25 Şubat 2014 Salı

Serbest Bırakmak

Metehan küçükken her gün kantine gidip ekmeğimizi alırdık. Sonra dönüşte karınca yuvalarının başında onlara ekmek bırakıp izler, su yoluna taş atar, macera yaşardık. Haliyle Bilgehan'la da aynısını yapmayı hayal ediyordum ama kapının dışına çıkmamızla birlikte o bir tarafta ben bir tarafta bir türlü aynı yola sapamayıp birbirimize söylenerek eve dönmekten öteye gidemedik. Sinir harbi olmuştu artık.

Bir gün nereden aklıma geldiyse bıraktım küçük beyi, o gitti ben izledim. Kafasına estiği gibi dolaştı dolaştı ve inanılmaz birşey oldu, sonraki günler benim peşimden geldi:-)

Aynı işlemi markette de yaptık bir gün. Alış veriş için değil sadece onun peşinden yürümek için gittik, orayı da istediği gibi dolaştıktan sonra rahat etti.

Kafasında ne vardı bilmiyorum ama kendince keşfettikten sonra artık birbirimize bağırmaktan kurtulduk:-)

Tabi bu her an yanıbaşımda olduğu anlamına gelmiyor. Onun için hep fosforlu yeşil, turuncu, parlak kırmızı kıyafetleri ve şapkası vardı ki hemen bulabileyim onu:-)



12 yorum:

  1. En güzeli onları serbest bırakmak bence de tabi hep bir kaç adım gerilerinden giderek, erkek çocukları hakkında çok bir bilgim yok ama ben kızlarımı tehlikesiz yerlerde(avm, park, trafiğe kapalı olan yerle ve kaldırımlarda)hep serbest bıraktım, bırakıyorum, onlarda kendilerini tehlikede hissettikleri zaman gelip elimi tutuyorlar, böylece hem onlar kendilerini özgür hissediyorlar hem de bağırış çağırış olmuyor :)

    YanıtlaSil
  2. Bizim sorunumuz el tutmamaktan çok ( Onu zaten yapmıyordu da:-) gittiğimiz yere değil başka yönlere sapmasıydı Bahar. Bakkala gidemiyordum örneğin çunkü beyfendi başka yolu gözüne kestirmiş oraya yöneliyordu:-) Dediğim gibi kendi istediği yere dolaşmasına izin verdikten sonra bir daha sorun çıkartmadan benimle yürüdü. Eee, yani benim gittiğim yere doğru yürüdü, benimle asla yürümedi:-)

    YanıtlaSil
  3. b izimki de çok başıboşluğu seviyor onu bıraksam bulamam ben ya:)
    cesaretlisin

    YanıtlaSil
  4. Benim de 2 çocuğum var Handan Hanım ve ikisi de birbirinden çok farklı.Gözlemlerime göre 2. çocuk çok daha özgür, kendine güvenli ve rahat oluyor. Her çocuk özellikleriyle doğuyor:)

    YanıtlaSil
  5. Ah Bahar, gözlerim sürekli turuncu peşindeydi desem:-) Cesaret değil, mecburiyet.

    Kesinlikle öyle Kadriye, her çocuk kendi karakteriyle doğuyor. Metehan'dan sonra beni ters köşeye yatırmıştı Bilgehan.

    YanıtlaSil
  6. Hahahah fosforlu kıyafetler çok iyi fikirmiş ama :)

    YanıtlaSil
  7. :-) Mayosuna varana kadar Damla:-)

    YanıtlaSil
  8. fosforlu kıyafet seçimi çok ilginçmiş:)
    kendi başına bıraktıktan sonra bir daha senin peşinden ayrılmaması daha da ilginç geldi.hani özgürlüğe alışınca hep ister gibi düşünmüştüm.İşte bazen onların yerine düşünemiyoruz.bütün sorunlar buradan kaynaklanıyor belki de.

    iyi geceler bu arada:)

    YanıtlaSil
  9. Böyle özgür ruhlu çocukları İstanbul gibi büyük şehirlerde büyütmek zordur. Sen kendine göre çok güzel bir yöntem bulmuşsun. Annelik bu işte.

    YanıtlaSil
  10. Ben de inanamadım Duygu ama etrafı keşfedince benim gittiğim yere gelmeye başladı sorunsuz. Fosforlu kıyafet kurtarıcıdır, hele ki elini asla tutmayan bir çocuğun varsa:-)

    Ah, annelik insana neler yaptırıyor değil mi Güner:-)

    YanıtlaSil
  11. Ben de aynı şeyi yapmıştım gerçekten alışveriş kabusunu keyfe döndürmek için. İşe yaradığı kesin

    YanıtlaSil
  12. Yarıyor değil mi Sevda, inanılmaz:-)

    YanıtlaSil