16 Ağustos 2019 Cuma

Kitap Salı (Panik Yok Bugün Cuma, Ben Uğraşıp Didinip Geçen Haftadan Yazıp Sonra Yayımlamayı Unutunca Bööle Oldu :)

Bakınız artık kitap fotoğraflarım battaniyenin üzerindeki doğal pozlarından açılıp çiiiz deme moduna ulaştılar. Bunlar hep instagramın dimağdaki etkisi anacım. Yoksa ben hep aynı köşemde battaniye altında okuyorum.

Neyse yeni kitap salımızı tabii ki cumadan yazıyorum. (Bu cuma geçen haftaki cuma yalnız. Balık hafızalı yayımlamayı unutan Handan'dan ara not) Babababa, nasıl sorumluluk sahibiyim. Sanki bayramda blog okuyan olacak.  Ama mesele o değil, birikince içim daralıyor yazarken benim. Temizlik arası dinlenceleri bu ulvii işe adamak bünyeme iyi geliyor.

Tek sorun çamaşır suyu kokan ellerin burna yakın olması.

He canım Balkanlar ve Ortadoğu'nun en cıvık kitap yazıları bende. Gelmeyin üstüme.


İlk kitabım daha önceden başladığım serinin üçüncü kitabı. Doğruluk Kılıcı serisi. Bu serinin akıcı, eğlenceli ve macera dolu olmasının yanısıra en sevdiğim yanı her bölümün iki cilt halinde basılmış olması. Ansiklopedi gibi kitaplar benim gibi yatarak okumayı sevenler için hiç güzel değil. Böyle ikiye bölünmüş hali harika.

Kitaba başladığımdan hiçbir olayı hatırlamamam ise hiç harika değildi tabi. Eski kitaplara göz gezdirmek zorunda kaldım. Hatta bayağı bayağı okudum.


" Haşerat onlar; kendi alın terimizle kazandığımız azıcık şeyi de alıp bize geri vermeyi vadedenler, cömertliklerine bir de şükran duyacağımızı sananlar,  bizi koyun gibi yalağa sürebilsinler diye iyi insanları tembelliğe itenlerdir haşerat, özgürlüğümüzü ve adetlerimizi elimizden alanlardır. Tembel insanlar sadece kendilerini düşünür ama benim gibi bir ihtiyar bunak bile onlardan kendilerine bile bir hayır gelmeyeceğini bilir. Dünya ne hale geldi."

"Bir masuma zarar vermek için kullanılırsa kötü olan bıçağın sahibidir. Ama meselâ çıkar gözetmeksizin zırdelinin birine karşı nefsi müdafaa olarak kullanılırsa o zaman bıçağın sahibi iyi biridir. Bıçak ne iyidir ne de kötü, çünkü onu herhangi biri kullanabilir."

" Sizlerden medet uman masumlara sırt çevirmeniz sizi saldırganların suç ortağı haline getirir."

"Bizim savaşmayı sevdiğimizi, sizin istemediğiniz için kibirli bir biçimde daha üstün olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Sizin özgürlüğünüzü korumamız için yardım etmeyeceksiniz ama özgürce prensiplerinizle yaşamanın tadını çıkartacaksınız, öyle mi?"




Kütüphanemdeki bu şiir kitabını gördüğümde önce yeni aldım zannettim sonra baktım ki arkadaşımdan almışım. İngiltere'ye giderken bana şiir kitapları bırakmıştı, geri vermeyi unutmuşum.  Dedim ki "Bak kitabın bendeymiş,  geldiğinde vereyim"  O da "Boş ver senelerdir sendeymiş, kalsın yine" diye cevapladı. Bakınca geçtiğimiz binyıldan beri bende :)

Hemen şiirlerin arasında dolaşıp bitirdim.


ADAM

Adam şapkasına rastladı sokakta
Kim bilir kimin şapkası
Adam ne yapıp yapıp hatırladı
Bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz
Bir kadın açtı pencereyi sanuna kadar
Bir kadın kim bilir kimin karısı
Adam ne yapıp edip hatırladı

Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda
Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı
Adam bulut gibiydi hatırladı
Adamın ayaklarının altında
Yıldızların yıldız olduğu vardı
Adam yıldızlara basa basa yürüdü
Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.

Cemal Süreya

14 Ağustos 2019 Çarşamba

Bayram














Bunlar da burada hatıra dursun. Çok yoruldum ama her anına değdi.

Hayatta güzellikler yorulmadan olmuyor.

12 Ağustos 2019 Pazartesi

Bayram Bitecek Benim Temizlik Bitmedi, Yok Artık

Hani tam temizlik bitti tamam dersin de kapının menteşesinin üstü tozlanmıştır, lavabonun altındaki gider borusunun bilmem neresi lekelenmiştir ve daha da beteri diğer yerler temizlendiğinde kirli görmediğin noktalar da gözüne batmaya başlamıştır ya, işte tam o noktadayım.

Bu kısımda durmak gerekiyor.

Aksi halde, totomuz koltuk yüzü görmeden ölene kadar ovalama ve çevredekilere çemkirme moduna geçmiş oluyoruz.

Iıh hiç tasvip ettiğimiz bir davranış biçimi değil.

Sonuçta dünya gaz ve tozdan oluşmuş anacım abartmayalım.

11 Ağustos 2019 Pazar

Bayram Sabahı


Ben küçükken burası dünyanın en büyük balkonuydu :) Ramazan akşamları masamızı kurardık. Sahnede olduğumu hayal edip konserler verirdim mahalleye :) Lise yıllarım boyunca her gece yanımda defterim ve  radyomla burada otururdum.

Yaşadığımız her anın tadını sonuna kadar çıkartıp,  dönüp baktığımızda özlem dolu olsa da sımsıcak anılara sahip olmak en büyük bayram.

Bugün annemle babamın ellinci evlilik yıldönümleri.

Bugün Salise Teyzemin doğumgünü,  aynı zamanda aramızdan ayrıldığı gün.

Bugün aklımdan geçenler karman çorman.

Hayatta gelenler olacak, ne yazık ki gidenler de hep olacak. Bunu durdurmanın, önüne geçmenin imkânı yok.

Yapabileceğimiz tek şey  elimizdeki güzelliklere doya doya bakmak. Söylemek istediğimiz güzel sözleri sonraya bırakmamak. Kocaman sarılmak, bol bol öpmek. Sahip olmadıklarımıza odaklanmak yerine elimizdekilerin tadını çıkartmak. Durup bakmak, görmek, koklamak, tatmak.
Yapabileceğimiz tek şey içinde bulunduğumuz zamanı yaşamak.

Mutlu Bayramlar


10 Ağustos 2019 Cumartesi

İş Yapmaya Çalışırken Çenem Düşüyor Yeminle

İnstagram hikâyelerime bakan iş yapma hızımı kestirebilir.

Oldum olası böyleyim ben, yapacak iş çoksa daralıp on beş dakikada bir mola veriyorum.

Okuldayken de vize final dönemleri sabahlardım. Yirmi dakika çalış, yarım saat müzik dinle. Yirmi beş dakika çalış kalk bir çay iç. O zamanlar instagram yoktu tabe, kimselere çay fotoğraflarımı gösteremeyordum.

Ay benim doktora görünmem gerek.





Şimdi gidip duşakabinin altındaki münasebetsizce patlayacak zamanı bulmuş boruya bişiler sarayım. Zaten görünür yerdeki şeyler bozulmaz hiç, illâ kıvrılıp bükülüp iç organlarının yerini değiştirecek garip hareketlerle ulaşacağın yerde olmaları lâzım :) Ay niye gülüyosam ben :/

Arifesel İşler

Dün oğlanların odasındaki dağınıklığı kaldırdıktan sonra (silip süpürmedim bak, ancak dağınıklık halloldu) bugün bilgisayar odasına girmek pek ağır geldi :D

Bilgisayar odası aynı zamanda bizim misafir yatak odamız olduğundan gelen misafirler mikrop kapmasın diye boğuşmaktayım.

Ne olur temizlikte?  Cam silinir kapı silinir yer silinir falan. Ben en son Bilgehan'ın sandalyesinin üzerindeki kirleri bıçakla kazıyıp Metehan'ın laptopundaki tuşların üzerindeki balçığı silmeye çalışıyordum.

Şimdi koltuğu iki divan haline getirmem gerekiyor. Ama önce Can'ın sürekli alıp durduğu ama hiç kullanmadığı gibi bize de elletmediği çantaları tıkacak bir yer bulmam lâzım.

Sade yaşamcılar bizim eve gelseler kaçacak delik ararlardı herhalde.

Aslında bana kalsa hepsi gayet itinayla tıkıştırılıp hem kullanım kolaylığı hem de ergonomiklik sağlanarak bir sürü boş yer kalıyor ama bu durum bir kaç saat sürüyor.  Zira önündeki dolaptan oturduğu yerden alabildiği cd leri bile yerine koymayıp,  dolabın kapısını bile kapatmayan bir goril sürüsüyle yaşamaktayım.

Ay daraldığım belli oluyor mu bilmem.

Şimdi gidip şu koltuğu ikiye böleyim. Beyfendiler uyanmadan hallolsun da turnuvası vardı birisinin bıttırı bıttırı yapmasın.

He canım, bıttırıyı da ben çekiyorum.

Bi de evden hiç ayeılmayacaklarmış.

Hadi leyn, ilk fırsatta kış kış. Sizin totonuzu toplayarak mı geçecek benim altın yıllarım. Yemesler.

9 Ağustos 2019 Cuma

Sporumu Yaptım Arkadaşlarımla Buluştum Şimdi de Sıraaaa

Oğlanların odasına dalmakta. Akşama kadar sesim çıkmazsa kol nayn van van anacım. Ay pardon 112,  112 :D


Sizi şu köşede bırakayım, bana kolay gelsin.

Şarkınızı dinlemeyi unutmayın.

7 Ağustos 2019 Çarşamba

Çok Fazla Dinleneyim Ben Moduna Girince Çıkması Zor Oluyor

Hayır insan zannediyor ki dinleneceksin bir güzel sonra bir enerji gelecek,  üfff, yerinde duramamaya başlayacaksın.


Yok öyle bir şey sayın seyirciler.

Yani en azından bende yok.

Bakınız cumadan beri nazlı nazlı dinlenmekteyim. Koltukla bütünleştim neredeyse amaaa ben koltukla bütünleştikçe koltuk beni sarıp bırakmamakta.



Dün akşam silkineceksin Handan diyerek erkenden yattım.

Tabi uyuyamadım bi türlü ama neyse.

Yapmam gereken işler yığılıyor, bayramda misafirim gelecek. Can'ın ağabeyleri yeğenleri falan bayram havası yaşayacağız. Ben artık yirmilerimde değilim ( ay yirmilerini geçeli yirmi yıl olacak,  yesinler senin yirmilerini :D), işlerimi günlere yayarak halletmezsem yoruluyorum.



Neyse bu sabah altı buçukta sürüklenerek de olsa kalkıp yürüyüşüme gittim. 

Eve geldim birine omlet yaptım, diğerine yumurta haşladım, kendi kahvaltımı hazırladım, öbürününkünü ayarladım ( yok maaile oturup herkes aynı şeyi yiyip kalkmıyoruz anacım).  Kahvaltımdan sonra ütü masasını çıkartıp biraz ona başladım. Pilates saati geldi, ona gittik. Dönüp duş aldım. Buzlukta köfte çıkarttım. Kitabımı bulmacamı alıp yatağa gömülmüş durumdayım şu an :D

Öğleden sonra ütüyü bitirip, Kadıköy'e inip kasap ve şarküteri alış verişlerimi yapacağım. 

Yarın dağınıklık toplayıp pazara gitme günü olsun.

Cuma sabah arkadaşlarla buluşacağım. Öğleden sonrayı mutfakta geçiririm.

Cumartesi temizlik.

Pazar bayramlaşma gezmeleri.

Pazartesi de son temizlikler ve yemek hazırlıkları. Misafirlerim gelecek.

Hadi şimdi ben biraz dinlenmeye gidiyorum.

Telefonumun şarjı %77 ye düşmüş, bu şarj akşama kadar gidecek, telefonu elimden uzakta tutmalıyım, yeni meydan okumam bu.

Çüüüz.

6 Ağustos 2019 Salı

Kitap Salı

Ne çabuk geçmiş bir hafta. Daha dün yazmıştım sanki kitap yazısı :)

Bu hafta öncelikle geçen haftanın son kitabını bitirmeye çalışarak geçti.


O bitince okuma şenliğinin YKY kitapları okuma maddesini tamamlamak için elimdeki iki kitabı okudum.

İlk kitap Bilgiç'inmiş, hediye gelmiş, okudu mu bilmiyorum.

Anadolu Efsaneleri 'ni okumak hoşuma gider diye düşündüm.

Efsane deyince farklı bir şey düşünmüştüm,  mitolojiymiş.

Ben mitoloji seviyor muyum emin değilim artık. Bir sürü kıskanç ve kindar tanrının yaptığı abukluklardan içim sıkıldı. Tabi insanlardan da. Ay kendi çocuğunu pişirtip tanrılara sunan adamdan sonra tam iğrendim. Umarım Bilgiç okumamıştır bu abuk şeyi.



Diğer kitabım da Çocuk Yasası 'ydı. Aile mahkemesi yargıçı bir kadının eşiyle sorunu ve davaları vardı. Kan almayı reddettiği için tedavi olamayan 18 yaşına üç ay kalmış bir delikanlının hikâyesi ana hikâye gibi gözükse de daha bir çokları da yer alıyordu içinde.

Doğrusu kitabı sonuna kadar akıcı bir şekilde okudum ama sevdim mi emin değilim. Bir kere yerlerin uzun uzun tarifinin amacı neydi bilmiyorum. Londra sokaklarında sanki yok tarif edermiş gibi uzun gezintiler gerekli miydi?  Hayır. Ne bileyim, ana konu olan konu neden kitabın yirmide birindeydi. Kadının kocası niye gittiydi de niye döndü. Aman neyse.

Aile mahkemelerinden konu örnekleri gördüm. İkizlerin durumu ilginçti örneğin. Çocukların böylesi korunduğu bir dünya da güzel olmalı. Bizim için pek ütapik bir durum.


"Dünyaya düzgün biçimlenmiş uzuvlarının hepsi yerli yerinde gelmek, acımasız değil sevgi dolu bir anne babanın evlâdı olmak, coğrafi ya da toplumsal tesadüfler sayesinde yoksulluktan ya da savaştan kurtulmuş olmak tamamen şansa bağlıydı. Dolayısıyla rahat rahat erdemli olabilmek de."

Bu haftaki salımıza düşenler de bunlar. Şimdi yine eski maceralardan birinin devam kitabına başlıyorum ama tabii ki ilk kitapları hatırlamadığımdan (o kadar da yavaş ve özümseyerek okumaya çalışmıştım oysa) gidip onların sayfalarını karıştıracağım önce :)