11 Şubat 2010 Perşembe

Sıkıntı ve Muz Kabuğu

Uzun bir yazı yazmıştım ama sildim gitti...

Şöyle iyi bir müziğe ihtiyacım olduğu bir gündeyim...


KING CRIMSON - STARLESS (Complete)
. -

10 Şubat 2010 Çarşamba

Sihirli Okul Otobüsü



Güya çocuklara aldım ama kendim de büyük keyifle okuyorum.

Benim bulduğun sekiz tane kitap var.

Hepsi de çok eğitici, heyecanlı ve keyifli :)

Görünenleri görmezden gelerek dolaşan görünmez insanlarla dolu ortalık...

9 Şubat 2010 Salı

Pek Pembeyim Bu Sıralar....

Bir ara turuncuydum. Fıstık yeşiliyle birlikte. Şu sıralar pembeyim. Ayran gönüllüsün diyor annem. Haklı valla. Bir ay sonra bir bakmışsınız mavi olmuşum.

Teraziyim işte. Dokunmayın :D



Not: Fotoyu kadın sanat 'tan aldım. O da şuradan almış. Orada daha bir sürü harika pembe var. Ay ben kıskanırım güzel fotoları :)

Pembe deyince bir beyin fırtınasıyla bu şarkıda buldum kendimi :)


Pink - So What (AOL Sessions)
. -

8 Şubat 2010 Pazartesi

Buluşma

Hafta sonu arkadaşlarımız geldiler. Bir aile Ankara'dan ,bir aile Eskişehir'den. Birinci geleneksel toplantımızı yaptık :) Bunun Ankara ve Eskişehir ayaklarını da ilerleyen günlerde yapmayı düşünüyoruz.

Toplantılar en iyi nerede yapılır? Masa başında :)

Çocuklar buluşmalarıyla birlikte oynamaya başladılar. (Ay hiç oynayan çocuk fotoğrafı da yok. Niye? Çünki annelerin elleri kirliydi o sırada :)



Anneler daha mutfakta çocukların yemeklerini hazırlarken.


Babalar masaya kurulmuşlardı bile. (Neden hep böyle oluyor bilmem:)

Uzun zamandır bir araya gelmemizin hasretine uzuun uzuun oturulan, keyifli bir gece oldu. Sabahında yine cümbür cemaat bir kahvaltının ardında onları yollarına uğurladık.

Ama önce geleneksel köşemizde, geleneksel toplu fotoğrafımızı çektirdik.


Ne kadar kalabalık olmuşuz böyle :D

Ne iyi ettiniz de geldiniz arkadaşlar.

En kısa sürede yine görüşmek üzere ...

Not: Yarencim, fotoğrafın flu çıkmış, bir dahaki sefere başkalarının fotoğrafının önüne atlarken çok hareket etme de net çıksın :D

5 Şubat 2010 Cuma

Islak Islak

İçim acıyor bu çocuğun yaşamadığını düşündükçe...


Baris Akarsu - Islak Islak
Yükleyen sayit. - Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaşayın!

Duygusallaşmak :)

Eski mutfak robotum küçücük birşeydi. Çocuklar küçükken az kullanmadım onu. Hele Bilgiç yemekleri sadece çekilmiş yediği için sürekli işbaşındaydı. Rende ve katı meyve sıkacağı da vardı ama hepsinin parçaları ayrı olduğu için üşendiğimden onlar dolapta duruyordu boşyere.

Şöyle herşeyi üzerinde, kolayca rende yapmak için falan kullanacağım bir model arıyordum bir süredir. Nihayet buldum. Gerçi, çok mu büyüktü, alsam mı falan diye kesin kararımı verememişken Can oldu bittiye getirdi ya (Nedense kendisi aylarca didik didik inceler birşey alacaksa, ben bakarken hemen alır düşünmeme izin vermez bir türlü) (Ha , ha , ha, herkes eşinin almamasından şikâyet eder, benimki alıyor diye dertliyim. Öyle demeyin ama bazen sinir bozucu olabiliyor durum:)neyse, şimdi mutfakta eskisi ve yenisi duruyor.

Eskisini güzelce temizledim, kaldıracağım, kaldıracağım da, ben bu kadar duygusal olmak zorunda mıyım bilmem. Ona baktıkça içim sızlıyor. En yakın dostumdan ayrılıyor muşum gibi geliyor. Kabını falan da yeni değiştirmiştim. Pırıl pırıl. Küçük. Zarif. Ay ağlayacağım utanmasam.

Neyse, işte bu da böyle bir duygu.

Bugün yaşasın cuma.

Herkese günaydın.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Kızımız Olsaydı İsmi Ayşegül Olacaktı :)



Bu yaşıma geldim hâlâ gördüğüm bütün Ayşegül kitaplarını okurum. Resimlerine hayranlıkla bakıp mutlu olurum...


2 Şubat 2010 Salı

!

Çocuklarım keyifle Shrek'i bekliyorlardı. Günlerdir bangır bangır pazartesi şu, salı bu film diye sıralayıp duran kanalımızın karşısına geçmişlerdi ki bambaşka bir film ile burun buruna geldiler.

Ayıp ama...


NOT: AYNI ŞEYİ BUGÜN DE YAPAN SHOW TV'YE İYİ DİLEKLERİMİZİ İLETİYORUZ.

Küçük Mutluluklar

"Küçük mutluluklar denilen şeyleri doğru dürüst değerlendirmesini bilirseniz, bunların aslında büyük, hem de çok büyük mutluluklar olduğunu anlarsınız. Örneğin, bütün bir yaz gününü, Anadolu yollarında toz toprak içinde külüstür bir otobüste geçirdikten sonra, akşamleyin küçük bir kıyı kasabasına varmışsınız. Ucuz bir pansiyonda soğuk bir duş yapıp, kumsaldaki kır gazinosuna gidiyorsunuz. İki ayağınız suya değecek biçimde masanızı denize doğru çekiyorsunuz. Garson, beyaz peynirinizi, kavununuzu ve rakınızı getirdikten sonra, hiç kimse görmeden usulcacık ayakkabılarınızı çıkarıp, bütün gün sıcaklıktan pişen ayaklarınızı bileğinize kadar serin denize sokuyorsunuz. Ve güneş karşınızdan batarken rakınızı yavaş yavaş içiyorsunuz. Sorarım size, büyük bir mutluluk değil mi bu küçük mutluluk?

Bunca felâket, bunca zulüm, bunca haksızlıkla dolu bir dünyada köpekler gibi mutsuz olmanın kolaylığını bildiğim için, mutsuzluklarıyla övünenlere fena halde bozulurum.Mutsuz olmak bir marifet değildir. Çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet.

.......

Doğa herkese, özellikle acı çekenlere mutluluk sunmaya hazırdır her zaman. Yeter ki, benliğimizin kafesinden, herbir yanı kapalı o daracık, o kapkara kafesten çıkabilelim. Derin bir nefes alıp çevremize şöyle bir bakabilelim. Kör olmayalım, sağır olmayalım doğaya."

Mina URGAN
Bir Dinozorun Gezileri