16 Mayıs 2018 Çarşamba

13 yıl ve BİR Gün

Bloğumun on üç yılı geride kaldı. On üç yıl. Metehan ana sınıfından mezun olmuştu o zamanlar, nereden nereye :D

Son senelerde yaptığım gibi bu sene de kitap hediye etmek istedim. Veee çekiliş yaptım :)

Çekiliş için değişik bir yöntem kullandım. Haberiniz yok ama mayıs ayının başından beri bana yapmış olduğunuz her yorum için bir şansınız oldu :D

Bunun sonucunda 161 isimlik uzun bir listem hazırladım. (Evet yorum yapanların hepsini üşenmeyip tek tek yazdım :)  Aynı isimlerden bol bol bulunduğundan iki defa rasgele sayı üretmek zorunda kaldım. Bu arada ikinci çekilişi yanlışlıkla bir kişi fazla yapmışım ama neyse çıkan sayı üç yeni kişi getirmiş , hahaha, kafam hiç yerinde değil bu aralar.





Eveeet, bu uzun anlatımdan sonra kimlerin benden kitap kazandıklarını açıklıyorum :

Any
MehtAp (Pudra Şekerim)
Zülâl (Film Gündemi)
Şebnem (Oytun'la Hayat)
Sibel (Sibelynka)
Zeugma (Zeugma)

Tebrikler sevgili arkadaşlar. Bir hafta içerisinde bana adresini mail atanlara hediyelerini göndereceğim. Yalnız bir hafta içerisinde yazımı görmeyenler şanslarını kaybediyorlar haberiniz olsun :D

Kitapları çoktan paketledim, şansınıza ne çıkarsa o gelecek elinize. Kitaplar benim kitaplığımdan. Ama üzerlerine yazı yazmadım, eğer sizde olan veya ilginizi çekmeyen bir kitap çıkarsa başkalarına hediye edebilirsiniz, üzülmem , gücenmem :) 

Bir de paketlerken kafam o kadar karışıktı ki umarım hepsinin içine düzgünce kitap ayraçlarını koyup fiyatları da silmeyi başarmışımdır. Farkına varıp paket açtıklarım oldu ama yine de kendimden pek emin değilim :D

On üç yıl ha, vay beee. İlk yazımdan (Tık) bu zamana neler neler yaşadım. Umarım daha uzun yıllar pes etmeden yazmaya devam edebilirim. Teşekkür ederim yanımda olduğunuz için. Yüz yüze görüşmemiş olsak da hepinizi tanıyor gibiyim, iyi ki varsınız.

15 Mayıs 2018 Salı

Anneler Mezuniyet Törenlerinde Başka Ağlar



Okula ilk gittiğin gün dün gibi. Açılış töreninize hayran olup harika lise hayatın olacağını düşünmüştüm. Tören alanına inerken üzerinize atılan simitlerle şaşkına dönmüş, "Çök çök çök" komutunu veren üst sınıflara kararsızlık içinde bakarken geldiğiniz yerin farkını anlamıştınız. Anlamıştım.


Aradan beş yıl geçmiş. Yine aynı yerde bu sefer şaşkın yavru martıları değil uçmaya hazır gururlu harika kanatlar izliyorum. Yine töreniniz beni kendisine hayran ediyor. Konuşmalarınızdaki bilinçlilik, geçen sene yaşananların ardından içinizdekileri döküş, duruşunuzdaki vakar ve yüreğinizdeki sevgi kaybettiğim umutlarımı bana geri veriyor.


Canım oğlum. Seninle geçen her günüm başka mutluluk. Gözlerindeki ışıltı içimi aydınlatıyor. Bir basamak daha atlamanla değil o basamağı sonuna kadar keyifle yaşayarak, geçmesi için beklemek yerine her anının tadını çıkartarak aşman beni gururlandırıyor.


Ne güzel bir gençsin sen. Allah yolunu açık etsin, güzel insanlarla karşılaştırsın.




Seni seviyorum 💖

14 Mayıs 2018 Pazartesi

Nostaljik Pazartesi

Anneler Günü'nün ardından annelik halleri nostaljisi yapabiliriz sanırım :)

 Kasım 2016 Cumartesi

Harika Bir Anne miyim? Ha ha ha ha :)

Normal doğurmak çok istemiştim. Metehan dokuz buçuk ay sonunda hâlâ çıkmaya niyetli olmayınca doktorum rest çekti ya sezaryen yaparım ya da kendine yeni doktor bul diyerek. Haklıydı tabi kadın, paşa paşa sezaryen oldum.



Akşam doğurup sabah hastaneden çıktım. Gelenlere kapı açtım.

Emzirmek çok istemiştim. Dört kilo iki yüz gram doğurduğum çocuklarıma sütüm yetmedi. Metos on beş gün uyumadıktan ve ben on beş günde normal kiloma döndükten sonra bir mama yaptım çocuğuma,ilk defa uyudu. Zavallım açmış. Biberonla mama içti diye memeyi de bırakmadı. Keyif kahvesi gibi aldı. ama bir buçuk ay. Safrakesesi ameliyatı olmam gerekti, döndüğümde süt müt hak getire. Bilgiç'i günde yirmi dört saat emzirdim. Yanımda çektikçe süt gelir diyen olursa çok pis yaparım. İki ay sonunda pes edip mamaya geçtim. Dört aylıktı o da istemedi memeyi.


Olmadı. Bol miktarda mamalara para harcamış olduğumuz dışında kaybettiğimiz çok büyük bir şey de olmadı. Oldukça sağlıklı büyüdü çocuklarım.



Yoğurt mayalayıp sütçü sütü peşinde koşmadım. Bilgiç zaten direk bizim yemeklerden yedi, bebek maması gibi yemekleri ağzına sürmedi. Yemek konusundaki yegâne takıntım her gün sulu bir yemek yemeleriydi.



Fast food restoranlardan kaçmadım. Oturup benimle hamburgerleri götürdüler. Bilgiç ilkokula gidene kadar sebze yemeklerini robotta çekip verdim. Çiğnemesinde sorun yoktu et yerken, sebzeleri de öyle yesin dedim. Pırasa, semiz otu ne varsa püre yaptım.


Çay pek içirmemeye çalıştım. Kahve zaten bizim evde yüzüne bakılan bir şey değil. Biri çaycı biri kahveci kesildi başıma :)

Bahçede bisküvi yerken yere bırakıp sonra alıp yemeye devam ettiler. Aman hijyen falan diye aklımı yemedim. Aksine küçükken ne kadar çok mikropla tanışsalar iyi olur diye düşündüm.

Evim hiçbir zaman çok sıcak olmadı.


Kar kış her gün dışarı çıktık. Onlar da nezle oldular. Olsunlar,napalım.


Aynı odada aynı yatakta hiç yatmadım. Ayağımda sallamadım. Kendilerini sevgisiz hissettiklerini de sanmıyorum.  Her ağladıklarında yanlarına koştum, sakinleştirdim ve muhakkak uykuya dalmadan yanlarından ayrıldım. Bazen onlarca defa peşpeşe yaptım bunu. Bırak ağlasın demedim çünkü ilk aylarda çocukta güven duygusu gelişmesi için ağlar ağlamaz yanında olmalısın. Ama yanımda yatsın da demedim :)


Gördüğünüz gibi hiçbirşeyi ideal olarak yapmadım.

Çocuklar da telef olmadı.

Derin bir nefes alıp keyifle büyütün çocuklarınızı,  tabii ki en idealini düşünün ama olmuyorsa da olmuyordur,  kendinizi yiyip bitirmeyin anacım :D


12 Mayıs 2018 Cumartesi

Cumartesi Sabahı Ateşi :)








Tıkla bakalım sana hangi şarkı çıkacak.

Günaydın.

Cıvıl cıvıl bir haftasonuna açılsın sabahın :)

11 Mayıs 2018 Cuma

Kendimle Konuşmalar

Tamam, hemen her yerin ağrıyor , yemek yapsan temizliğe halin kalmıyor, ütüye geçsen bulaşıktan kaçıyorsun. Evet,  biliyorum. Ama acelen yok, bir şekilde hallediyorsun. Hiç ağrın olmasaydı da bütün işlere koştururken nefes alacak vaktin kalmasa mıydı, ya da ya ağrılarınla birlikte bir sürü iş yapmak zorunda olsaydın.

Çok şükür diyeceğin milyon şey var. Üstelik de bu kadar farkındasın ve şükür de ediyorsun da nasıl bu hale geliyorsun bir anda.

İnsanlar ne dertlerle uğraşıyorlar . Ah, ne dertlerle hem de.

Çok şükür de. Mızıldanma. Ayağa kalk. Dua et. Dua et, şu hayata boş gelip boş gitmemek için. Sahip olduklarınla birilerine dokunabilmek için dua et. Seni düşündüğünde içi mutluluk dolan insanlar olsun.

Hayat hiç adil değil. Ne yazık ki değil. Senin anlayışının ötesinde bir dengesi var evrenin. Şanslı bir el dağıtılmış sana, değerini bilmezsen günah olur.

Şimdi doğru mutfağa, ay bitir şu iki dolabı, felsefe yaptırma bana :P

E Yine Cuma Gelmiş, Ne Çabuuuk :)

Hayır üç gündür mutfak dolaplarının temizliğini bitiremediğimi anlatmayacağım. Hemen yorulduğumdan fazla iş yapamadığım için yakınmayacağım.

Hayır bizimkilerin dağınıklık ve pasaklılıklarından da söz etmeyeceğim.

Iıh, havalar sular da olmasın.

Çiçekler böcekler de baharın sonuna doğru sıkmaya başlıyor artık. (İyi ki sürekli bahar yok, demek kış olmasaydı görmez olacaktık baharı)

Şöyle düzgün iki lâf etsem diyorum ana bellekle iletişim sorunum çıkıyor.

Kitaplar, filmler, şarkılar iyi hoş da.

İçim mi boş nedir.

Yazacak bir şey bulamamaktayım.

Keşke bu kadar tüketmek yerine biraz da üretebilseydim.

Hımmmm.

10 Mayıs 2018 Perşembe

Temizlik Yaparken Spotifydan Açtığım Haftalık Keşifte O Kadar Çok Sevdiğim Şarkı Vardı ki Sizinle de Paylaşayım Dedim :)

 Müzik kesinlikle harika bir şey. İş yaparken sevdiğim daha doğrusu ruh halime uygun şarkılar çıkarsa  bu zevksiz durum keyifli bir hal alıyor . Mutfakta her elime geçeni ciflerken bile :P

Seçin bakalım sevdiğiniz bir fotoğrafı, (Telefonum kendi kendisine hareket eklemiş kimisine :) size hangi şarkı çıkacak .






8 Mayıs 2018 Salı

Kitap Salı



Gezenti haftanın kitapları bu kadar.

Martı ve Vişne Bahçesi tiyatro oyunları. Rus isimleri ile biraz zorluk çektim ama neyse ki her oyunun başında kahramanlar yazılmıştı. Zira bazen adları bazen soyadları bazen de kısaltılmış isimleri ile hitap edilince kim kimdir karman çorman oluyor. Martı karşılıksız aşklar hikâyesiydi. Vişne Bahçesi'nin akibeti de günümüzde hiç yabancı olmadığımız bir durumdu.

Tanrılar Susamışlardı  henüz bitmedi  . Fransız İhtilali sonrası ülkenin durumunu anlatan bir roman. İhtilâl oldu ile mutlu son arasında geçen zorlu seneler, savaşlar, siyasi oyunlar,  açlık, yoksulluk .

"Gelecekte ne olacağını gerçekten söylüyorlarsa bu yaptıklarI feci bir şey. İnsan başına gelecekleri bilse hayat çekilmez olur. Gelecekteki yıkımları önceden öğrenip, vaktinden önce ıstırap çekmeye başlayacaklar, sonlarını bildikleri için elindekilerden de zevk alamaz hale gelecekler. Oysa geleceği bilmemek insan mutluluğunun gerekli bir koşuludur."

"Fırıncı Halkın saldırmasından korkup hemen kapılarını kapadı. Ama korkulacak bir şey yoktu ; eski zorba efendileri ve şimdiki kurtarıcıları tarafından boyun eğmeye alıştırılmış olan bu zavallı insanlar, başları önde, ayaklarını sürükleyerek gittiler."

"Bunlar kukladır. Hepsi de benim eserim. Ne kıvanç ne hüzün bilmeyen bu ölümlü bedenleri benim ellerim yarattı. İyi yürekli bir Tanrı olduğum için başlarına beyin koymadım. "

Salon Masasının Üzerinde Saç Kremi ve Düdüklü Tencere Duruyor Dersem Dağınıklığımın Sınırları Anlaşılabilir Sanırım

Günlerdir ya pestil gibi yatıyorum ya da dışarıdayım.

Pazar günü yıkadığım çamaşırlar pazartesi akşamına hâlâ kurumamıştı, ne nemmiş kardeşim. Onlar ortalıklarda kaldı uzun süre. Şimdi çamaşır sepeti dolu, yıkamaya korkuyorum :)

Dün nihayet kendime düdüklü tencere aldım. İkili set vardı Bernardo'da, iki tencere bir cam bir düdüklü kapağı. %50 indirime girmiş. Üstelik tenceresi hafif. Güzel ve ünlü markaların tencereleri çok ağır, istemiyorum onları. Bunu sevdim. Tek sorun iki tencere girecek yer yok evde . Şimdi mutfağı temizlemem gerekiyor, dolapları döküp yer ayarlamalıyım.

Tatil planlarımı rezervasyonlarımı yapmıştım seçim çıktı. Yeniden ayarladım Metos'un mezuniyet  balosu çıktı. Bir haftalık çılgın tatilimi ayarlarken çıldırmama ramak kaldı.

Ramazan öncesi temizlik ve alış veriş yapmalıyım.

Aksi gibi Can da her gün evde. O evdeyken bir günlük kaçamak yapalım bari dedik Metos'un hesapta olmayan sınavları, denemeleri ve mezuniyet provaları çıktı. Haftaya pazartesi mezun oluyor oğlum . Beş sene geçti mi gerçekten, inanılır gibi değil.

Kılımı kıpırdatasım yok. Ufff. Mutfaaak mutfaaak. Akşama da gezme işi çıktı iyi mi, hemen gidip işlerime başlamalıyım.