9 Eylül 2025 Salı

Ben Yazamadıkça Birikti


Urla'dan döndüğümüzden beri aklımdan sürekli blog yazıyorum ama ucundan tutup başlamadıkça birikti , biriktikçe gözümde büyüdü yazmak.

Spora bir saat kalmış. O zamana kadar fotoğraf yükleyip aklımdakileri yazayım bari.

Spor da niye bugün , dün WhatsApp ı açıp da yapamadık ondan. Zira canım ülkemde birilerinin keyfine göre yaşamaya çalışıyoruz.

Neyse..

Döndükten bir hafta sonra Pınar, geçen hafta bu zamanlar birlikteydik diye mesaj atmış. Dedim sadece bir hafta mı olmuş döndükten beri. Zira döner dönmez evde misafir ağırladım, ertesi gün ilaç günüydü hastanedeydik, sonraki gün pazara gittim, o arada markette ucuz domates bulunca yirmi kilodan kışlık yaptım. Sonraki gün onun temizliğiyle geçti tabi. O arada evde durunca bol bol dans çalıştım falan.

Sonraki haftalarda




Mahalledeki kafede kahvaltı keyfi yaptık.


İnstagram kitap hesabıma geri döndüm, belki daha çok okurum diye bir umut.



Yeğenlerle mangal keyfi. Eve yirmi dakika mesafede kendin pişir kendin ye yerleri bulduk iyi mi ? Kayışdağı 'nda mahallenin kenarında ormanın içinde açmışlar.


Kavun doğrarken Urla'da içtiğimiz sübye geldi aklıma. Kabun çekirdeğini blendırdan geçirip içine su ve biraz bal atıyorsun. Sonra da süzüyorsun. Gerçi süzgeç işe yaramadı tülbentten geçirdim. Kavun çekirdeği çok faydalıymış. Ama benden başka içen olmadı. Deneyebilirsiniz siz de.


Bu süzgeçten geçmiş hali. Tülbentten geçince asıl oldu.
 

Stay kızlarla pikniğe gittik 31 Ağustos'ta .


Bu daha tamamlanmamış halimiz.


Dans ettik :)


Annemin komşusunda beş çayı.



Çok uzun bir süreden sonra ilk defa ailece bir şeyler izledik. Doktor Who 11. Doktor:)


Geçen hafta bahar temizliğine vurdum kendimi. Oğlanların odaları, banyo ve salon bitti.

Cumartesi annem gelip evi toparlamama yardım etti.

Akşam da arkadaşlarımızla mahalledeki bir tatlıcıya gittik.


Bu arada cumartesi yağmur yağarak bütün sildiğim camları sıfırladı tabii ki :D

Pazar günü kahvaltıda Can'ın ağabeyi yeğeni kalabalıktık.

Dün de artık çok yoruldum mola vereyim modundaydım ama yaşananları izlerken (ya da izlemek için çabalarken ) öyle gerildim ki mutfağı döküp temizliğe başlasaymışım daha iyiymiş dedim.

Bu akşam Can bizi yemeğe götürecek. Pazar günü misafirlerden sonra yorgunluktan çıkamadık. Bizim evlilik yıl dönümümüzdü.

Dün akşam da o arkadaşlarıyla buluşmaya gidince karşı komşumu çağırdım birer çay içtik balkonda. Evden hemen hiç çıkamıyor, eşi rahatsız. Arada müsait oldukça çağırıyordum . Can da sürekli evde olunca denk düşmemişti hiç. İyi oldu. Benim balkondaki begovili falan eken o. Paso çiçek konuşuyoruz:D 

İşte böyle. Üç hafta geçmiş bile. Yarın ilaç günü. Sonrasında bir hafta mutfaktan çıkamam. Sonrasında beş günlük kaçamağımız var, arkadaşlarımızla gemiyle Yunan Adaları turu yapacağız. 

Evet hepsini döktüm.

Artık gelip rahat rahat yazayım :)

Buraya kadar sıkılmadan okuyan varsa onu da kocaman öptüm anacım. Görüşürüz .

30 Ağustos 2025 Cumartesi

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun


Bir gün yeniden kocaman stadlarda coşkuyla kutlayacağımız günlerimiz de yakın olsun ...

 

24 Ağustos 2025 Pazar

Urla Hatıraları

















 

Bana söyleyecek bir şey kalmamış. Son videoyu izlemeyi unutmayın 😊

13 Ağustos 2025 Çarşamba

Her Şeye Alışıyor İnsan, Ne Tuhaf


Sabah Can ile pet çekimine gittik. Daha iki doz almıştı tedavi ama geçen sefer sabit kaldığı için doktor bir daha bakmak istedi. Umarım gerileme olmuştur.

Çıktıktan sonra Kadıköy 'e yürüyüp geçen gün aldığım çatlak şeyi değiştirdim. Hayır üç tane vardı aynı tabaktan nasıl kenarı çıtlamış olanı almışım bilmiyorum. 

Bu sefer hiç durmadan gidip değiştirir değiştirmez geri döndüm. Sabah annemle yürüyememiştim. Ona uğrayıp ilacını verdim, çamaşır makinasını çalıştırdım , biraz kitaplarına baktım.


Bahçesindeki incirler olmaya başladı. Yalnız elli senedir ilk defa o ağacın da bitlendiğini görüyorum. Şu bizim beganvilin üzerindeki beyaz bitlerle dolmuş yaprakları.


Kitap instagramıma yazı yazmaya başladım. Belki kitap okuma hızım artar.

İnci Aral'ın Kan Günleri ve Nar Ağrısı kitabını okuyorum. Sanırım gazete yazıları. 2010,11,12 tarihli. Her bir sayfası yüreğimden geçenlere tercüman oluyor. O arada hiç duymadığım yazarlar da not ediyorum.

Bu aralar kendimi dış dünyaya kapattım. Hem içeride hem dışarıda savaş veremiyorum. 

Umarım pet sonucu güzel çıkar. 

11 Ağustos 2025 Pazartesi

Kendimi Kadıköy'e Attım


Sabah annemin evlilik yıl dönümü diyerek kahvaltıya çıktık.


O kadar çok yemişim ki eve dönerken kedinlikle oturmamam gerektiğine karar verdim. Can'ı ikna edemedim benimle gelmeye. Ancak akşama çıkarım belki diyor. Midem şişmiş, akşama kadar ne yapacağım o halimle. Siz naparsanız yapın deyip kendimi yola attım.

Kadıköy'e yürüdüm. Almak istediğim birşeyler vardı. Arkadaşlarıma hediye ayarlamak istiyordum. Hafta sonu Allah izin verirse Urla'daki arkadaşımızın evinde buluşacak bizim üniversite ekibi. Birimizin doğum gününe çok yakın olumca aklıma geldi. Aksi gibi gitmeyi düşündüğüm antikacım tam bu hafta taşınıyormuş. Kadıköy'dekilere bakayım bari dedim. Pek fazla seçenek göremesem de buldum neyse birşeyler. 

Oradan dönerken bir yerde de masa ğzerine serilen şeffaf plastik örtülerden buldum. Mutfak masamın üzerine kesip koyacağım. Altına da beyaz bohçalarımdan sererim diye düşünüyorum. 

Şu anda sahilde Balon Kafe'deyim.  Geçen sene buluştuğumuzdan beri gelmemiştim buraya. Hepinizin kulaklarını çınlattım. Mis gibi esiyor. Şehir Hatları Vapurları'nı izlemeye doyamıyorum. Can'a nispet yapayım dedim ama yatmış yeniden :D

Kalçamdaki kist yine beni zorlamasa dönüşte de yürüyecektim ama sanırım metroya binsem iyi olacak. En az on beş kilo vermem lâzım şu ağrılarımın azalması için ama olmuyor. 

Şimdi garson hesabı getirdi. Bana kasadan ödeyeceksiniz demişti. Nasıl gözümde büyüdüydü oraya gitmek. Hahah üç kilometre yürüdüm on metre gitmediğim için mutlu oldum şu an :D





Artık kalkayım yavaştan. Şurada şöyle daha saatlerce durabilirim aslında:)


Sonradan eklenen not : 

Metro bana kazık attı :D



8 Ağustos 2025 Cuma

Felekten Bir Gün Daha Çalmayı Başardık


Evdeyazar ' la instagramdan mesajlaşıp gevezelik ederken , "Buluşalım bi gün yaaa" demem üzerine hemen buluşma ayarladık kendimize. Hayır aramızda yarım saatlik yürüme mesafesi var, bir senedir görüşmemişiz , dm den sohbet ediyoruz ha babam.



İstanbul'da yaz ayları gidilebilecek en güzel yer deniz. Önüne gelen ilk vapura atla yeter. 

Kadıköy'den Ortaköy vapuruna bineriz diye ayarladık. İskelede buluşacaktık güya ama yarım saat öncesinde sahile giden yaya geçidinde bulduk birbirimizi :D Ehehehe saat mevhumumuz bile aynı çalışıyor anacım.

 


Sonrası iyilik sağlık. Okul arkadaşını bulmuşsundur da anlatacak çok şeyin birikmiştir, hiç susmazsın ya. İşte öyle tatlı bir sohbet, muhabbet. İşin ilginci öyle dengeli bir sohbet ki, hani hep sen konuşursun, ya da araya girip iki kelime edeceğim diye uğraşırsın ya bazen, bu böyle su gibi akıp gitti, zaman nasıl geçti anlamadım.


Canım Evde Yazar, iyi ki varsın. Yaz bitmeden Boğaz Turu'muzu da yapalım 😊 

30 Temmuz 2025 Çarşamba

Paris


Konser günü sabahı ..


Metehan'ın arkadaşı ile buluşup sohbet ettik. Hatırlarsınız belki yılbaşı gecesi bizdeydi. :) Liseden arkadaşı. Birlikte üç arkadaş interrail ile gezmeye çıkmışlardı. Çocuklarımın arkadaşlarını çok seviyorum :)



Otele dönüp konser için hazırlandım. Bu sefer kendime kıyafet ayarlamıştım. Gerçi kızlarla gideceğiz diye ayarlamıştım kıyafeti, tek başıma kaldığım için pek manası kalmadı. Neyse otelde sabah deneyip instagram için dönüşüm videosu çekmiştim de bir tane kayıtlı hali var.


Barsaklarım aksi gibi bozuktu. Çünkü çok kafama takmıştım öyle olmasın diye. Dolayısıyla koca gün sabah kahvaltısından sonra bir tane muz yedim. Su da çok içmedim konserde tuvalete koşturmam gerekmesin diye.


Neyse ki hava serindi. En büyük korkum sıcak zira. Ayağımdaki botlarla (şekil yaptık dedik ya :D) herhalde bayılırdım artık. 


Sonunda konser..

Aynı grubun aynı turunda yedi ay arayla konsere gidip tamamıyla farklı bir şovla karşılaşmak da çok ilginç. Arada başka albümleri çıktı. Şarkılar değişti. Şov da değişmiş .

İnanılmaz bir organizasyon. Bizdeki gibi gidip ses sistemine, sahneye söylenip dönmüyorsun. Sahne zaten yukarıda, herkes çokrahat görüyor. Ses , ışık, efektler, havai fişekler, konfetiler, sekin solist, en az yirmi dansçı, gitarist, basçı, davulcu , her şey mükemmeldi.


Aşağıya video eklemeye çalışacağım.


Ve dönüş günü sabahı. Uçağın zamanına kadar biraz daha yürüdüm.




Louvre'a bir dahakine senin için geleceğim diye söz verdim. Zira ilk Paris'e gittiğimde de teniz maçı izlemiştim :D


Yürürken polis kontrolünden falan anlam veremeden geçip buraya geldim. Şurada fotoğraf çekmek yerine video çekiyor olsaymışım ateşin tam yanma ânını yakalayacakmışım.


Evet tam olimpiyat ateşinin yanma ânına denk düşmüş olmam günün sürpriziydi bana.


Kulağımda müzik uzun yürüyüşler... Bir kilo vermişim üç günde :D



Ve İstanbul... 


Tek başıma olmak gerçekten çok iyi geldi. Kimseye kalk, hadi, yürüyelim falan demeden kendi kafama göre kalkmak, yatmak, konuşmak zorunda olmamak ... Arada insanın kendisini yenilemesi için çok gerekli. Özellikle de yabancı bir yerlerde olmak, oranın sıradan ama bana göre çözülmesi gereken hangi tren, bilet nasıl alacağım, nereden geçeceğim gibi ayrıntılarıyla uğraşırken başka hiçbir şey düşünmemek meditasyon gibi geldi.