2 Ocak 2019 Çarşamba

Ve Kiliseler



Saint Maria Draperis kilisesi. Noel süslemeleriyle :)


Küçük ve güzel bir kilise. Fotoğraf çekme yasağına rağmen bir poz aldım.


En bilinen Saint Antoine Kilisesi. Biz buraya bir keresinde çocuklarla şans eseri tam noel günü gelmişiz. Ayinlerini de görmüştük. Bu sefer de süslemeleri gördük.



Pek belli olmuyor ama kar da vardı o sırada.


Ve Ayia Triada Kilisesi. Taksim Meydanı'nda hep görmüşümdür ama hiç girmemiştim. Bu sefer saat dörtteki ayinlerine yetiştik. İki papaz (sanırım ) karşılıklı dua okuyorlardı. Ve ezgileri o kadar bizdendi ki hiç yabancılık hissetmeden dinledik biraz .




İstiklâl Caddesi'nde bir de sergiye girdik.


Onunla ilgili bilgileri şuradan alabilirsiniz.






Son iki yeri de anlatayım, artık bir yazı daha olmasın.

Taksim'in ismini aldığı su taksim edilen bina . Ki şu anda beyaz masa şubesi olarak görülüyor ama içine girip bakabiliyorsunuz. Çalışanlar size orayı anlatıyor ve bir de su hediye ediyorlar.






Onun hemen arkasında da suyun toplandığı su sarnıcı var. Sergi alanı olmuş. Kemerli bölmeleriyle tam fotoğraflık. 1918 yılının gazete haberlerini okuyup gezebilirsiniz.










İşte böyle bir gündü. İnsan istediğinde nasıl da dolu dolu gezebiliyor değil mi ?

2018 'de

Kayseri, Erciyes, Ankara, Aydın, Özdere, Oslo, Bergen, Stocholm, Göteburg, Kopenhak, Köln, Thasos ve bol bol İstanbul dolaşmışım.

2019 senden daha iyi bir performans bekliyorum cınım :D

Bir Gün Gezdim Bir Ayda Anlatamadım Gezisine Devam Edeyim Bari


Hani şu buzzz gibi havada yaptığımız Galata gezimizden bahsediyorum.

En son Galata Kulesi'nde kalmıştık. Oradan İstiklâl Caddesi'ne doğru yürürken caddeye çok yakın sağ tarafta Mevlevihane'ye geldik.


Çok duymuştum ama hiç girmemiştim.


12 TL bilet ücreti (ya da müze kart ile) giriş yapılıyor.


Gidip görülesi, uzun uzun gezilesi bir yer.


Şuradan  hakkında uzun uzun açıklamaları okuyabilirsiniz.



Burası Sema ayini yapılan yer.
















Çıkışta mezarlık kapısındaki yazı aklıma Elhan-ı Şita şiirini getirmişken tam da o sırada kar yağması öyle güzeldi ki. (Şiiri merak edenleri şuraya alayım)



Evet buradan İstiklâl Caddesi'ne geçeceğiz, o da sonraki yazıya kalsın.

Hazır evde boş boş keyif yaparken şu kalan fotoğrafları bir bir yayımlayayım :D

1 Ocak 2019 Salı

Yılın İlk Günü Hafif Hasta Pasta ve Bol Tembel Hallerdeyim

Sabahtan beri kılımı kıpırdatmadım desem yeridir.

Yeni bir kitaba başladım. Seriye daha doğrusu. Çok da sarmadı beni aslında başı. Biraz daha şans vereyim bakalım.

Aaa bugün Kitap Salı günüydü, dur geçen hafta okuduklarımı ekleyeyim buraya.


Feo ve Kurt gençlik kitabıydı, çıtır çerez ama keyifli. Metehan kurtları çok sevdiğinden seçmişti, ben pek okuyacağımı düşünmüyordum ama okuma şenliğinin kategorilerine uyunca bir bakayım dedim.

Kurt vahşileştirici bir kızın başına gelenler anlatılıyordu. Zenginler arasında kurt beslemenin moda olduğu toplumda bebeklikten alınan bu kurtlardan kurtulmak istediklerinde Feo ve annesine getiriyorlar onlar da kurtları vahşi yaşama adapte ediyor. Ama bir general bu kurtların da anne kızın da hayatlarını alt üst edince sessiz sakin, herkesten uzak hayatını bırakıp annesini kurtarmaya gidiyor .

"Rakof istediği şeyleri almamak için hiçbir sebep görmüyor. Korkunun dünyadaki en güçlü şey olduğunu düşünüyor. Korkunun en vurucu şey olduğunu sanıyor. Yürekli olmak yerine güvende olmayı daha çok önemsediğimizi sanıyor. Gelip Gri'yi benden alıyor. Ve ben artık daha da yürekliyim. Ona artık bizden bir şey alamazsın dememiz gerek. Bir kişi bunu başaramaz. Yalnız olmaz. Ama hepimiz bir arada olduğumuzda biz çocuklar, kendi varlığımızı ondan geri alabiliriz. Korkularımızı geri alabiliriz. Ve kazanacak mıyız bilmiyorum ama denemeye hakkımız var. Yetişkinler bizden sessiz ve uslu durmamızı bekliyorlar ama bizim de yaşamak istediğimiz dünya için mücadele etmeye hakkımız var ve kimsenin bizden güvende ve uslu durmamızı istemeye hakkı yok. "




Bir diğer kitabım Kusurlu. Hata yapanların toplumdan soyutlanarak katı kurallar çerçevesinde yaşadığı bir yerde geçiyor. Hata her şey olabilir. Çocuğunu yurt dışına doktora götüren anne babaya da çocuk yolda ölebilirdi diye verilebiliyor. Ya da şirkette çalışırken para kaybettiren birisine de. Kusurlular damgalanıyor, en basit tahıllar yemelerine izin veriliyor, alkol alamıyorlar, akşam belli saatte evlerinde olmaları gerekiyor ve üç kusurlunun yanyana durması yanlarında bir kusursuz olmadığı sürece yasak.

Mükemmel kızımızın komşusu Kusurlu olarak damgalandığında kafasındaki mükemellik ve kusurlu kavramları karışıyor ve bir anda kendisini bambaşka bir yerde bulacak olaylar zinciri başlıyor.

"Cesaretin her adımda korkuya kapılmak olduğunu öğrendim. Cesaret, söylediğin her sözde, attığın her adımda savaşır durur. Bu bir savaş, ya da kimin, neyin hakim olacağı belirsiz bir dans gibidir. Birşeylerin üstesinden gelmek cesaret ister ama cesaret korkuyu yanında taşır"


Evet bu haftanın kitapları, başkaldırı kitapları olmuş hep :)

Bunca işimin ortasında iki kitap bitirdiğim için gurur duydum kendimle :D

Saat beşe geliyor. Ben hâlâ  pijamalıyım. Gidip ilaç içeyim. Akşama anneme gidip dün gece bitiremediğimiz yemekleri bitireceğiz :)

Tam şu anda Gülriz Sururi'nin öldüğünü öğrendim. İnstagram hesabını hayranlıkla takip ediyordum. Allah rahmet eylesin. Çok güzel bir insan daha ayrıldı bu dünyadan.

Yılın ilk yazısı ortaya karışık her duyguyu barındıran bir yazı oldu.

Hayat da böyle değil mi. Güzelliği ve heyacanı da buradan geliyor sanırım.

Bir varmış bir yokmuş olduğumuz bu dünyada hırslar,koşturmalar, aşırı üzüntüler manasız değil mi sizce de. Sadece tadını çıkartın gitsin.