Gitmek istediğimiz yer çoktu ama kimisi çok uzakta olunca eledik. 5 saat yollarda git gel olmasın dedik.
Dönmeden bir gün önce adanın kuzeyini keşfe çıktık.
Önce Mantamatos köyüne gittik. Köye giderken yolda gördüğümüz yola inek çıkabilir tabelalarına bakarak bu köy mandadan almış adını falan diye geyik yapmaktaydık ama haklıymışız, hahaha. Zaten köyün yoğurdu meşhurdu.
Köye minik bir bakış attık.
Azıcık sokaklarında dolaştık.
Sonrasında manastırına gittik. Manastırda çok güzel ballı yoğurtla lokma tatlısı varmış çünkü.
Yolda bu yuvayı gördük. Ben de leyleği havada görmüş olduğuma kanaat getirdim :) Neyse eve dönerken üç leylek arabamızın üzerinde süzüldüler de yazın kalanını garantiye almış oldum :)
Manastır tam bir kuş cennetiydi. Binalardan çok kırlangıç ve baştankaralarla ilgilenmiş olabilirim.
Sonrasında Sikaminea köyüne doğru geçtik, püfür püfür esen bir teras bulduk kendimize, yemeğimizi orada yedik.
Yemek sonrası yine Metos'la yollara düştük, diğer ikili kalkmadılar yerlerinden.
Bu köyde merdivenler vardı hep. Evde, apartmanda sakat olan dizlerim böyle yerlerde nasıl oluyor da dolaşıyor bilemiyorum.
Kimseciklerin olmadığı sokaklarda dolaşmak öyle iyi geldi ki.
Yemek ve dolaşma sonrası on dakika mesafedeki Kagiá sahiline bakalım dedik.
Şezlongsuz, kocaman taşlık bir sahildi. Ama küçük bir duş ile soyunma kabini vardı.
Poseidon adlı kafeden birer dondurma alıp masalarına ve hamaklarına yayıldık.
Can'la ben dayanamayıp denize de daldık :)
Metos köpeklerle pek mutluydu :)
Akşam sahilden farklı bir yol izleyerek geri döndük.
Can'ın istediği bir restorana oturduk. Yine çok toktuk aslında. Bu yer gittiğimiz en pahalı yerdi, doğrusu nedenini anlamış değilim. Sanırım kasaba içinde olduğu içindi.
Yine huzurlu bir akşamın ardından odamıza döndük.
Son gün otelden çıkacağımız için öğlene kadar eşya toplama ve tembellikle geçti . Çıktıktan sonra ilk gün akşam gittiğimiz Tarti'ye gidip yemek yiyip bir denize girip çıktık.
Akşam feribotuyla da Ayvalık'a döndük.
Huzurlu ve keyifli bir tatil oldu. Ahtapot, kalamar ve karidese doyduk. Çok güzel sokaklarda dolaştık, fotoğraf çektik.
Bakalım leylek kardeşler bizi yaz boyunca bir yere sürükleyebilecekler mi. Eylül'e kadar başka iznimiz yok gibi gözüküyor ama bilirsiniz ben bu konuda sihirler yaratırım, hiç belli olmaz, üç güne bile neler neler sığabilir.


























