Dün öğleden sonra nihayet paşa gönlüm mutfağa girmeye karar verdiğinde daha yemeğim bile yoktu. Bir gün önce yemek falan varken niye başlamazsın işe de böyle karışık saate bırakırsın diye söylenmedim değil. Neyse bir yandan yemek bir yandan dolap derken akşam yemeğinde kadar ancak iki tanesini bitirebildim. ( 11 parça olarak ayırıyorum onları ben) Yemek sonrası mutfağı toparlamaya girdiğimde haydi biraz daha yapayı dedim. Gece onda fırının düğmelerini cifleyen şahıs bendim.
Tabi hepsi bitmedi. Sabah dayak yemiş gibi kalktığımda her yerim ağrıyordu. Kitabımı bitirdim, biraz daha oyalansam mı derken baktım bugün yapılacak iş çok dokuz buçukta ağrı kesici içip kalan dolapları ciflemeye başladım. Bir an evvel bitireceğim diye iki saatte kan ter içinde koşturdum valla.
Peşinden alış verişe , Bilgiç'e ayakkabı bakmaya. Markete.
Eve döner dönmez camaşır makinesindekileri asıp yenileri atmak, aldıklarımı yerleştirmek falan derken kendimi koltuğa attım.
Şu an yemek sonrası çay keyfi yapıyorum. İçtiğim ağrı kesiciler etki edince kalkıp ütüye başlayacağım ama ellerim, parmaklarım, kollarım, sırtım her yerim iflas halde..
Buzdolabı da sonraya kalsın, yoksa perte çıkacağım.
Ah, ah, yaşlandım azizim, yaşlandım...
Neyse. Ne diyordum ben. Bittiiii:-) Oh be en sevmediğim işten kurtuldum:-)