23 Ekim 2013 Çarşamba

Kitaplarım Geldi Nihayet :-)

Bir ay oldu neredeyse D&R a kitap siparişi vereli. Yok, adres yanlıştı ( Aynı adrese kaç teslimat yaptılar oysa) yok öyleydi yok bayramdı derken geçti zaman. Neyse ki acelem yoktu, Metehan'ın " Anne kitabım..." sızlanmaları dışında.

Aslında bu sıralar pek kitap kurdu olduğum söylenemez. Candy crash elimde sabah akşam. Aynı anda okuduğum daha doğrusu okumaya çalıştığım üç dört kitabım var. Kitap beni sarmayınca bir türlü gitmiyor anacım. Saran kitaplar da cüceli elfli hayal aleminde geçenler. Sanırım pek entellektüel değilim , itiraf ediyorum ...

Düğümlere Üfleyen Kadınlar sürünüyor elimde aylardır. Masumiyet Müzesi'ni bıraktım, sarmadı beni konusu falan. Zaten o yazarın kitaplarından anlamam ben biliyorum da bu kadar adı geçince heveslendiydim. Iıh...

Doğumgünümde gelen kitaplarımdan Tatlı Rüyalar'ı dün gece azmedip bitirdim. Psiko absürd, romantik, komedi yazıyordu üzerinde. Bir deneyelim bakalım diye almıştı Aynur. Ne çok romantik, ne çok komikti ama  her telden bir havası vardı. Alper Canıgüz'ün bir de " Oğullar ve Rencide Ruhlar" adlı kitabını gördüm, konusu enteresan, onu da alıp okuyacağım, bakalım.

Konuyu dağıttım , hemen topluyorum. Geçen gün sevgili Sevda'nın bloğunda bahsettiği kitaplara bakarken girip D&R ye sipariş etmiştim içlerinden bazılarını. Elimdekiler yetmiyormuş gibi hemen onlara da saldırdim.

Ercan Kesal'ın Peri Gazozu'nu okuyorum şimdi.Daha ilk sayfasından sardı beni. Keyifle ve hüzünle yarısına gelmişim bile.



21 Ekim 2013 Pazartesi

Sonbahar , Kadıköy, Güneş, Yapraklar....


Baktım işleri biraz yoluna koymuşum, hava da pırıl pırıl, hemen annemi aradım Kadıköy'e inelim diye:-)


Alış veriş değil, biraz gezinti, bol fotoğraftı istediğim..


Turistlik yaptık yani...


Bu bina bizim sağlık ocağımızdı.. Minibüsten çektiğimden iyi olmadı, bir gün de mahalle turu atayım.


Ünlü boğanın başı dolu olduğundan ben de altı yoldan bahariye caddesini çektim:-)



Hımmm, bunlar da ne böyle. Bütün ağaçlara asılmış üşenilmeden.


Şimdi anlaşıldı. Aslında bir sürü bank da vardı böyle pembeli ama doluydu anacım.


Bu çarşı henüz avmler hayatımızı doldurmamışken de vardı. İçi de çok orjinaldir üstelik. Döne döne en üst kata kadar çıkarsın merdivensiz...


Her yer rengârenk :-)




Süreyya Operasını çekmek için karşıdaki apartmana çıkacağım bir dahaki sefere. Yine aldım programını, bakalım bu sene hiç değilse bir şeye gitsem. Ayıp oluyor, bu kadar yakınımdayken gitmemek.



Hamam kalıntısı.


Halk Eğitim Merkezi'nin bahçesi öğrencilerin yaptıklarıyla pek şenlenmiş:-)



İnsan bu görüntüden hiç sıkılmaz mı?


Rum Ayia Triada Kilisesi olduğunu biraz önce öğrendiğim kilise, yaprakların arasında:-)



Kadıköy Kaymakamlığı'nın binası ne güzel, hele bir de ışıkla yıkanırken böyle..




Dar sokaklar, daracık eski evler... Seviyorum burayı ben...


Renkler her köşede. Nasıl da mutluluk veriyor insana..


Vitrinler..



Oyunlar, oyuncaklar, çizgi romanlar satan bu dükkanın ismi hep çok hoşuma gitmiştir.


Yastıklar da beni al diyorlar.




Közde kahve içmek isteyenler buraya. Fallar benden:-)


Şu asalete bakın. Neden şimdi de öyle güzel şeyler yapamıyoruz ki...



Bu alanda genelde sokak çalgıcıları oluyor. Bir ara sürekli kızılderililere rastlıyordum. Bayramda gitar ve keman çalan iki genç vardı, başlarından ayrılamadık.





Şu kırmızılı, yeşilli zeytinler ıspanklı, pancarlı suda salamura yapılarak oluyorlarmış.


Ama bu meyvelerde beni ye diyor...


Tam fotoğrafını çekerken kafasını çevirmiş, nasıl güzel keyif yapıyordu, özendim...

İşte böyle küçük bir kaçamağın ardından peynirimizi, etimizi ve hamsimizi alıp evimize döndük.

İnsanın keyifli saatler geçirmesi için çok da fazla bir şeye ihtiyacı yok öyle değil mi?


Manzara


İzmir'de karşımızdaki evde oturan komşularımızın begovilleri vardı, onlara hep takılırdım, siz göremiyorsunuz ben keyfini çıkartıyorum diye. Onlar bahçeye çıktıklarında arkalarında kalıyordu zira:-)

Geçen gün aralık kalan asansör kapısını kapatmak için üst kata çıktığımda aynı hisse kapıldım. Benim bu eve ilk bakmaya geldiğimde en sevdiğim şeylerden biri olan bu sarmaşık, üst katta ikamet ediyor aslen ama orada saksıdan çıkıp direk bizim buraya indiğinden, onun da keyfini ben sürüyorum:-)

Herkese günaydın. Az sendromlu bir pazartesiye açılsın sabahınız:-)

20 Ekim 2013 Pazar

19 Ekim 2013 Cumartesi

°°°°

İnsanın en büyük zenginliklerinden biri de yatağa kafasını koyar koymaz uyuması değil de nedir?

Yorgun bir günün ardından , huzurlu bir uyku....


]~[

Zamanda yolculuk yapabilseydik ne güzel olurdu diye düşünüyorum bazen... Meselâ sadece bayramlarda falan olsa, en güzel bayramlıklarımızı giyip gitsek büyüklerimizin yanına...

14 Ekim 2013 Pazartesi

Bayram Öncesi Aklımdan Geçenler

*Sanki hiç et pişirmiyor ya da hamburgerlerin, dürümlerin, lahmacunların içindeki etler ağaçtan toplanıyormuş gibi kurban bayramına katliam diyenleri anlayamıyorum.

* Hayatında hiç eline bıçak almayanların bayramda kasap olmaya çalışmasını da anlamıyorum.

* Kesilen kurban etini dolaba, derin dondurucuya koyup kimseye dağıtmayınca o nasıl kurban kesmek oluyor onu hiç anlamıyorum.

* Bayram kutlaması angarya değildir, koşuşturmalarda görüşemediğimiz, konuşmadığımız sevdiklerimizle hasret gidermek, hiç değilse sesini duymaktır.

* Mesaj atmak kart atmak yerine geçmez, hiç kusura bakmayın. Kart kişiye özeldir, emek ister, kendinden bir parça katarsın. Topluca herkese gönderilen o ağdalı, süslü püslü cümleler yerine "Bayramın kutlu olsun" gibi kısa bir telefon konuşmasını tercih ederim.

* Bayramı sadece bir tatil olarak görmek üzücü birşey bence.

*Son olarak bayramın çocukluğumuzdaki bayram olmamasının tek nedeni bizim çocuk olmamızdır:-)  Çocuklarımız da aynı keyfi alabilirler biz biraz uğraşırsak...