29 Haziran 2014 Pazar

Eh Buralara Kadar Sırf Ağaç Ev İçin Gelmedik Herhalde :)

Saklıkent'te 1996 yılının şubat ayında gelmiştim. Ama tabi kış olduğundan kapısından bakıp dönmüştük :)


Önce 100-150 metre kadar tahta iskeleler var. Çünkü bu kısım derin ve debisi yüksek. Orayı geçtikten sonra harika bir yere varıyorsunuz.


Bu güzel alanda dönüşte biraz dinlenme molası vereceğiz, şimdi şu en soğuk bölgeyi geçip karşı kıyıya ulaşmalıyız.


Plastik ayakkabı şart :) Terlikleri parçalanan veya ayağından çıkan çok kişi gördük. Aslında en rahatı sudan etkilenmeyen sandaletler olsa gerek. Zira bizim plastik ayakkabılar sürekli kumla dolduğundan çıkartıp giymeye çalıştık.


Burayı saatlerce izleyebilirim sanırım. Ama kurtuluş yok, geçicez karşıya :) Neyse ki o kısımdan su ısınıyor. Gerçi bana ölümcül soğuk gelmedi ama çocukların peşinden yüzerken elimin uyuştuğu denizlere çok girmişliğim vardı, belki ondandır :)


E, burası rahatmış :) On yedi km mi demiştiniz?


Geçen gün seyrettiğimiz Croods'un ardından durur muyuz hemen hikâyeye başladık. Bir aile varmış, rahat evlerini bırakıp kendilerini bir kanyona atmışlar. And Dead!



Ha ha ha.. Bize bir şey olmadı ama gayet saçma bir şekilde güneş gözlüğümü suya düşürdüm, sonra yakala yakalayabilirsen... Getti getti..


Kendimize sopa yaptık ki suyu ölçelim :) Gerçi sopalı da olsa Bilgiç birazdan suya düşüp tişörtsüz gezinmeye başlayacak :)



A-haa biraz zorlaşıyor mu ne :)


Aslında içindeyken bu kadar daracık durmuyordu, fotoğraflarda ince çıkmış kerata :)


Biz ve arkamızdaki turist grubu bir yerden geri dönecekken, önden gidip orayı geçerek hepimizin devam etmesini sağlayan Metehan büyük bir ciddiyetle iş başında :)



Tepemize düşmese bari..

Bir saatlik yürüyüşün ardından artık boğazımıza kadar girmemiz gereken yere gelince fotoğraf makinamızın can güvenliği açısından geri dönmeye karar verdik :) Hem su hem de tırmanma var, bizimkiler ne kadar mutlu oldular burada tahmin edebilirsiniz.

 İşte yine girişteyiz..


Yerinde durmuyor hiç bu oğlan :)


Yeşil, su, ışık... Yine beni benden alıyor..


Çıkışta gittiğimiz yer de başka güzel. Gözlemeleri beklerken ayağımı sokuyorum hemen suya.. Buzzz gibi. Kim daha çok duracak yarışması yapıyoruz. Can beni zorla çıkartarak cıvızlıyor. Metehan'la ise unutup çıkartıyorum. Seviyorum ben soğuk suyu anacım :)


Artık bu kadar koşturmanın ardından son otelimize gidip tembellik etmek vaktidir. Hiç kıpırdamıycaz yerimizden.. Eee, bi güncük kıpırdasak sayılmaz di mi :)

12 yorum:

  1. bizde oraya gitmiştik handişkocum fekat gruptan bi rus herif ordaki gole ben baliklama atlayacagim diyip kafasini kirdiginda ambulansla biten bir hikayem var .. cok trajikomik bi durumdu :):)
    camur banyosu guzeldir :):)

    YanıtlaSil
  2. Oraya ambülans nasıl geldi ki İnşya?

    YanıtlaSil
  3. maşallah içim açıldı mis gibi
    iyice dinlenip keyif yapmışsınızdır :)
    gözlük için de geçmiş olsun diyelim
    sevgiler

    YanıtlaSil
  4. tatilin tadını çıkarmak deyince aklıma sen geleceksin handan abla:)

    YanıtlaSil
  5. Harika yerler Handan canım çok çekti valla.

    YanıtlaSil
  6. Tatil dedigin böyle olacak iste, biraz macera, biraz heyecan/hareket, bol bol da huzur ve dinlenme, doganin güzellikleri icinde. Oh, ne iyi yapmissiniz Handan'cim, tam size göre bir tatil olmus:)

    Benim 20 günüm kaldi... cok sükür! iple urganla cekiyorum:)

    YanıtlaSil
  7. handişim
    orası jandarma bölgesi olduğu için ambulansın gelmesi kolay oluyor. Bir de bizim grupta baya yaşlı vardı bişey olur diye bulunduruyorlardı ellaaam

    :)

    YanıtlaSil
  8. O kanyonu geçebileceğim gibi bir his gelmedi bana nedense :))) Dibini görmediğim suda yürümek benim için çok zorlayıcı :))
    Şebnemin çamurla imtihanı filmi zor çevrilir vallahi:)))
    Ama fotoğraflar enfes....

    YanıtlaSil
  9. Gerçekten de çok dinlenmiş hissediyorum Donkisot :) Evet , gözlüğüme üzüldüm ama na yapalım. Neyse ki Metehan'ın klip klipi vardı, ben de gözlüğümün üzerine onu takarak güneş gözlüğü ihtiyacımı giderdim, yoksa güneşte ağlayıp duruyorum ben :)

    Gerçekten de öyle yapmışız değil mi Bibis :)

    Ülkemizde o kadar güzel yerler var ki Kadriye...

    Ah Ayşecim, bu sefer çok yorgun ve ağrılıydım, hiçbir şey yapmadan yatacağım her halde diyordum ama tatil mucizevi bir şekilde uzayınca bana da bir enerji gelmiş :) Hadi siz de gelin artık :)

    Yok, kanyonun içine nasıl girdiler diye düşündüm İnşya :) Hazırda tutuyorlardı demek, ha ha ha :)

    YanıtlaSil
  10. Sopalar o bakımdan çok işe yaradılar Şebnem, bir de önden gidenlerin durumuna bakıyorsun :)

    YanıtlaSil
  11. ya insan bi de tlosa gider dimi. 20 dkkaydi ordan kiiii

    YanıtlaSil
  12. Aklım kalmadı değil ama yorulmuştuk İnya. Ama sonradan otelde kalan birilerinden öğrendik ki restorasyon varmış sokmuyorlarmış içeri...

    YanıtlaSil