6 Nisan 2015 Pazartesi

Festivaldeyim Dönücem:-)

Gitmeden haftalık plânlarıma bakalım:-)

Geçen haftaki listemi tamamladım. Üstelik iki kitap bitirip üçüncüye başladım. Ekstradan çok mööm bişi daha yaptım ki o da saçlarımı boyatmaktı, gurur duyuyorum kendimle:-)

Gelelim bu haftayaaaa..

Bu hafta listemde iş yok :-) İşlerden kaytarabildiğim kadar kaytaracağım :-)

Bütün hafta sinemaya gitmek gibi çok ulvi bir görevim var anacım. Her gün:-)

Dolayısıyla yapılacak işler listem.

Can'la İstiklâl Caddesi'nde ilk gençliğimizdeki gibi el ele dolaşmak:-)
Değişik kafe- restorant keşfetmek.
İstanbul'da bahar fotoğrafları çekmek.
♥ Bu arada geçen iki üç yıldan seçtiğim fotoğrafları bastırmak.

Şimdilik aklıma başka bir şey gelmiyor.


Hepinize günaydın. Sonu mutlu biten film gibi cıvıl cıvıl bir haftaya açılsın sabahınız:-)

4 Nisan 2015 Cumartesi

Sen Nasıl Güzel Bir Şeysin :-)


Sardunyalarımın donduğunu söylemiştim ya bu minicik şey kaldı bir tek geriye. Arada çiçeklerinden kopartıp vazoya koyuyordum. Baktım bir küçücük dal duruyor içinde, onu hemen sihirli NY kupama yerleştirdim. Mutfak camımın önüne koydum. ( O minyatür kupanın içine ne koysam köklendiği için sihirli:-)

Bakar mısınız? Daha kökler oluşmadı ama maymun çiçek açıyor boyuna posuna bakmadan.

Sabahın İlk Saatlerinde Balkonum:-)

Bu sene bir türlü dikememiştik menekşe. Karda soğukta sardunyalarım da donunca balkon iyice kurak bir haldeydi. Dün Can aldı ve dikti çiçeklerimi:-)

Sabah güneş vurduğunda gülümsettiler beni.


Hava buz gibi yalnız. Olsun, güneşli ve soğuk havaları severim ben:-)

Hepinize günaydın, renkli bir haftasonuna açılsın sabahınız:-)

3 Nisan 2015 Cuma

Ah İlk Gençliğimin En Güzel Şarkılarını Yazan Adam, Güle Güle...

Hepsi birbirinden güzel Kayahan şarkısı, fotoğraflara tıklayıp dinleyebilirsiniz...
















Ütü Filmi

Dün akşam onca yorgunluğun üzerine bir de ütü yapmam gerektiğinden sıkı bir ütü filmi gerekiyordu bana:-) Can bir iki hint filmi indirmiş haydi seyredelim dedik.


Komik ve güzel bir film çıktı şansımıza. Eee, tabi Can, yeterli miktarda mermi, kan ve dövüş olmadığından bir müddet sonra koptu ama ben çok eğlendim :-)

Güle Güle Git Güle Güle Gel

Sabahın beşinde Bilgiç'i tur otobüsüne götürdük. Çanakkale gezisine gidiyorlar. Her gezide peşlerine takıldığım için şimdiye kadar hiç yolcu eden pozisyonuna düşmemiştim. Ne zormuş.. Topu topu bir gece kalacak ama hüzünledim eve dönünce.

Neyse, gidip Metos'u uyandırayım ben. Bu akşam arkadaşı gelecek, çılgın eğlenecekler:-) Oğluş sayısını ikiden aşağı düşürmemek lâzım:-)

2 Nisan 2015 Perşembe

Ben mi Mutfak Dolaplarını Temizlediiim Onlar mı Beni Dövdü ?

Dün öğleden sonra nihayet paşa gönlüm mutfağa girmeye karar verdiğinde daha yemeğim bile yoktu. Bir gün önce yemek falan varken niye başlamazsın işe de böyle karışık saate bırakırsın diye söylenmedim değil. Neyse bir yandan yemek bir yandan dolap derken  akşam yemeğinde kadar ancak iki tanesini bitirebildim. ( 11 parça olarak ayırıyorum onları ben) Yemek sonrası mutfağı toparlamaya girdiğimde haydi biraz daha yapayı dedim. Gece onda fırının düğmelerini cifleyen şahıs bendim.

Tabi hepsi bitmedi. Sabah dayak yemiş gibi kalktığımda her yerim ağrıyordu. Kitabımı bitirdim, biraz daha  oyalansam mı derken baktım bugün yapılacak iş çok dokuz buçukta ağrı kesici içip kalan dolapları ciflemeye başladım. Bir an evvel bitireceğim diye iki saatte kan ter içinde koşturdum valla. 

Peşinden alış verişe , Bilgiç'e ayakkabı bakmaya. Markete. 

Eve döner dönmez camaşır makinesindekileri asıp yenileri atmak, aldıklarımı yerleştirmek falan derken kendimi koltuğa attım.

Şu an yemek sonrası çay keyfi yapıyorum. İçtiğim ağrı kesiciler etki edince kalkıp ütüye başlayacağım ama ellerim, parmaklarım, kollarım, sırtım her yerim iflas halde..

Buzdolabı da sonraya kalsın, yoksa perte çıkacağım.

Ah, ah, yaşlandım azizim, yaşlandım...

Neyse. Ne diyordum ben. Bittiiii:-)  Oh be en sevmediğim işten kurtuldum:-) 

Günaydın


Sherlock

Sherlock Holmes kitabı okuyorum şu anda. Küçük hikâyelerden oluşuyor, kolay okunuyor. Ama hayrettir ki filminin verdiği keyfi vermiyor. Her halde ilk defa, filmi daha güzel dediğim bir kitapla karşı karşıyayım:-) ( Şenay, seninle aynı fikirdeyim yani:-)

Neden böyle diye düşünürken çok basit bir sebepten olduğunu fark ettim.

Kitapta her hikâyenin başında gelen müşteriyi tasvir ediyor. Sonra Holmes onun nereden geldiği ne iş yaptığını falan sayıp döküyor. İşte bu aşamada başlıyor rahatsızlık. Çünki filmde, bu kişi içeri girmiştir. Karşımızdadır. Holmes sayıp dökme faslına geçtiğinde gördükleri bize de gösterilir ve biz deriz ki "Aaa, sahiden de öyle, ben nasıl fark etmedim!" Oysa kitapta sayıp döktüklerini biz o sırada öğreniriz, ve tabii ki bunları bilmediğimizden bize haksızlık yapılmaktadır:-) Bu hikâye boyunca böyle sürüp gider.

Yine de çıtır çerez olarak okunabilir. Sanırım oğlanlar benden çok sevecekler, zaten onların kitabıydı:-)

1 Nisan 2015 Çarşamba

1 Nisan mı?

Ülkemde her gün her şey kötü bir şaka gibiyken sana ihtiyacımız yok sanırım ...