Doğumgünü partisi hazırlıkları, parti, parti sonrası mutlu yorgunluk ardından da bahar temizliği derken bugün olmuş. Bir ara üşenmeyip parti fotoğraflarını yayınlayacağım. En az çocuklu partimiz bu oldu. Hastalıklar ve çıkan işler çocuk sayımızı azaltsa da hemen anne olarak gerekeni yapıp aktivitelere ithal büyük getirerek sayıyı tamamladım. Any, Kuzen ve Müzoş ile sayıları eşitlenen küçük ve büyüklerden en gürültücü olanı büyüklerdi :D Any'nin de dediği gibi uçamayan kuş, zıplayamayan kurbağa, yüzemeyen yelkenli gibi çok eğlendirici aktivitelerimiz oldu. Arada sırada kendi aramızda origami partisi yapmaya karar verdik, çok dinlendirici çünkü. Bir kaç saatliğine de olsa kafamızdaki tüm sıkıcı düşünceler uçtu bütün derdimiz kurbağayı zıplatabilmek oldu :D
Şimdi bugün tertemiz evimin keyfini çıkartırken bir yandan da Metehan'ın performans ödevi olarak yapmamız gereken ısı yalıtımlı ev modelini düşüneceğim.
Herkese günaydın.
Huzurlu bir güne açılsın sabahımız.
31 Mart 2011 Perşembe
25 Mart 2011 Cuma
İYİ Kİ DOĞDUN METEHAN
Metos'un doğum, benim anne, Can'ın baba, annemin anneanne, babamın dede, Kürşad'ın dayı olma günü kutlu olsun :D
12 yıl geçmiş mi? Daha dün gibi minik topböceğimi kucağıma alışım. İyi ki doğurmuşum :)
12 yıl geçmiş mi? Daha dün gibi minik topböceğimi kucağıma alışım. İyi ki doğurmuşum :)
23 Mart 2011 Çarşamba
Origami
Kağıtlar kesiyor, katlıyor,çiçekler, hayvanlar, gemiler falan yapıyoruz. Haftasonu origami - krigami (Kâğıt kesme sanatı:) partimiz var. Bayağı ilerlettim kağıt katlama sanatımı :) Artık kanatlarını oynatan kuşları bir çırpıda yapıveriyorum :)
22 Mart 2011 Salı
Düşünceler...
Belki de iki çift ayakkabıyla yetinmeyi bilmemiz gerekirdi. İki ya da üç çanta işimizi görmeliydi. Belki de kış deyince yünlülere bürünmeliydik eskisi gibi incecik tiril tiril gezeceğiz diye ısıtmamalıydık dünyayı. Ne bileyim, bir televizyonun başına toplanmalıydık, her odaya bir tane olsun diye uğraşmamlıydık.
Belki de bir parçası bozulan eşyalar tamir edilebilir olmalıydı. Tamiri yenisinden pahalıya gelir diye atılmamalıydı. Sırf moda değişti diye herşey yenilenmemeliydi. Toprakta kendi zamanlarında özgürce büyüyen sebze meyveler ellenmemeliydi. Kış ortasında domates bu kadar çok yenmemeliydi.
Ne bileyim. Sigara içeceğim ya da temiz havada duracağım diye bahçelere sobalar kurulmamalıydı. İki adım öteye gitmek için bile arabaların koltuğuna oturulmamalıydı.
Ne yaptığımızı bilmeliydik. Aldığımız , yaptığımız, kullandığımız her gereksiz şeyde başkalarından çaldığımızı, dünyadan çaldığımızı, çocuklarımızdan çaldığımızı anlamalıydık.
Belki de bir parçası bozulan eşyalar tamir edilebilir olmalıydı. Tamiri yenisinden pahalıya gelir diye atılmamalıydı. Sırf moda değişti diye herşey yenilenmemeliydi. Toprakta kendi zamanlarında özgürce büyüyen sebze meyveler ellenmemeliydi. Kış ortasında domates bu kadar çok yenmemeliydi.
Ne bileyim. Sigara içeceğim ya da temiz havada duracağım diye bahçelere sobalar kurulmamalıydı. İki adım öteye gitmek için bile arabaların koltuğuna oturulmamalıydı.
Ne yaptığımızı bilmeliydik. Aldığımız , yaptığımız, kullandığımız her gereksiz şeyde başkalarından çaldığımızı, dünyadan çaldığımızı, çocuklarımızdan çaldığımızı anlamalıydık.
20 Mart 2011 Pazar
Sevgili Evren'in bloğunda görür görmez hemen benim de yapasım geldi. Budanmış dalları suya koyarak çiçeklendirmişti, ben de buradakilerden hemen alıp suya koydum. Bunlar son halleri.
17 Mart 2011 Perşembe
?!?!!
Aygaz tüpü de tehlikeli arkadaşlar, risk almayan yemeğini pişiremez netekim, di mi? Tı tı tı. Siz de hiçbir şey bilmiyorsunuz valla...
Başlarına nükleer santral düşesiceler.
Bazen gerçekten çok ama çok umutsuz hissediyorum kendimi.
Başlarına nükleer santral düşesiceler.
Bazen gerçekten çok ama çok umutsuz hissediyorum kendimi.
16 Mart 2011 Çarşamba
René François Armand Prudhomme (Sully PRUDHOMME)(16 Mart 1839- 7 Eylül 1907)
KIRIK VAZO
Menekşenin solduğu şu billûrdan vazocuk
Yelpazenin ucuyla birdenbire çatladı;
Hafiften mi, hafiften dokunmuştu fiskecik,
Gözle görmek bir yana, ses bile duyulmadı.
Açılan hafif çatlak gerçi küçük bir şeydi,
Fakat ince billûru günden güne yiyerek
Sinsi bir yürüyüşle boyuna ilerledi.
Kuşattı her yanını yavaşça kemirerek.
Vazodaki taze su boşaldı damla damla
Menekşe çiçekleri kurudukça kurudu,
İlgilenmedi kimse bu küçücük olayla,
Dokunayım demeyin, billûr vazo kırıldı.
Seven el de çok defa, sevdiğini okşarken,
Farkında olmıyarak, kalbinde yara açar.
Kırılır kalp sessizce, hiç mi hiç sezdirmeden,
Sevginin çiçeği kısa zamanda solar.
Kimsecikler göremez olup biten bu işi,
Yara büyür gizlice, işler hep daha derin,
Kahredici derdine deva bulmaz o kişi:
Billûr gönül kırıldı, dokunayım demeyin.
Sully PRUDHOMME
Çeviri: İhsan AKAY
Menekşenin solduğu şu billûrdan vazocuk
Yelpazenin ucuyla birdenbire çatladı;
Hafiften mi, hafiften dokunmuştu fiskecik,
Gözle görmek bir yana, ses bile duyulmadı.
Açılan hafif çatlak gerçi küçük bir şeydi,
Fakat ince billûru günden güne yiyerek
Sinsi bir yürüyüşle boyuna ilerledi.
Kuşattı her yanını yavaşça kemirerek.
Vazodaki taze su boşaldı damla damla
Menekşe çiçekleri kurudukça kurudu,
İlgilenmedi kimse bu küçücük olayla,
Dokunayım demeyin, billûr vazo kırıldı.
Seven el de çok defa, sevdiğini okşarken,
Farkında olmıyarak, kalbinde yara açar.
Kırılır kalp sessizce, hiç mi hiç sezdirmeden,
Sevginin çiçeği kısa zamanda solar.
Kimsecikler göremez olup biten bu işi,
Yara büyür gizlice, işler hep daha derin,
Kahredici derdine deva bulmaz o kişi:
Billûr gönül kırıldı, dokunayım demeyin.
Sully PRUDHOMME
Çeviri: İhsan AKAY
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)