8 Ekim 2014 Çarşamba

Yapmayı Plânladığım 44 Şey

Kırk dört şey bulabilmek ilk hedefim anacım, dur bakalım kaç tane çıkacak:-)

Filmekimi'ne bilet almak. Yarın Kadıköy'e inebilsem iyi olacak.

Kukla festivali diye bir şey de varmış, belki çocuklarla gidebiliriz. Planlar, plânlar:-)
Sanırım buna gidemeyeceğiz, yerine başka bir aktivite bulacağım çocuklarla. Nasıl olsa yeni bir festival daha gelir:-)

Hâlâ Roland Garros'a gidemedim, bu sene olsa artık:-)

Can beni Maldivler'e götürmedi bak, başının eti yenilecek:-)

Dilsiz alfabesi öğrenmek istiyordum ama kafam almıyor yahu, iki üç kelime öğrendiydim unutmuşum, biraz ilgi, çalıştır saksıyı Handan.

Tablette ingilizce kitap okumalı. Hem orada hemen bilmediğim kelimelere bakabiliyorum. Bak bir tane oku, aferim diyeceğim:-)

Oğluşlara epeydir yelek örmedim, ay büyüdüler de onlar, kalın ip kalın şiş yapayım birer tane:-)

Kitap fuarı öncesi elimdeki kitapları bitirmek. Fuara da çekçekli bavulla mı gitsek, ölüyoruz taşımaya çalışırken:-)

Bu sene Süreyya'da bir gösteriye gitmeli, burnumun dibi, ayıp. Daisy huuu, sen söyle zamanını ben gidip kuyruğa gireyim.

Metehan'a tiyatro izleme ödevi verildiydi, bak oyun da bulmuştum güzel, bilet var mıdır ki acaba?

Bilgisayar odasındaki dolap boşaltılıp düzelecek.

Kasetler, o kasetler bilgisayara aktarılıp bitsin artık. Evet kolay iş değil ama düzenli olarak zaman ayırırsam olayacak şey değil.

Hikâye yazmaya başla. Napalım aklına sadece aşk hikâyesi geliyorsa, sen de oradan başla, gerisi gelirse gelir.

Haftada bir Birikim'e yazı yaz. Seviyorsun o karanlık bloğunu çok:-)

Fotoğrafları düzenle. Bak bu da zor iş. Herşeyi biriktirmek zorunda değilsin, sil gitsin.

*Bu arada epeydir fotoğraf bastırmadın, seçtiklerinden bastır. Aslında şu fotokitaplara bak biraz, çok güzel olabilir.

*Aaa, Avrasya Maratonu ne zaman, bu sene katılsaydık bari. Sırf Boğaziçi köprüsünden yürüyerek geçme keyfi için:-)

Ortopedistden randevu almalı artık. Geçmiyor bu diz bir türlü.

Spor salonuna yazılmalı. En azından yüzmeye başlasam. ( Önce dizleri tamir ettirmeli de:-)

Değişik bir yemek yapmayı öğrensem:-)

Bir de pasta gibi bir şey meselâ. Etimek tatlısı, cheesecake gibi :-)

Fransızcamı hatırlasam. Yani mutlunun anlamını bile bilmiyorum, tamamıyla unutmuşum. Kendi kendime biraz başlasam da peşinden kursa gitsem. St Joseph'de var meselâ kurs.

Fotoğraf gezisine katılmak istiyoruz ne zamandır , bu sene ihmal etmeden ayarlasak bir şeyler.

*Udumu tamir ettirip yeniden çalmaya başlamalı. Kürşad'la birlikte abla kardeş çalıp kaydederiz hem, ne eğlenceli olur:-)

Babam notalarını bilgisayara aktarıyordu, şimdiye çok daha pratik programlar vardır, kaldığı yerden devam etsem.

Memleketin doğusunu hiç görmedim. Bir tur olsa en azından.

Ha ha ha, eskiden bungee jumping falan giriyordu listeme, şimdi yürüsem yeter:-)

Karanlıkta bişiler yapılan yer vardı oğluşlar da sevmez mi acaba?

Küçük bir kitapçı dükkânım ya da kütüphanem falan olsa. Ah bunu o kadar istiyorum ki. Kocaman olmasına ya da bana çok para kazandırmasına gerek yok, kendini idare etsin yeter.

Bir de evimiz olsa. Hem şehirde hem yalnız hem küçük hem hepimizi alacak şekilde, dağınıklığı kaldıracak bol dolaplı, yeşil manzaralı, balkonlu, kolay silinir camlı, yazın serin kışın sıcak. İşte bu diyeceğimiz bir evimiz:-)

Karavan da almak istiyorum. Minik şıkış tıkış degil, rahat ve konforlu. Tatil bulur bulmaz yollara koyulup keyif yapacağımız türden:-)

Her anımı keyifle yaptığım şeylerle doldurmak, geçmişi geride bırakmak, sürekli kendimle hesaplaşmaktan vaz geçmek, ne yaptıysam ne yaşadıysam hepsinin benim hayrıma olduğunu kabul ederek huzura kavuşmak istiyorum.

Aaa, cadılar bayramında Metos'un arkadaşlarını çağırsak, güzel bir yemek ve film keyfi yapsak. Hımm, eğlenceli olabilir

Ay yoruldum ama pes etmeden bulacağım dur:-)

Yeni restoranlar, kafeler falan keşfedeyim artık, hep aynı yerlere çekiyor ayaklarım beni.

Yeni müzik grubu da bulayım, en son Zeyfi sağ olsun Kasabian dinlemeye başlamıştım ki iki seneyi geçti herhalde.

Beş kilo vermeyi yazmamışım bak. Fıstık gibi olurum , ne mutlu olurum:-)

İzmir'e vapur var mı onu araştıracağım. Oğluşlarla memleketlerine gitsek bir ara:-)( İzmir'e vapur yok sanırım araştırdım internette, göremedim)

Bir de Eskişehir ile Amasya da görmek istediğim şehirlerden. Haftasonu kaçamağı falan yapılamaz mı ki:-)

Fidanlarımı bir yerlere dikmeliyim, küçücük saksılarda cılız kaldılar.

Yapbozlarımı bitireyim de yenilerini alalım:-)  Geceler uzuyor, tam zamanıdır:-)

Düz beyaz porselen kupa falan bulmalı, porselen kalemlerim kuruyacak kullanılamadan. Ne güzel hediyeler yapılabilir .

 Ve sonuncusu...

Sabahları aynadan kendime bakıp gülümseyeceğim,hatalarını affedeceğim, cesaret vereceğim ve görüp görebileceğim en genç halimin tadını çıkartacağım:-)

Eh, kutluyorum kendimi, listeyi tamamladığım için:-) Daha sonra da gerçekleştirdiğim için kutlarım umarım:-)

Kendime Not:  * lılar haftalık plânlarım, altı çizililer yapıyor olduklarım, üstü çizililer bitenler:-)

7 Ekim 2014 Salı

Fethi Karamahmudoğlu

07 Ekim 1942- 07 Ekim 1999


Sen yine teyp tamir etsen köşende, ben de seni izlesem merakla yine:-) 

Mavi gözlerindeki sevgiye daldığım. Güzel kızım akıllı kızım sözleriyle büyüdüğüm... Şişe kırılsa tamir eder bildiğim. Sazının sesini ninni yaptığım...

On beş yıldır eksik olan yanım...

Seni çok özledim, yine yine hep çok özledim babacığım..

6 Ekim 2014 Pazartesi

Bayram Şekerleri :)

Haydi bir tanesini seçip tıkla nostaljik bayram hediyem olsun sana :)

http://www.youtube.com/watch?v=ZC3VfQOyF8o


http://www.youtube.com/watch?v=XfR9iY5y94s

http://www.youtube.com/watch?v=KbqMD29qi58

http://www.youtube.com/watch?v=PIb6AZdTr-A

http://www.youtube.com/watch?v=3eT464L1YRA

http://www.youtube.com/watch?v=JmcA9LIIXWw

http://www.youtube.com/watch?v=Gf1WT8VEZxk
 
http://www.youtube.com/watch?v=yCC_b5WHLX0

http://www.youtube.com/watch?v=qeMFqkcPYcg


http://www.youtube.com/watch?v=djV11Xbc914

4 Ekim 2014 Cumartesi

3 Ekim 2014 Cuma

Gezdik Gördük Çektik... Yok, Allah Çektirmesin, Fotoğraf Diyorum Yani :)

 
 
Bugünün planını yaparken okulların tatil olduğu aklıma gelmediğinden akşam çıkmak üzerine yoğunlaşmıştım. Bu sayede Pera Müzesi'nin cuma akşamları 18:00-22:00 arası bedava olduğunu öğrendim. Sonradan tatil çıktı ama yine de planı bozmamaya karar verdim , akşam dört gibi çıktık yola..
 
Karaköy'deki Namlı Port' ta bir şeyler yedikten sonra, Tünel'den İstiklâl Caddesi'ne ulaştık.
 


Yol boyunca sergi havasına gayet iyi girdik doğrusu :)


Ama tabi orası başkaydı :)







Müzedeki tek sergi duvar resimleri değildi.. Osman Hamdi Bey, Osmanlı zamanındaki yabancı ressamların gözünden İstanbul resimleri ve bir de  kahve molası...


Ama benim en kendimden geçtiğim yer bu eski teraziler, ağırlıklar ve ölçüm aletleri oldu. Burcumdan mı, mühendislikten mi bilmem :) Tabi yine çocuklar tarafından müzelik olarak değerlendirildik. Neyse ki çıkışta kestane aldığımız arabada terazi ve ağırlıklar vardı da, ha ha ha siz de müzelikmişsiniz diyerek intikamımızı aldık :)


Neyse beş katın yorgunluğunun üzerine kafede bir mola iyi geldi.

Ardından yeniden İstiklâl Caddesi'ne geçtik. Amacımız Taksim'e yürümekten öte değildi ama yolumuza çıkan Salt'ın enteresan girişi bizi cezbetti biraz da orada dolaştık. Yani giriş katında, zaten kapanmak üzereydi. Ve biz Robinson Crusoe 389'da kitap seçmeye çalışırken nereyse içerde kilitli kalacakmışız :)



Ah Can'la kar kış demeden buralarda dolaşırken bu iki delikanlı aklımızın ucundan bile geçmiyordu tabii :)


Ve Ayşegül'ün önünde fotoğraf çektirmesek olmazdı. En sevdiğim çocuk kitaplarım :) Kızımız olsaydı ismi Ayşegül olacaktı. Oğlumuz olsaydı diye bir isim düşünmemiştik zaten. Derken erkek olduğunu öğrenince oğluş on günlük olana kadar isim bulamadık. Bir ara kuzenim Aligül koy bari demişti de ne gülmüştük :)

Neyse dizim bir sorun çıkartmadan idare etti. Hava soğuktu ama yağmur yağmadı. Biz de bir gezimizden daha keyifle döndük.

Bu İstanbul'u seviyorum ben arkadaş :)

Ne Planlarım Var Ama Dur Bakalım :-)

Ağrıyan dizime ( Münasebetsiz geçmiyor bir türlü, yeniden doktor yolları gözüktü bana), sümüklü oğluma, yağıcam ben diye kararan havaya inat bugün İstiklâl Caddesi planlarım var.

Pera Müzesi'ne gidip şu duvar yazıları sergisi bitmeden görülecek ( Herkes gitti bi ben kaldım. Aslında bütün mesele erkeklerimle gitmek istememde, yoksa tek başıma kolay. Gerçi onlar da can atmıyorlar gitmek için ya sürükleyip duruyorum işte:-) ( Parantez yazıdan uzun oldu ama idare edin artık:-)

Bu arada Akbank Sanat'a da uğranabilir. Ba ba ba ne sanatsal bi adamım. İstanbul'a ilk taşındığımızda bi gidip görmüştük kendisi oysa ki , dört yılda bir düzenli gidiyoruz anlayacağınız. Tabi gidebilirsek.

Filmekimi programında bi tane film seçtim ( Zor film beğenirim de ben), ona bilet de alırız o arada. ( Şimdi bir daha baktım da film sayısını üçe çıkartabiliyorum sanırım:-)

Dur bakiim yemek yiyecek değişik hoş bir yer de bulduk mu tamam...

Haaa, parolları çantaya doldurmayı unutmamalıyım, hiç böylesi diz ağrısı da görmediydim, isyanlara geçiyorum artık yavaş yavaş...

Hâlâ bir yerlere gitmeyip de buralarda olanlara günaydın :-)

2 Ekim 2014 Perşembe

Gölge Oyunu


Ara ara yüzünü gösteren güneşin beyaz perdede iz düşümü ne güzel :-)

1 Ekim 2014 Çarşamba

O Captain My Captain !


Güya seyretmiyordum bu sefer, yine sonuna kadar izlemiş olarak buldum kendimi... Ve yine ağladım son sahnede...

Ama neyse ki yanımdaki güzellikler Mr. Keating'i uğurlarken umut ve mutluluk doldurdular içimi :)


“Bu masanın üstünde duruyorum, çünkü bu bana, her şeye başka açılardan da bakmaya kendimizi zorlamamız gerektiğini hatırlatıyor. Yukarıdan her şey farklı görünüyor. İnanmıyorsanız eğer, gelip siz de deneyin. Hepiniz. Haydi sıraya dizilin.”
“Eğer bir şeyden eminseniz, buna bir de başka bir açıdan bakmaya zorlayın kendinizi. Aptalca veya yanlış olduğunu düşünseniz bile, yapın bunu. Bir şey okurken yalnızca yazarın düşüncelerini dikkate almakla kalmayın, bu konuda kendinizin de ne düşündüğünü tartın. Kendi benliğinizin sesini bulmaya çalışmalısınız çocuklar. Ve buna başlamak için ne kadar çok beklerseniz, onu bulmanız o kadar güçleşir. Thoreau demiş ki: ‘İnsanların çoğu sessiz bir umutsuzluk içinde yaşamlarını sürerler.’ Neden buna boyun eğelim? Yeni yollar aramaktan asla kaçınmamalısınız.


(Alıntı şuradan)

Ekran Fotoğrafı


Sizi bilmem ama benim tablette en kullandığım özellik. Ne bulsam buraya atıyorum. İlginç gelen bir kitap mı var hemen fotoğrafını çekiyorum, hoşuma giden şeylerin hemen fotoğrafını çekiyorum, yemek tariflerinin keza.. Hangi sayfada, kimde görmüştüm falan derdi olmuyor.

Nitekim biraz önce cupcake tarifi vardı diye geldi aklıma şıp diye buldum.

Şimdi de pizza hazırlamaya gidiyorum. Oğluşumun arkadaşları gelecek, Ölü Ozanlar Derneği'ni izleyecekler. Oy ben onları sevmeyeyim de ne yapayım:-)

Kumrular...


Hele bir de yağmur varsa hepsi doluşuyorlar balkona. Saksıların dibinde ne buluyorlarsa eşeleyip duruyorlar. Ben pencereye yaklaşınca uzaklaştılar :-)

Balkonum pislikten battı tabi ama arkadaşlıkları çok eğlenceli:-)

Hepinize günaydın.

Mutluluktan midenizde kuşların uçuştuğu bir güne açılsın sabahınız:-)