Eveeet, hâlâ ilaçlarla ayakta duruyor olmama bir mânâ veremesem de yarından itibaren istesen de istemesen de iyileşmiş olacaksın vücudum diyerek iyice şımarmasını engellemeye çalışıyorum.. Bugün beşinci gün oluyor yav, altı üstü gripsin sen.
Festival öncesi son hazırlıklarımı tamamladım. O da ne ki derseniz, filmlerin fragmanlarını, afişlerini ve konularını bulmak canlarım.
Bir yandan filmleri izleyip bir yandan ev işlerine yetişmeye çalışırken o kısım zor geliyor. Şimdi hepsinin temeli var, bana sadece izledikten sonra sevdim veya nefret ettim demek kısmı kaldı. Planlamacılık konusunu biraz abartıyor olabilirim :) Ama ben planlama yapmazsa tamamen dağılanlardanım. Ve korkarım ki zaman ilerledikçe bu dağılma kısmı artıyor.
Size de oluyor mu bilmiyorum, hastayken uyuyasım da kitap okuyasım da film izleyesim de gelmiyor. Ayağım sakatken bir buçuk ay yatıp hiç kitap okumadan vakit geçirmiştim. Akıl oyunlarına sarmıştım o ara. Şimdi de zorla bir kaç sayfa okuyup (Kitap çok sarmamış da olabilir tabi:) evde yapacak şey arıyorum.
Kışlıkları kaldırıp yazlıkları çıkarttım bu arada . Biraz giyilmeyen tişörtlerden ayırıp geri dönüşüm kutusuna attım. Kadıköy Belediyesi'nin bu kutuları harika. düzgün olanları ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorlar, yırtık ve verilmeyecek gibi olanlar da dönüşüme gidiyor. Bizde sürekli büyüyen oğlanlar olduğundan pırıl pırıl bir sürü kıyafet çıkıyor, doğru oraya :)
Çaykovski'nin hayatını okuyorum. (Bitmedi de bir türlü :) Kırk beş yaşlarında (Kitapta inatla yaşlı kadın deyip duruyor, paralayacağım yazarları :) on iki çocuklu ( bu açıdan bakıldığında yaşlı da olabilir, beni bir çocuğum yirmi yaş yaşlandırdığına göre :) dul bir hanım , müziğine hayran olduğundan itinayla desteklemiş adamı. O kadın olmasa her halde erkenden ölüp giderdi ya da akıl hastanesine kapatırlardı.
Dedikodumuzu da yaptıktan sonra şimdi gidip biraz daha yatabilirim.
Unutmayın, bugün yaşasın cuma.
Enerjik, eğlenceli, sevdiklerinizle birlikte harika bir hafta sonuna açılsın sabahınız :)