27 Haziran 2014 Cuma
Bir Türk Ailesinin Ağaç Evle İmtihanı :)
Şöyle bir sürpriz düşünmüştük bizimkilere :)
Dur daha aydınlık bir pozunu da vereyim :)
Ağaç ev :) Saklıkent'in girişinin hemen yanında George Clup diye bir yer :)
Bir gecelik macera yaşayalım dedik ama ne macera :)
Suyun hemen yanında konuşlanmış ağaç evimizin hafif yamuk hali çocukları korkuttu azıcık :) Yamuk yatak sendromu olan Can ise yatağı nasıl düzelteceği derdindeydi :)
Çok güzel ama di mi :)
Hava kararıyor :) Harika ışıkları seyrediyorum keyifle..
Şimdi tek sorunum ağaç evde tuvalet olmaması ve benim sabaha kadar zıttırı pıttırı oraya gidiyor olmam. Bir de içerde dolaşan at kadar kangal köpekleri falan birleşince gece suyu çayı fazla içmezsem sabaha kadar tutabilirim her halde şeklinde bir yorum yaptım kendi kendime. A ha ha :)
İlk yattığımızda sıcaktan bunalarak pencere açmaya çalışan Can, önce açtığı camları kapattı.. O ara dalmışım ben ama tabi odada sürekli devinim halinde olan Can'ın hareketlerinin de etkisiyle tuvaletim gelmiş bir şekilde uyandım. Eeeee, saat henüz bir buçukmuş.. Bir buçuk mu? Neyse , dayan Handan..
Pencereleri kapatmak yetmeyince eşofman üstünü giyen eşim bir de tek tek oğluşlara giydirdi. Arada dalıyorum ama adam hâlâ kıpır kıpır.
Haa, bu arada odada sanki bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyormuşçasına sürekli bir su sesi var.. Ay hava soğuk, su sesi, ama bu kadar da zulüm edilmez ki bir insana..
Can şortunun üzerine bir şort daha çekti :)
Derken odada olup da suratına bakmadığımız battaniyeleri keşfetti... Parmağımın ucuyla bile dokunmayacağım battaniyeleri ( Otellerde en tiksindiğim şeydir bunlar) mutlulukla üzerimize çekip nihayet ısınırken sabah da bir şey kalmamıştı zaten.
Bu arada durup dururken mesanemi patlatıp hastanelere gitmemek için artık bir tuvalet turu yapalım diyerek dışarı çıktık nihayet...
Ve mutlu son.
Yok yok, camdan bize gülümseyen bu güzelliğin fotoğrafını çekmeden uyunmaz...
Şimdi mutlu son :)
Sabahın ilk saatlerinde penceredeki manzara..
Bu da gece boyu bizi uyutmayan yaramaz dere :)
Neyse, ağaç evde de yatmadık demeyeceğiz artık.. Uyuduk diyebilir miyiz orası karışık :)
Dur daha aydınlık bir pozunu da vereyim :)
Ağaç ev :) Saklıkent'in girişinin hemen yanında George Clup diye bir yer :)
Bir gecelik macera yaşayalım dedik ama ne macera :)
Suyun hemen yanında konuşlanmış ağaç evimizin hafif yamuk hali çocukları korkuttu azıcık :) Yamuk yatak sendromu olan Can ise yatağı nasıl düzelteceği derdindeydi :)
Çok güzel ama di mi :)
Hava kararıyor :) Harika ışıkları seyrediyorum keyifle..
Derenin üzerindeki platformlarda akşam yemeğimizi yiyoruz.
Şimdi tek sorunum ağaç evde tuvalet olmaması ve benim sabaha kadar zıttırı pıttırı oraya gidiyor olmam. Bir de içerde dolaşan at kadar kangal köpekleri falan birleşince gece suyu çayı fazla içmezsem sabaha kadar tutabilirim her halde şeklinde bir yorum yaptım kendi kendime. A ha ha :)
İlk yattığımızda sıcaktan bunalarak pencere açmaya çalışan Can, önce açtığı camları kapattı.. O ara dalmışım ben ama tabi odada sürekli devinim halinde olan Can'ın hareketlerinin de etkisiyle tuvaletim gelmiş bir şekilde uyandım. Eeeee, saat henüz bir buçukmuş.. Bir buçuk mu? Neyse , dayan Handan..
Pencereleri kapatmak yetmeyince eşofman üstünü giyen eşim bir de tek tek oğluşlara giydirdi. Arada dalıyorum ama adam hâlâ kıpır kıpır.
Haa, bu arada odada sanki bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyormuşçasına sürekli bir su sesi var.. Ay hava soğuk, su sesi, ama bu kadar da zulüm edilmez ki bir insana..
Can şortunun üzerine bir şort daha çekti :)
Derken odada olup da suratına bakmadığımız battaniyeleri keşfetti... Parmağımın ucuyla bile dokunmayacağım battaniyeleri ( Otellerde en tiksindiğim şeydir bunlar) mutlulukla üzerimize çekip nihayet ısınırken sabah da bir şey kalmamıştı zaten.
Bu arada durup dururken mesanemi patlatıp hastanelere gitmemek için artık bir tuvalet turu yapalım diyerek dışarı çıktık nihayet...
Ve mutlu son.
Yok yok, camdan bize gülümseyen bu güzelliğin fotoğrafını çekmeden uyunmaz...
Şimdi mutlu son :)
Sabahın ilk saatlerinde penceredeki manzara..
Bu da gece boyu bizi uyutmayan yaramaz dere :)
Neyse, ağaç evde de yatmadık demeyeceğiz artık.. Uyuduk diyebilir miyiz orası karışık :)





























