16 Mart 2015 Pazartesi

Pazartesi Gelmiş Trallalla :-)

Haftalık plânıma bir göz attığımda bayağı başarılı olduğumu görüyorum. Bir tek kitabımı okuyamamışım ki o kadar işi bitirmeye çalışırken ona sıra gelmedi. Bir de sahafa verilecek kitaplar duruyor. Eh, olsun o kadar:-)


Dün öğleden sonramı mutfakta geçirdim. Pazar dönüşü bir girdim çıkamadım. Yok canım subörekleri açmadım. Yine kilom almış başını giderkene rejim yapmaya karar verdim. 25 ine kadar üç kilo gidecek dedim kendime. ( Yalnız sonradan fark ettim, 25 Metos'un doğumgünü {Hayır sonradan fark ettiğim o diil tabii ki} üç kilo verirsem onu doğurduğum kiloya düşüyorum ancak, oy anam:-)

İşte bu rejim modunda ilk hafta sürekli yemek istediğimden pek zorlanıyorum. Yeşillikleri yıkayıp hazırladım. O arada mantar kavurdum. ( En sevdiğim rejim yemeğim) Hazır yıkarken pazıyı da kavurdum. Çorba pişirdim. Eh, araya akşam yemeği de girdi. Pilav yaptım. Ispanak-pırasadan sıkıldığımdan fasulye almıştım. Hadi o da girdi tencereye:-)

Şimdi bugün gidip tavuk falan da aldım mı bu haftayı sağlıklı beslenerek geçirebilirim artık.

Akşam atıştırmalık leblebim de var. Tatlı krizi için muz. Gerçi ben açken tatlı krizim olmaz hiç, yüzüne bile bakmam tatlıların:-)

Üç kiloyla iş bitmiyor tabi havaya girersem yedi sekiz kilo versem diyorum. Dur bakalım:-)

Neyse, haftalık listemi hazırlayayım ben:

* Doktor randevularını al.
* Üç kitap bitir. Ayıp oluyor artık.
* Hamilelik arkadaşlarınla buluşma ayarla. ( Dördümüz zincirleme doğurduyduk:-)
* Kolyeler için klips falan bul bir yerlerden. Kopmuş olduklarından takamıyorsun kimisini.

Tamam liste biraz kısa oldu ama anacım ikinci maddeye biraz zaman kalsın di mi artık:-)

Bu arada hikâyenin ruhunu tam yakalayamamakla birikte ( Malum bahar geldi ben kış modundan çıkmışım:-)  sanırım bir şekilde bitiriyorum. Kısa oldu ama yarım kalmasından iyidir dedim. Eskilerini de taslağa çevirmiştim zaten, hepsini peşpeşe yayımlayacağım.

Hepinize günaydın, merak etmeyin kocakarı soğuklarının bitmesine az kaldı ( 11- 18 Mart) , yakında bahar moduna gireriz artık:-)

14 Mart 2015 Cumartesi

♥π♥

Sen belki de yakından bakmıyorsun hayatına.

Soranlara ÜÇ aşağı beş yukarı aynı, diyorsun kısaca. Koşturuyoruz işte, falan. Oysa sabah kahvaltıda ekmek kızartmıştın da ev nasıl güzel kokmuştu. Sonra oğlun ellerine sağlık annecim diye sofradan kalkarken ne mutlu olmuştun arkasından bakıp.

Sen belki de uzaktan bakmıyorsun hayatına.

ÜÇ aşağı beş yukarı herkesle aynı diyorsun kısaca. Yatıyoruz, kalkıyoruz falan. Gecenin karanlığında pencerendeki sarı sıcak ışık nasıl da güzel gözüküyor, pişen yemeğin buğusunun sardığı mutfak camın sarıp sarmalıyor oysa.

Diyorum ki, bugün, bu özel günde ayrıntılara dikkat etsen biraz daha. Üç aşağı beş yukarı değilse her şey.

Üç diye gördüğünün yanında , virgülden sonrası diye hesaba katmadıklarında saklıysa bütün büyü.

Sadece üç değil o.

3,14159 26535 89793 23846 26433 83279 50288 41971 69399 37510 58209 74944 59230 78164 06286 20899 86280 34825 34211 70679 ...

Neşeli, kıpır kıpır, cıvıl cıvıl, sonsuza uzayan harika sayılar dizisi.

Tıpkı hayatın gibi..

Not:  Bu sene  π günu 3 14 15 oldu:-) Tam büyülü. 9 26 da yayımladım ben de yazıyı, 3,1415926 ya ulaştık:-) 

–_–

Bugün martın biri, rumi takvime göre yılbaşı :-) 

Yeni yılınız kutlu olsun :-)

13 Mart 2015 Cuma

Bir de Böyleleri Var


Meryl hayran olduğum aktrislerden biri. Her oscar töreninde ışıldayan halini görünce kesin bir şey yapıyor diyorum ama bulamıyorum. İnternette baktım, kimse de kesin emin olamamış.

Kendisi estetiğe karşı olduğunu söylüyormuş, yüzündeki çizgilerle harika gözükmüyor mu:-)


 Jodie de estetik operasyonlara karşı olanlardan. Bakanların ne kötü burnun var demeleri burnu ne kötü yapılmış demelerinden iyiymiş ona göre:-)


Julia kariyerini zorlayacak olsa da estetik yaptırmayı düşünmüyormuş. Üç çocuk annesi olarak çocuklarının onun yüz ifadesinden hislerini anlamalarını istiyormuş :-)


Diana da gayet zarif ve güzel.

Şurada estetik istemeyen diğer ünlüleri de görebilirsiniz. ( Tıkla)

Bu hatunlar estetik yaptırmışlardır belki de, melese o değil,  hâlâ doğallar, tam olması gerektiği gibi. Ve de çok güzeller:-)

Yaptırmayın Demiyorum Hobi Olarak Yine Yaptırın Ama

Kesinlikle estetik operasyonlara karşı değilim. Eğer yerinde ve güzel yapılıyorsa neden olmasın derim.

Ama yaa, aynaya bakın biraz kardeşim.


Meselâ Nicole, tabii ki ilk fotoğraftaki gibi durmayacak. Ama baktıkça bir tuhaflık siz de görmüyor musunuz? Önce üst dudağını mı şişirtmiş acep dedim, sonra baktım yüzümü yukarı doğru gerince böyle manasızlaşıyor insanın yüzü bi miktar.



Rene kendini tamamıyla başkalaştırmış. Belki ona Rene diye bakmasam kadın güzel gözüküyor da hayatta tanımam. Mutluymuş bu halinden, ben hiç mutlu değilim valla. Yabancı bir suratla yüzyüze, ıyk..




Peki sen ne hale geldin şirin Meg, tamam ellili yaşları geçtin ama nasıl yaaa? Böyle daha mı güzel?




Bunu da yeni gördüm ve yıkıldım. Uma'yı hep çok sevmişimdir ve sanki o yaptırmaz gibi geliyordu. Onu o yapan bütün karakteristik özellikler uçup gitmiş...



Bu hatun benim yaşıtım olduğuna göre benim de gidip biraz sağımı solumu düzelttirmem gerekiyor millet, yok yok üst solunum yolu şeysi yani.. Malum bu bacıların bi de böyle huyları var, bişi yaptırmadım modu. Arkadaş yaptırmışsın birşeyler , gün gibi de ortada, yok doğal güzelliğim, yok emzirdim de buyüdü falan. Bak anacım benimki hiç büyümedi, doğum yaptım, emzirme südyeni aldım bi boy büyük, sonra kös kös gidip küçüğüyle değiştirdim yeniden. Pöh...

Neyse ya, sabah sabah milletin gerdirmesi beni niye gerdi bilmiyorum:-) 

Kendime güzel bir ütü filmi bulup işime bakayım ben. Ha ha ha, kırışık açma işi öyle değil böyle yapılır gibi, cuk oturdu bu da :-D 

12 Mart 2015 Perşembe

Bizim Bilgiç'in Marş Okuyan Halleri :-)



Kabulünün 94. yılında bizim küçük afacanın okuma bayramında ezberden okuduğu İstiklâl Marşımız'ı dinleyelim :)

Not: Oy oy oy , ne küçükmüş :)

Bittii:-)


Yapboz yapanlar bilir son elli parça pek keyiflidir. Bitince de bir boşluğa düşülür:-)

Ama artık bu masanın normal bir salon masasına dönmesi gerekiyordu. ( Yani sadece çocukların ders kitapları, sözlükleri, testleri ile dolu falan. Kimi kandırıyorum bizim masa mutfak masasından çok kullanılıyor neredeyse:-)

Şu anda zımpara yapmaktan ağrıyan kollarıma eğilip bakmaktan tutulan boynum eşlik ederken kitap okumanın zahmetsiz haline döneceğim için mutluyum :-)

Bu arada bu yapbozu ben de isterim diyen varsa verebilirim. 1500 parça ama resim kolay. Yine de yeni başlayanlara önermem:-)

Artık mutfağa gidip sabah bulaşıklarını toplasam iyi olacak galiba:-)

Kaçtım ben:-)

Eve Biraz Deniz Esintisi Getirdim




İşte böyle tatsız tuzsuz bir anahtarlığım vardı. Zamanında beğenerek almış olduğuma göre diğer seçenekler kim bilir nasıldı:-)

Aslında yeni ve güzel bir çok model var şimdi, ben de bunu gözü kapalı savurtup atabilirdim ya atmadan önce biraz uğraşayım dedim.

Ay demez olsaydım, bu avuç içi kadar şeyi zımparalayacağım diye canım çıktı. Hayır eli, parmakları ve bileği sakat birisi niye dalar bu işlere. Kolumun haberdar olmadığım kaslarına gelmiyorum bile bak.

Ama inatla zımparaladım. Oyuk yerleri maket bıçağıyla bir bir kazıdım ki oymaları yapmış kadar oldum.

Ha ha ha, kırk yılda bir boyama yapıyorum, dinleyeceksiniz artık uzun uzun. Hem ben, benim gibi zımparadan habersiz saf tiplere sesleniyorum, oyuklu moyuklu şeylerle hiç uğraşmayın anacım.

Bir yandan zımparalıyorum, iş uzadıkça da şimdi boyarken kötü olursa bir daha bu işlemi hayatta yapamam fırlatır atarım modundayım:-)

Neyse sonunda bunu da beyaza boyadım. Ama duvarım da beyaz olduğundan biraz renklendirmek için kapakları mavi yaptım. Daha verniklemedim. Boyasından tam emin değilim ama eski halinden kat kat iyi oldu kanımca:-)


Kollarım o kadar ağrıyor ki sanırım boyamayı düşündüğüm diğer nesne olan dikiş kutusuna el sürmeyeceğim. Zaten onun da kapağı bunun gibi, bir oymalı şeyle daha uğraşmama imkân yok. (Hımm...Belki o kısmını sökebilirim :-)

Şimdi ben yapbozumun başına gidiyorum. Bugün onu bitirmeyi başarırsam kitabıma gömülebilirim artık. Bu kadar ekşın yordu beni:-)

Herşeyi Tutmaya Gerek Yok...

Banyo dolaplarından sonra mutfak dolaplarına saldırdım.

Epeydir gözüme takılan tabaklar vardı, sevmediğim ama kullanırım diye duran.

Fi tarihinde seramik kâseler almışım kendime, çoğu da küçük, yemek kâsesi kadar. Dedim, sizin miyadınız doldu. İki tane de kayık tabak vardı, seviyordum ama onlar da seramik, kenarları çıtlamış, içleri sürekli çizik oluyor. Onları da koydum bir kenara. İki tane de büyük salata tabağı. Yemek takımlarıma da uymayan camdan . Hımm, bunların yerine yenisini almalı diyerek ayırdım.

Dün Paşabahçe'de beyaz, düz, istediğim büyüklükte porselen iki salata kâsesi gördüm. Hem de haftalık indirime girmiş. Hemen aldım. Eve gelince de diğerlerini bir güzel paketledim, akşama kapıcıya verdim isterseniz kullanın diyerek. 

Dolap ferahladı, oh :-) 

Günaydın:-) 

Gereksiz fazlalıklardan kurtulduğunuz ferah bir güne açılsın sabahınız:-) 

11 Mart 2015 Çarşamba

Iıh, Hiç Ümit Yok

On sekizinci yıldır aynı mobilyalarla yaşamaktayız. Kelebek Mobilya da ne yaparmış kardeşim, on sekiz yıldır tepesindeyiz, en son İstanbul'a taşınırken biraz hırpaladılar o kadar. Bir de koltuklar gıcırdamaya başladı.

Gıcırdama sesi kadar gıcık olduğum bir şey de yoktur.

Geçenlerde yeni mobilyalara bir bakayım dedim. Hiç birisini beğenemiyorum. Benim koltuklar küçük ve rahat. Artık o kadar küçüğü kalmamış. Vitrinim büyük ve her türlü ıvır zıvırımı taşıyor, öyle vitrin de kalmamış.

Dün baktım Evim dergileri birikmiş bir sürü. Atmadan ben bunlara bir bakayım, içlerinden sevdiğim mobilya falan ne varsa keseyim, kendime bir tablo oluşturayım. Adı neydi hatırlamadım şimdi, hani kesip biçip oda dekorasyonu renkleri, modelleri yapıyorlar ya. Ha ha ha, bu açıklamamdan bir şey anlayan olduysa bravo :-)

Aldım birinci dergiyi. Sayfaları, reklâm olanlar dahil itinayla inceliyorum hoşuma giden şey görür görmez atlayacağım üzerine.

Sonunda buldum!

İşte oradaydı, çok güzeldi, tam da bundan istiyordum ben.

Hayallerimin...


Tırmığı değil tabi, yaprakları, sepeti, bahçesi...

He canım koca dergide bula bula bunu buldum.

Sonra da niye bir ev beğenemiyorum ben derim, İstanbul'un ortasında böyle bir bahçe bulmam için varlığını henüz bilmediğim Mısır'daki zengin amcamın ölmesi lâzım, başka yolu yok.

Ben bir müddet daha kiralık evimde gıcırdayan mobilyalarımla oturacağım belli oldu bu iş:-)