9 Mayıs 2015 Cumartesi

Boşluk-14

Ertesi sabah güzel bir uykunun ardından erkenden uyandığında yürüyüşe çıkmamaya karar verdi. Bu sabah Metin Bey'i rahat bırakayım diye düşündü. Zaten öğleden sonra okula gitmeyi plânlıyordu, her yerden de bu kadın çıkıyor görüntüsü yaratmak istemedi. Aslında okul binasına tek başına gitmek ona çok ürkütücü geliyor, bir tarafı, sabah yürüyüşte ona rastlasa kesinlikle giderken kendisini yalnız bırakmayacağını düşünüyordu. Anam beni sana kattı modundan çık Lerzan diye söylendi. Kimse seni yemeyecek.

Büyüklerden değildi korkusu, öğrenciler tedirgin ediyordu. Zayıf ve kırılgan halini hemen anlayıp onu rahatsız duruma sokacakları gibi bir his vardı içinde.

Mutfağa geçip kahvaltı hazırlamaya başlarken Mine'yi aradı. Bir gün önce hiç karşılaşmamışlardı, inanılmazdı ama merak etmişti onu.

-Mine Hanım, ben Lerzan. Günaydın. Çocukları okula gönderdikten sonra gelin de birlikte kahvaltı edelim isterseniz diyecektim. Evet, evet, sıcak ekmek iyi olur. Çayı demliyorum şimdi ben de.

Yarım saat sonra kapısı çalınmıştı.

-Hoş geldiniz, girsenize.
-Hoş buldum. Nasılsın, iyi misin?
-İyiyim, sağ olun.
-Dün hiç arayamadım, küçük oğlumun ateşi vardı biraz, evde kaldı. Neyse bu sabah toparlandı, daha fazla ders kaçırmasın diye yolladım okula. Malum birinci sınıf, dersleri yakalamak zor oluyor sonra.
-Geçmiş olsun. Zor zamanları ha? Birinci sınıftayken oğlumla oturup ders yapmalarım hiç bitmez.......

Bir anda kalakaldı..

-Benim bir oğlum var ! Aman Allahım, benim bir oğlum var! Ama nerede? Kaç yaşında?
-Dur, dur, gel otur şöyle. Sana bir bardak su vereyim.
- Bir anlık gözümün önüne geldi. Yüzü falan değil de masanın üzerine eğilmiş yazı yazmaya çalışan hali. Ama kaçtı hemen. Hani uyanırsın da az önce gördüğün rüya uçar ya bir anda aklından..

Titreyen ellerle suyu aldı, bir kaç yudum içti.

-Bunca zaman beni hiç aramadığına göre, yoksa..
-Aklına kötü bir şey getirme, başka türlüsü de olabilir.
-Ama nasıl.. Nasıl hiçbir yerde fotoğrafı falan olmaz. Bir iz.. Kapının önüne çıkalım, nefes alamıyorum burada sanki.
-Tabi,haydi gel.. Gir koluma sen benim.

Bahçe merdivenlerine oturdular. Öylece kalakaldı Lerzan. Ne konuşuyor ne kıpırdıyordu. Daha da kötüsü ağlamıyordu bu sefer.

- Mantıklı bir açıklaması vardır diyorum bak, yıpratma kendini böyle..

Sarp Bey evinden çıktığında onları gördü.

-Günaydın, bir sorun mu var?
-Lerzan bir şeyler hatırlar gibi oldu da.. Sonra biraz fenalaştı.

Hemen yanlarına gitti.

-Lerzan Hanım. Lerzan Hanım, bana bakar mısınız? Ne hatırladınız? Bana anlatabilir misiniz?
-Sanırım...
-Efendim, anlayamadım.. Lerzan Hanım...
-Sanır..
-Aaa, bayıldı diye bağırdı Mine..
-Durun, yere doğru yatıralım önce. Siz de hastaneyi arar mısınız?
-Tabi, hemen.. Hay Allah, hay Allah..


Hikâye

8 yorum:

  1. Ay ay çok heyecanlı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sezon finali yaptım GeCe, bakiim devamını ne zaman yazabileceğim :D

      Sil
  2. Ayyyy bu Sarp kesin birsey yapti kadina baksana nasil panik oldu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ha ha ha, Sarp ağzıyla kuş tutsa sana yaranamayacak Mevlüde, yazık adamcağıza yahu :D

      Sil
  3. Sen simdi onu temize cikarmak icin iyi kahramanda yaparsin :)

    YanıtlaSil
  4. Sezon finali mii? Yapmaaa :)

    Ayıldığında herşeyi hatırlayacak di mii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok yok, şaka yapıyorum Çınar, devamını henüz yazmadım da, pek de heyecanlı yerde kaldı, bir an sezon finali moduna girdim :D

      Kim bilir, ayıldığında ne olacak :D

      Sil