Hep gitmek istediğim bir türlü gidemediğim şehirdi Eskişehir. Şansımıza baharfan kalma bir hava vardı iki gün. Orada beş sene yaşamış arkadaşlarımızla gidip hızlandırılmış bir tur yaptık.
Tam tahmin ettiğim gibi Porsuk kıyılarına ve Odunpazarı 'na bayuldım.
Fazla zamanımız olmadığından pek müze gezmedik. Ama Can Balmumu Müzesi'ni merak edince ona girdik. Hahaha. Hiç sevmedik. Kendine benzeyen bir kişi bile yoktu. Duruşlar kötü. Tipler kötü. Beni oraya koysalar kaldırın derdim.
Hamam Müzesi'ne girdik önünden geçerken. Bu arkadaşınız hiç hamama da gitmedi hayatında. Onu sevdim. Zaten böyle küçük müzeleri çok severim.
Bir de Kırım Tatar Evi'ne girdik ama içeride işleri vardı iki odasına bakıp çıktık.
Çi Börek de pek favorim olmadı. Hamuru harikaydı, çıtır çıtır, nefis. Ama içi çiğden konulunca sulanıp yerken hamuru da ıslatıyordu kısmını sevemdim. Mis gibi kıymayı kavurup koysalarmış ya diye aklımdan geçti :D
Kırmızı şemsiye benimle her yere geldik. İlk gün kısa bir yağmur dışında hiç kullanmama herek kalmadı ama şemsiyeyi arabada bırkaıp boza almaya gittiğim sırada yağmur yağdı, hahaha, çok güldüm.
Özetle tam beklediğim gibi çok sevdiğim bir şehir oldu. İnsanları da kendisi de çok güzeldi.











































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder