22 Mayıs 2019 Çarşamba

Bizim Handan'ın Ben Nerde Yanlış Yaptım Halleri

Küçükken oyuncaklarını toplattım hep.  Tek kutu oyuncak çıkardı, o toplanmadan yenisi alınmazdı. Ola ki toplamazlar da ben toplarsam kutuyu tepeye kaldırdığımdan oynayamazlardı onunla bir müddet. Toplamadıkları çok olmazdı zaten.

Okula giderken önlüklerini kapının arkasına asarlardı. Odalarındaki her şey onların kolay kullanması için ayarlanmıştı. Boylarına göre askı takmıştım.

Yataklarını yapmaya ilkokulda başladılar.

Mutfakta birşeyler yapmak istediklerinde işim başımdan aşkın bile olsa izin verdim.  Kendi ayakları üzerinde dursunlar, kimseye muhtaç olmasınlar diye uğraştım.

Yere atılmış paltoları, kaldırılmamış ayakkabıları ben kaldırmadım, onları çağırıp söyledim ki bilsinler öğrensinler.

Nerdeeee.

Olay uzaktan kumandalı çocuğa dönüştü.

Anne söylemediyse yapmaya gerek yok.

-Oğlum şu yerdeki şeyi niye almayıp üzerinden atlıyorsun?
-Sen demedin ki!
-Yavrum kafanın içindeki beyin her yerde süper çalışıyor da eve gelince mi eblehleşiyorsun.

Şu an yataklar yapılmıyor, kıyafetler üstüste odalarının her yerinde,  Metehan söylediğimde toparlıyor Bilgehan hiiç ellememekte.

Ben de ellemedikçe pislik ve karışıklık denizinde yaşıyoruz.

Arada içim daraldığında odalarında ne varsa bir torbaya doldurup altında kalanları temizliyorum.

Bütün çocuk eğitimi kitaplarını kınıyorum.

Nerde anacım o çocuklar.

Ya da benimkiler defolu çıktı.

Bilemiyorum.


Kızlara göstermek üzere veri depoluyorum, sonra bana vıy demesinler, bile bile lades olsunlar.

Iyk, klavyeye dokunmadan önce aşı falan vurulmak gerek. Eldiven de şart :{

21 Mayıs 2019 Salı

Çekiliş Sonucuuu (Tabii ki Yine Geciktim Sonuç Açıklamakta, Bir Kere de Vaktinde Yapsam Şu İşi :)

Yorum yapma sırasına göre herkese numara verdim. Deep çekilişlere katılmıyor biliyorum ama numara sırasını bozmiim dedim.

  1. Biçay
  2. Ecehan
  3. Babaannemintakvimciği
  4. Uyuşuk Hayalperest
  5. Bay Günlük
  6. Küçük Dünya 
  7. Çenebaz
  8. Kadriye
  9. Sessiz Kaldım
  10. MehtAp
  11. Bir Terazi Kızı 
  12. Esen Can
  13. Evde Yazar
  14. Abdullah Özer
  15. Uzmanamatör
  16. Deeptone
  17. Yaşamdan Yazılar
  18. Mavianne
  19. Şule Uzundere Blog
  20. Beyaz Yakalı
  21. Zoitsa
  22. Duo Diyet
  23. Düş Tasarımcısı
  24. Kiremithanem
  25. Aytül Laçin
  26. Esin Uzun Kut
  27. Kâğıt Salıncak
  28. İki Çocuklu 
  29. Derya

Yirmi dokuz kişi katılmış çekilişe.



Evet üstün bilimsel çekilişim sonucunda Biz Kimiz Kadınız bloğu,  yani Kadriye kazandı :)

Kadriyeciğim adresini gönderirsen   -umuyorum ki - haftasonuna kadar sana gönderebilirim paketini.

Hepinizi kocaman öpüyorum. 

Sevgilerimle. 

20 Mayıs 2019 Pazartesi

Ortaya Karışık

Bütün günü tembellik yaparak geçirmenin mutluluğunu yaşamaktayım :)

Cumartesi günü arkadaşlarımla keyifli bir iftar arkasından sahur yaptık.


Dün abuk subuk şekilde uyumaya çalışıp uyuyamayarak geçti.

Sabah Can'la Bilgiç'i yolcu ettim.

Sonra Bilgiç okuldaki törenden arkadaşlarıyla geldi. Bahçeye nerf oynamaya gittiler.


Sonra daha da kalabalık olarak geri dönüp evde film izlediler.

Akşama Metos'la Bağdat Caddesi'ndeki yürüyüşe gittik. Uykusuzluktan kılımı kıpırdatasım yoktu ama bayram kutlamazsam olmaz. Bu yurdu bize verenler yorgunum, uykum var,  hava sıcak,  hava soğuk falan deselerdi şimdi hiçbir şeyimiz olmazdı.


İki saatlik harika yürüyüş sonrasında Kadıköy'e gidip yemek yedik.

Eve döndüğümüzde pilim tamamen bitmişti. İlk defa sahura kadar oturamadan yattım.

Iyk. Kalkıp bir şey yemek ne zor geldi ya Rabbim.. Zorla atıştırıp su içip yeniden sızmışım.

Bu gün akşama kadar kılımı kıpırdatmadım.


Alt kattan tamir sesi gelmeyeydi iyiydi ama yapacak bir şey yok. Müzik setini açıp bangır bangır müzik dinledim ben de.

Bugün bloğumun yaşgünü çekilişini yapacağım. Ama bir şey fark ettim. Hediye veririm dediğim tabak postada kırılacak tarzda bir şey. Onun yerine başka şeyler aldım dün. Yani tabağı beklemeyiniz. Neden ilk başta aklıma gelmedi kırılabileceği bilmem.

İşte benden bugünlük böyle.

Fotoğraflara dinlediğim albümden şarkılar sakladım isteyen alsın :)

Akşama çekiliş kazananını açıklayacağım, katılanlar bakmayı unutmasınlar.

19 Mayıs 2019 Pazar

"Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı "mız Kutlu Olsun


O GELİYOR
Yıl, 1919,
Mayısın on dokuzu.
Kızaran ufuklardan kaldırıyor başını
Yeryüzüne can veren
Cana heyecan veren
Al yüzlü oğan güneş!
Takanın burnu nasıl Karadeniz'i yırtar;
Siz de bir anda öyle yırtınız uykunuzu,
Uyanın Samsunlular!
Kurutacak gözlerde umutsuzluk yaşını
Al yüzlü oğan güneş!
Bugün Çaltı burnundan gülerek doğan güneş!
Yıl, 1919,
Mayısın on dokuzu.
Uyanın Samsunlular!
Uyumak ölüme eş,
Diriltin ruhunuzu.
Ufukta bir gemi var!
Fakat bu gemi niçin böyle yavaş geliyor?
Acaba yolu mu az, yoksa yükü mü ağır?
Bu gemi umut yüklü, inan yüklü, hız yüklü;
İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır,
Kurulacak yarını düşünen baş geliyor.
Bir baş ki gökler gibi bir küme yıldız yüklü!
Bu gemi onun için böyle yavaş geliyor
Yıl, 1919,
Mayısın on dokuzu.
Ufukta duran gemi gitgide yaklaşıyor
Sanki harlı bir ateş
Yakıyor ruhumuzu.
Beklemek üzüntüsü her gönülden taşıyor.
Üzülmemek elde mi?
Hız yüklü, inan yüklü, umut yüklü bu gemi!
O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak,
O hız doldukça bütün damarlara kan gibi,
Gizli gizli inleyen her yürek canlanacak,
Ateşler püskürecek uyanan volkan gibi!
Gittikçe büyükleşen
Gölgene dikilmekten
Karardı gözlerimiz.
Koş, atıl, gemi, sana engel olmasın deniz!
Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel!
Kuşlar gibi uç da gel, rüzgâr gibi es de gel!

Celal Sahir EROZAN



18 Mayıs 2019 Cumartesi

Bizim Bilgehan'ın Öncesi Sonrası Halleri

Maşallah oğluşuma.

Karbonat

Gecenin bir yarısı fırının kapağını silerken aklıma geldi.

Sizi bilmem ama ben fırını çok kullanıyorum. Özellikle kış boyunca ızgara balık yapıyorum.  Patates kızartması yapıyorum. Hele o balıkta kapak  yağ lekesi oluyor çok.

Eskiden ciflerdim. Ama karbonatı keşfettiğimden beri çok daha kolay halleder oldum.

Bir kaşık kadar karbonatı kapağa döküp bez ile ovalıyorum. Ciften çabuk çıkartıyor. Ellerim de hatur hutur olmuyor. (Eldiven gitme özürlüyüm de)

Bir de ben sebzeleri evyeye su doldurup orada yıkarım. Eskiden dezenfekte etmek için ya cifliyor ya da çamaşır suyu döküyordum. Tabi sonra da bir saat durulamaya çalışıyordum zararlı kimyasal kalmasın diye.

Şimdi önce karbonatla ovuyorum, pırıl pırıl oluyor. Sonra da biraz sirke döküyorum üzerine.

Böylece sebzeleri güvenle koyuyorum yıkamak için.

İşte böyle dedi gecenin ikisinde fırın temizlemekte olan arkadaşınız.

Bu hafta bana bi hallar oldu. Koltuk sil, cam sil, duvar sil,  ha babam bişeyler siliyorum.  Geçen gecenin ikisinde de banyo fayansı silmekteydim. İçime kakılmış kaçtı sanırsam.

15 Mayıs 2019 Çarşamba

14

Neredeeeen


Nereye


Bloğa ilk yazıyı yazmamdan (Bknz) bu yana on dört yıl geride kalmış.

On dört yıl, bu fotoğraflara baktığımda çok daha belli oluyor sanki :)

Bu süre boyunca bir çok güzel arkadaş edindim. Kimisi bloglarını kapattıklarında hayatımdan sessizce çıktılar. Hüzünlendim. Bazen sırf kendime yazdım. Gelen giden kimse yoktu.  Yine de vazgeçmedim. Benim günlüğümdü burası zira. Bazen cümbür cemaat şenlendi, mutlu oldum.

Ben sadece içimden gelenleri yazdım. Şiirleri, şarkıları, filmleri, kitapları, gezdiğim yerleri, sıradanlıkları, farklılıkları.

Gelenleri ağırladım, sevdiğim blogları gezdim. Takipçilerim diye düşünmedim hiç, arkadaşlarım oldu hep.

Öylesine yorum yazmadım gittiğim bloglara, içimden gelmediği sürece. Gelen bütün yorumlara cevap yazmaya çalıştım.  Eğer bir kişinin yorumuna cevap vermişsem herkesinkine de verdim. Sanki gelen misafirlerin bir kısmıyla konuşup diğeriyle ilgilenmemek gibiydi başka türlüsü.

666 izleyici sayısı var şu anda. (Ne rakam ama :)

Genelde ben gidip yeni blog bakmam pek. İzlediklerime ancak yetişiyorum çünkü, okumadan sadece izlemiş olmak için izlemiyorum.  Onun için blog takip etkinliklerine de pek girmem. Gelip yorum yazıp,  varlığını hissettiğim herkese dönüş yapmaya çalışıyorum. (Selam cnm, bana da beklerim gibi yorumlara üzgünüm pek bakmıyorum.)

İşte böyle.

14 yıl ve 6389 yazı.

Hayatımın özeti burada.

Oğluşlarıma benden hatıra kalacak diye düşünüyorum.

Ayyy çok uzadı, sıkıldım.

Buraya kadar okumayı başaranlar aşağıya not bıraksınlar. Zira çekiliş zamanı.

Geçen seneye kadar kaçıncı yılsa o kadar kitap dağıttım ama takdir edersiniz ki bu gitgide zorlaşmaya başladı :D



Onun için bu sene bir kişiye kitaplığımdan bir kitap ve yanında şu sevimli ikiliyi hediye edeceğim. Minik sürprizlerle birlikte.

20 Mayıs'ta çekilişi yapmayı düşünüyorum, 19 Mayıs akşamına kadar yorum yapan herkes katılmaya hak kazanıyor.

Herkese bol şans :)

Yönetmen Sineması Meydan Okuma 1. Hafta

Şimdi meydan okumayla ilgili iki sorunum var. Birincisi hiç film izleyesim gelmiyor günlerdir. İkincisi de ben internetten film bulmayı beceremiyorum :/

O yüzden iş D Smart, Netflix ve Apple TV de bulduklarımla sınırlı kalıyor. Ki sinir bozucu bir durum.

Neyse Netflix'e bakarken Coen Brothers'ın iki filmini gördüm.

Şöyle bir baktım da izleyip de sevdiğim iki tane filmleri varmış :

O Brother Where Are Thou. Harika müzikleri ve kahkahalar attıran konusuyla en sevdiğim.

Ve True Grit. Kıza hayran olmuştum izlerken :)

Bir de No Country For Old Man 'i izlemiştim.  Hiç hatırlamıyorum gerçi ama sevdiklerimdendi o da. (Tipik Handan konuyu hatırlamaz ama sevdiğini hatırlayıp sonra tekrar tekrar izler :)


Filmlere bakarken Big Lebowski'yi gördüm. Jeff Bridge çok sevdiğim aktörlerdendir ama bu filmini hiç izleyesim gelmemişti. Eh, madem meydan okuyorum,  izleyeyim o zaman dedim.

Hımmm.

İzlemesem de olurmuş.

En iyi filmlerinden birisi olarak geçiyor ama pöh, hiç benlik değilmiş. Sonunu zor getirdim.

Kimileri çol güldük falan diye yazmışlar, nesine güldüler anlamadım. İç sıkıcı olaylar karmaşasında bitse de gitsem modunda biraz hızlı geçtiğim yerleri olmuş olabilir.


İkinci film olarak bulduğum The Ballad of Buster Scruggs 2018 filmi. İçinde yanılmıyorsam 6 küçük hikâye var. Bu filmi çok sevdim. Hem görüntüler hem oyuncular çok güzeldi. İnsanı gülümseten,  hüzünlendiren, düşündüren öyküleri ile bir kere daha izlerim sanırım.

Evet bu yönetmenleri ilk haftaya yazarak ikinci haftanın filmlerini izlemeye geçebilirim artık.

Ama önce şu çok sevdiğim Nerdesin Be Birader filminin şarkısını ekleyeyim buraya.

14 Mayıs 2019 Salı

Cam Silme Aparatı


Pencerelerimi yapan kişiler cam silmemiş hiç belli ki. Bir taraf güzel açılıyor ama diğer tarafta devasa sabit cam var.

Benim eklemlerim nane, cama çıkmaya kalksam tutamazlar bile. Temizliğe gelen birisi vardı iki sene önce hastalandı. Artık çalışmıyor. Can 'ın işi düzenli olmadığından düzenli birisini alamıyorum. Zira gündüz uyuyup gece uçması gerekebiliyor.

Neyse,  uzun lâfın kısası camları silemiyorum.

Salonun camları balkonlara bakıyor bir tek, o kolay. Diğer odaları görmezden gelebiliyorum. Ama mutfak gözüme giriyor.

Pratik bir şey yok mu diye araştırdım. Aliexpress 'ten bunu bulduk. İki parça, birisini camın dışına yerleştirip diğerini içeriden üzerine getirince güçlü mıknatısıyla yapışıyor birbirine. İçeriden silerken dışarısı da silinmiş oluyor. Dış parçanın ipi var. Onu da bileğimize bağlıyoruz ki ola ki ayrılırlarsa birbirlerinden aşağı düşüp kimseyi yaralamasın.

Tabii ki elde silmenin pırıltısı yok. Kenarlarda birikintiler kalıyor. Ama en azından özellikle bu polenlerin ardından gelen çamurlaşmış camlar dışarıyı gösterir hale getiriyor.

Benim için yeterli.

Cam temizlemek için yaşamıyorum şu hayatta sonuçta :D

Oradan Buradan

Ağır çekim hayatım devam ediyor.

Bol bol tembellik yapıyorum.

Aheste aheste çekmecelerimi düzenliyorum.

Kitap okuyorum demek isterdim ama okuyamıyorum. Sürekli bir uyku sersemi hali içinde olduğumdan kafam basmıyor.

Telefonda " Kelime Gezmece" diye bir oyun oynayıp dünyayı geziyormuşum gibi yapıyorum. Sonra kafamda sal, salı, salık gibi kelimeler dolanıyor.

Elimden telefonu bırakıp başka şeylerle ilgilenmeliyim diye dün yine kakuro kitaplarımı aldım. Telefondan daha iyi.

Yapbozlarım var yapılacak, belki ona başlarım bugün.

Alt kattaki inşaat devam ediyor. Dün balyoz seslerinden kaçacak delik arıyordum. Yani yılda sadece bir dönem sürekli evdeyim, ona da bu denk düştü.

Bizim sitede bir ev gördük, alsak mı diye karar vermeye çalışmaktayız Can'la. Bizim oturduğumuz ev gibi sessiz bir konumda değil. Direk caddeye bakıyor.  Bilemedim.  Gerçi ben içinde oturmadan hiçbir eve karar veremiyorum. Neyse hayırlısı olsun bakalım.

Camların silinmesi gerek. Polen ve yağmurların ardından buzlu cama döndü. Neyse aldığım aparat tam pırıl pırıl yapamasa da köşeler hariç pratik işe yarıyor. Onu kullanacağım. (Fotoğrafını aradım ama bulamadım, cam silerken çekip gösteririm)

Şimdi gidip biraz daha kakuro çözeyim.

Gitmeden size bir iki şarkı bırakayım ama, fotoğraflara tıklayıp alın.