6 Temmuz 2014 Pazar

Keşke Hayatta da Bu Kadar Azimli Olabilseydim :-)


Allah sizi inandırsın iki aydan fazladır bu bölümü geçmeye çalışıyorum. Arada sinir basmadı değil ama sonra ne sinir basıyor ha başka bölümleri oynamışsın ha bunu dedim kendi kendime.

Biraz önce son hamleyle geçmeyi başardım.

Buraya not edilmeyi hakketti bu sonuç:-)

5 Temmuz 2014 Cumartesi

4 Temmuz 2014 Cuma

Patlıcan Soslu Spagettinin Sosu:-)


Aslında patlıcanla daha sağlıklı şeyler pişirebilirsiniz tabii de ben bugün kalori bombasına tâbi tutacağım kendimi:-)

Patlıcanlar küp küp doğranıp kızartılır. Onlar kızarırken soğan ve dört beş diş sarımsak kavrulur, domates rendelenir ( Küp de doğranabilir) , yeşil biber küçük doğranıp katılır. Domates pişince kızaran patlıcanlar da içine atılıp karıştırılır. İşlem tamam:-)

Şimdi spagetti makarna pişirip üzerine döküp keyifle yiyebilirsiniz, afiyet olsun:-)

Bu akşamı da atlattık :-)

Küçük Bir Araştırma Yaptım

Geçen gün pazar dönüşü aheste aheste ilerlerken sokak isimlerine takıldı gözüm. Hiç aklımda kalmasa da severim isimleri okumayı. Ama okurken, kişi ismi olanların kim olduklarını merak edip de hiç bakmadığımı fark ettim. Sonra da hüzünledim biraz. Bu insanların isimleri onurlandırıp hep hatırlanmak amacıyla verilmiş sokaklara ama kaçımız biliyorduk onları...

Biraz önce bir iki tanesine baktım.

Mahmut Yesari'nin bir yazar olduğunu bilmiyordum örneğin. ( Bknz) Karikatür çizerek başlamış ilk olarak. Oyunları, hikâyeleri varmış.

Sonra Salih Omurtak da aklımda kalmamış. (Bknz) Dördüncu genel kurmay başkanımızmış. Afyon'da Yunanlılara karşı savaşmış.

Utandım onları bilmemekten.

Ne yazık ki Mehmet Akfan'ın kim olduğunu bulamadım. ( Şimdilerde nedense Akman olarak yazıyor kaç yıllık Akfan, bilmiyorum neden)

Kâtip Salih'den yana hiç umudum yoktu ama sanırım eski hayalilerdenmiş, yani Karagöz sanatçısı, çok mutlu oldum öğrenebildiğime:-)  ( Bknz)

Celal Muhtar da doktormuş. Hatta adıyla anılan bir deri hastalığı bile varmış. ( Bknz)

Hepsini buradan rahmetle anıyorum...

Sizin var mı önünden geçip de kim olduğunu bilmediğiniz sokak isimleri. Haydi bir bakın bakalım:-)

Bebeklikleri de Böyleydi Zaten :-)

Gece misafirim olmasını fırsat bilerek bir buçuğa kadar yatmamayı başarmış olan çocuklarım sabahın sekiz buçuğunda niçin ayakta olurlar acaba, ha, niçin niçin?

Okul tatil yahu, yatın uyuyun, deli misiniz?

3 Temmuz 2014 Perşembe

Kısa Bacak Kası Sendromu

Yok bacak kısa değil kas kısa kalmış azıcık. Annemler malzemeden çalmışlar herhal:-)

Şimdi şu baldırımdaki lif atma olayından sonra ( doktor kas zedelenmesi diyor ama ting sesini bile duydum ben bi kere) iki bacağıma da sürekli kramp girer oldu. Zaten hamileliklerim de bu krampla geçmişti, kiloma bağladım ben .

Neyse geçenlerde doktora gidip topallayan yerlerimi göstereyim diye bir ay sonrasına ancak randevu alabildiğim ortopedistime gittim. Evet anacım milletin aile hekimi olur bizim aile ortopedistimiz var. En çok gittiğim doktordur kendisi. Gerçi buz koy demekten başka bir şey de yapmıyor ama bir umut her defasında kapısını çalıyorum. Bir gün ilaç falan verse dumura uğrayacağım :-)

Doktor beni yürüttü, baktı ve bacak kaslarımın kısa olduğunu söyledi. Eğilip ayağıma dokunamıyormuşum. Eh, çok spor yaptığım bir kaç ayı saymazsak ben hiç dokunamadım ki zaten. Onu bacaklarımın uzun olmasına veriyordum ( dikkatinizi çekerim kollarımın kısa olması seçeneğini hiç düşünmüyorum ha:-) Meğer kasım kısaymış.

Şimdi esneyip duruyorum evde. Yere bacaklarımı uzatıp oturmaya çalışıyorum, öne eğilmekten geçtim, doksan derece açı yapamıyorum daha ama olsun, azmin elinden bişi kurtulmaz:-)

Ayrıca, yıllar öncesinden bir yoga kitabım vardı, onu elime aldım. Bir de okursam, beni durdurana aşk olsun:-)

Haaa, o kadar yürürüm, hiç bir işe yaramıyormuş kaslarım için, uleyn ben boşuna mı yürüyorum yıllardır. Ah, ah...

Hep beni kısa kaslarım bu hale getirdi. Bari mide kaslarım da kısa olsaymış, işkembeye dönmeseymiş, bir işe yarardı hiç olmazsa.. Kahpe felek....

Paçanga Börekli Akçaağaç :-)

Sağolsunlar Nihal'le Evren bana yazacak şey fikri vermişler ben de ortaya karışık yapayım dedim:-)

Nihalcim, ilk günkü menüdeki fasulye hâlâ durduğundan sonraki günlerde yavaştan aldım:-)  Bu akşam kahvaltı etmeyi özlediğimi fark ettiğimden paçanga böreği ve kuymak yapacağım bir tek.

Evrencim bizim ağaç büyüyor. Aslında artık dört tane ağacım var sanırım:-)  Sanırım diyorum sonuncu yeni başını çıkarttı. Selen'in bloğunda limon ağacı muhabbeti yaparken aklıma gelip o gün sokuşturmuştum çekirdeğini saksıya, henüz tam emin değilim ondan:-)

Yalnız ya saksı almam ya da artık bunları doğaya salmam gerek, büyüdü keratalar:-)


İşte bir bilgilendirici yazımın daha sonuna geliyoruz:-)

Paçanga böreği tarifim şuralarda bir yerdeydi. Kuymak tarifini de siz arayın bulun anacım:-)  Gerçi köy peynirim yok ama dil peyniriyle idare edeceğiz artık:-)

Haa, hâlâ hediyesini görmeyenler var, aşağılarda kaybolmadan hatırlatayım dedim:-)

Yazıyı yazdığıma göre şimdi gidip görevini yapmış olmanın iç huzuruyla böreğimi sarabilirim:-)


Tatil Fotoğraflarını Yeniden mi Yayımlasam ne :)

Eeee, on gündür fotoğraflarla iyiydim de şimdi buraya ne yazıyordum ben normalde, bulamıyorum :)

Ben bi düşüniim, geliim anacım :)

Günaydın hepinize...

2 Temmuz 2014 Çarşamba