8 Ocak 2023 Pazar

Bilgehan'ın Objektifinden Budapeşte

 Bilgehan yanına eski Nikon makinamızı almıştı bu sefer. Onun ayarlarıyla oynayıp, ışık renk denemeleri yaptı. Bu arada bizi de çekmiş bol bol, herhalde Can'la en çok baş başa fotoğrafımızın olduğu tatil budur :) 

İlk fotoğraf ve ressam heykele bakarkenki fotoğraflarım en sevdiklerim oldu. Manzaraların ise hepsine bayıldım. Şimdi şarkı saklayacağım içlerine, en sevdiğinize tıklayıp kendi şarkınızı almayı unutmayın :)

























6 Ocak 2023 Cuma

Budapeşte 2. Gün / Nasıl Her Zaman Kafam Dağılıyor Bilmiyorum \°/


Eveet akşamdan kahvaltılıkları alınca sabah güzel oldu. Akşam dediğim tabi saat farkından dolayı dokuz buçuk gibi sızmışım ben, sabah da altıda hortladım :)


Gelelim dağılan kafama. Göya şu gördüğünüz tepeye çıkmayacağıdım da onun yerine saraya gideriz diyordum. Ama sen şabalak Handan, saraya ulaşacağın yolda nevrin dönsün, elindeki haritaya baka baka çık tepeye. Hayır bir yandan çıkıp bir yandan da Allah Allah saray da aşağıda gibi gelmişti diyorum. Basiret bağlanması böyle bir şey olmalı. Harika plânlar yapıyorum ama hep bir saçmalıkla işimi bozuyorum. Ya ayzaymır geliyorum Handan diyor ya da Allah burnum daha fazla büyümesin diye kafama vuruyor. 


Neyse biz günümüze bakalım. İlk olarak Bilgehan'ın bakmak istediği dükkâna gitmek üzere yola çıktık. O arada böyle kapalı çarşıdan geçtik. Biberi ünlüymüş Macaristan 'ın, pul biber. Süslü püslü torbalarda satıyorlardı. Hediyelik alalım dedik ama suratsız satıcı teyze yuroya fahiş fiyattan çevirince vazgeçtik.


Bilgehan sevdiği figürleri satın aldı. Oradan şehrin Buda tarafına geçtik. Şu köprü çok zarif değil mi ?


Ehehe, kırmızı ışık yanınca şöyle bir halini de çekebildim.


Burada fotoğraf sırası karışmış aşağıdaki bina girdiğimiz kapalı çarşı.



İşte saraya gidiyorum diye özgürlük heykeline yükselen Handan'ın manzarası. Neyse ki hava kıştı, paltomu koluma takıp yürüdüm, yazın düşünemiyorum bile.






O tepeden sonra artık saraya gidecek mecalimiz kalmamıştı. Üstelik saat ikide bir restoranda rezervasyonumuz vardı. 





Restorana giderken postaneye rastlayıp mutlu olduk. Hemen kendimize kart attık :D Evet gittiği her yerden kendi evine kart atan aile biziz :D




Getto Gulyas'ı bir sitede okumuştum. Gulaşı güzel diyordu. Google haritadan bakarken rezervasyon yapıldığını görüp dur deneyeyim demiştim. 


Doğrusu öylesine yaptırmıştım rezervasyonu, iyi ki yaptırmışım, bir saat önce gittik, yer yoktu. Doluymuş bayağı:D Çok merkezi yerde de değildi ama herkes biliyormuş demek. 


Ünlü gulaş da bizim haşlama et yemeğinin aynısı :D


Şu ekmeği en çok sevdik diyebilirim. Neyse içerisinin havası da diğer yemekler de güzeldi. Dinlendik bir güzel .


Oradan çıkışta Bilgehan , bana bu kadar yetti diyerek otele döndü. Can benim elime kaldı :D


Önce Macar Ulusal Müzesi'ne gittik. 140 liraydı kişi başı .




Kanuni'nin fethi kısımları pek bir tanıdık geldi :)




Müzeden çıktığımızda manzaramız şuydu.



Bir kafede sıcak çikolata içip sokakların tadını çıkartmaya devam ettik.


Aslında bu retro müzesini Bilgehan sever diye seçmiştim ama o sıcak odadan çıkmak istemedi. 


Komünist dönem ağırlıklı geçmiş yıllara bakış müzesiydi. O yıllarda Macaristan'la ortak tek ürünümüz Lüx sabunmuş.



Bir de televizyok üzeri dantel .




Keyifli bir müzeydi ama o kadar para vermeye gerek de yoktu bence. Can duymasın :D


Oradan çıkınca yine noel pazarlarına daldık. İşin ilginci bir gün önce çok az kimse varken o akşam gayet kalabalıktı. Tatilleri bitmişti de geri mi dönmüşlerdi, yoksa tatil mi başlamıştı anlamadım ama mutlu oldum kalabalığı görünce .


İşte böyle geçti iki gün. Akşam yine dokuz buçuk gibi tuş olduk. Sabah odada kahvaltı yaptıktan sonra havaalanına gitmek üzere yola çıktık.





 İstanbul'a böyle bir manzara ile merhaba diyerek evimize döndük.