5 Eylül 2014 Cuma
Tarihe Not Düşüle :-)
Dün Tchibo'dan aldığım bu tablet kalemini görünce Can çocuklara seslendi:
- Çocuklar bu tarihi yazın bir kenara anneniz kendisine teknolojik bir şey almış!
:-)
4 Eylül 2014 Perşembe
Kinoa da Neymiş Bir Bakalım
Bloglar genel kültürümü arttırıyor valla anacım. Bakınız sabah sanatsal olarak gelişmiştim şimdi de Zeugma'dan öğrendigim kinoadan bahsedeceğim. ( Onun bloğundaki bilgilendirici yazı şurada)
Dün Migros'da görünce merak edip aldım. Yarım kiloluk paketinin 27 TL civarında olduğunu görünce et mi alsaydım acaba demedim değil, ama merakım baskın çıktı:-)
Aslında soğanlı domatesli bulgur pilavı gibi pişirmeyi düşünüyordum ama tam soğanlar sarardığında enginar pişireceğim aklıma gelince bizim kinao haşlama olarak kaldı. Böyle de disiplinliyimdir bak mutfakta:-)
Bol suyla yıkayıp, bir müddet de suda bıraktığım bir bardak kinaoyu iki bardak tuzlu kaynar suya atarak pişirdim. Biraz yağ koyulabilirdi ama ben koymadım. Salataya katarım diye düşündüm. Bilgiç sade haliyle çok beğendi :-)
Dün Migros'da görünce merak edip aldım. Yarım kiloluk paketinin 27 TL civarında olduğunu görünce et mi alsaydım acaba demedim değil, ama merakım baskın çıktı:-)
Aslında soğanlı domatesli bulgur pilavı gibi pişirmeyi düşünüyordum ama tam soğanlar sarardığında enginar pişireceğim aklıma gelince bizim kinao haşlama olarak kaldı. Böyle de disiplinliyimdir bak mutfakta:-)
Bol suyla yıkayıp, bir müddet de suda bıraktığım bir bardak kinaoyu iki bardak tuzlu kaynar suya atarak pişirdim. Biraz yağ koyulabilirdi ama ben koymadım. Salataya katarım diye düşündüm. Bilgiç sade haliyle çok beğendi :-)
David Garrett (4 Eylül 1980, Aachen, Almanya),
Sevgili Arzu'nun bloğunda geçen hafta rastlayıp tanıdım kendisini :)
Sabah sabah keyifli bir şarkıyla başlayalım güne :)
Sabah sabah keyifli bir şarkıyla başlayalım güne :)
3 Eylül 2014 Çarşamba
Düğünde Ne Giyseydim Yani...
Bak şimdi gerçekten çıktım giyecek birşeyler aradım. Her zaman yapmam ama özendim bu sefer. Hatta elbise bile baktım. Yok tabi, çok gece elbisesi tiplerine gitmedi elim ama baktım sonuçta.
Beğenemiyorum ki anacım ben. Giyinme kabinlerinde kızın birisi meselâ güçlükle içine girdiği bir tuvaleti aldı. Ben inanamaz gözlerle bakakaldım. Göbek pırtlamış, basenler , kalça başka havada, kot pantolonla giderim onu giymektense daha iyi. Hayır yanındakiler de mi görmüyor?
Ben modadan falan pek anlamam, ilgilenmem de zaten. Kendi bedenimin kusurlarını kapatırım ama. Göbekliyken düşük bel giyip kendimi komik hale getirmedim hiç. Göz var nizam var.
Neyse. Zor belâ üç bluz buldum kendime. Bu da bir şeydir :-)

Ahanda düğündeki halim buydu. Bluz yeni. Pantolon sanırım on yıllık falan, içine sığmayı başardım bir şekilde. Kolye Bodrum Çarşısı'ndan. Bileğimde nazar boncuklu bilezik bimiyorum nereden. Ayağımdaki geçen yıl, sezon sonunda Beta'dan bulduğum sandalet. (Ayaklar ince olunca sandalet bulmak o kasar zor ki havalara uçacaktım mutluluktan.) Ama gidince gelinliğimden kalma beyaz ayakkabılarımla değiştirdim, o hali daha hoş tabi kıyafetin, burada çıkmamış.
Ah, en önemlisi de gülümsememi taktım çıktım :-)
Hani bazen nasıl giyineceğinizi bilmediğiniz anlar olur ya. Çok mu spor kaçarım, çok mu abiye oldum diye karar veremezsiniz. Annem hep der ki kendini en güzel hissettiğin şekilde giyin, kim ne giymiş hiç de umursama... Hep öyle yaparım ben:-)
Neyse yıllık kılık kıyafet temalı postumu da yazdıktan sonra kahvaltımı yapmaya gidebilirim artık:-) Sanırım bu sefer kilo inatçı çıktı, ikinci on günlük plânım suya düşüyor ama bir sonraki on günde görür o:-)
Hepinize günaydın:-)
Beğenemiyorum ki anacım ben. Giyinme kabinlerinde kızın birisi meselâ güçlükle içine girdiği bir tuvaleti aldı. Ben inanamaz gözlerle bakakaldım. Göbek pırtlamış, basenler , kalça başka havada, kot pantolonla giderim onu giymektense daha iyi. Hayır yanındakiler de mi görmüyor?
Ben modadan falan pek anlamam, ilgilenmem de zaten. Kendi bedenimin kusurlarını kapatırım ama. Göbekliyken düşük bel giyip kendimi komik hale getirmedim hiç. Göz var nizam var.
Neyse. Zor belâ üç bluz buldum kendime. Bu da bir şeydir :-)

Ahanda düğündeki halim buydu. Bluz yeni. Pantolon sanırım on yıllık falan, içine sığmayı başardım bir şekilde. Kolye Bodrum Çarşısı'ndan. Bileğimde nazar boncuklu bilezik bimiyorum nereden. Ayağımdaki geçen yıl, sezon sonunda Beta'dan bulduğum sandalet. (Ayaklar ince olunca sandalet bulmak o kasar zor ki havalara uçacaktım mutluluktan.) Ama gidince gelinliğimden kalma beyaz ayakkabılarımla değiştirdim, o hali daha hoş tabi kıyafetin, burada çıkmamış.
Ah, en önemlisi de gülümsememi taktım çıktım :-)
Hani bazen nasıl giyineceğinizi bilmediğiniz anlar olur ya. Çok mu spor kaçarım, çok mu abiye oldum diye karar veremezsiniz. Annem hep der ki kendini en güzel hissettiğin şekilde giyin, kim ne giymiş hiç de umursama... Hep öyle yaparım ben:-)
Neyse yıllık kılık kıyafet temalı postumu da yazdıktan sonra kahvaltımı yapmaya gidebilirim artık:-) Sanırım bu sefer kilo inatçı çıktı, ikinci on günlük plânım suya düşüyor ama bir sonraki on günde görür o:-)
Hepinize günaydın:-)
2 Eylül 2014 Salı
Tatil Bitmeye Yakın
Evde her an birbirine girmeye hazır olan çocuklar için fikir üretmeye çalışılır.
Malum ağabeyimiz büyüdü, kardeşi ile her an oyun oynamaya yanaşmıyor. Dolayısıyla fonda kapı gıcırtısı sesli bir kardeş bana dert yanıyor.
Bugünkü çözüm şu şekildeydi: İlk olarak kardeşe balkon yıkatılır, çıplak ayak basmasina ses çıkartılmaz. Sonra oraya halı serilir. Saksıların da oyun alanı olmasına izin verilir. Bu değişiklik ağabeye de cazip gelince bir müddet kafam dinlenir..
Aklıma yıllar önce çektiğim fotoğraf geldi buna bakınca. İşte şurada, zaman nasıl da geçiyor:-)
Bu arada, çocuklarımın oyuncaklarla oynamasına bayıldığımı söylemiş miydim:-) Ne kadar çocukluklarını yaşasalar o kadar güzel:-)
Malum ağabeyimiz büyüdü, kardeşi ile her an oyun oynamaya yanaşmıyor. Dolayısıyla fonda kapı gıcırtısı sesli bir kardeş bana dert yanıyor.
Bugünkü çözüm şu şekildeydi: İlk olarak kardeşe balkon yıkatılır, çıplak ayak basmasina ses çıkartılmaz. Sonra oraya halı serilir. Saksıların da oyun alanı olmasına izin verilir. Bu değişiklik ağabeye de cazip gelince bir müddet kafam dinlenir..
Aklıma yıllar önce çektiğim fotoğraf geldi buna bakınca. İşte şurada, zaman nasıl da geçiyor:-)
Bu arada, çocuklarımın oyuncaklarla oynamasına bayıldığımı söylemiş miydim:-) Ne kadar çocukluklarını yaşasalar o kadar güzel:-)
Çocuklar Kahvaltıda Ne Yiyor?
Benimkiler hayatlarının ilk beş altı senesinde sadece omlet yediler anacım. İçine bol peynir, biraz sucuk falan doğruyordum. Biraz mısır unu da çok güzel gider. Yanında süt ve bir dilim de şokellalı ekmek. Bir ara gözüm kapalı omlet yapabiliyordum.
Neyse kaşar peynirle tanıştılar da peynir ekmek yapma lüksüne ulaştım sonradan. Şimdi de dilimli kaşar ve sandviç ekmekleri okul zamanı imdadıma yetişiyor:-)
Bir de peynirli ekmek var. Eğer acele hazırliyorsam- ki çoğunlukla öyle- bayat ekmeğin üzerine peyniri dizip fırına sürüyorum. Vakit yeterliyse, rendelenmiş beyaz peynirle yumurtayı karıştırıp ekmeklere sürerek yapıyorum.
Kedi yemeğimiz var. Ufak doğranmış bayat ekmekler yumurtayla karıştırılıp tavada pişiriliyor.
Krep. Kimisi peynirli kimisi şokellalı.
Daha erken kalkmayı başardıysam geceden hazırladığım milföy böreğini pişiriyorum.
Tabii ki tost. Sucuklusunu tercih ederler ama okula giderken kokmanın alemi yok, kaşarlısı iyidir:-)
Bu sabah biraz yağlısından gittik, fransız usulü tost yaptım. Yumurtalı ekmek anlayacağınız.
Neyse kaşar peynirle tanıştılar da peynir ekmek yapma lüksüne ulaştım sonradan. Şimdi de dilimli kaşar ve sandviç ekmekleri okul zamanı imdadıma yetişiyor:-)
Bir de peynirli ekmek var. Eğer acele hazırliyorsam- ki çoğunlukla öyle- bayat ekmeğin üzerine peyniri dizip fırına sürüyorum. Vakit yeterliyse, rendelenmiş beyaz peynirle yumurtayı karıştırıp ekmeklere sürerek yapıyorum.
Kedi yemeğimiz var. Ufak doğranmış bayat ekmekler yumurtayla karıştırılıp tavada pişiriliyor.
Krep. Kimisi peynirli kimisi şokellalı.
Daha erken kalkmayı başardıysam geceden hazırladığım milföy böreğini pişiriyorum.
Tabii ki tost. Sucuklusunu tercih ederler ama okula giderken kokmanın alemi yok, kaşarlısı iyidir:-)
Bu sabah biraz yağlısından gittik, fransız usulü tost yaptım. Yumurtalı ekmek anlayacağınız.
Okul zamanı yaklaşırken var mı sizin aklınıza gelen pratik kahvaltılar?
Haa.. Tabi biz anneler ne yapıyoruz? Bunları yemiyoruz... Yaramaz onlar bize yaramaz:-)
Benim Mevsimim Geldi:-)
Dün geldi aslında da ben gevezelik yapmaktan bugüne kutlama yapabiliyorum:-)
Hem bugün başka bir şeyin daha kutlamasını yapıyorum.
Bak şimdi, sene 1991, okuldan yeni mezun olmuş Handan yazın ardından hemen gözyaşı döken İstanbul'da serin bir sabah erkenden kalkmış Cağaloğlu'na gitmiş. Arkadaşı onu ektiği için tek başına okul yıllığı tashih işlerini yapmış. Derken öğlen olmuş, sabah ağlayan hava açmış, bizim kız elinde şemsiye, üzeri kalın kan ter içinde binmiş Eminönü- Kadıköy vapuruna.. Üst-arka-açığa oturmuş. Orada görmüş esas oğlanı ilk defa.
Dile kolay yirmi üç sene olmuş. Kâh mutlu, kâh hay ben o vapura binenin(!) modunda yirmi üç sene. Ömrümün yarısından fazlası yahu:-)
Vapur çıkışı Kadıköy sokaklarında yeniden rastlaşınca gülümsemişler birbirlerine. Sonra esas oğlan gelip kıza birşeyler demiş. Hatırlamıyorum şimdi ne dediğini. Kızdan duyduğu ilk söz ne derseniz: Bir dakika bekler misin? Ha ha ha, bir de onu sokakta bırakıp fotoğrafçıya girmiştim:-) Aklı olan ne cins olduğumu anlayıp oradan vın kaçardı ama bizimkisi bekledi:-)
İşte böyle..
Bir gün bir vapura binersiniz hayatınız değişir...
Şimdi ne o esas kız var burada ne o esas oğlan. Hikâyelerini yazmayı çok istemiştim ama zamanında yazmayınca kaçıyor her şey... Neyse hikâyelerini yaşamış olmak da güzel...
Tamam, bu kadar nostalji yeter:-)
Gelelim güncel konulara:-) Sabah tartıldım, panik yok, yarım kilo vermişim.. Bence daha çok olmalıydı ama onlar da gidecek nasılsa:-)
Hepinize günaydın, harika bir güne açılsın sabahınız:-) Hem kim bilir, belki de bu gün o gündür :-)
Hem bugün başka bir şeyin daha kutlamasını yapıyorum.
Bak şimdi, sene 1991, okuldan yeni mezun olmuş Handan yazın ardından hemen gözyaşı döken İstanbul'da serin bir sabah erkenden kalkmış Cağaloğlu'na gitmiş. Arkadaşı onu ektiği için tek başına okul yıllığı tashih işlerini yapmış. Derken öğlen olmuş, sabah ağlayan hava açmış, bizim kız elinde şemsiye, üzeri kalın kan ter içinde binmiş Eminönü- Kadıköy vapuruna.. Üst-arka-açığa oturmuş. Orada görmüş esas oğlanı ilk defa.
Dile kolay yirmi üç sene olmuş. Kâh mutlu, kâh hay ben o vapura binenin(!) modunda yirmi üç sene. Ömrümün yarısından fazlası yahu:-)
Vapur çıkışı Kadıköy sokaklarında yeniden rastlaşınca gülümsemişler birbirlerine. Sonra esas oğlan gelip kıza birşeyler demiş. Hatırlamıyorum şimdi ne dediğini. Kızdan duyduğu ilk söz ne derseniz: Bir dakika bekler misin? Ha ha ha, bir de onu sokakta bırakıp fotoğrafçıya girmiştim:-) Aklı olan ne cins olduğumu anlayıp oradan vın kaçardı ama bizimkisi bekledi:-)
İşte böyle..
Bir gün bir vapura binersiniz hayatınız değişir...
Şimdi ne o esas kız var burada ne o esas oğlan. Hikâyelerini yazmayı çok istemiştim ama zamanında yazmayınca kaçıyor her şey... Neyse hikâyelerini yaşamış olmak da güzel...
Tamam, bu kadar nostalji yeter:-)
Gelelim güncel konulara:-) Sabah tartıldım, panik yok, yarım kilo vermişim.. Bence daha çok olmalıydı ama onlar da gidecek nasılsa:-)
Hepinize günaydın, harika bir güne açılsın sabahınız:-) Hem kim bilir, belki de bu gün o gündür :-)
1 Eylül 2014 Pazartesi
Veciz Sözler
Uçakta okumak için kitap ararken aklıma geldi, bu kitabı aldım yanıma. Gidiş, geliş, biraz da bugün okuyunca bitti. Tam beklediğim gibi çok güzeldi:-)
Fötr Romanmış Allahım:-)
Bu kız beni gülmekten öldürecek:-)
İnkiltere hikayemin perde arkasını merak edenler gidip okusun anacım, ne pazartesi sendromu kalır ne bişey:-)
Tam şurada..
İnkiltere hikayemin perde arkasını merak edenler gidip okusun anacım, ne pazartesi sendromu kalır ne bişey:-)
Tam şurada..
Bak Yine Diyorum Çölde Bir Ay Mahsur Kalsam Kilo Alıp Dönerim Ben.....
Üç gündür üç öğünde yediğim toplam şey bir öğün etmez. Hiç oturmadım. Antalya'nın bıkkınç sıcağında on kilo ter attım. Biraz önce eve girdim, tartıldım, bir buçuk kilo fazla gösteriyor tartı.
Hay ben bu metabolizmamın...
Sabah kalktığımda hâlâ kilo almış gözüküyorsam ekmek arası patates kızartması yemezsem ne oliim. Kaç gündür kızartıp kızartıp yemedim ben onları biliyor musunuz? Düğün pastasını, lokumu, tatlıyı, yahu dondurmayı bile yemedim. Yuh artık yuh...
Hay ben bu metabolizmamın...
Sabah kalktığımda hâlâ kilo almış gözüküyorsam ekmek arası patates kızartması yemezsem ne oliim. Kaç gündür kızartıp kızartıp yemedim ben onları biliyor musunuz? Düğün pastasını, lokumu, tatlıyı, yahu dondurmayı bile yemedim. Yuh artık yuh...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






