8 Kasım 2015 Pazar

Gözü Dönmüş Kitap Kurtları Bir Eksikle de Olsa Geleneği Devam Ettiriyor :)

Cennette gibi bir sabahtı :)

Pazar sabahı dokuzu çeyrek geçe yola çıkıp tam açılış saatinde oraya vardık :) (Dönüşte iki saatte dönsek de)

Listemdeki bütün kitapları bulamadım bazı yayın evlerinin stand numaraları yanlıştı, kimisinde de kitaplar yoktu. Bir yerden sonra zaten elimdekileri taşıyamayacak hale geldiğimden pes ettim :)


Çantalarımızı Can'a verip sergilere bakmaya gittik Bilgiç'le.

Hızlıca geçtik ne yazık ki.


Aziz Nesin kısmında saatler geçirebilirdim okuyarak ama kısa bir turla yetindim.





Bu pano koskocamandı. İçinde herkes vardı. Sadece buna bakmak bile bir kaç saat eder aslında.


Aklımı bakamadığım yerlerde bırakarak döndüm ama...


Neyse ki evde beni mutlu edecek bir manzaram var şu anda :)

Geçen seneye göre formdan düşmüşüz azıcık. Metos uzaktan listesini verdi ama kendisi olsa bu sayı ikiye katlanırdı:)

Bol kitaplı günler hepinize :)

6 Kasım 2015 Cuma

Küçük Yerde Akrabalık :)

Babamın amcasının kızının teyzesinin gelini, annemin yeğeni oluyor :D

5 Kasım 2015 Perşembe

Maçka Yolları Taşlııı

 Yine yeniden dişçi yollarına dökülme zamanıdır. On sekiz yıldan sonra üst kaplamalar isyanlarda tabi. Hep alttakilere ilgi gösterilmez ya :)

Neyse ki Şişli Beşiktaş hattı çok güzel. Çıkışta yokuş aşağı doğru yürüyüş yapmak, etrafı izlemek keyif.


Şu vitrinin güzelliğine bakar mısınız? İçeri girmedim ama fotoğrafını çekmemek olmazdı :)


Tabi bu muhitin benim için en güzel binası da burası oluyor :)


Tam yedi sene okudum, dile kolay. Önünden geçerken içimde kocaman bir sevgi ve bir o kadar da hüzün beliriyor.


Ahşap olsun taş olsun,  eskiden bir zarafet varmış azizim :)

Diyerek kısa turumuzu tamamlıyoruz.

Bu hafta İstanbul beni avutuyor.

Ah, güneşli sonbahar günlerinde başka güzel oluyor :)

Dünya Ağrısı






4 Kasım 2015 Çarşamba

»»»»»

Pazartesi günü içindeki ağlama hissine inat gülümseyen bir hava vardı.. Kendimi ev işine verdim.  Çamaşır, süpürge falan.

Öğleden sonra sevgili Burcu'nun kitabını postalamaya çıktım. Kitap fuarından alacaktım ama Ayşe Kulin'in imza gününe rastlayınca hemen son kitabını imzalatarak göndermek istedim.

Evden çıkarken mahalledeki bir arkadaşımı aradım. O da postaneye gidiyormuş zaten, buluşup bir çay içtik. Parktaki çocukların cıvıltısı, ağaç yapraklarına vuran ışık ve sohbet iyi geldi.

Dönüş yolunda rastladığımız bu şeker şeyler gülümsetti.



Bir saatlik kaçamağın ardından tam ayrılıyorken arkadaşım "Aaa sana hediyeni vermeyi unuttum" diyerek çantasından bir defter çıkarttı. Daha önceki buluşmamızda pul defteri almayı düşündüğümü söylemiştim. Sağ olsun benim almış, çok mutlu oldum.

Eve döner dönmez eski pullarımı çıkarttım. Fazla değiller ama olsun. İnternetten zarftan nasıl çıkartacağıma baktım. Bir fincan su alıp masaya kuruldum. Yavaşça ve nazikçe pulları kâğıttan ayırmaya uğraşırken ruhumu da hüzünlü düşüncelerden sıyırdım.





Dün öğleyin annemle hasta ziyaretine gittik. Hasta refakatçısı ziyareti daha doğrusu. Cumartesi gecesi kızının nişanında kalbi durmuş babamın kuzeninin. O zamandan beri uyanmasını bekliyorlar.

Hayat böylesi bir şey işte.. En mutlu gününü beklerken acı bir sürpriz karşına çıkabiliyor..

Hastane çıkışı uzuun bir yürüyüşle Moda'ya geçtik. Hava soğuk ama güneşliydi, en sevdiğimden. Çay demli, deniz maviydi. Derin nefes çektim içime, şükrettim.








Ve yeni kitabım bir harika.  Ayfer Tunç'dan Dünya Ağrısı.. Her bir satır tekrar tekrar okunası. Her bir satır..


Hüzünlü mü hüzünlü, akıcı, içinde kaybolunası..


İşte böylesi iki gün geçirdim..

Dün akşam ucundan bir gazeteye göz attım, hiç bir şey okumadan kapatacaktım ki Fazıl Say'ın yazdığına bakmak geldi içimden. (Bknz) Ben de onun gibi yapmaya karar verdim.

Ama hâlâ gözlerim doluyor o ayrı.. Masallarda bile kurda kuzuyu yedirmeyen bir çocuk olarak ortalığı basan kurtlara kuzu kuzu gidenler çok üzüyor beni çok..

Neyse, vardır her işte bir hayır..


Sabah kahvesini içmeyenler buyursun..

Gününüz aydın olsun :)

2 Kasım 2015 Pazartesi

Keyfim Yok

Bu sabah uzun uzun yeni listelerimi yazacaktım buraya ama içim acıyor sanki.

Bu hafta biraz dünyadan uzaklaşıp kafamı kuma gömmek istiyorum.


1 Kasım 2015 Pazar

Hazırlarken Çok Eğlendim :)


Günlerce yavaş yavaş hazırlandık. Aceleye getirmeden keyfini çıkarta çıkarta.

Vazodaki çiçekler doğumgünümden beri partiyi bekliyorlardı mesela.

Süpürgelerin bir gün kendileri yapıldı. Budanmış bir ağacın dallarından toplanarak başka bir gün sapları takıldı.


Meyvesuyu kutuları mumyalandı.


Beş liracıdan alınan aynanın sırrı itina ile kazınıp içine iskelet efekti yapıldı.


Portakal suları cadılaştırıldı.


Dış kapı da nasibini aldı :)


Cadının köşesi itinayla oluşturuldu. Bardak altlıkları siyaha boyandı bir akşam. Kavanozlar başka bir gün boyandı. Yoğurt kabından cadı kazanı yapıldı.


Azıcık da resme kabiliyetim olaymış :)


Şekerler hayalete döndürülüp yüzleri çizildi. Bu mumluğun üzerine dizildi.  Çocukların açıp yemesini izlemek tam bir keyifti :)


Barbi bebekten tatlı cadı yapılıp asıldı. Perdenin üzerindeki yarasalar bir hediye paketinden kesilip tutturuldu ve çok şık oldu.


Oklava, tuvalet kâğıdı ve geçen seneden kalan donat kutusunun üzerindeki resimden bu gulyabani göz yerine takılan elektronik mumlarla pek etkileyiciydi.


Neyse ki Can'ın resim kabiliyeti benimkinden iyiydi :) ( Picassoydu demedik benimkinden iyiydi ki zaten benimkinden iyi olması için pek uğraşmasına gerek yok :)


Işık efektimiz bile vardı.

Tuvalete girdiğinizde sizi algılayıp çığlık atan düzenek Bilgiç oğlumun marifetiydi. Babası da diğer tuvalete başka bir ses düzeneği kurmuştu. İçeri girildiğinde müzik açarak çocukları bayağı şaşırttı :)

İşte onbeş günlük maceranın sonunda partimiz hazırdı.

Yemek listesi mi?


Cadı fasülye bildiğiniz kuru fasülye, kurtlu pilav da tel şehriyeli pilav :)


Kısır çocukların oyuncaklarını kalıp olarak kullanarak kurukafa oldu. Mezarlık ve bataklık patates püresi ve patates salatası.


Kırmuzı meyve suyunun içinde buzdan el parmakları koptuğunda bile etkileyiciydi. İçindeki solucak jelibonlar keşke gözükseydi :)

Yüz kıymalı makarnadan yapıldı.  Böcek salatası karides, parmak salata yeşillik salatasının havuçtan parmak eklenmiş haliydi.


Tatlı kısmında Tezer'in mozaik pastadan yaptığı şapka ve annemin elmalı turtası inanılmazdı :)


Yok yoktu diyebilirim :)

Biz mi?

İrili ufaklı yirmi bir kişiydik :)


Ve sevimli canavarlarımızla birlikte çok eğlendik :)


Tamam kimisi pek korkunçtu :)

Eh buraya kadar okumayı başardıysanız bu da sizin için olsun :)


Bir sonraki partiye kadar hoşçakalınız efendim :) 

Oy Ver Oy Ver Oy Ver Oy Ver

Cadılar bayramını da kutladık artıkın şu kötü ruhlardan kurtulma zamanıdır..


Hâlâ oy vermeye gitmeyen varsa Allah sizi bildiği gibi yapsın demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Lütfen artık canım ülkemde umut verici birşeyler olsun..

Hepinize günaydın..