8 Mart 2024 Cuma

Ben Emekçi Davasına Bi Takılıp Dururum Her Sene

Benim günüm değil mi bu şimdi? Her kadın emekçi değil mi ? Niye bir günde bile ayrıştırma yapıyoruz, niye kadınlar günü demiyoruz?

Neyse, iki saat uğraşıp sevdiğim kadın filmlerini topladım, şuracıkta dursun, aklıma gelen olursa eklerim yine. Sizin de aklınıza gelen varsa söyleyin.



































7 Mart 2024 Perşembe

25

Sahnede Yeo'nun peşinden koşan Sal en sonunda onu kucaklamayı başarınca yine zamanda yolculuk yaptı.

Annelerinden aldığı tariflerle onlara sürpriz akşam yemeği hazırlamıştı bir akşam. Bütün gün dışardalardı ve bir haftadır inanılmaz yoğun programlarından dolayı sesleri bile azalmıştı evde gezerken. Onlara iyi geleceğini düşünmüştü. Dim ile organize olmuşlar, tam eve dönecekleri vakite denk düşürmüştü sıcak yemekleri. Kapıdan içeri girdiklerinde içerisi yemek kokusuyla doluydu ve hepsi heyecanla kendilerini salona atmışlardı. Masadakileri gördüklerinde gözlerindeki ışıltıyı hiç unutmayacaktı. Bir anda Hae 'nin sarılmasının şaşkınlığını ise anlatmasına imkân yoktu. Hae ağzı kulaklarına vararak ona koşup sımsıkı kucaklamıştı. Ne olduğunu anlamadan diğerleri de gelmişlerdi. Bu hayatımızda aldığımız en güzel hediye olabilir diyerek kocaman bir yumak olmuşlardı. Kucaklanma hissini yaşamayalı öyle uzun zaman olmuştu ki Elisa da yaşadığı şoktan sonra hayatının en güzel hediyesini aldığını düşünmüştü. Kocaman bir sarılış. İnsana ne kadar da iyi geliyordu.

Sal'ın yüzündeki mutlu ifadeye Yeo'nun somurtmuş haline bakarak kahkaha attı. Kollarını kendine sarıp onları izlemeye devam etti. 

.....

Gece ekibi gelememişti gerçekten de , diğerleri kalmışlardı. Kar hiç aralıksız sürüyordu. Nedense ekip kapı önünü açık tutmaya çalışmak gibi bir görev edinmişti kendine , sürekli birisi oradaydı. Boşa bir uğraş olduğunu söylese de dinletemedi Elisa. O da kendi işlerine baktı. Aldığı tüm bidonları suyla doldurdu öncelikle. Alt katta pek kullanılmayan bir banyodaki musluğu hafif açık bıraktı. Pek umudu olmasa da borular donmazdı belki.  

Dışarıdan gelen acı dolu haykırışla yerlerinde zıpladıklarında akşam yemeği hazırlıyorlardı. Kapıya koştuklarında ekipten en son kapı temizlemeye çıkan Trim'in çok kötü düşmüş olduğunu gördüler. Haykırışından sonra kendisinden geçmiş olmalıydı. Kapının önü sürekli temizlenirken cam gibi olmuştu , kaymamaya uğraşarak ona ulaştıklarında pek iyi durumda olmadığını anladılar .

-Hastaneye götürmemiz gerekiyor sanırım.
- Acili arasanıza.
Elindeki telefonu gösterdi Elisa.
- Evet şu an kıpırdamıyor . Neresi kırıldı anlayamıyoruz ama bacağı çok ters duruyor. Nereye kadar gelebiliyorsunuz peki ? Ana caddeye. Oraya nasıl getireceğiz ki. Tamam geliyoruz, bekleyin lütfen.

Hepsi birbirine baktı. 
- Gençler siz içeri geçin. Biz bu işi bir şekilde yapacağız.

Bir saat sonra sedye yerine kullandıkları bir kapı ile gidenlerin ardında evde dokuzu kalmışlardı. 

- Telefonlarımızı, yedek pilleri falan şarj edelim. Jeneratör var ama yine de kalabalığız. 
- Günlerdir abartıyorsun gibi geliyordu, bu kadar hızla her yerin kapanacağını hiç aklıma gelmemişti.
- Hastaneden haber gelse de içimiz rahat etseydi.

Bekledikleri haber geldi iki saat sonra , ulaşmışlardı , yolda bilinci yerine gelmişti Trim'in. 

Hepsi keyiflendiler. Bir an sessizlik oldu o sırada Yeo 
- Kar tatili diye fısıldadı .
Hep bir ağızdan eveeeet diye bağrışarak bunu kutlamaya başladılar.

...

Diğer bölümler için tıkla 

5 Mart 2024 Salı

Farz Et ki Sen Yoksun

Arter'de Ömer Koç'un özel koleksiyonundan bir sergi. Bize Abdülmecit Köşkü'ndeki sergileri hatırlattı, oradan parçalar da vardı zaten. 24 yaşının altına bedava, perşembe günleri herkese bedava, normal bilet 100 TL, öğretmen 50 TL. Kapısından Taksim'e kendi servisi var. Biz sesli rehber almamışız, daha doğrusu normalde açıklamaları dinlemeyi değil okumayı sevdiğimden düşünmedim almayı ama açıklama kısmı olmayınca rehber ihtiyacımız oldu. Sanırım saat 12.00 ve 15.00 de rehber eşliğinde gezilebiliyormuş (saatleri kendi sitesinden kontrol etmeli )(Site için tıkla) Bir de Kendi Gölgesinde sergisi vardı, onun tamamını gezemedik, zira geç gitmiştik. Kendi Gölgesinde 7 Nisan'a kadarmış, Farz Et ki Sen Yoksun yıl sonuna kadar . 



24

Zeki olmanın da aptal olmak kadar can acıtıcı olduğunu anlamaya başlıyordu Elisa. Çevresindeki kadınlar önce biraz yeteneğine hayranlık gösteriyorlar sonra uzaklaşıyorlardı ondan. Çok gerekmedikçe pek kimse konuşmuyordu onunla. Hangisi daha kötü karar veremiyordu. Gitgide sessizleşmeye başladı, ilk aylar geride kaldığında psikolog ve İna dışında pek kimseyle konuşmaz olmuştu. Psikolog da ağzından zor lâf alıyordu ya. 

-Şu kızı buldum .
Hangi kızdan bahsettiğini hemen anlamıştı, merakla baktı yüzüne.
- Valla hiç acınacak yanı yok. Ailesiyle birlikte, hali vakti yerinde. Sadece şımarıklık yapmaktaymış.
Başını öne eğip hafifçe salladı.
-Neler oluyor Elisa ? 
Cevap vermedi bu soruya.
- Başkalarına bakmaya devam edersen hayatın elinden akar gider. Sen kendi plânlarını yapıp kendi yolunu çizmelisin. Biliyorum burası pek iç açıcı bir yer değil. Hele senin gibi senelerce herkesten izole yaşamış biri için daha da zor olmalı. Ama geçici. 
-İş bulmalıyım ben.
- Okullarla görüşmeler ayarladım.
-Önce para kazanıp buradan ayrılmam gerekiyor İna. Ama nasıl bulacağımı bilmiyorum. Diplomam bile olmayınca her şey daha da zorlaşıyor. Okumadan iş bulmak imkânsız gibi , iş bulmadan da okumam imkânsız gibi.
- Hepsini de yapacaksın. Bak Elisa sen artık okuldaki o zavallı kız değilsin. Evde kapatılmış kadın da değilsin. Bütün bunlar geride kaldı ,yepyeni bir hayata başlıyorsun. Yeniden insanlarla iletişime geçmen gerekiyor. Burası olmazsa başka bir yerde, okulda, işte, evinde, birileri hep olacak. O birilerinin içinde de kötüleri, arsızları, kendini bilmezleri olacak. Sen de hepsiyle başa çıkmayı öğreneceksin. Zeki olmak insanların en kıskandığı şeylerdendir. Şimdiye kadar seni aptal zannedip egolarını tatmin ediyorlardı şimdiden sonra zekânı görüp kıskançlıklarının acısını bir şekilde çıkartmaya çalışacaklar. Ve emin ol bu tipler hiçbir şeyi bilmeseler bile karşısındakinin canını nasıl acıtacaklarını çok iyi bilirler. Sen sahip olduklarının tadını çıkart ama kimsenin gözüne sokma.
-Ben...
- Öyle bir niyetin yoktu, biliyorum, sen kendini anlamaya , öğrenmeye çalışıyordun. O sırada masumca çevrenle paylaşıp anlamaya çalışırken onlar korkmaya başladılar . Ama şöyle düşün en zor kısmı geçti. İnsanlara güler yüzlü davran, karşılaştığında merhabalaş, kendi işlerine bak. Okullarla konuşacağız , senin için özel bir sistem kabul edecek bir yer bulacağız. Bu arada iş de arayacağız. 
- İna.
Hızlı hızlı konuşurken bir an kadın elini tutunca sustu İna.
- Beni o kapıda bırakmadığın için teşekkür ederim. Bana annelik ettiğin için de teşekkür ederim. Kızın dünyanın en şanslı insanı. Ondan sonra da ikinci şanslı benim.  İyi ki varsın.
El ele durdular öylece...

.....
Diğer bölümler için tıkla.

4 Mart 2024 Pazartesi

Bir Gecelik Kamp Kaçamağı


Metehan da ben de kamp yapmak istiyorduk ne zamandır. Sonunda Can'ın boş günleri denk düşünce Ağva'daki hep gittiğimiz Seferoğulları Camping'in yolunu tuttuk. 

Bir gece kalacağımızdan özenip masa hazırlayayım dedim ama deli bozuk yavru köpek yüzünden içeride kurdum sofrayı. Sonra da bi saat bulaşık yıkadım. Ama n hiç gerek yok anacım , sabah koydum larton tabakları bardakları, yedik, attık, mis :D


Hava düşündüğümüzden yumuşaktı ama bizim oralara bahar gelmiş modundaykem buralar hâlâ kıştı. Etrafta ne çiçek ne bir şey. 



Takvim de çok özel bir günü gösteriyordu. Bence 29 şubatları tatil yapmalılar. Dört yılda bir biriktirdiğimiz bu gün bizim olmalı :)


Yavru köpek sağ olsun ennn temiz kampımızı yapmış olduk, Can etrafa dağılamadı, derli toplu durdu. Heheheeh.



Sabahın ilk saatlerinde önce pilatese katıldım. Benim için ayakta yaptırdı Zeynep. Neyse ki sabah köpek gitmişti yanımızdan yoksa hiç şansım yoktu telefonu bir yere koyup bakmak için .


Sonra da çevrede dolaştım. Bu kamp alanını çok seviyorum. Zira çok büyük bir yerde, ormanda duruyorsun, tepeden denize bakıyorsun, dalga sesleri sürekli yanında. Yaz sıcağında da oldukça serin oluyor. Hele böyle kimse yokken tam benlik.

















 Tabii ki her kampın romantik tarafının arkası var.

Sobamız çalışmadı, neyse ki izolasyonu iyi de içerisi soğuk değildi.

Tuvaletin sifonu çalışmadı. Pili bitmiş dedik ama dönünce pilini değiştirdik yine çalışmadı :/

Dış kapı lâmbası yine kafasına göre takıldı.

Su ısıtıcı bi çalıştı bi durdu. Neyse bulaşıkları yıkarken ellerim üşümedi.

Döndüğümüzde öndeki klavuz teker kırıldı (yine) onu yaptırmaya gittiler)

Yani her şey olması gerektiği gibiydi :D









Fotoğraflara şarkı saklamaya başlamıştım ama sıkıldım bir yerden sonra, yarısı şarkılı , hahahah.

Hepinize iyi haftalar ..