Şimdi sen gönlünce koşup oynuyorsundur. Bir sürü arkadaşların vardır yanında senin gibi melek olan. Transformerslar doludur her yanın. Rengârenk resimler yapıyorsundur. "Yobotlar birleşti dev yobot oldu" diyerek. Seni, boyundan büyük sesini, kocaman açtığın gözlerini, afacan koşuşturmalarını çok özleyeceğiz. Ama unutmayacağız hiç. Gülümseten anıları anlatacağız yeniden.
Hani biz evden çıkmak üzere kapıyı açmış hazırlanırken o telaş içinde gelmişsin de çocuk odasına gitmişsin sessizce. Tam çıkmadan önce, bir hisle içerilere bakıp seni bulmuştum oyuncaklarla oynarken :D
Sonra bisikletten düşmüş ağlıyordun, koşarak yanına inmiştim, bir yerinde bir şey yok. Meğer cipslerin yere döküldü diye ağlıyormuşsun :)
Bir minik Ege ayrıldı aramızdan yeni yılla birlikte.
Sessizce...
3 Ocak 2011 Pazartesi
Cin Fikir :)
Buzluktan çıkan köfteleri kızgın yağa direk atarsanız dışı pişer içi hâlâ çiğ olarak kalır. (Ya da içi pişene kadar dıı kapkara olur.)Siz en iyisi yağsız tavada kısık ateşte sık sık çevirerek pişirin.
(He canım sen bunu biliyorsun da belki bilmeyen vardır di mi:)
(He canım sen bunu biliyorsun da belki bilmeyen vardır di mi:)
Robert Koch
Robert Koch 1843 Aralığında Orta Almanya’nın bir köyünde doğdu. Bu dağ köyünde çocuklar oyun oynamak için kalabalık gruplar meydana getirirlerdi. Bir madencinin oğlu olan Koch da bunlarda biriydi, fakat bu çocuk bütün arkadaşları gibi gruplar içinde oynamanın yanı sıra sık sık yalnız başına kalıp çevresini incelemekten çok hoşlanırdı. Robert Koch çiçeklerin, böceklerin adlarını öğreniyor, kelebekleri inceliyor ve bu hayvanları hareket ettiren gücü araştırıyordu. Bir hamam böceği nefes alıp verebiliyor muydu ? Yüreği var mıydı ? Küçük Koch gelecekte bunları öğrenmeyi kafasına koymuştu.
İlk, orta öğrenimini başarıyla tamamladıktan sonra Tıp Fakültesine yazıldı. Ciddiliği ve çalışmasıyla dikkati çekiyor, eğlenceye hiç zaman ayırmayarak durmadan okuyor ve sistemli bir şekilde araştırıyordu. 1862’de Tıp Fakültesini başarıyla bitirerek Hamburg Hastanesi doktor yardımcılıklarından birine atandı.
Sabırlı, çalışkan bir kişi olan Doktor Koch, çevresindeki insanların kendisine üstün bir değer verdiklerini görüyor ve bu saygıyı kötüye kullanmayarak tükenmez bir çabayla araştırmalarına devam ediyordu. İnsanların hastalıkların pençesine düşmelerinden, birden bire sararıp solarak mum gibi eriyip gitmelerinden hayrete düşüyor, bunun nedenlerini öğrenmek istiyordu.
Bu soruların cevaplarının laboratuarındaki mikroskopta gizli olduğunu biliyordu. 1880 yılında Berlin Sağlık Kurulu’na atandı. Bu atama onun araştırmalarını genişletmesine yaradı. Gerçekten de işe başladıktan iki yıl sonra verem hastalığıyla ilgili ilk önemli araştırması yayınlandı.
1882 yılında bir gece hasta bir akciğer parçacığının dokuları içinde boyama usulüyle kahverengine boyanmış bir çok canlının kıpırdadığını gördü. İşte bunlar insanların bela olan verem hastalığının mikrobuydu.
Bu önemli buluş bütün dünya bili alanında büyük bir ilgiyle karşılandı ve büyük yankılar uyandırdı. Bu arada bir çok bilgin ve doktorla birlikte Hindistan, Afrika ve Japonya’ya geziye çıkan Koch, uyku hastalığı, malarya, tifüs gibi hastalıklar üzerinde incelemeler yaptı. Kolera hastalığını meydana getiren vibrion basilini buldu. Bütün bu keşiflerinden ötürü de 1905 Nobel ödülünü kazandı.
Yaşadığı sürece tıp konusundaki araştırmalarıyla insanlığa hizmet eden, bir çok eser yayımlayan Dr. Koch, 67 yaşındayken 1910 yılında kalp yetersizliğinden öldü.
memocal.com 'dan alınmıştır
İlk, orta öğrenimini başarıyla tamamladıktan sonra Tıp Fakültesine yazıldı. Ciddiliği ve çalışmasıyla dikkati çekiyor, eğlenceye hiç zaman ayırmayarak durmadan okuyor ve sistemli bir şekilde araştırıyordu. 1862’de Tıp Fakültesini başarıyla bitirerek Hamburg Hastanesi doktor yardımcılıklarından birine atandı.
Sabırlı, çalışkan bir kişi olan Doktor Koch, çevresindeki insanların kendisine üstün bir değer verdiklerini görüyor ve bu saygıyı kötüye kullanmayarak tükenmez bir çabayla araştırmalarına devam ediyordu. İnsanların hastalıkların pençesine düşmelerinden, birden bire sararıp solarak mum gibi eriyip gitmelerinden hayrete düşüyor, bunun nedenlerini öğrenmek istiyordu.
Bu soruların cevaplarının laboratuarındaki mikroskopta gizli olduğunu biliyordu. 1880 yılında Berlin Sağlık Kurulu’na atandı. Bu atama onun araştırmalarını genişletmesine yaradı. Gerçekten de işe başladıktan iki yıl sonra verem hastalığıyla ilgili ilk önemli araştırması yayınlandı.
1882 yılında bir gece hasta bir akciğer parçacığının dokuları içinde boyama usulüyle kahverengine boyanmış bir çok canlının kıpırdadığını gördü. İşte bunlar insanların bela olan verem hastalığının mikrobuydu.
Bu önemli buluş bütün dünya bili alanında büyük bir ilgiyle karşılandı ve büyük yankılar uyandırdı. Bu arada bir çok bilgin ve doktorla birlikte Hindistan, Afrika ve Japonya’ya geziye çıkan Koch, uyku hastalığı, malarya, tifüs gibi hastalıklar üzerinde incelemeler yaptı. Kolera hastalığını meydana getiren vibrion basilini buldu. Bütün bu keşiflerinden ötürü de 1905 Nobel ödülünü kazandı.
Yaşadığı sürece tıp konusundaki araştırmalarıyla insanlığa hizmet eden, bir çok eser yayımlayan Dr. Koch, 67 yaşındayken 1910 yılında kalp yetersizliğinden öldü.
memocal.com 'dan alınmıştır
2 Ocak 2011 Pazar
Abdülhak Hamit Tarhan (2 Ocak 1852 - 12 Nisan 1937)
Batılılaşmanın en büyük isimlerinden olan Abdülhak Hamit Tarhan, "Şair-i Azam" olarak bilinirdi. Hayatının büyük bir bölümünü yurtdışında geçirmiş ve Avrupa Edebiyatı'ndan oldukça etkilenmiştir. Kurallara uymayan, Batı edebiyatında gördüğü her yeniliği, Türk Edebiyatı'na da getirmiş ve "Divan Şiiri"nin bitiricilerinden olmuştur. Sanatından romantik öğelere ağırlık vermiştir. Vezin, kafiye ve dile pek önem vermemiş, lirizmi ön plana çıkarmıştır. (bknz)
Günün Falı
Arada aklıma estikçe günlük fal yayınlayacağım bu köşede. Ama bu sadece bir kişi için. İlk gelen kapar, aldığını söyler :D
"Bu gün, yarın diye ertelediğin işi yapacaksan yap artık da üzerindeki yük kalksın. İnan ertelerken sana gelen negatif enerjiyle daha çok yoruluyorsun. Hadi bakim, sana güveniyoruz."
(Bu falı da üzerine alan olur mu bilmem ama görüyorum, ordasın:)
"Bu gün, yarın diye ertelediğin işi yapacaksan yap artık da üzerindeki yük kalksın. İnan ertelerken sana gelen negatif enerjiyle daha çok yoruluyorsun. Hadi bakim, sana güveniyoruz."
(Bu falı da üzerine alan olur mu bilmem ama görüyorum, ordasın:)
1 Ocak 2011 Cumartesi
Alfred Stieglitz (1 Ocak 1864 – 13 Temmuz 1946)
Elli yıldan daha uzun olan kariyeriyle fotoğrafın, resim ve heykel gibi sanatlarla birlikte kabul görmesine yardımcı olan ABD'li fotoğrafçı.(bknz)
İpucu :)
Dün gece ipin ucunu kaçıranlar bugün portakal suyu, su ve bitki çayları ile kendilerine gelebilirler. Kahve ve çaydan uzak durun kafein vücudun susuz kalmasına neden oluyormuş.
Bir Takvim
Çok önceden düşünmüştüm böyle birşey yapmayı ama cesaret edememiştim. Her gün düzenli olarak iş gibi başına geçebilir miyim hâlâ bilmemiyorum ama kim bilir belki sizlerin de yardımıyla yapabilirim bu işi. Bütün istediğim kafamdaki beni sıkan düşünceleri susturmak aslında. Biliyorsunuz gündelik işler her ne kadar nefes almaya bile vakit bırakmayabilse de insanın kafası hiç susmuyor. Orta yaş krizi de böyle birşey herhalde. Nereden geliyorum, ne yapıyorum vs vs. Neyse lâfı uzatmayalım. Yeni bloğumuz yayında :)
Bir
Duvardaki takvimden bir yaprak daha kopartırken ben de bir takvim hazırlayamaz mıyım acaba diye bir düşünce geçti aklımdan. Zor ve titiz çalışma gerektiren bir şey aslında ama yapabilsem de çok güzel olur diye düşündüm.
Yeni yılla birlikte ucundan el attım bakalım.
Umarım hayalimdeki gibi birşey oluşturabilirim.
Herkese günaydın... Huzurlu, sağlıklı, mutlu, harika bir yıla açılsın sabahımız :D
Yeni yılla birlikte ucundan el attım bakalım.
Umarım hayalimdeki gibi birşey oluşturabilirim.
Herkese günaydın... Huzurlu, sağlıklı, mutlu, harika bir yıla açılsın sabahımız :D
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

