğa ışıklarımızı bir saat kapattık. Herkes benim çılgın uygulamalara alışmış, bir saat mum ışığında durmayı kimse yadırgamadı :) Hahaha seviyorum ben onları.

Tabi mum üfleme faslını tam o araya getirmesek olmazdı.

Hepimiz üzerinde mumlar duran donatları masada oturan Metehan'ın yanına taşırken iyi ki doğdun şarkısı söylemekteydik. (Bir ara yüksek yüksek tepelere moduna girecektik çayda çıra havasında ama :) On sekiz mumu hep birlikte üfledik :)


Bu da hepimizin içine yazdığımız anı defterimiz. Hem iyi dileklerimiz hem de birer film, şarkı ve kitap önerimiz var içinde :)

Ve akşam boyunca fonda bu şarkının değişik sanatçılarla söylenmiş versiyonu çaldı :)



Ah unutmadan geçen hafta arkadaşları geldiğindeki sürpriz parti fotoğrafımızı da buraya koyalım:)


Mutlu yıllar oğluşum :)