17 Mart 2012 Cumartesi

&&&&&&&

Bazen sanki yapmam gereken çok önemli birşeyler varmış da ben yapmıyormuşum gibi hissederim. Hayatımı boşa harcıyormusum , çok tembellik ediyormuşum. Orta yaş krizine girme zamanını da kaçırdım ama öyle ışte.

Ne yapmam gerekiyor,ne istiyorum hayattan, o benden ne istiyor hiçbir fikrim yok.

Aklım karmakarışık otururken, bu soğuk ama güneşli en sevdiğim tarz havada, dışardaki çam ağacına baktım, rüzgârda uçuşan çamaşırlara baktım, evdeki sessizliği, sessizliğin ardındaki kuş seslerini dinledim, içerdeki oğlumun varlığını hissettim, birazdan gelecek olan baba oğulun beklentisinin güzelliğini gördüm... Yaşamın ortasındaki bir boşluktan kendimi seyrettim. Evet birçok şey olamadım hayatta, ama gördüklerim hiç de fena değil.

Sadece tadını çıkart dedim kendime. Karışma, kaybolma, bütün ol dünyayla...

O kadar...

Bana Bak

Mart 4 günün kaldı ondan sonra resmen bahar gelmiş kabul ediyorum haberin olsun...

16 Mart 2012 Cuma

Dünya Çok Büyük

"Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüz, oğul. Hırsımız,sabırsızlığımız, bencilliğimiz. Önce bu yüzden küçülüyor, sonra da Dünyayı çok büyük görüyoruz.

Osmancık
Tarık Buğra

15 Mart 2012 Perşembe

98 Yıl

Ayşe Arman'ın  Muazzez İlmiye Çığ  ile röpörtajından 98 yıl yaşamanın sırrı:


1-) Öncelikle şanstan söz etti. “Kazalar da atlattım, hastalıklar da ama çok ağır bir şey yaşamadım” dedi, “Bir kere şanslı olmak gerekiyor!”

2-) Sonra, “Hayata hep Pollyanna gibi baktım” dedi. “Bu yüzden de şanslıyım. Kafam öyle çalışır benim, her şeyin iyi tarafını görürüm. Kolum kırılsa, ‘A ne güzel öbürü kolum sağlam, onunla neler neler yaparım' diye sevinirim. Uzun yaşamamda, pozitif olmamın da etkisi var. Çocuklarıma da öğretmek istedim. Küçük kız benim gibidir, büyüğü, ‘Ne Pollyanna'sı ben realistim!' der durur, bu biraz da yaratılış, ya var ya yok!”

3-) “Bir sürü insan kaybettim. Bu kadar çok yaşayınca, bütün sevdiklerimi neredeyse... Ama hiç geçmişe saplanıp kalmadım. Gelecekte de yaşamadım. Ben hep bugünü yaşadım. Bu da beni genç kıldı...”

4-) “Hep hedeflerim vardı. Küçük hedefler, orta hedefler, büyük hedefler. Kafam proje doluydu, yazılması gereken kitaplar, teslim edilmesi gereken işler, tamamlanması gereken çalışmalar. Ve yaptım. Hep çalıştım. Sürekli meşguldür kafam. Hâlâ öyle. Bu da beni canlı kıldı, bu yaşıma getirdi.”

5-) “Tatlı pek sevmem. Ve yemem de.”

6-) “Bir de yürürüm ben. Yıllarca işe yürüyerek gittim, geldim. Öğle paydosunda bile eve yürüdüm, yemekten sonra tekrar işe. Her gün en az 5-6 km. Uzun yıllar boyunca. Onun da etkisi vardır elbette...”

Not: Hep birlikte maşallah diyoruz bu arada. Darısı başımıza. Bence en önemlisi 4. madde. Amaçsız silinip gidiyor insan dünya üzerinden....

14 Mart 2012 Çarşamba

Tıp Bayramı

14 Mart 1827'de, II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet'in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı'daki Tulumbacıbaşı Konağı'nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulması, Türkiye'de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. Okulun kuruluş günü olan 14 Mart, "Tıp Bayramı" olarak kutlanmaktadır.

Bugün de yok yok :) Kutla kutla bitmiyor:)

Pi Günü



Bu gün 3. ayın 14 ü, yani Pi günü... Benim gibi matematik delisi bir insanın en sevdiği günlerden biri kendisi . Günün şarkısı şurada , ben bayıldım, bakalım siz de beğenecek misiniz:)

Aynı zamanda bugün Rumi takvime göre yeniyıl. Herkesin yeni yılı kutlu olsun :)

Pi sayısı gibi benzersiz günler geçirmeniz dileğiyle :)

13 Mart 2012 Salı

Jesus Christ Superstar

Bu rock operayı çok severim. Sanırım içinde de en çok İsa'nın isyan ettiği bu şarkıyı seviyorum. O kadar güzel ki. Hele siz de isyanlardaysanız deşarj olmanız için birebir.



Ben bu versiyonunu seviyorum. Aslında bu belki de ilk dinlediğimin bu olmasından ya da Ian Gillan'ı çok sevmemden kaynaklanıyordur. Bir de şu versiyonu var, filmden alıntı olduğu için görüntüler eşliğinde daha ilginizi çekebilir.

Kullanım Talimatı :Kısık sesle dinlemeyiniz. Kendinize ait bir anda, sesi açıp, arkanıza yaslanıp çığlık çığlığa tüketiniz :)
Aklıma yazacak bişi gelmiyor anacım, bugün git yarın gel :)

10 Mart 2012 Cumartesi

Bizim Evin Bilgiç Halleri

"Anneeee gelir misin ?" diye çağırdı içerden Bilgehan. Yanına gittiğimde "Bizim fotoğrafımızı çeker misin?" diye sordu.

Çekmez miyim. Yerim ben seni :)

Küçücük Bir Ayrıntı

İnsana zamanda yolculuk yaptırıp çocukluğuna götürebiliyor bir anda.

Ne kadar zaman olmuştu ekmeğin üzerindeki bu etiketleri görmeyeli.

Gülümseyerek baktım.

Tabi yemedim. Bundan sonra anca bakıyoruz bu beyaz ekmeklere, "Elbet bir gün buluşacağız, bu böyle yarım kalmayacak" şarkısını söylüyoruz özlemle :)

Hay Allah konu yine yeme kısmına nasıl uzandı anlayabilmiş değilim, şöyle bir rahat rahat nostalji de yapamıyorum artık....

Herkese günaydın..

Yok, siz günaydın münaydın demeyin anacım, öyle bir beklentiye girmiyorum ben artık :)