22 Ocak 2016 Cuma
Mutluluğa Çağıran Oyuncaklar Sergisi :)
Küçücük bir sergi ama sadece şu mini mekaniklere bakmak bile yetti gülümsememe.
Oyuncakların büyülü dünyası hep sarsa keşke bizi.
Not: Merak edenler için, sergi Capitol Alışveriş Merkezi'nde.
Aaa Yine Kar Yağıyor
Gülümseyin bugün yaşadın cuma :)
Çocuklarımız karne alacaklar. Biz bu sene büyük sınava gözümüzü diktiğimizden karneyle pek ilgilenmiyoruz gerçi :) Zaten e-okul çıktı, her şey ortada artık.
Yukarıdaki iki tip nasıllar ama :) İndirime giren yılbaşı süslerinden aldım. Kutuya koyup seneye kendime sürpriz yapmak üzere diğerleriyle birlikte kaldıracaktım ama baktım beni gülümsetiyorlar dışarda bıraktım :)
Sabah tv de yoga programı görüp yapayım dedim ama kendimi hiç zorlamadığım halde şu an belim ağrıyor. Sanırım bel fıtığı başlangıcı var bende belimi sağa sola esnetince hemen mızıldanıyor. Şimdi şöyle bir bakıyoruz. Step gibi şeyler yok dizim ağrıyor, şınav ve kollar üzerindekiler yok bileğim ve parmaklar sakat, yürüyüş yok bacaklar ağrıyor, esneme yok belim ağrıyor. Hımmmm. Peki :)
Neyse pencerenin önüne oturup kar keyfi yapabiliyorum hâlâ ona da şükür :)
Hepinize günaydın. Sevdiklerinizle birlikte sımsıcak bir haftasonuna açılsın sabahınız :)
21 Ocak 2016 Perşembe
Geldik Bu Seneki Sömestir Tatili Fikirlerine :)
Tembellik yapıyorum bu sene, zira zaten bazı sitelerde topluca yayımlanıyor artık benim tek tek bakmama gerek kalmıyor.
Yine de link vereyim dedim.
♣Time Out
♠İstanbul For Kids (Karışık etkinlikler var, zamana göre aralarından bakılabilir.)
♦Bitmeden yakalayabilirsek Bilgiç'le ben The Zone Maslak'a gideriz diye düşünüyorum. Harika Matematik sergisini çok severiz bence :)
(Yalnız sanki İngiltere'de yaşıyoruz, şu verdiğim isimlere bak, tı tı tı)
Bu arada etkinliklere bakarken Takas Şenliği diye bir şey gördüm. Tarihi geçmiş ne yazık ki ama çok mutlu oldum böyle bir şey yapıldığına. Eğer yakalarsam bir sonrakine kesin gitmek isterim. Çılgın tüketimden uzaklaşıp birbiriyle takas etmek harika bir fikir. Mutlu etti bu etkinlik beni :)
☻Cam Atölyesi'nde günübirlik kurslar var. Biz seneler önce sevgili Eylül'ün doğumgününde gitmiştik. Çocuklar cama üfleyerek vazo yapmışlar. Ayrıca renkli cam parçalarıyla da tabak dizayn etmişlerdi. Sonradan bunlar bize yollanmıştı ki siz o vazoyu çok iyi bilirsiniz :)
Yalnız dünyadan haberim yokmuş, garaj satış yapılan kafe de varmış Yeldeğirmeni'nde.. Aaaa. Hep çok özenmişimdir bu işe. Bir sürü kullanılmayan gıcır gıcır eşya evde bir köşede durmasındansa gitsin ihtiyacı olan birilerine ucuza. Sen de kazan o da :) Yine tarih kaçmış ama kafenin sitesi şurada :)
◘ Ciciceee daha çok gösterileri haber vermiş. Şurada da alışveriş merkezlerindeki ücretsiz etkinlikler var. Bizimkiler küçükken ne çok katılırdık bunlara. Hüzünlendim bak şimdi .
• Buz pateni yapmak da keyifli olabilir. Metos Kanada'da yapmaktan hiç hoşlanmadığına karar verdi ama Bilgiç ister mi acaba :) Biraz terletip forma soksaydık onu :)
Şimdilik görebildiklerim bunlar. Bak yine de pek tembellik yapmadım, uzuun zamandır bilgisayar başındayım.
Bizim Bilgiç'le listemiz pek yakında burada olur :) Bu sene baş başa olacağız küçük oğluşumla. Zaten tatilin ilk haftası okula gidecek. İkinci haftasında da beş günlük kaçamağımız var (İnşallah :) Liste pek uzun sürmeyecek herhalde ama olsun. Biz buluruz bir şeyler :)
Yine de link vereyim dedim.
♣Time Out
♠İstanbul For Kids (Karışık etkinlikler var, zamana göre aralarından bakılabilir.)
♦Bitmeden yakalayabilirsek Bilgiç'le ben The Zone Maslak'a gideriz diye düşünüyorum. Harika Matematik sergisini çok severiz bence :)
(Yalnız sanki İngiltere'de yaşıyoruz, şu verdiğim isimlere bak, tı tı tı)
Bu arada etkinliklere bakarken Takas Şenliği diye bir şey gördüm. Tarihi geçmiş ne yazık ki ama çok mutlu oldum böyle bir şey yapıldığına. Eğer yakalarsam bir sonrakine kesin gitmek isterim. Çılgın tüketimden uzaklaşıp birbiriyle takas etmek harika bir fikir. Mutlu etti bu etkinlik beni :)
☻Cam Atölyesi'nde günübirlik kurslar var. Biz seneler önce sevgili Eylül'ün doğumgününde gitmiştik. Çocuklar cama üfleyerek vazo yapmışlar. Ayrıca renkli cam parçalarıyla da tabak dizayn etmişlerdi. Sonradan bunlar bize yollanmıştı ki siz o vazoyu çok iyi bilirsiniz :)
Yalnız dünyadan haberim yokmuş, garaj satış yapılan kafe de varmış Yeldeğirmeni'nde.. Aaaa. Hep çok özenmişimdir bu işe. Bir sürü kullanılmayan gıcır gıcır eşya evde bir köşede durmasındansa gitsin ihtiyacı olan birilerine ucuza. Sen de kazan o da :) Yine tarih kaçmış ama kafenin sitesi şurada :)
◘ Ciciceee daha çok gösterileri haber vermiş. Şurada da alışveriş merkezlerindeki ücretsiz etkinlikler var. Bizimkiler küçükken ne çok katılırdık bunlara. Hüzünlendim bak şimdi .
• Buz pateni yapmak da keyifli olabilir. Metos Kanada'da yapmaktan hiç hoşlanmadığına karar verdi ama Bilgiç ister mi acaba :) Biraz terletip forma soksaydık onu :)
Şimdilik görebildiklerim bunlar. Bak yine de pek tembellik yapmadım, uzuun zamandır bilgisayar başındayım.
Bizim Bilgiç'le listemiz pek yakında burada olur :) Bu sene baş başa olacağız küçük oğluşumla. Zaten tatilin ilk haftası okula gidecek. İkinci haftasında da beş günlük kaçamağımız var (İnşallah :) Liste pek uzun sürmeyecek herhalde ama olsun. Biz buluruz bir şeyler :)
Soğuk Bir Kış Sabahına Sıcacık Şarkılar
Yüzümü gülümsetip enerji veren şarkılardan bir demet paylaşayım dedim :)
Tıklayın bakalım bir fotoğrafa. Hımm, ben sizin yerinizde olsam hepsine tıklardım :)
İki harika adamın konserinden -ki iki şarkı söylüyorlar, bonus şarkılı- futbol heyecanına kemandan gitara herşey var :)
Merak ettiniz di mi kimler diye:) E dinleyin o zaman. Bana hazırlarken çok iyi geldi :)
Hepinize günaydın. Cıvıl cıvıl enerjik bir güne açılsın sabahımız :)
20 Ocak 2016 Çarşamba
Çok Şükür
Dün akşam Any ile sohbet ederken bir ara gülmekten öldük. Hımm bu pek açıklayıcı olmadı tabi çünkü biz onunla neredeyse otuz yıldır telefonda hep çok güleriz. Bu sefer nedeni hayata bakış açımızdı. Bizde böyle bir herşeyde vardır bir hayır halleri, neyse bu da bizim için bir derstir durumları. Dedik yahu cehenneme gitsek vardır bunda da bir hayır, Allah gücünü kuvvetini verir modunda olacağımızdan çıkın siz buradan diye kovarlar bizi...
Bu sabah Kürşad buzda kayıp düşmüş. Hemen hastaneye gittik. Omurgasında kırıklar olmuş, çok acısı var. Ama neyse ki yürüyebiliyor daha kötüsü olabilirdi. Çocuk acıdan kıvranırken tabi benim bu sözlerim biraz sinir bozucu olabiliyor :)Ne bileyim otomatikman bardağın dolu tarafına yönelmekteyim bu da benim hayatla başa çıkma yöntemim.
Hayat bizim için iyi kötü bir sürü sürpriz saklıyor. Ve biliyor musunuz hiçbirisini de önceden bilmek istemezdim. Ben onun bu belirsizliğinin büyüsüne inanıyorum.
Çok karışık yazdım, bu gece de öyle yazılsın, ne yapalım..
Diyeceğim o ki bu sabah her şey olabilirdi. Çok şükür olmadı. Hiç düşmese tabii ki daha iyiydi ama vardır her işte bir hayır. Kim bilir. Sadece göremiyoruz şu anda.
Ve teşekkürler hayat, kardeşimi koruduğun için.
Geçti geçti...
Adaçayı
Adaçayı en sevdiğim bitki çaylarındandır. Boğaz ağrısına da iyi geliyor diye kendime demliyorum. Uzun beklememesi gerektiğinden demlikte değil de bu kupamda hazırlıyorum.
Kupam çok güzel. İçine çayını koyuyorsun, süzüp yana alıyorsun bir süre sonra :)
Hepinize günaydın, ışıl ışıl gülümseyen bir güne açılsın sabahınız :)
Hem belki de bugün özel bir gündür, kim bilebilir ki :)
19 Ocak 2016 Salı
Çiçekleri Umudumuzun
Çok olun, çocuklar, çok olun,
yüzlerce olun, binlerce olun, onbinlerce.
Daha çok olun, daha çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun.
Bu dünya ne tek tek yaşamakta,
bu dünya ne rakının, ne şarabın içinde,
bu dünya ne parada, ne pulda,
ne kalleşlikte, ne zulümde.
Bu dünya aşkın içinde, alın terinde.
Çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
yaşayın dünyayı doya doya,
açın kapıları, camları güneşe,
ne yeise kapılın, ne korkuya,
çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele.
Mutlu olmak varken bu dünyada,
geceler geldi dayandı kapımıza,
olduk acımızla sarmaş dolaş,
bekledik düşümüzle koyun koyuna.
Çok olun, çocuklar, çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
bütün gündüzler sizin olsun,
yaşayın dünyayı doya doya.
Çocuklar, çiçekleri umudumuzun.
A.Kadir
Not: Aslında Objektif'e koymak üzere duvarlı bir şiir arıyorken bu güzel şiir yüreğime dokundu... Bugün zaten duygusala bağlamış durumdayım, kapanış için pek güzel oldu..
İyi geceler hepinize..
Yüreğinizdeki çocuk hep öyle masum kalsın.. Ve asla unutmayın kartopunun eğlencesini, su birikintisine basmanın keyfini, kumdan kale yapmanın gururunu, velhasıl dünya üzerindeki basit ama paha biçilmez harikaların büyüsünü kaçırmayın sakın..
Tatlı rüyalar..
Fotoğraf Makinasını Biraz Bırakıp da Camlarını Silseydin Bari :)
Güneş de vurdu ya, elimde makina dolaşıyorum.
Itırın yapraklarını kokluyorum bahar geliyor.
Balkonun sahipleri yerlerini almışlar. O kadar da nazlılar ki.
Ama bu camların hali ne ha?
Ne zaman ev hanımı olacaksın kızım sen...
Neyse şimdi kendime bir ütü filmi bulmam lâzım, yüksek bir yığınım var koltuğun yanında :)
Itırın yapraklarını kokluyorum bahar geliyor.
Balkonun sahipleri yerlerini almışlar. O kadar da nazlılar ki.
Ama bu camların hali ne ha?
Ne zaman ev hanımı olacaksın kızım sen...
Neyse şimdi kendime bir ütü filmi bulmam lâzım, yüksek bir yığınım var koltuğun yanında :)
Aranızda Bunu Yapmayan Var mı ?
Kar yağınca bizim en çok sevdiğimiz şey bu :)
Ağacın altına girip bir dal yakalarsın :)
Hooop hepsi başından aşağıya :)
Bir de canlı gösterelim :)
Ağacın altına girip bir dal yakalarsın :)
Hooop hepsi başından aşağıya :)
Bir de canlı gösterelim :)
18 Ocak 2016 Pazartesi
Tabi Pek Akıllıca Bir İş Değildi Yaptığım :)
Sabah kalktığımda sesim çıkmıyordu ve hafif ateşim vardı . Arkadaşlarıma ben uzak bir yerlere gitmeyeyim siz bizim mahalleye gelin de yakında buluşalım dedim. Sağ olsunlar kırmadılar beni.
Sabah Yeldeğirmeni'nde kahvaltı yapıp oradan da Karaköy 'e Banksy sergisine gitmeyi planlıyorduk aslında. Hatta Sevgi öğretmen olduğundan sergi kısmına gelemeyecekti. Ve fakat okullar tatil olunca yüzümüz gülmüştü.
Sabah ağrı kesici ve c vitamini içip gittim yanlarına. Kahvaltı sohbet derken. Sevgi ama ben sergiye gitmek istiyorum dedi. Ben daha çok istiyordum. Alev zaten Antalya'dan gelmiş, fikir ondan çıkmıştı. Yasemin'in üçte Maçka'da olması lâzım. Saat de bire geliyor.
Tabii ki her aklı başında , orta yaşlarındaki bayanın yapması gerektiği gibi acilen hesabı isteyip kendimizi taksiye attık. (Ama biz o sırada orta yaşlı bayanlar değil ortaokula giden kızlardık, dikkatinizi çekerim :) Zaten çantamda olips, boğaz spreyi ve burun damlası vardı. Yolda bir de c vitaminli asprin aldım mı tamam oldu..
Sonrası ...
Boğaz karda da çok güzel ..
Sokak resmiyse bizde de var :)
Sergi bizi gerçekten çok etkiledi.
Üstten tren geçiyor, köprünün altından gidiyorsun havası verilmiş.
Renkler, ışık ve binanın dokusu tam fotoğraflık. Son anda o kadar abuk bir şekilde aldım ki makinamı yanıma. Sadece kafeye gideceğimiz için evde bırakıyordum oysa.
Hediyelik eşya kısmında da ruh devam ediyor :)
Aynalarla yaratılmış sonsuzluk kısmı. Minicik bir alan burası aslında..
Bilet gişesi :)
Çıkışta küçük bir kahve molası.
Karda vapur beklemek bile güzel.
Ben fotoğraf çekmeye çalışırken oradaki fotoğrafçı bir iki adam bana bu fikri verdiler. İskeleden yansımalı harika bir görüntü.
Balıkçılar.. Bu benim ilk insan pozum. Tanımadığım insanların fotoğraflarını çekemem genelde. Bu sefer izin istedim. Aceleye geldiği için çok güzel olmadı ama bu da bir başlangıç.
Serginin hemen yanındaki bina tadilattaydı, bu görüntüyü es geçmedim.
O arada binaya araba girecekmiş, çalışanlardan bir amca, parmağıyla işaret edim heceleyerek a-ra-ba dedi. Baktım koca kamyon beni bekliyor. Teşekkür ettim, kolay gelsin size bu soğukta işiniz zor dedim. Aaa ben seni turist sanmıştım dedi :D
Şimdi bir c vitaminli asprin daha alıp, kimseye hastayım sesi çıkartmadan bir köşeye kıvrılacağım..
Ama hiç pişman değilim hakim bey :)
Sabah Yeldeğirmeni'nde kahvaltı yapıp oradan da Karaköy 'e Banksy sergisine gitmeyi planlıyorduk aslında. Hatta Sevgi öğretmen olduğundan sergi kısmına gelemeyecekti. Ve fakat okullar tatil olunca yüzümüz gülmüştü.
Sabah ağrı kesici ve c vitamini içip gittim yanlarına. Kahvaltı sohbet derken. Sevgi ama ben sergiye gitmek istiyorum dedi. Ben daha çok istiyordum. Alev zaten Antalya'dan gelmiş, fikir ondan çıkmıştı. Yasemin'in üçte Maçka'da olması lâzım. Saat de bire geliyor.
Tabii ki her aklı başında , orta yaşlarındaki bayanın yapması gerektiği gibi acilen hesabı isteyip kendimizi taksiye attık. (Ama biz o sırada orta yaşlı bayanlar değil ortaokula giden kızlardık, dikkatinizi çekerim :) Zaten çantamda olips, boğaz spreyi ve burun damlası vardı. Yolda bir de c vitaminli asprin aldım mı tamam oldu..
Sonrası ...
Boğaz karda da çok güzel ..
Sokak resmiyse bizde de var :)
Sergi bizi gerçekten çok etkiledi.
Üstten tren geçiyor, köprünün altından gidiyorsun havası verilmiş.
Renkler, ışık ve binanın dokusu tam fotoğraflık. Son anda o kadar abuk bir şekilde aldım ki makinamı yanıma. Sadece kafeye gideceğimiz için evde bırakıyordum oysa.
Hediyelik eşya kısmında da ruh devam ediyor :)
Aynalarla yaratılmış sonsuzluk kısmı. Minicik bir alan burası aslında..
Bilet gişesi :)
Çıkışta küçük bir kahve molası.
Karda vapur beklemek bile güzel.
Ben fotoğraf çekmeye çalışırken oradaki fotoğrafçı bir iki adam bana bu fikri verdiler. İskeleden yansımalı harika bir görüntü.
Balıkçılar.. Bu benim ilk insan pozum. Tanımadığım insanların fotoğraflarını çekemem genelde. Bu sefer izin istedim. Aceleye geldiği için çok güzel olmadı ama bu da bir başlangıç.
Serginin hemen yanındaki bina tadilattaydı, bu görüntüyü es geçmedim.
O arada binaya araba girecekmiş, çalışanlardan bir amca, parmağıyla işaret edim heceleyerek a-ra-ba dedi. Baktım koca kamyon beni bekliyor. Teşekkür ettim, kolay gelsin size bu soğukta işiniz zor dedim. Aaa ben seni turist sanmıştım dedi :D
Şimdi bir c vitaminli asprin daha alıp, kimseye hastayım sesi çıkartmadan bir köşeye kıvrılacağım..
Ama hiç pişman değilim hakim bey :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















