Urla'dan döndüğümüzden beri aklımdan sürekli blog yazıyorum ama ucundan tutup başlamadıkça birikti , biriktikçe gözümde büyüdü yazmak.
Spora bir saat kalmış. O zamana kadar fotoğraf yükleyip aklımdakileri yazayım bari.
Spor da niye bugün , dün WhatsApp ı açıp da yapamadık ondan. Zira canım ülkemde birilerinin keyfine göre yaşamaya çalışıyoruz.
Neyse..
Döndükten bir hafta sonra Pınar, geçen hafta bu zamanlar birlikteydik diye mesaj atmış. Dedim sadece bir hafta mı olmuş döndükten beri. Zira döner dönmez evde misafir ağırladım, ertesi gün ilaç günüydü hastanedeydik, sonraki gün pazara gittim, o arada markette ucuz domates bulunca yirmi kilodan kışlık yaptım. Sonraki gün onun temizliğiyle geçti tabi. O arada evde durunca bol bol dans çalıştım falan.
Sonraki haftalarda
Bu arada cumartesi yağmur yağarak bütün sildiğim camları sıfırladı tabii ki :D
Pazar günü kahvaltıda Can'ın ağabeyi yeğeni kalabalıktık.
Dün de artık çok yoruldum mola vereyim modundaydım ama yaşananları izlerken (ya da izlemek için çabalarken ) öyle gerildim ki mutfağı döküp temizliğe başlasaymışım daha iyiymiş dedim.
Bu akşam Can bizi yemeğe götürecek. Pazar günü misafirlerden sonra yorgunluktan çıkamadık. Bizim evlilik yıl dönümümüzdü.
Dün akşam da o arkadaşlarıyla buluşmaya gidince karşı komşumu çağırdım birer çay içtik balkonda. Evden hemen hiç çıkamıyor, eşi rahatsız. Arada müsait oldukça çağırıyordum . Can da sürekli evde olunca denk düşmemişti hiç. İyi oldu. Benim balkondaki begovili falan eken o. Paso çiçek konuşuyoruz:D
İşte böyle. Üç hafta geçmiş bile. Yarın ilaç günü. Sonrasında bir hafta mutfaktan çıkamam. Sonrasında beş günlük kaçamağımız var, arkadaşlarımızla gemiyle Yunan Adaları turu yapacağız.
Evet hepsini döktüm.
Artık gelip rahat rahat yazayım :)
Buraya kadar sıkılmadan okuyan varsa onu da kocaman öptüm anacım. Görüşürüz .




























































