20 Ocak 2018 Cumartesi

Serı Kitapları Seri Okuyoruz Okuma Etkinliği


Sevgili Şule 'nin başlattığı bu etkinliğe katılmasam olmazdı.

Metehan' la bu seneki kitap fuarında ne bulsak almışız. Bir de eskilerden okumadıklarım birleşince uzun bir liste oldu.


1- Elric
2- Barut Büyücüsü
3- Kuzgunun Gölgesi


4- Paradokya

5- Kara Kule
6- Beş'in Gücü


7- Tamuli


 8- Doğruluk Kılıcı Serisi


9- Fırtınaışığı Arşivi
10- Sissoylu


11- Efsane
12 - Centilmen Piç

Şimdilik elimdekiler bu kadar.Toplamda 34 tane saydım. Sanırım bir iki tane daha var ama onları şu anda bulamadım.

Bakalım sene sonuna kadar kaç tanesini okuyacağım :)

Sonradan Ekleme : Korkak ve Canavar'ın devamını bulursam almayı düşünüyorum.

Demişim. Şimdi dönüp bakıyorum,  kaç kitap okumuşum.

1 . Elric / Ruh Hırsızı
2. Elric /Tanelorn'u Kurtarmak Michael Moorcock
3. Doğruluk Kılıcı Serisi / Büyücünün İlk Kuralı 1. Kısım
4. Doğruluk Kılıcı Serisi / Büyücünün İlk Kuralı 2. Kısım
5. Doğruluk Kılıcı Serisi / Gözyaşı Taşı Kısım 1
6. Doğruluk Kılıcı Serisi / Gözyaşı Taşı Kısım 2
7. Kuzgunun Gölgesi / Kan Şarkısı
8. Kuzgunun Gölgesi / Kule Efendisi
9. Kuzgunun Gölgesi / Ateş Kraliçesi
10. Cherub / Çok Gizli Görev
11. Labirent /Ölüm Emri
12. Labirent / Virüs Kodu
13.Beşin Güçü / Kuzgun Geçidi
14. Bir Ay Günlüğü Kitabı / Cinder
15. Kusurlu / Kusurlu

Okuma şenliğine uydurup da bu kadar okuyabilmişim. Eskiden olsa hep seri kitap okuduğumdan daha çok olurdu bu sayı :)

19 Ocak 2018 Cuma

Evimize Döndük

Herkes gider Mersin'e biz gideriz tersine :) Ama napalım okulun son haftası abuk subuk geçiyor ve tatil öncesi yollar, oteller ve pistler daha sakin oluyor.

İnstagramda bol bol karne fotoğrafları görünce biraz kendimi ayıplamadım değil, karne almaya bile gitmedik daha. Aman, Metehan'ın derdi karne değil bu sene, Bilgehan'ın da okulu şişirmiş notlarını, bütün dönem eşek ölüsü gibi çanta taşıyıp o çantayı sadece içine eğlencelik eşyaları ve neskafesini koymak için açan bir öğrenci olduğundan o notların benim nezdimde bir değeri yok.

Bütün çantalar yerleştirdim hemen yerine. O kadar bir şey kullanmadık ama yine de en az dört makinalık çamaşır var. Zaten gitmeden herkes duş alınca boşalttığım kirli sepeti dolmuştu, şimdi bütün banyo çamaşır dolu.

Hayatımın en göçebe kış tatiliydi. Göçebeliği geçtim bir de her akşam şimdi kim nerede kalacak hesaplaması yapmaktan beynim döndü. Neyse bu gece herkes yatağına kavuştu. Can'a "Hayatım şöyle sessiz bir ortamda uzanıp oturmak ne güzelmiş, teşekkür ederim beni evime getirdiğin için" dediğim doğrudur :D

İşte böyle. Tam kaymayı hatırlamıştım ki yine bitti tatil. Seneye yine yapabiliriz umarım.

Yıkıldığım Not: Hayır aslında tartıya çıkmama hiç gerek yoktu kilomun seksene çıktığını anlamam için, zira yüzüm ablaklaşıp teyze moduna döndüğümü görmekteydim ama kardeşim,  bir haftadır tatlı yemedim, aralarda birşey atıştırmadım yani tatil moduna girmedim, iki kilo nasıl alıyorum. Güya kayak da yaptım. Sanırım evde bayağı koşturuyorum ben, tatildeki spor yapan halim bile ona denk düşmüyor. Pufff.

18 Ocak 2018 Perşembe

Kar Tipi


Sanırım en göçebe tatilimizi yapmaktayız. Ayarladığımız otel hem düşündüğümüz konumda çıkmayıp hem de yok size şu odayı verdik yok bu odayı verdiydik, neden bütün odalarımızı aldınız siz felan derken sinirimizi zıplattıklatından orada bir gece kaldık. Kayseri'ye inip çıkıp duruyoruz. O arada bavulumuz hep arabada kaldı, beş gündür aynı kıyafetleri giymekteyim. Gündüz kayak kıyafetleri akşam aynı siyah polar :D Dönünce direk çekmeceye geri yerleşecekler, hehehe :)


Bugün tipi var. Metos üç gündür kendisini yormuş, yatıyor. Burnumuz kanıyor kuru havadan. Bilgiç hadi bişeyler yapalım modunda ama kitabını oku deyince peehhh diyor.


Ama ben yeni kitabıma başlayacağım. Elric, Ruh Hırsızı. Yeni bir seri bu. Bakalım nasıl çıkacak.

Belki o arada azıcık hava açar. Dün son tur atmamıştım, yarım kalmışlık hissi var şu an. Ama açmasa da napalım artık.


Şimdi gidip kitabıma başlayayım. Görüşürüz millet.

16 Ocak 2018 Salı

Ve Dağlar Yankılandı

Bu sefer Afganistan arka plânda kalmış. Tabii ki orada olduğunu görüyorsunuz, ama diğer kitaplarındaki gibi başrolde değil.

Başrolde insanlar var. En çok da anneler, babalar ve çocuklar. Birbirine oya gibi işlenmiş bir sürü hikâye var. Yüreğinize dokunuyor ama diğer kitaptaki gibi dünyada neler de oluyor dokunması değil, hepsi sizin yüreğinizde de olan şeyler.

Okumayı hep sonraya ertelemiştim acı vereceğini düşündüğümden. Sızı verdi. Ama güzel bir sızıydı.



"Yıllar sonra plastik cerrahi dalında staja başlayınca anladım. Dünyanın sizin içinizi görmediğini, derinin ve kemiğin maskelediği umutlarınızı, hayallerinizi ve kederlerinizi zerre kadar umursamadığını. Gerçek işte bu kadar basit, bu kadar saçma ve bu kadar gaddardı.

Güzellik gelişigüzel, düşüncesizce dağıtılmış, hakkıyla kazanılmamış, muazzam bir armağandır. "

" Markos biliyor musun, insanların bu kadar geç kavraması çok tuhaf. İstedikleri şeylere göre yaşadıklarını düşünüyorlar. Yaşamlarına isteklerine göre yön verdiklerini. Oysa işin aslı, onları yönlendiren korktukları şeyler. İstemedikleri şeyler. "

15 Ocak 2018 Pazartesi

Nostaljik Pazartesi

Bu seferki az nostaljik pazartesi. Daha bir sene bile olmamış ama kendimi yine aynı durumda bulduğumdan konuya yeniden değinebilirim diye düşündüm. Hem eminim hepiniz yine yeniden güleceksiniz :)

17 Ocak 2017 Salı

Kayak Öğrenme Maceramı Hiç Anlatmış mıydım?

Efendim bendeniz otuz küsür yaşımda ilk defa kayakla karşılaştım. Kamptayız Can'ın devre arkadaşı Sabri, gel sabah sana öğreteyim ben dedi. Metos iki yaşında falan o uyanmadan gidip bi öğrenip dönücem yani :) Sabah erkenden telesiyej de çalışmıyor kayağı yüklenip dik bir yokuşu çıkıp oracıkta derslere başladık.



Kayak yapanlar bilir. Azap mıı keyif mi hâlâ karar verebilmiş değilim. Giyinme faslı ve ayağını saran beton gibi ayakkabılarla yürümesi falan tam eziyet. E kendi malzememiz de olmadığına göre kan ter içinde ayağına tam oturan bir ayakkabı denersin. Tam oturma kısmı çok önemli,  biraz bile küçük ya da bir milim büyük olsa kaymak zor. Bizim kayak yerinde bir de ayakkabı giydikten sonra merdiven çıkmamız gerekiyordu ki tam evlere şenlik. Yani ayağını betona gömdüler dizine kadar sen de o şekilde yürüyorsun daracık merdivende kıvrılmayan bileğinle komik hareketler eşliğinde aşağı kadar yuvarlanma korkusuyla ilerliyorsun. Allah o ayak bileğini bi sebeple yarattı her halde di mi :)

Neyse ne azim varsa bende, sanırım izlerken gaza geldim, kan ter içinde tırmanıp kayma dersine başladım. Sabri de olup olabilecek en iyi öğretmen, bir rahat bir rahat.



Kar sapanı diye bişey var arkadaşlar,  sanırım bacağı çarpık olanlar intikam amacıyla icad etmiş.  Ayakları açıp dizleri büküp böööle abuk bi şekilde kayakların önü bitişik aşağı doğru iniyosun. Bakınız üstteki resim.

Eee, ben televizyonda böyle spastik tipler görmüyordum ki onlar pek havalıydılar.

Neyse, bizim kayak yerinin bir özelliği de en son yokuşun en dik olması. E telesiyej daha açılmamış tepeye kadar yürüyecek halimiz yok, o dik yerde bacakları yamultarak inmeye çalışıyorum, düşüyorum tabi. Aslen kayakla düşmek kötü değil de kalkmak fena. Yılda bir defa kar görüp kayıcam diyen yurdum kadını bir anda atletik olup ayağa kalkamıyor tabe. Kaldı ki ben o aralar aerobik yapıyordum (Ay yeni nesil bu efsanevi sporu da bilmez şimde, gugulla anacım uğraştırma beni :) esnektim güya ama düşünce kayak çıkmadan kalkamıyorsun. Kayak zor çıkıyor. Haydi çıkarttın bunun bir de yokuşta dururken yeniden düşmeden giymesi var.

E dedim ben akıl kârı iş değil diye :)



En sonunda düşmeden o yokuşu inebildim, mutlulukla durdum. Sanırsın yeni bi element falan buldum, gururluyum :) Derken fark ettim ki durduğum yer dümdüz değil, benim kayakların önü açılmış bacaklarım yavaş yavaş birbirinin ters yönüne gitmekte. Gidiyor. Gidiyor.  Yere bir karış kaldı. Bak dediğim gibi esnekmişim o ara ama balerin de değilim. Bir yere bir bacaklarıma bakıyorum, derken içimdeki ses Handan bişey yap bu şekilde daha fazla devam edemez senin vücudun dedi ki ben de kendimi öne attım.


Kuş bakışı halim şu çizdiğim sanat harikası gibiydi.  Ve takdir edeceğiniz üzere bu şekilde düşmeyi başarırsa bir insan ölene kadar o şekilde kalabilir.

Neyse ki yalnız değildim. Gerçi beni izlemekte olup olaya müdahale etmeyen kayak hocama çemkirmesem daha ne kadar yatacaktım bilmiyorum. Bir de iyi ki fotoğraflı cep telefonları instagramlar felan yoktu. Vallahi fenomen olurdum :D

İşte böyle sevgili arkadaşlarım. Bugün Allahüekber Dağının zirvesinden aşağı yarım saat kayarken kendi kendime dedim bak Handan nerdeen nereye.

Ay kaydım dediysem hâlâ kar sapanından halliceyim ama bulaşmayın anacım taam mı :)


Hem şu anda sürahi nine gibi yürüyüp ah uhlarla oturup kalktığımı da söylemiycem işte :)

13 Ocak 2018 Cumartesi

Sabah Sekize On Var

Üşenmeden gidip aldığım simitimi yiyorum. Çayım da taze demli.

On dakika sonra kalkıp ütü yapacağım. Zira dün yine kıyafet yıkamak zorunda kaldım ve bütün gün evin içinde kurumadılar bir türlü. (Yalnız kirli sepeti boşaldı diye sevinmiştim, herkes duş alınca hiç elememişim gibi dolu duruyor.)

Çantalara son parçalar konulup kapatılacak.

Terlikler ayakkabılar alınacak.

Kitaplar, oyunlar, şarj aletleri bir çantaya tıkıştırılacak.

Her yer çanta doldu, bilmiyorum onlar arabaya nasıl sığacak. Hem de beş kişi olacağız.

Duş malzemelerini unutmamalı.

İlaçlar masanın üzerinde, burun damlası, viks, ağrı kesici ve en önemlisi talcid. Umarım Bilgiç bu sefer midesini halletmez, adam doğduğundan beri her kar tatilinde vukuatlı.

Nasıl da uykum var. Gece ikide yattım. Yarım saat kimlik aradım, iyi mi? Cüzdan taşımaktan hoşlanmayıp kimlikleri, banka kartlarını çantalarımın gözlerine tıkıştırdığımdan. Fotoğraf çantası, alış veriş çantası, bel çantası, boyun çantası ve omuz çantası arasında dönüp durdum. Güya çok çantam yok ama bu ne yaaa.

Tabii ki kendime bot almadım. Ayakkabı almayı hiç sevmeyen bir kadının genlerine bakılmalı bence. Benim ikinci X in bir bacağı yok zannımca. Neyse kar çizmemin hâlâ sağlam olduğunu umud ediyorum. Zaten başka çizmem de yok :D

Ooo saat sekiz olmuş bile. Ütü masama kurulayım ben en iyisi.

Kayak tatilleri geriyor beni. Her şey çok güzel olsun.

Haydi kalın sağlıcakla. Beni özleyin anacım diyeceğim ama pöh buralarda olurum zaten :)

12 Ocak 2018 Cuma

41 Kere Maşallah


Yollarını gözlediğim, geldiğinde şarkılar söylediğim, eksik var mı diye parmaklarını saydığım, kucağımda sallarken divanın altına düşürdüğüm, oyuncağım, oyunum, biricik kardeşim, canımın içi..

Bisküvi ezip yemekler hazırladığımız, sandalyeler arasına örtü gerip çadırlar yaptığımız, iskâmbil kâğıtlarından yollar ördüğümüz günler dün gibi. Dün gibi sinamaya götürdüğüm, çaktırmadan İron Maiden dinlettiğim, geceleri üzerini örtüp durduğum günler.

Kırk bir sene olmuş seni ilk kollarıma alalı. Kırk bir senenin her günü varlığına şükrettim. Dünyanın en güzel kardeşi.

İyi ki doğdun. İyi ki benim kardeşimsin.


Yepyeni bir maceraya doğru yola çıkacağın yeni yaşın bu sofra gibi bereketli olsun, güzel sürprizlerle dolsun, bütün sevdiklerin  hep yanında dursun. Huzurlu sağlıklı ve mutlu günlere canım.

Seni çok seviyorum.

Tatilden Önceki Son Dönemeç Keyfi

Çocuklar okula gittiler. Can az sonra eve döner.

Önümdeki üç haftanın kendime ait, sessiz son zaman diliminin tadını çıkartmaktayım.

Kalkıp iş yapayım geçiyor aklımdan, sonra içimdeki ses kıpırdama yerindeeen, anın içinde huzurla dur diyor.

Sadece dur ve çayını yudumla...

11 Ocak 2018 Perşembe

An İtibariyle

Bizimkileri okula gönderdikten sonra yürüyüş yapmak yapmamak arasında gidip geldim.  Bu sabah tembellik galip geldi.

Çanta hazırlamam gerekiyor, tatile gitmeye iki gün  kaldı. Ama ben buz dolabına diktim gözümü, bugün onu temizlesem diyorum.

Şimdi kalkıp postaneye gideceğim. Geçen gün çocuk kitaplarımızdan bir kısmını ayırmıştık. Aklıma sevgili Tigris gelmişti. Ona mesaj atıp kitapları isteyip istemeyeceğini sorayım dedim. Meğer yeni kütüphanesi açılıyormuş (Hatta açıldı). Çorbada tuzumuz olsun. Sizin de varsa kitaplarınız ona gönderebilirsiniz bence. Bloğuna bir bakın isterseniz. (tıklayın)

Geçen ay on bir kitap okuduktan sonra bu ay henüz elime bile alamadım bir şey. Dün akşam yarım kalmış kitabıma nihayet uzandım. Amaaan aşk kitabı maddesi için onu seçmiştim. Aslında tam da maddeye uyuyor ve çok güzel anlatıyordu ama beni baydı. Çıtır çerez gibi içinde kaybolmayı düşlerken bir aydır elimde neredeyse :)


Onu bırakıp buna başladım ben de. Daha ilk sayfalardayım ama güzel geldi.


Şimdi kalkıp hazırlanayım. Hazır dışarı çıkmışken yürüyüş de yapayım. Sonra kendimi tatil moduna sokayım. Scrabble, iskâmbil kâğıtları ve kitaplarımı falan çıkartayım. Neyse ki arabayla gideceğiz, çok çantam olabilir. Kışın iki kazakla doluyor çantalar zaten.

Görüşmek üzere.

10 Ocak 2018 Çarşamba

Hangi Mevsimdeydik?


Hadi siklamen soğuk hava bitkisi onu anladım.


Karanfil de dayanıklı, açmıştır diyelim.


Çimenlere yayılan papatyalara ne demeli?



Bahar dalı bile şaşırmış.


O da haklı mevsim bahar gibi.


Fazla varsa bir fincan kış alabilir miyiz :)