13 Haziran 2020 Cumartesi

İyi ki Bu Mahallede Oturuyormuşum :)



Sanırım fotoğraf çeke çeke dolaşan maskeli kadın imajım mahallede iyice pekişmiştir :)



Her defasında artık çekmem fotoğraf diyorum ama sonra güneş,  yapraklar ve çiçekler yine beni kandırıyorlar.



Hele bu yasemin, beni benden aldı bugün. Minik bir video bile çektim. İnstagrama gidip bakın bence öyle güzel oldu ki. (Tıkla)



Hâlâ girmediğim merdivenler varmış, bu da oradan,  begovilli kafe.



Yasemin kokusu arasında farklı bir rayiha,  ıhlamur ağacının yanındaymışım.



Ah içeri girip şu otların arasında dolaşmayı nasıl istedim. Eski Koşuyolu Kalp Hastanesi'nin yeri.  Kırgın Çiçekler dizisi çekilmiş burada. Bir ara minibüsten inip yerini soran çok oluyordu :)



İşte bugünün renkleri de böyle. Çayımı Ceren için içtim balkonda. İsteyen herkese de var tabi, buyrun :)

Bu fotoğraflar şarkısız olmamalı,  değil mi?  Tıklayıp alın o zaman :)

11 Haziran 2020 Perşembe

2020 Yaz Modasını Sundum, Bin Dokuz Yüzlerden Esintiler Taşıyor Üstelik :D


Bugün hiç üşenmeyip gidip üzerimi değiştirip selfi çektim :D Hem de iki kere üst değiştirdim,  babababa.

Anacım Ayşe Arman'a özendim. Kadın her gün ışıl ışıl, pırıl pırıl fotoğraflar yayımlıyor. Benim neyim eksik dedim. Tabi fotoğrafçım olmaması bi eksiklik sayılabilir :D


Saçlar boyasız. Kaşlar almış başını gitmiş. Azıcık far ve rujla renklendirilmeye çalışılmış.

Ama bak ne diycem. Maşallah ama bak. Şu pembe pantolon sanırım yirmili yaşlarımdan kalma. Azıcık sağdan soldan pırtlayarak da olsa içine sığdım. Ne pantolonmuş bee, ben o zamanlar on beş kilo zayıftım :D


Kırk dokuz yaşımın son aylarını da buraya böyle ekleyelim o zaman.

İyi geldi bu fotoğraf işi, arada yapayım kendi kendime ben :)



Gözleme


Günayın cancağızlarım, bu sabah yine puflayarak kalkmıştım ki vazgeçtim puflamaktan .

Yetti bu kadar puflamak. Sıkıldım kendimden.

O zaman perdeee :)

Yok hâlâ yürüyüşe çıkmadım. Bu sabah yedi gibi bir gözümü açmıştım aslında ama yine kalkamadım. Ve fakat elbet bi sabah kalkacağımdır. Sakin sokakları (mümkünse bizim mahallenin olmayan :) dolanıp kendime geleceğimdir . Dur bakalım.


10 Haziran 2020 Çarşamba

Şu Sabah Erken Kalkıp Yürüyüşe Gitme İşini Yapsam Çok İyi Olacak Sanırım

Evde yapılacak milyon iş var, balkonda oturuyorum, hiçbirisini göresim yok.

Dün doktora gittim ey ahali. Eve en yakın özel hastaneye.  Bankodaki şabalak kızlar ekstradan yarım saat daha içeride kalmama yol açtılar ama neyse boştu oralar.

Sırt ağrım hiç geçmeyince olaya bir el koyayım dedim. Dahiliyeye göründüm.

Doktor amca seni evde germişler, daraltmışlar ondan olmuştur dedi :D Hatta antidepresan yazmayı önerdi.

Gerilmek mi,  ne gerilmesi? Oysa bütün hayalim korona çıkıp hastanede on gün karantinaya alınmaktı :D

Tabi evden burnumu çıkartmayınca kapamamışım hastalığı.

Mide ilacı ve burun damlası ile döndüm gerisin geriye.

Yalnız omurgamda kireçlenme falan da çıkmış galiba. Zaten benim iskelet sistemim daha doğduğumda araz vermiş, aynı performansla elli yıldır çalışmakta :D Hoş o alarm verip durmasa ben şimdiye 100 kilo olmuş olurdum ihtimal.

Neyse işte benden en son haberler bu kadar.

Şimdi gidip şu evi süpüreyim. Sonra gezip tozma kısmı da olmayınca iyi bomboş kalmış olan hayatımla ne yapacağımı düşüneyim mutfaktan çıkmak nasip olursa.

Şu antidepresanı yazdırsa mıydım acaba :D

9 Haziran 2020 Salı

Bugün Aslında Dündü :)


Sabahları sekiz gibi uyanıyorum. Yatakta dönüp durmaktan sıkıldığım için kalkıp salona geçiyorum. Biraz internette gezinip mutfağa yöneliyorum. Kesin akşamdan bulaşıklar oluyor. Onları toparlayıp çay demliyorum. Sonra Bilgiç'i uyandırma faslı geliyor . Geçen hafta bu kısım tam bir gerilim filmi modundaydı neyse pazar günü konuşmaya çalışmam biraz işe yaramış mı ne,  dilimi ısırayım bu hafta idare ediyoruz.

Sonra spor varsa spor yapıyorum. Yoksa kendi kendime yapmıyorum ne yazık ki :( Kahvaltı ediyorum. Alış veriş gelecekse tezgâhı boşaltıp yer açıyorum.

Alış verişi saat 11.00 den sonraki saate istemeye başladım, sabah erken olunca eksikler daha çok oluyor.

Gelen öteberileri yerleştirmek (havalar ısındı, buzdolabına girecek olanları uzun bekletemiyorum balkonda) saatler alıyor.

O ara Metos'un dersi varsa o kalkıyor. Yoksa saat on iki civarında kahvaltı hazırlayıp uyuyan kim varsa kaldırıyorum.

Sonrasında Can'la balkonda çay keyfi.  Sonrasında kitabımı telefonumu kapıp yatak odasına kaçıyorum bir müddet. Hâlâ sırt ağrım geçmediğinden yoruluyorum hemen zira, keyfim yok hiç.

İşte dün biraz okuyup biraz uyukladığım bir öğleden sonra yatak odasından yemek hazırlamalıyım isteksizliği ile dışarı çıkarken Bugün Aslında Dündü filminde olduğu gibi hep aynı günü yaşadığımı fark  ettim. Epeydir yaptığımız hiçbir şey de yok evde. Mutfağa gireceğim,  yemeğe oturacağız. Bulaşıklar falan. Balkonda on beş dakikalık çay çekirdek molaları. Çocuklar bilgisayarda,  Can bilgisayarı kurup çökertip bilimum elektronik alete sinirlenirken çok önemli iş yaparmış havalarında, ben bir o kitap bir bu kitap biraz mantık bulmacaları çözme peşinde. Arada you tube dan küçük ev videoları. İnternetten maket alış verişi.

Akşam Kürşad'ın annemle beni görüntülü araması.

İstiklâl Marşı ve kapanış :D

Neyse, buna da şükür. En azından güzel bir yerde takılmış plâk :D

Kitap Salı

Yine bir e-kitap ile başladım haftaya. Gerçi ya okuma şenliğinde Polonyalı yazar kategorisi kaldırılmış ama ben listemi yapmıştım o zaman kadar, değiştirmedim o yüzden.

Kişisel gelişim kitapları okumayalı bayağı olmuştu. İçimin daralıp kendimi çaresiz hissettiğim bu günlerde (Corona ile alakası yok tamamıyla ergen annesi olma halleri) canım çekti.

Bir kitap da yetmedi, bir de ne zamandır okumak istediğim, harika kapağı ve cildi kadar ismine vurulduğum kitaba da başladım. Neden?  Zira e kitap okurken kitap okumuşum gibi hissedemiyorum.

Hem neden olmasın ki :)


Yaşama sanatı biraz karmaşık bir kitap geldi bana. Sanki ders kitabı okuyormuşum gibi hissettim. Ya da bitirme tezi gibi. Kitabı kitap olarak değil de yeni okunacak düşünürler ve yazarlara yönelik katalog gibi görmeye başlamış olabilirim bir yerden sonra. Zira içi bir çok düşünürden alıntılarla doluydu. Dönüp tekrar okuduğum cümleler çok oldu. Çevirenin dili de eski kelimelerle doluydu ki 2008 yılında basılan bir kitaptan beklemediğim bir durumdu bu. Genel itibariyle bir akışkanlığı bulunmayıp (çevirenden de kaynaklı olabilir bu kısım. Uzun, anlatım bozukluğu olan, başından başlayıp sonuna varamadığım cümleler vardı.) ve bütünlüğünü sağlamada zorlansa da azmederek okuyorum diyebilirim.




"Özveri şimdilerde çoğunlukla, bilhassa tercihen gitgide daha büyük bir miktar paradan vazgeçmek anlamına geliyor."

" Geleceği tasarlayan istenç geçmiş tarafından özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. "

"Tüketim,  güvence ve doymuşluk yerine endişe artışına neden olur. Kafi olan asla kafi gelmez."

"Büyük savaşın hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde gösterdiği şey şuydu : İnsanların yünetimi, en az, iki yüz yıl önce suçlanan Doğa'nınki kadar kaprisli, önörülemez, kör, düşüncesiz ve erdemlerle günahlara karşı kayıtsız, üstelik de daha gaddar ve yıkıcı olabilir."

" Yaşam meşgaleleri, örneğin,  katılmak ile caymak, taklit ile icat, rutin ile kendiliğindenlik gibi, birbiriyle tamamen uyumsuz,  hatta tamamen zıt hedefler arasında gidip gelmek zorundadır. Bütün bu karşıtlıklar, bireysel yaşamın tescil edildiği ve kendini kurtaramadığı üst-karşıtlığın, yüce karşıtlığın örneklerinden ibarettir : Yani güvenlik ile özgürlük arasındaki karşıtlığın örnekleridir ki bunların ikisi de şevkle arzulanır ama uzlaştırılması müthiş ölçüde zor ve aynı anda tamamen tatmin edilmesi neredeyse imkânsızdır."




Bu kitap özlü sözler bileşkesi gibi. Bölümlerin başında o konuyla ilgili kısa yazılar var,  sonra sözler geliyor . Özellikle öğretmenlikteki ilk yılını anlattığı kısmı sevdim. Sanırım bir müddet baş ucumda tutup arada bir rastgele sayfasını açarak kendime fal tutacağım :)


"Gördüğümüz dünya evrenin tamamı değil, sadece zihnin önemsediği sınırlı parçası.  Ancak zihnimiz için o küçük dünya, evrenin tamamı demek. Gerçekliğimiz sonsuz şekilde uzayıp giden kozmos değil, bizim odaklanmayı seçtiğimiz küçük parça."

"Zihniniz olumsuz duygularla dolu olduğunda  dünya da olumsuz görünür. Kendinizi allak bullak olmuş ve yoğun hissettiğinizde çaresiz olmadığınızı hatırlayın. Zihniniz durulunca dünya da durulur."

"Unutmayın ki siz ne duygularınızsınız ne de zihninizin onları anlaşılır kılmak için anlattığı hikâye. Siz onların ortaya çıkışını ve ortadan kaybolmasını bilen engin sessizliksiniz."

"Görünüşe bakılırsa çoğu insan on beş dolarlık bir şarap ile elli dolarlık bir şarap arasındaki farkı ayırt edemiyor. Fazladan verilen otuz beş dolar bizim kibrimizdir."

"İnançlarımıza çok fazla tutunduğumuzda gerçekliğe kör olma ve sadece inançlarımıza uyan şeyleri görme tehlikesine düşeriz."


Peki, tamam, diğer ikisi bitmeden bir de buna başlamama mantıklı bir açıklamam olabilir belki. Hımmm. Roman da okumak istedim sanırım.

Zaten kitaplardan birisi ite kaka ilerlerken diğeri anında bitmesin diye aheste aheste okurken bir üçüncüye ihtiyacım olduğu gayet açık aslında :D

Seksen sayfasın geride kalmış olan bu kitapla ilgili henüz söyleyebileceğim çok birşey yok. Fantastik bir hikâyesi,  bir de hikâyenin içinde hikâyesi var. Fantastik hikâyede şeytan,  hikâye içindeki hikâyede İsa anlatılıyor. Ve ben anlıyor olsaydım eminim diyecektim ki satır araları bir sürü göndermeler, alt mesajlarla dolu :) Akıcı gidiyor. Bakalım neler olacak ilerleyen zamanlarda :)


"Evet, acı dalgası kabardı, bir süre tutundu, tutundu ve düşmeye başladı."

Toplamda hiç kitap bitirmemiş olsam da bu haftayı verimli okuma haftası olarak düşünebilirim bence :D Bakalım gelecek hafta salımızda neler olacak.

Herkese iyi okumalar :)

8 Haziran 2020 Pazartesi

Nostaljik Pazartesi

Yerimizde sayıp durduğumuz günlerde eski gezilere bakmaya devam :D

5 Ağustos 2014 Salı

Son İki Günü de Anlatsam da Bitse Bu Tur :) (Day 7)

The London Dungeon (Zindanlar:), Sealife (Akvaryum), The London Eye (Dönmedolap) ve Madame Tussauds (Allah'ım sonunda öğrenmişim nasıl yazıldığını:) (Mumya müzesi:) dörtlememiz son iki güne kaldı. Aslında akvaryum düşünmüyordum ama internetten topluca indirimli alınca ona da gidelim hadi oldu :)

The Big London Ticket!

London Dungeon+London Eye+Madame Tussauds +SEALIFE
Ticket typeTotal Individual PriceOnline Price From
Adult (16+)£96.75
15 and younger£75.50
Family (2+2)£344.52

İşte fiyatlar bu, ayrıca bilet kuyruğunda bekleme süresi de azalıyor. Bizim gibi erkenciyseniz hele bayağı kısalıyor :)


Sabah erkenden South Bank'e geliyoruz. Bu haritalar Londra'nın her yerinde ve haritaya baktığındaki yönünüzü de dahil olmak üzere o çevreyi ve beş dakika ya da on dakika yürüyüş mesafesini gösteriyor. Tam bir kurtarıcı.


Salonuma böyle bir takım yakışmaz mı :) Üçlü koltuğu enlemesine koysam bütün salon kapanır sanırım :)

Bekle bizi The London Eye :)


Karşı kıyıda Big Ben ve Parlamento binası. Aslında Big Ben sadece çanın adı, Kulenin adı The Elizabeth Tower :)

Neyse dolaşma işini sonraya bırakıyoruz, bizim Londra Zindanıyla randevumuz var :)

Burası yaklaşık iki saat yer altında dolaşıp Guy Fawkes ile buluşup Parlamento Binası'nı patlatmaya çalışacağımız, veba salgınından ve çılgın doktordan kurtulup kendimizi Sweeney Todd'un berber dükkânında bulacağımız bir yer :) Karanlık.. Eh tabi güneş gözlükleriyle bu efekt bayağı arttırıldı tarafımdan :) (Gözlüklerim kaybolan çantada kaldıydı ya, bak, baştan okumuyorsunuz, sonra da arada gereksiz sorularla beni meşgul ediyorsunuz anacım :)


Nasıl bir ortamsa şu kutuların içine kimse elini sokamıyor korkudan :) Yahu elimizi kesecek halleri yok ya diyerek ucundan hafifçe süzüldüm. Plastik organlar falan koymuşlar :) Gülmeyin, korkunçtu diyorum :)




İçerde fotoğraf çekilmiyor. Yaşamak gerek anacım. Sitesi şurada, merak eden baksın.


Çıkışta manzaralı öğle yemeği molası.


Oradan aldığımız kalem. Daha sonra London Eye'a binerken başımıza iş açacaktı az kalsın :) Çanta kontrolünde bunu gören amca," Bu ne!!" diyerek bir daldı ki çok komikti :)


Biraz temiz havanın ardından akvaryuma geldi sıra. Zira dönmedolabın tepesine çıkmadan önce biraz rahatlamaya ihtiyacım vardı doğrusu :)







 












Tam timsaha gelmiştik ki fotoğraf makinasının pili bitti..

Çok şükür demeyin canlarım, devamı cep telefonundan :) Yalnız burada flaşla çekim yasaktı , benim makine da kafasına göre flaş patlattığından kamera çekimiyle bu sorunun üstesinden gelmiş bulunuyorum. Henüz onları yüklemedim. Biraz bekleteceğim sizi :)